Tek istek artık akan kanın durması

05 Haziran 2015 Cuma - 2:12 | Son Güncelleme : 05 06 2015 - 2:29

Diyarbakır’da bir kahvede konuştuğumuz Ahmet Amca, buradaki halkın seçimden beklentisini özetliyor: Ben hep buradayım. Koltuklar hep değişti. İnsanlar hep öldü, öldürüldü. Bu topraklara bir seçim yapılacaksa, gençlerin, ölmediği bir seçim istiyoruz


Her seçimde gözlerin çevrildiği Diyarbakır’ın kritik 7 Haziran seçimlerindeki tercihi de merakla bekleniyor. Diyarbakır’ın bu seçimde talep ettiği tek şey ise, çözüm sürecinin devamı ve akan kanın durması.  

Yaşar Kemal’in 1951’de anlattığı sur içindeki Yoğurt Pazarı’ndayım. Yaşar Kemal’in anlattığı akrep şehri, gül şehri, eşsiz tabiatıyla tezat şehrin dar sokaklarındayım. Burada tabureler yaygın. Uzaktan, taburelere oturan insanların çoğu düşünen adam heykelini anımsatıyor.

Neyi düşündüklerini anlamak için aralarına karışıyorum. 85 yaşındaki Ahmet Amca, uzun uzun bana bakarak “Daha önce ne olmuşsa şimdi de o olacak. Sürpriz beklenmesin” diyor. “Daha önce ne oldu?” dediğimde “Ben hep buradayım. Koltuklar hep değişti. İnsanlar hep öldü, öldürüldü. Bu topraklara bir seçim yapılacaksa, gençlerin, ölmediği bir seçim istiyoruz” cevabını veriyor. Ahmet Amca sözlerini “Herkes hizmet yapacağını açıklıyor. Herkes işsizliği ortadan kaldıracağını söylüyor. Biz iş istemiyoruz, yol istemiyoruz, fabrika istemiyoruz. Tek isteğimiz artık insanların ölmemesi” diye sürdürüyor. Acılı bir geçmişi anımsatan bu sözler aynı zamanda Diyarbakırlıların umutlarını taşıyor...

Değişmeyen manzara

Tabii bu noktadan hareketle “Diyarbakır dünden bugüne ne istedi? Diyarbakırlılar ne istiyor?” soruları akıllara geliyor.

Yaşar Kemal’in 64 yıl önce geldiği Diyarbakır’da kahvehanelerin o yıllarda tıka basa dolu olduğu anlatılıyor. Halkın tek isteği yolların asfaltlanması... Evet, şimdi kentin çevresinde köyler dahil yüzlerce kilometre asfalt yol bulunuyor. Kimi köstebek yuvası olmuş ama sorun bu değil. Ne mi değişti? Kahvehaneler yerine ulusal marka zinciri kafeler var artık. Çarşı pazarların yerini devasa alışveriş merkezleri aldı. siyasetçiler değişti ama barış ve kardeşlik söylemleri hep aynı kaldı...

 

 

‘Ne şiş yansın ne kebap’

Diyarbakır, Kürtlerin en politik kenti olarak görüldüğünden siyaset alabildiğine hareketli. Cadde ve sokaklarda Ak Parti, HDP, Hüda-Par ve MHP’nin bayrakları göze çarpıyor. Seçmenlerin tek isteği kalıcı barış ortamının sağlanması. Tek kelimeyle akan kanın durması. Emekli Mehmet Amca’ya da “Ne olacak bu seçim?” diye soruyorum. İri kaşlarını çatarak “Ak Parti oy kaybetmesin, HDP seçim barajını geçsin istiyoruz” cevabıyla temennisini dile getiriyor. “Neden böyle düşünüyorsun?” diye sorduğumda “Yeğen ne şiş yansın, ne de kebap; biz yıllarca acılar çektik, çekmeye devam ediyoruz. Siyasetçiler oy almak için, karalama siyaseti yürütüyorlar. Biz Ak Parti’yi çözüm sürecinin mimarı olarak görüyoruz. HDP’yi ise çözüm sürecinin tamamlayıcısı-yardımcısı olarak görüyoruz” karşılığını veriyor. Diyarbakır’da barışa ve kardeşliğe aşırı derecede inanç var. İş ve aştan vazgeçmişler tek istedikleri barış. 

Ne bekleniyor?

1.635.048 nüfusa sahip olan Diyarbakır’da 900 bin seçmen, 4 bin 300 sandıkta oy kullanacak. Toplam 11 vekil çıkaracak. 2011 genel seçimlerinde HDP 5, AKP 6 vekil çıkarmıştı. Tabii bu kez HDP’nin parti olarak girmesi dengeleri değiştiriyor. HDP’nin barajı geçememesi halinde Hüda-Par’ın bir milletvekili ile Meclis’e girmesi olası görülüyor. Hüda-Par, Genel Başkanları Zekeriya Yapıcıoğlu’nu bağımsız aday olarak destekliyor. Geçen seçim 8 binden fazla oy alan CHP’nin 1. sırada Muhsin Koçyiğit’i gösterdi. Seçimlere hummalı bir şekilde hazırlanan Ak Parti Diyarbakır’da HDP ile yarışıyor. Ak Parti bu seçimlerde Bakan Cevdet Yılmaz’ı birinci sıradan gösterirken, ikinci sırada M. Salim Ensarioğlu ve üçüncü sırada Haşim Haşimi yer alıyor.

Nakşi kökenli olması ve Mesud Barzani’ye yakınlığı Haşimi, muhafazakâr Kürt milliyetçileri tarafından öne çıkarılıyor. HDP’nin ise seçimlerde en zorlanmadığı kentlerin başında Diyarbakır geliyor. HDP’de adayların konumu, donanımı gibi konular seçmen kitlesi daha çok partiye oy attığı için pek kıstas alınmıyor. (Milliyet)