Son dakika | Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan Moody's'e tepki

AA |  15 Haziran 2019 Cumartesi - 0:17 | Son Güncelleme : 15 06 2019 - 0:59

Hazine ve Maliye Bakanlığınca, Türkiye hakkında  uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's tarafından verilen not indirim  kararının, Türkiye ekonomisinin temel göstergeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek,  "Bu nedenle kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı açısından soru  işaretleri yaratmaktadır." ifadesi kullanıldı.


Bakanlıktan yapılan açıklamada, Moody's'in not indirim kararı  değerlendirildi.

Kararın Türkiye ekonomisinin temel göstergeleriyle bağdaşmadığı, bu  nedenle kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı açısından soru  işaretleri yarattığı belirtildi.

Moody's'in yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin borçlarının  rezervlerinden 2,6 kat fazla olduğunun vurgulandığına işaret edilen açıklamada,  "Bu oran, Moody's'in bizden daha yukarıda notlandırdığı bazı gelişmekte olan  ülkelerde dahi bizim çok üzerimizdedir. Ayrıca, kısa vadeli dış borcun yaklaşık  yarısı da bankacılık sektörüne ait olup Türk bankaları ve Türk reel sektörü,  Türkiye'ye ilişkin algının oldukça kötü olduğu, CDS spreadlerinin çok yükseldiği  Ağustos-Eylül 2018'de dahi borçlarını yenileyebilmişlerdi." ifadelerine yer  verildi.

Bu yılın ilk çeyreğinde de borç çevirme oranının bankacılık sektörü  için yüzde 128, reel sektör için yüzde 165 düzeyinde gerçekleştiği bildirilerek,  döviz rezervlerine ilişkin uluslararası düzeyde üzerinde mutabakata varılmış bir  ölçüt bulunmamasına rağmen Dünya Bankası verilerine göre son 5 yıllık  ortalamalara bakıldığında Türkiye'nin ithalat üzerinden ölçülen rezerv  yeterliliğinin Türkiye ile benzer olarak tanımlanabilecek gelişmekte olan Avrupa  ülkelerine yakın seyrettiği vurgulandı.

Açıklamada, ekonomik kırılganlıklar değerlendirilirken dikkate  alınması gereken bir diğer unsurun da ekonomik aktörlerin borçluluk düzeyi olduğu  belirtilerek şunlar kaydedildi:

"Türkiye, hem toplam ekonomi hem de her bir ekonomik aktör düzeyinde  bakıldığında oldukça güçlü bir performans göstermektedir. 2018 yılı sonu  itibarıyla gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin ortalama toplam borcunun GSYH'ye  oranı yüzde 212,6 olarak gerçekleşirken, bu oran Türkiye'de yüzde 156,8'dir.

Benzer şekilde Türk kamu kesiminin borçlarının GSYH'ye oranı yüzde  33,6 düzeyinde seyrederken, gelişmekte olan piyasalar ortalaması yüzde 49,7'dir.  Türk hane halklarının borç yükü GSYH'nin yüzde 14,7'si iken gelişmekte olan  piyasalar ortalaması yüzde 37,6'dır."

Finansal sektörün borç yükünün GSYH'nin yüzde 33'ü seviyesinde  bulunduğu bildirilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Buna mukabil yükselen piyasa ortalaması yüzde 33,6 olarak  gerçekleşmiştir. Reel sektörümüzün toplam borcu GSYH'mizin yüzde 75,5'i iken  gelişmekte olan piyasalar ortalaması yüzde 91,7 düzeyindedir. Tüm bu verilerin  yanında kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesinin tamamlanması, ödemeler  dengesinde ithalat düşüşü ve ihracatta yaşanan artışla sağlanan düzelmenin reel  olarak döviz ihtiyacını ortadan kaldırması, İVME paketiyle birlikte ihracata  yönelik firmalarımızın finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve diğer reform  ajandasının kararlılıkla uygulanması, enflasyonda sağlanan düşüş trendi, artan  turizm gelirleri, Adalet Bakanlığımızın Yargı Reformu Strateji Belgesi ve bunun  gibi pek çok olumlu gelişmenin de göz ardı edildiğini üzülerek görmekteyiz.  Normal koşullarda açıklamaya gerek bile duymadığımız 'kurumların bağımsızlığı' ve  'serbest piyasa' konusu da kredi derecelendirme kuruluşunca haksız bir şekilde  ele alınmıştır."

Merkez Bankası bağımsızlığına ve Merkez Bankasının izlediği  politikalara ilişkin olarak Türkiye'nin, sabit kur rejiminin ve bağımsız olmayan  para politikasının olumsuz sonuçlarını 2001 kriziyle çok ağır bir şekilde  deneyimlediği belirtilerek, 2003'ten beri uygulanan ekonomi politikalarındaki  temel unsurun, her koşulda serbest piyasa ekonomisinin gerekleriyle uyumlu  hareket etmek olduğu vurgulandı.

Açıklamada, bugün de dalgalı döviz kuru, sermaye akımlarının  serbestliği ve girişimciliğin teşvik edilmesinin, ekonomi politikalarının  merkezinde yer aldığı, bunun aksinin Türkiye Cumhuriyeti için ne bugün ne de  yarın asla söz konusu olmayacağı kaydedildi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'nin uzun  dönem kredi notunu "Ba3"ten "B1'e düşürdü, görünümü de "negatifte" tuttu.