Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Tuhaf’lıklarımı kabul ediyorum!

‘Tuhaf’lıklarımı kabul ediyorum!

30 Eylül 2016 Cuma


 
Ransom Riggs’in 2011 yılında yayınladığı ‘Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları’ adlı romanı, fantastik dünyaların usta yönetmeni Tim Burton’un yönetmenliğinde beyaz perdeye uyarlandı. ‘Alis Harikalar Diyarında’, ‘Noel Gecesi Kabusu’ ve ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ gibi fantastik ve sürükleyici filmlere imza atan Burton, herkese ‘içinizdeki tuhaflıkları kabul edin ve kendinizle gurur duyun’ mesajı veriyor.
 
‘Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları’nın, X Men vari bir konusu var. Ancak fantastik... Çok çok sevdiği, kendisini hikayelerle büyüten dedesini kaybeden Jake (Asa Butterfield), dedesinin ölürken verdiği ipuçlarıyla Galler’deki bir adaya doğru yolculuğa çıkar. Dedesinin yetiştiği Bayan Peregrine’in (Eva Green) yetimhanesini ziyaret edip, dedesinin anlattığı hikayelerin ne kadar gerçek olup olmadığını görmek zorundadır. Fakat, 23 Eylül 1943 tarihinde Almanların saldırısıyla yetimhanenin yerle bir olduğunu öğrenir. Her şeyden umudu kesmek üzereyken, Bayan Peregrine ve onun ‘tuhaf’ yetenekleri olan çocuklarıyla tanışır. 
 
Ölümsüzlük savaşı
 
Bayan Peregrine’nin patlamadan önceki güvenli 24 saat ile bir döngü yaratması, onun ve çocuklarının hayatta kalmasını sağlamıştır. Ateşi kontrol edebilmek, insanı taşa dönüştürebilmek, uçabilmek ve geleceği görebilmek gibi ‘tuhaf’ yetenekleri olan çocuklar, ölümsüzlüğü bulmaya çalışan ‘kötü tuhaflar’dan korunmaya çalışır. Evet X Men bir döngü yaratmıyordu. Ancak X Men de kendi şatosunda farklı yetenekleri olan ‘mutant’ları koruyarak bir arada tutmaya çalışıyor ve dünyayı ele geçirmeye çalışan ‘kötü mutant’larla savaşmak zorunda kalıyordu. Açıkçası ben ölümsüzlüğü isteyen ‘kötü’leri daha çok sevdim :) Sürekli dünyayı ele geçirmeye çalışanlardan gına gelmişti. Gerçi ölümsüzlüğün sonu da eninde sonunda dünyada hakimiyet kurmayı getiriyor. Bundan kaçış yok yani :)
 
Burton’ın her filminde onun yarattığı dünyayı keşfe çıkmak inanılmaz keyif veriyor ve gerçek dünyanın sıkıntılarından bir süreliğine uzaklaştırıyor. Muazzam bir görsel şov izlediğimiz Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları da bu etkiyi yaratmasına rağmen bir 10-15 dakika daha kısa olabilirmiş. Ya da işin savaş kısmı daha heyecan verici ve sürükleyici bir şekilde ilerleyebilirmiş...
 
Kendinle gurur duy!
 
Burton, film ile ilgili “Çocukken farklılığın verdiği hisleri asla unutmazsınız. Bu sizinle birlikte sonsuza dek kalır. Çocukken canavar filmlerini çok sevdiğim için ‘tuhaf’ olmakla damgalanmıştım. Bunun gibi durumlarla çocukluğunuzda karşılaştığınız kadar ilerideki hayatınızda da karşılaşıyorsunuz. Dışarıda böyle hisseden çok fazla insan olduğunu biliyorum” diyor. Ve filmde vermek istediği ‘Tuhaf ol. Sadece bunu kabul etme, bu farklılıklarınla gurur duy’ mesajını önümüze bir bomba olarak bırakıyor. ‘Bomba’ diyorum, çünkü bunu söylemek ne kadar kolaysa yapması bir o kadar zor. İnsanlar sizi yargılarken, sanki bu dünyadan değilmişçesine gözlerini size dikerken... İşte tam bu sorun için Burton’ın önerisi, ‘tuhaf’ların birbirine vereceği sonsuz destek ve kötülerle savaşma cesareti...  
 
Jake’in, ‘normal’ ailesine mi, ‘tuhaf’larla kurduğu aileye mi kendini daha yakın hissedeceğini, bunca karmaşa içinde aşkına sahip çıkıp çıkamayacağını öğreneceğimiz film, ne kadar yer yer sabretmemizi istese de görselliği, oyunculukları, müzikleri ve muhteşem savaş sahnesiyle mutlaka izlenmeli.    
 
‘Barron’ adlı ‘kötü tuhaf’ karakteri canlandıran Samuel L. Jackson’ın sahneleri kısa ama eğlenceli.
 
Sosyal medyada #StayPeculiar (#TuhafOl) etiketiyle kampanya başlatıldı.