Sevgiliye ayıracak zamanım yok

BURAK KARA / bkara@gazetevatan.com |  22 Temmuz 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 22 07 2018 - 2:30

Wimbledon’da gençler kategorisinde çiftlerde şampiyonluğa ulaşan 17 yaşındaki milli tenisçi Yankı Erel ile buluştuk ve başarısının şifrelerini konuştuk.


Hikayen Tekirdağ da başlıyor ve Wimbledon’da devam ediyor...

Tenise altı yaşında Tekirdağ’da başladım. Anne ve babam da tenis oynuyordu. Ben de hafta sonu yaz okuluma yazıldım. Bir süre sonra hocam İsmail Atik dedi ki “Bu çocuk solak, tenise yeteneği var gelişime de müsait” Ailem daha ciddi bakmaya başkadı duruma ve dört yıl özel ders aldım. Ardından İzmir’e taşındık babamın işinden dolayı. İzmir’de 6 ay kadar çalıştım. Yine babamın tayini çıktı ve Bursa’ya taşındık. Bursa’da da tenise devam ettim. 11 yaşıma geldiğimde Tenis Eskrim ve Dağcılık Kulübü’ne transfer oldum. Ailem Bursa’daydı. Ben üç yıl boyunca kulübün misafirhanesinde yatılı kaldım. Tek başımaydım. 14 yaşında da Koza World of Sports Tenis Akademisi’ne transfer oldum. Hala orada çalışmaya devam ediyorum.

Sık sık şehir değiştirmek ama tenisten kopmamak zor olmadı mı?

11 yaşında kendimi bu sporu adadım ve ailemden ayrıldım. Bu süreç benim için çok zor geçti. Özellikle ilk altı ay inanılmaz zordu. Evde yediğim önümde yemediğim arkamdaydı. Anne ve babam tek başıma yaşama alışmam için uzaklaştı benden. Aile Bursa’da sen İstanbul’dasın yaşın 11. Her şeyinizi kendiniz yapmak zorundasınız. Kendiniz yıkıyorsunuz, katlıyorsunuz eşyaları. Bu işleri 11 yaşında yaptım ve aslında o zaman zincirlerimi kırdım.

Okul devam ediyor mu?

Okulu hep bir köşede devam ettirdim. Çünkü çok önemli. Şimdi zaten Bahçeşehir Okyanus Koleji’nde okuyorum yüzde 100 burs verdiler sağolsunlar. Geçen yıl okulca dünya şampiyonu olduk Brezilya’da. Seneye son sınıfım. Üniversite sınavı beni bekliyor.

Gelelim Wimbledon’a. Nasıl bir atmosfer vardı? Ne gibi hisler içindeydin?

Bu benim üçüncü Grand Slam’im. Avustralya Open ve Roland Garros’tan sora ilk kez Wimbledon oynadım. Wimbledon hepsinden farklıymış. Orası bir tenis mabedi ve oldukça sofistike.

Anne babaların çocuklarına inanıp büyük fedakarlıklar yapmaları gerekiyor.

Nasıl çift olmaya karar verdiniz?

WhatsApp üzerinden! (gülüyor) Bu hikaye biraz tuhaf.. Benim farklı bir partnerim vardı çiftler turnuvası için. Sakatlandı. Başka biriyle anlaştım o da sakatlandı. Maça 2-3 gün kala Finlandiyalı arkadaşım Mika’ya sordum WhatsApp’tan. Mika’dan gelen cevap heyecan vericiydi, “Hadi şampiyon olalım Yankı!” Atladı Londra’ya geldi birkaç antrenmandan sonra maça çıktık.

Bu güne kadar nelerden feragat ettin?

Çok tatile çıkamadım, arkadaşlarla vakit geçirmedim. Hala da öyle. Rahatım dışarı çıkabiliyorum dediğim bir zaman olmuyor hiç.

Günde kaç saat çalışıyorsun?

Günde altı saat çalışıyorum. Haftada 6 gün antrenman yapıyorum.

Bunun dışındaki hayat nasıl? Kız arkadaşın var mı?

Kız arkadaşım yok. Uzak duruyorum onlardan. Olumsuz etkiliyor tenisimi. (gülüyor)

Nasıl yani, senin gelişimine engel olan kız arkadaşın oldu mu?

Evet oldu. Sonrası ilişkimi kestim.

Psikolojinin demir gibi olması için neler yapıyorsun?

O sizin elinizde. Ben çok yardım aldım psikolojik ve mental. Yararını da gördüm.

Psikoloğun sana ne gibi tavsiyeler verdi?

Derdimi anlattım. Anne babama söylemediğim şeyleri de söyledim. Anne babamın bilmediği şeyler bile benim hayatımı çok etkiliyor. Her şeyi anlattım. Oda bana yardım etti bu konuda. Bana çok yardımı dokundu.

Diyetisyenin var mı?

Evet diyetisyenim de var. Her gün yiyeceğim yemek değişiyor. İtalya’da bir yerde hangi besinlerden enerji alıp hangilerinden kaybediyorum onu öğrendim. Mesela hep muz yerdim. Son set. Muz bende enerji düşürüyormuş. Onun yüzünden maç kaybediyordum. Çilek, maydonoz, havuç, nutella yasak. Karbonhidrat ve protein ağırlıklı besleniyorum. Meyve olarak mango, ananas, üzüm yiyorum.

Kaç kalori alıyorsun günlük?

Net bir kalori yok. Mideyi rahatsız etmemesi önemli olan.

Tenise başlayacak gençler ve çocuklar ne yapsınlar?

İnansınlar ve bir hedef koysunlar.

 

Annesi İlkin Erel: Şampiyon da olsa sabah yatağını toplayacak!

Oğlunuzu nasıl bu noktaya getirdiniz?

İkin: Önce inandık. Ben gençliğimde konservatuar okumayı çok istemiştim. Liseden sonra babam izin vermedi. Ben de bir bankaya girip çalıştım. Üniversiteyi okumadım. Eşimde futbol oynamak istemişti. Babası ayakkabılarını atmış. Eşimde birlikte konuştuk. Çocuklarla konuştuk. Ne yapmak istiyorsanız onu yapın ama yaptığınız şeyin en iyisini yapın dedik. Ben Yankı’yı tenise başlatırken zaten içkiden sigaradan uzak dursun, iyi insanlarla arkadaş olsun, efendi, olsun diye başlattım. Ama iş bu noktalara geldi. Bizde tahmin edemezdik bunları.

Tarık: Ailece oturup karar verdik eğitim mi spor mu diye..

Zor oldu mu bu karar?

Tarık: Çok zor oldu. Bu konuda risk aldığımızın farkındayız.

Ne kadar para harcadınız bugüne kadar?

Tarık: Çok fazla. Biz şu anda kirada oturuyoruz. Baktığımızda 1 milyon lirayı geçmiş olabilir.

İlkin: Anneler çocuklarına en iyi muamelesi yapmasın. Benim çocuğum çok özel demesinler. Eğer çocuğu buna empoze ederseniz bir gün duvara çarpabilir. Bu sabah Yankı’yı yatağını toparlamadığı için azarladım. Bunun onun iyiliği için yaptım. Wimbledon’da şampiyon olsa da sorumluluğunu bilecek!

 

Cengiz Durmuş

Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı

Federasyondan sonsuz destek

Türkiye Tenis Federasyonu olarak hedeflerimiz dünyanın en iyi sporcusunu yetiştirmek. Yaklaşık 10 yıldır uyguladığımız stratejik bir planımız var. 81 ilde örgütlenerek tenis oynatıyoruz. Yetenekli çocuklarımızı federasyon ve bakanlığımızın desteğiyle sahiplenmeye çalışıyoruz. Yankı gibi yetenekli çocuklarımızı da bizzat birebir bir çok şeyini birlikte yöneterek ilerliyoruz. Aslında baktığınız zaman birçok bileşkeyi sporcunun arkasında bir grup oluşturarak bakanlığımızın bize vermiş olduğu hedefler doğrultusunda, şampiyonun ardında bir ordu oluşturuyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir federasyonda bu kadar sporcusuna destek veren federasyon yok.

ETİKETLER


YAZARLAR Prof. Dr. Halim Hattat Prof. Dr. Halim Hattat
Andropoza girmesi kolay çıkması zor
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Bahara merhaba diyen kitaplar
Ahmet Örs Ahmet Örs
Sosu bağlamak gerek…
Türkan Hiçyılmaz Türkan Hiçyılmaz
Kumsalda yediklerinizi nasıl yakarsınız?
Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan
Estetik dünyasında son gelişmeler
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Gıda intolerans testlerinin gerçek yüzü
Kürşad Zorlu Kürşad Zorlu
Bozkırda yeşeren başarı öyküsü…
Hasan Genç Hasan Genç
Akıllı telefonunuz tatile hazır mı?
Bahar Saygılı Bahar Saygılı
Federer’in şifreleri
Lütfü ÖZEL Lütfü ÖZEL
İşte karşınızda Selin Williams
Demet Sarova Demet Sarova
Hangi ünlü tükenmiyor ki?
Zeynep Kakınç Zeynep Kakınç
Un, tuz, şekerin alternatifi çok
Murat Çelik Murat Çelik
İrlanda’nın ata sporu boks
Ayşe Kucuroğlu Ayşe Kucuroğlu
Ege’nin iki kardeş mutfağı buluştu
Ayşe Brav Ayşe Brav
MTV’nin en şıkları kırmızı halıdan geçti
Berna Laçin Berna Laçin
Ülkenin mutlulukla bir ilgisi olmalı
Füsun Saka Füsun Saka
Ağustos havası değil
Cem Ceminay Cem Ceminay
Ey Ivana nerelerdesin bikiniliysen ‘bizımlasın’
Teoman Hünal Teoman Hünal
Burger ile sarışın, steak ile kızıl gider
Süha Derbent Süha Derbent
Yanı başınızdaki cennet Meis Adası
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Okunması gereken dünya klasikleri
Dr.Yasemin Bradley Dr.Yasemin Bradley
Sağlıklı oruç tutmanın yolları
Engin Akın Engin Akın
Korfu Adası'nda dalak dolması
Eylem Kaftan Eylem Kaftan
'Herkesin yarım kalmış hikayesi var'
Damla Doğan Damla Doğan
Snapchat filtrelerine benzemek için estetik yaptırıyoruz
Canan Tan Canan Tan
Şiddet mi, cinnet mi?
Güney Öztürk Güney Öztürk
Duvardaki tuğla olan evlatlarımız
Barış Öztürk Barış Öztürk
75 yıllık efsane Jeep