Tüm gerçekleri bilen biri değilim

Füsun Saka / fsaka@gazetevatan.com  |  17 Şubat 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 17 02 2018 - 2:30

Instagram’da 1 milyon 300 bin taripçisi olan Arda Erel’in İnkilap yayınlarından Kendine İyi Bak kitabı çıktı. Yazdıklarıyla pek çok insana umut veren Erel, “Bu mutlu ediyor” diyor.


Genç yaşına rağmen yaşanmışlık gerektiren yazıları nasıl kaleme alıyorsun?
 
Tamamen gözlem. Çünkü gözlem yapmaya başladığınız zaman, kendi yaşınız olmaktan çıkabiliyorsunuz. Ben 40 yaşında biriyle empati yaparken, gerçekten 40 yaşında gibi hissediyorum. 15 yaşında biriyle yaparken de, 15 yaşında gibi. Her yaşa gidebiliyorum. Her yaş olabiliyorum. Bu yüzden belirli bir yaşla insanı sınırlayıp, “çok genç ya ne yaşamış olabilir ki?” soruları bana tuhaf geliyor. Her yaşanan şeyin yaşı varmış gibi. İnsanlar aşka, ayrılığa, zorluğa, başarıya bile yaş koymuşlar. Benim için böyle şeylerin yaşı yok.
 
Sorunları için seni arayanlar oluyor mu?
 
Maalesef “seans ücretiniz nedir?” sorularıyla bile karşılaştım. Açıkçası beni çok üzdü. İnsanların algılarında beni olmadığım, hak etmediğim yere, psikolog gibi konumlandırmalarıyla hala savaşıyorum. Çünkü ben psikolog, kişisel gelişimci, NLP uzmanı, davranış bilimleri uzmanı vs. değilim. Denemeler yazan, yazı yazmakla ilgilenen, kendini geliştiren biriyim sadece. İnsanlar beni arkadaşları gibi görsün, takip etsin ve dinlesin istiyorum. “Tüm gerçekleri bilen” biri gibi değil...
 
Aşk Arda’ya göre nerede başlayıp nerede bitiyor?
 
Aşk benim için karşılıklı çekimle başlıyor. O çekimi çok az hissedebiliyorum. Bu yüzden çok insanla yaşanmışlığım yok. Ama bir kere çekim hissettiğimde de kopmam zor olabiliyor. Çekimle başlayan şey, sevgisizlikle bitiyor benim için. Sevginin azaldığı yerde kendimi göremiyorum. Tekrar sevgiyi kazanmak için uğraşıyorum, illa ki uğraşırım çünkü onu tekrar filizlendirebilirsiniz de. Ama eğer filizlenmiyorsa, benim için o kişinin hikayesi orda bitiyor.  
 
Mutluluk her zaman sandığımız yerde değil, olanla mutluyum
 
Mutlu musun?
 
Evet mutluyum. Tabii mutsuz zamanlarım olmuyor mu? Her insan gibi. Ama çocukluğunda zor şeylerle karşılaşmış insanların olgunlaştığında mutsuzluktan korktuğunu gördüm. Ben de biraz öyleyim. Mutsuzsam korkuyorum. Vakit kaybıymış gibi hissediyorum. Kaçıyorum hemen o insanın hayatından. Zamanım o kadar değerli ki. Bir yaşam verilmiş bana çünkü, harcayamam ki! Mesela değer mi vermiyor? Biraz uğraşıyorum, olmuyorsa gidiyorum. Bazıları bana “yeterince savaşmıyorsun” diyor. Savaşıyorum ama bazen yenilgiyi de kabul ediyorum. Neden diye soracak olursan, çünkü bazen biz nerde mutlu olacağımızı bilmiyoruz. Varlığıyla mutlu olacağımızı düşündüğümüz insanların yokluğunun varlığından daha iyi gelebildiğinin farkında değiliz. Hayatı anlamak ve çözmek, sandığımız kadar kolay değil. “Mutluluk” da hep sandığımız yerlerde değil, bunu öğrendim. Mutluyum, olanla mutluyum.
 
Ekşi sözlükteki eleştirileri nasıl yorumluyorsun?
 
Eleştiri, hakaret içermedikçe beni geliştiren bir şey. Kendimi geliştirmeyi sevdiğimden, eleştiriyi de seviyorum. Ama eleştirinin içinde kötü niyet olduğunda, inan dinleyemiyorum.“

ETİKETLER