Probiyotikler ve prebiyotikler hastalıkları önlüyor

15 Şubat 2015 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 15 02 2015 - 2:30


Geleneksel beslenmenin bir yararı da probiyotik ve prebiyotikler açısından zengin bir beslenme biçimi olması. M-Onep Klinikleri Beslenme Uzmanı Banu Eroğuz Demirözü, ‘Boza, tarhana ve  turşu suyu güçlü birer probiyotik kaynağıdır’ diyor.

Sağlıklı bir insanın bağırsaklarında bulunan trilyonlarca canlı mikroorganizma bulunur. Önemli bir kısmı yararlı olan bu organizmalar; birtakım yararlı bakteri ve maya sınıflarıdır. Besinlerin emilimine, yağların yakılmasına, vitamin, mineral, aminoasitlerin sentezlenmesine yardımcı olurlar. Modern yaşam koşullarında vücudunuzdaki probiyotiklerin sayısı da giderek azalmıştır. Değişen beslenme alışkanlığı, geçirdiğimiz hastalıklar, kullandığımız antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve diğer birçok ilacın kullanımı, vücudumuza dost olan bakterileri azaltıp zararlı olanların çoğalmasına yol açar. 

Probiyotik ve prebiyotik nedir?

Probiyotikler’in pek çoğu süt ve süt ürünlerini barındıran laktik asit bakterileri grubundandır. Yoğurt, kefir, boza, kımız, turşu, tarhana gibi geleneksel ürünler, kaşar gravyer gibi fermantasyon süreçleri uzun olan peynirler iyi birer probiyotik kaynağıdır.

Prebiyotikler ise; bağırsakta fermente olan; kolondaki bakterilerin çoğalmasını ve etkinliğini olumlu yönde etkileyerek aynı zamanda  bulundukları vücudun  sağlığını da iyileştiren besin öğeleridir.

Prebiyotiklerin başlıca kaynakları;  Başta soğan, sarımsak, yer elması, muz olmak üzere sebzeler, tam tahıl ürünleri, kurubaklagillerdir. Organik sebzelerle kurulan turşunun suyu da yine prebiyotik açısından oldukça zengindir.

Bağırsak hareketlerini düzenliyor

- Gündelik yaşamda kullanılan antibiyotikler; vücuda zararlı bakterilerle birlikte yararlı olanları da öldürür. Bağırsak florasının bozulmasına ve ishale neden olur, bağışıklık sistemini zayıflatır. Probiyotik ve prebiyotikler; hem antibiyotik hem virütik ishallerin iyileşmesinde faydalıdır.

- Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olarak kabızlığa, ülseratif kolit vb. iltihaplı bağırsak hastalıklarına, bağırsak enfeksiyonlarına, gaz, şişkinlik vb. rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Laktoz intoleransını azaltır. Bağırsak mukozasını güçlendirerek geçirgenliği azaltır. Böylece alerjik maddelerin kana karışmasını engeller. Özellikle çocukların egzama, astım gibi alerjik hastalıkların korunmasına yardımcı olur.

- Bir probiyotik kaynağı olan kefirin tümör oluşumlarını engellediği ya da ilerlemesini yavaşlattığına dair yararlı olduğuna dair araştırma sonuçları vardır.

- Genital ve üriner system enfeksiyonlarından korur ve başgösteren enfeksiyonların azaltılmasına katkı sağlar.

Her probiyotik farklı bir rahatsızlığa iyi geliyor

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta her probiyotik ailesinin vücutta farklı bir fayda sağlayacağı gerçeğidir. Aynı antibiyotikler gibi... Nasıl kulak enfeksiyonunda kullanılan antibiyotikle diş enfeksiyonunda kullanılan farklıysa; probiyotiklerde de her probiyotik her hastalığın tedavisinde veya önlenmesinde işe yaramamaktadır. Bu sebepten birden fazla probiyotik kaynağın  dan beslenmemiz tavsiye ediliyor.

Takviye gıda olarak satılan probiyotikler de var

Geleneksel olarak üretilenlerin yanı sıra, dışarıdan probiyotik mayaların eklenmesiyle oluşturulan gıdalar da vardır. Bunlar bebek mamaları, bazı meyve suları, süt ürünleri, yoğurt ürünleri, bazı katkılı yağlar ve dondurmalardır. Probiyotik bakterilerin canlı kalabileceği en uygun gıda ürünleri; yoğurt gibi taze tüketilen fermente süt ürünleridir.

Eczanelerde yoğunlaştırılmış olarak ilaç formunda, toz ya da kapsül şeklinde de satılmaktadırlar.

Probiyotiklerin en yararlı olan tüketim biçimi geleneksel yöntemlerle üretilmiş probiyotik gıdalar tüketmektir.

Düzenli almak şart

 Amerikan Pediatri Akademisi’nin hazırladığı raporda önemle vurgulanan ise probiyotiklerin yeni bir sindirim sistemi inşa etmedikleri için enfeksiyonla savaşma etkilerinin de geçici olduğudur. Dolayısıyla düzenli olarak vücuda alınmaları gerekmektedir. Aksi takdirde doğal floradaki faydalı bakteri sayısı eski haline dönmektedir.

Anne sütü en güçlü probiyotik

Normal doğum sırasında, bebekler annelerinin doğum kanalından geçerken mikroorganizmalarla karşılaşırlar ve bu sayede bağırsaklarında probiyotik ailesine ait mikroorganizmalar üremeye başlar. Sezaryenle doğan bebekler ise tamamen farklı mikroorganizmalardan etkilenir. Dolayısıyla onların bağırsak florası farklı mikroorganizmalar içerir. Bilim insanları sezaryenle doğan bebeklerde yoğun olarak görülen astım, egzama vb. alerjik rahatsızlıkların görülmesinde bu durumun etkili olduğunu düşünüyorlar. Anne sütü güçlü bir probiyotiktir. Dolayısıyla anne sütü de bu özelliği sayesinde faydalı mikroorganizmaların büyümesine, gelişmesine ve canlı kalmalarına yardımcı olur. Bu sebeple doğumdan hemen sonra bebeği emzirmeye başlayın ve en az 6 ay emzirin.

ETİKETLER