Darbecilere karşı Hrant Dink cinayeti...

Pazartesi günü Hrant Dink’in katledilişinin sekizinci yılıydı...

Sekiz yıl oldu bu cinayetin karanlığı üzerimize çökeli... Hrant Dink öleli...

Ve Hrant Dink ‘hâlâ ölüyor.’

***

Biz, ‘sessiz duran’ gerçekleri görmeye pek alışkın değiliz... Bizim gerçekleri görebilmemiz hep o gerçeklerin bağırması gerekiyor. “Ruh halimin güvercin tedirginliği” dediğinizde kimse dönüp bakmıyor. Size bakmaları için önce ölmeniz gerekiyor bu ülkede...

Ve bazen bir kere ölmek de yetmiyor bu topraklarda gerçekleri görmek için.

Defalarca ölmeniz gerekiyor gerçeği anlatmak için...

***

Hrant Dink dendiğinde hep aynı iki isim aklıma geliyor benim nedense, Yaşar Büyükanıt ve Tayyip Erdoğan...

İktidar, katili yakalıyor ama gerçeği sorgulamayı bir türlü yapmıyor çünkü...

Cinayetin hemen ardından “Hrant Dink’i devlet içindeki güçler öldürdü. Siz belgelere, bilgilere sahipsiniz, ne düşüyorsunuz?” diye sorulduğunda eski başbakana, Başbakan “Beni de tehdit ediyorlar” demiş. “Kim?” diye sorduklarında da “Kim olduklarını iyi bilirsiniz” diye eklemişti..

Haberin Devamı

***

Genelkurmay’ın 27 Nisan muhtırasından sanırım bir ay önce olan bir açıklamaydı bu... Bana hep şunu düşündürmüştü bu, Hrant Dink’i öldürmek için planlar yapılırken, bir başka tarafta da darbe planlarının yapıldığı, ülkeyi ‘düzeltmek’ isteyenlerin harekete geçmeye hazırlandığı bir dönemdi o...

Hrant Dink’in ve iktidarın düşmanları ortak gözüküyordu.

***

Cumhurbaşkanının hala tehdit edildiğini sanmıyorum... Bunu kimse sanamaz zaten sanırım değil mi gelinen noktada, o zaman bu cinayet niye hala karanlıkta duruyor?

En büyük soru bu işte...

Burada devreye Orgeneral Yaşar Büyükanıt giriyor benim okuduklarımı alt alta yazdığımda...

Hâlâ içeriğini bilmediğimiz Dolmabahçe görüşmesi, sanki çok şeyin karakutusu gibi...

Orada ne konuşulduysa...

***

Hrant Dink’in avukatı Fethiye Çetin’in Utanç Duyuyorum kitabında vardı, diyordu ki Çetin, “Dolmabahçe buluşması 2007 Mayıs’ında. Hrant Dink cinayeti 2007 Ocak’ında. Ergenekon soruşturması da Dolmabahçe görüşmesinden hemen sonra başladı. Bir ihbarla Ümraniye’deki el bombaları bulundu. İşte bu tarihten başlayarak acaba Dolmabahçe görüşmesinde bir uzlaşmaya varıldı ve bu uzlaşmada Hrant Dink dosyası pazarlık malzemesi olarak kullanılıp Hrant Dink dosyası iktidar savaşına feda mı edildi? Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde Özel Harp Dairesi’ne bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu’nun şube sayısının arttırıldığı, görev tanımının genişletildiği, asıl görevinden ziyade ülke içindeki muhaliflere yönelik faaliyetlere izin verildiği, ‘iç tehdit’ belirleme yetkisi ile belirlenen hedeflere karşı mücadele yetkisi verildiği yazılıydı. Elde bunca bilgi ve iddia olmasına rağmen niye Büyükanıt’a dokunulmadı?”

Haberin Devamı

***

ABD’nin Ankara eski büyükelçisi Pearson‘ın “Genelkurmay Başkanı Özkök’e karşı olan yedi general var. Büyükanıt’ın ise ikili oynadığı söyleniyor” diyordu Wikileaks notlarında...

Orgeneral Büyükanıt büyük bir gururla ve hiç endişe etmeden 32.günde ‘O muhtırayı evde televizyon izlerken kalktım ve ben yazdım‘diyordu..

***

Belki de ilk başlarda Orgeneral Büyükanıt darbeye inanıyordu ama Orgeneral Şenuygur, onun genelkurmay başkanlığını engellemeye, ailesi hakkında dosyalar tutmaya başlayınca fikrini değiştirdi...

Haberin Devamı

Ve Dolmabahçe’de bir anlaşma yapıldı gerçekten.. Hatırlayın, Ergenekon soruşturması sırasında Eruygur’un evinde ve işyerinde yapılan aramada Büyükanıt’ı engellemek için hakkında yaptırdığı çok geniş araştırmalar çıkmıştı.

***

Darbecileri engellemek için yapılan anlaşma karşılığında Hrant Dink cinayetinin karanlıkta kalması ortaklaşa kabul edilmiş olamaz mı?

Fethiye Çetin, “olabilir” diyor.

Siz ne dersiniz?

DİĞER YENİ YAZILAR