Sürgünü kayıklarla anlatıyor

08 Temmuz 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 08 07 2017 - 2:30

Büyükadalı tekstil sanatçısı Gül Bolulu’nun sürgün hikayelerinden yola çıkarak tasarladığı “Sürgün Kayıkları” sergisi 30 Eylül’e dek görülebilir.


Adalar Müzesi Aya Nikola Hangar orta bahçesinde yarın sanatseverlerle buluşacak sergide, eski kayıklar ve tezgahlarda dokunan özel kumaşlarla hazırlanan yelkenliler bir araya getiriliyor. Tasarımlar aracılığıyla, yurtlarından ayrı kalan insanların acıları saygıyla anılacak. Kendisini deniz ve yelkenli sevdalısı olarak tanıtan Bolulu’yla sergiyi konuştuk.

Sürgün ve kayıklar arasındaki bağı nasıl ifade edersiniz?

Adanın sürgün aracı ise hep kayıklar ve teknelerdir. Bu  sandallar, sürgüne giden kişilerin umutsuzluklarını, bilinmezliklerini belki de korkularını da onlarla birlikte taşımışlardı.

Sergi kapsamında kaç kayık bulunuyor?

2016’da Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen “BEZCE” sempozyumda serinin fikri de doğmuş oldu. Toplam altı kayık ile başladık. Bu kayıklar 1960’larda Ayvansaray’da üretilmişler. Ödemiş ipeklerini de yelken bezi olarak kullandım. Tekneleri şeytan dediğimiz bir aletle müze alanına aktarabildik. Dalyan’dan iki sandalı paketleyerek bir teknenin arkasına bağlayarak müze alanına taşıdık. Alan olarak geniş ve adaların tarihini anlatan bir mekan olan Adalar Müzesi’nin Büyükada’da olmasından dolayı mekan olarak burası düşünüldü.

Son olarak sürgün hikayesi dikkatinizi çeken isimler oldu mu?

Ünlü Antik Yunan düşünürü ve filozof Aristotales; İtalyan şair Dante; yazar ve insan hakları savunucusu Victor Hugo; Rus Devrimci Troçki, devrimci şair Nazım Hikmet, Şilili diplomat ve şair Pablo Neruda...