Sezaryen tartışması

27 Mayıs 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 27 05 2018 - 2:30

Gelişmiş ülkelerde son 20 yılda sezaryen ile doğum oranında büyük artış görülürken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)zorunlu olmadıkça sezaryenden uzak durulmasını istiyor.


Avrupa, Asya ve Amerika’nın birçok ülkesinde her dört çocuktan biri sezaryen ile dünyaya geliyor.  Deutsche Welle’in haberine göre Almanya’da doğumların üçte biri, Brezilya’da ise neredeyse her iki doğumdan biri sezaryen ile yapılıyor. Türkiye’de de benzer oranlar gözlemleniyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) 2015 yılı verilerine göre, sezaryen ile doğum oranında Türkiye OECD üyesi 20 ülke arasında birinci sırada yer alıyor. Buna göre, Türkiye’de her bin bebekten 531’i sezaryen ile dünyaya geliyor. 

Hangi durumda yapılmalı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) doğumların yüzde 10 ile 15’inin sezaryen ile yapılması tavsiyesinde bulunuyor. Doğum sırasında yaşanan komplikasyonların engellenmesi için sezaryene başvurulabileceği, bu şekilde hayat kurtarılabileceği belirtiliyor. DSÖ tarafından 137 ülkede yapılan bir araştırma, bebeklerin nasıl dünyaya geldiğini karşılaştırıyor. Araştırma, bu ülkelerden sadece 14’ünde Dünya Sağlık Örgütü’nün kıstaslarına uyulduğunu gösteriyor. Bu ülkeler arasında Ukrayna, Namibya, Guatemala ve Suudi Arabistan bulunuyor. Türkiye, Almanya, Mısır, ABD gibi ülkelerde ise gereğinden fazla sezaryen yapılıyor. Bu araştırma, doğum oranı yüksek olan ülkelerde, sezaryen oranının düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bunun da maddi durum ile bağlantısı olduğu tahmin ediliyor.

Sezaryenin riskleri
 
İlk doğumun planlı sezaryen ile yapılması, sağlık sisteminin iyi işlediği ülkelerde hiçbir sorun yaratmıyor. Ancak çoğu zaman sorunlar sezaryen sonrasında ortaya çıkıyor. Örneğin plasentanın tehlikeli bir şekilde kayma riski artabiliyor. Bunun yanı sıra sezaryen sonrasında sıklıkla kanama, tromboz ve organların birbirine yapışması durumuyla karşılaşılabiliyor. Her sezaryende anne açısından risk artıyor.Bu durum, özellikle kadınların geleneksel olarak çok çocuk doğurduğu bölgelerde sorun yaratıyor. Bazı kadınlar için sezaryen sonrasında yeniden hamile kalmak zor oluyor. 
 
Hastalık riski artıyor
 
Doğum sancıları ve doğum sürecinin bebekler için olumlu olduğu, bebeğin metabolizmasının uyum sağlamasına yardım ettiği belirtiliyor. Bebeklerin, ana karnında akciğerlerinin suyla dolduğu ve doğum sırasındaki baskının bu suyun dışarı atılmasını sağladığı ve böylelikle akciğerlerin nefes almaya hazırlandığına dikkat çekiliyor. Ancak sezaryen bu süreci engelliyor. Hazır olmadan dünyaya gelen bebek için bu durum çoğu zaman ürkütücü oluyor. Bu nedenle, sezaryen sonrasında bebekler sıklıkla sorunlarla karşılıyor, suni solunum yaptırılmaları, hatta yoğun bakıma alınmaları gerekebiliyor. Uzun vadede, sezaryen ile doğan bebeklerde astım, diyabet, alerji ve bağışıklık sistemine ilişkin diğer hastalıklara yakalanma riski artıyor.
 

ETİKETLER