Bir öğün yenen ağır yemek bile kalbi zorlamaya yetiyor

AA |  28 Temmuz 2020 Salı - 11:27 | Son Güncelleme : 28 07 2020 - 11:27

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Regayip Zehir, kalp-damar hastalığı, kalp yetmezliği ya da hipertansiyonu olanların, uyguladıkları diyetlerine Kurban Bayramı süresince de devam etmesi gerektiğini belirterek, "Ağır yemeklerden kaçınmalı ve beslenme kurallarını bozmamalıdır. Çünkü bir öğün ağır yemek bile kalp damar sağlığımıza zararlı olabilir." dedi.


Doç. Dr. Zehir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramlarında  kırmızı et tüketiminin önemli ölçüde arttığını, bilinen kalp hastalığı olan  bireylerin ise diyetlerinde kırmızı et tüketimini azaltmalarının şiddetle  önerildiğini aktardı.
 
Kırmızı etin, yağ, protein, B12, demir, Koenzim Q-10 ve karnitin gibi  önemli yapı taşlarını içerdiğini, bu nedenle sağlıklı ve dengeli beslenmenin  önemli unsurlarından biri olduğunu aktaran Zehir, "Kırmızı et sağlıklı da olsa  porsiyon miktarına, pişirme şekline dikkat etmek sağlığımız için oldukça  önemlidir. Fazla et tüketimi tansiyonu, ürik asiti ve kolesterol artışını  tetikler. Normal diyette haftada en fazla 2 gün kırmızı et tüketimi  önerilmektedir. Ayrıca etlerin yağsız olması ve görünür et yağlarının  tüketilmemesi kalp sağlığı için alınabilecek önlemlerdendir." diye konuştu.
 
Küçükbaş hayvan etinde büyükbaş hayvan etine göre daha fazla yağ  bulunduğunu, küçük hayvan eti tüketilecekse yağsız kaburga veya incik  kısımlarının tercih edilmesi gerektiğinin altını çizerek, kurban etlerinin  mutlaka görünür yağlarının ayrıştırıldıktan sonra tüketilmesini öneren Zehir, şu  bilgileri verdi:
"Bunun yanında kolesterolden oldukça zengin olan karaciğer, beyin,  böbrek, kelle, paça, dil, yürek, dalak gibi sakatatların tüketiminden  kaçınılmalıdır.  Yağsız ette bile yüzde 20 oranında yağ bulunduğundan, etli  yemekler yağ ilave edilmeden pişirilmelidir. Kurban etini tüketirken özellikle  etin yağsız kısımları seçilmeli, kuyruk yağı ve tereyağı kullanılarak yapılan  kavurma, kızarma yerine, kendi yağında pişirme, haşlama ızgara, mümkün  olabildiğince kısa süreli düşük sıcaklıkta fırında pişirme ile buharda pişirme  yöntemi tercih edilmelidir. Özellikle taze etlerin pişirilmesi için basınçlı  tencereler kullanılabilir. Zararlı kimyasal ürünlerin oluşmasına sebep olan  pişirme yöntemlerinden kaçınılmalıdır."
 
Doç. Dr. Zehir, ızgara yapılırken dikkat edilmesi gereken hususları da  aktararak, etin direkt ızgara alevine maruz kalmasının engellenmesi ve soğan,  domates, patlıcan, kabak ve havuç gibi sebzelerin de ızgaraya eklenmesi  gerektiğini söyledi.
 
"Bir öğünden birşey olmaz" demeyin
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Regayip Zehir, kurban eti ile donatılmış  sofralarda, baklagiller, tam tahıllar, kepekli tahıllar,  az yağlı süt ürünleri,  diyet lifi içeren gıdalar, sebze ve meyveler gibi diğer yiyecek türlerinin de  dahil edilmesinin önemli olduğunu belirterek, "Fakat eğer gün içerisinde fazla et  tüketilmişse protein alımını dengelemek için, proteinden zengin diğer besinlerin  alımını azaltmak gerekir. Bunların yanında dikkat edilmesi gereken diğer bir konu  da taze kesilen etlerin hemen tüketilmemesidir. Taze kesilmiş etin sindirimi çok  zordur, hazımsızlık yapabilir ve sert olmasından dolayı pişirilmesi zordur.  Dolayısıyla buzdolabında 1-2 gün bekletilmiş etin tüketilmesi önerilmektedir."  ifadelerini kullandı.
 
Sabah kahvaltısında yumurta, peynir, domates, yeşillik ve esmer ekmek  gibi sindirimi göreceli olarak daha kolay besinlerin tüketilmesinin fazla et  tüketiminden kaynaklanabilecek sindirim sorunlarını da engelleyebileceğini  aktaran Zehir, dondurulmuş etlerin pişirmek için çözüldükten sonra tekrar  dondurulmaması gerektiğini söyledi.
 
Zehir, "Kalp-damar hastalığı, kalp yetmezliği ya da hipertansiyonu  olanlar, uyguladıkları diyetlerine Kurban Bayramı süresince de devam etmeli, ağır  yemeklerden kaçınmalı ve beslenme kurallarını bozmamalıdır. Çünkü bir öğün ağır  yemek bile kalp damar sağlığımıza zararlı olabilir. Ağır bir yemek sonrası kalp  daha hızlı atmaya başlar, tansiyon yükselir ve yine kana salınan bazı hormonlar  kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır. Ağır bir yemek sonrası kanın sindirim  organlarında göllenmesi de yine hayati organlara giden kan akımını azaltabilir.  Bütün bunların sonucunda kalp krizi oluşması kolaylaşabilir. Bu nedenle bir öğün  bile olsa yüksek karbonhidratlı, kızartmalı ve yağlı yemek anlamına gelen aşırı  ağır bir yemek, kalbimizi zorlayacaktır." şeklinde konuştu.
 
Kurban Bayramı'nda kırmızı et tüketimi ile birlikte tuz kullanımının  da arttığına işaret eden Zehir, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Bu durum yüksek tansiyon hastaları için ciddi bir tehlike  oluşturmaktadır. Alınan fazla tuz miktarı kan basıncında aşırı yükselmelere yol  açarak beyin kanaması, felç ve kalp krizi riskini artırabilmektedir. Bu nedenle  tuz tüketimi günde 5 gramın altında tutulmalıdır (1,5 çay kaşığı veya 1 silme  tatlı kaşığı).  Bayram ziyaretleri sırasında sunulan ikramlar sıklıkla yoğun  tatlı içerdiği için kalp damar ile şeker hastaları bu tatlıları dikkatle  tüketmeli, tatlı alımını en az düzeye indirmeli, hafif olan sütlü tatlıları  tercih etmeli, bunun yanında şekerli içeceklerden mümkün olduğunca uzak  durmalıdır. Günlük ortalama 2,5 litre su tüketimine dikkat edilmelidir. Bayram  ziyaretleri sırasında artan çay ve kahve tüketimi nedeniyle uykusuzluk, kalp  ritim bozuklukları, mide problemleri ile karşılaşabilmektedir. Bu tür içeceklerin  tüketilen miktarlarına dikkat edilmelidir. Bayram süresince yenilen besinlerin  sindirimini kolaylaştırmak için daha fazla hareket edilmeli, mümkünse yüzerek  spor yapılmalıdır. Tabii ki hastalarımız tüm bu önerileri dikkate alırken  unutmamaları gereken bir nokta, kurban vazifelerini yerine getirirken aşırı efor  gerektiren işlerden uzak durmaları gerekliliğidir."
 

ETİKETLER

öğün yemek kalp