Gazetevatan.com » Yazarlar » Çağan Irmak etkili ‘X-Men Apocalypse’

Çağan Irmak etkili ‘X-Men Apocalypse’

20 Mayıs 2016 Cuma


 
Mutant dünyasının merakla beklenen yapımı ‘X-Men: Apocalypse’ nihayet seyirciyle buluştu. Bir kez daha dünyayı kurtarmaya çalışan Profesör Charles Xavier önderliğindeki Mystique, Beast, Storm, Quicksilver, Jean Grey, Cyclops ve Nightcrawler oluşan X-Men takımının duygusal sahneleri, bol ağlatmalı Çağan Irmak’ın filmlerini aratmıyor.
 
 
Apocalypse, İncil’de ‘dünyanın sonu’nu ifade ediyor. Film, milattan önce dünyanın ilk mutantı En Sabah Nur’un (Sabahın İlk Işığı) kendini daha da güçlendirme töreniyle açılıyor. Dünyayı, dört savaşçısıyla (İncil’de mahşerin dört atlısı) fetheden En Sabah Nur, ölümsüz olmak için bulduğu tüm mutantların güçlerini kendine transfer ettiriyor. Böylece yeni bir bedene ve yeni güçlere sahip oluyor. Ancak ne var ki son törende halk “Sen tanrı değilsin” diyerek olayı sabote ediyor. Yıkılan piramitin altında kalan En Sabah Nur, uzun ve derin bir uykuya dalıyor. Ta ki 1980’lerde bir tarikat tarafından bulunana kadar. Derin uykusundan uyanan En Sabah Nur, dünyanın yeni halini pek beğenmiyor doğal olarak. Bir mutantın hırsızlık yaptığını görünce, mutant birliği kurarak tekrar dünyayı ele geçirme planı yapıyor. Ancak bunun için öncelikle geçmişin tüm izlerini silmesi gerekiyor.
 
Aile babası Magneto
 
Diğer tarafta ise Magneto’nun yaşanan son olaylardan sonra Rusya’da kendine ailesiyle yeni bir hayat kurmaya çalıştığını izliyoruz. Mutant kimliğini gizlemeye çalışan Magneto, bunda pek başarılı olamayınca yıllarca dost olduğu insanlarla karşı karşıya geliyor. Anlıyor ki mutantlar ve insanlar arasında mutlak bir barış mümkün değil. Karşısına Apocalypse çıkınca da çok düşünmeden bu birliğe katılmaya karar veriyor. Buraya kadar biraz durağan ilerleyen film, Apocalypse’nin, kendinde olmayan insanların düşüncelerini okuyabilme ve bağlantıya geçebilme gücünün Profesör Charles Xavier’da olduğunu fark etmesiyle hareketleniyor. Ve savaş başlıyor...
 
Klasik müzik eşliğinde savaş
 
-Film, mutant güçlerine odaklanıp dramatik yapısından ödün vermiyor. Batman V Superman’de olduğu gibi sadece ışın savaşları izlemiyoruz. Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı’nda kahramanların iç dünyalarını görmemizle yeşeren umutlar, X-Men’de yerini mutluluğa bırakıyor.   
 
 
-234 milyon $ bütçeye mal olan yapım, harcanan paranın hakkını veriyor. Görsel efektler ve kalabalık sahneleriyle adeta şov yapıyor. 
 
-Çizgi romana sadık kalınmayan yapımda, Jennifer Lawrence’in canlandırdığı Mystique karakterine fazlaca yer veriliyor. Bu açıdan eleştiriler alacak olsa da ben bu kararı beğendim. Genç mutantlar için kahraman olarak görülen Mystique, savaş boyunca onlara elinden geldiğince yol gösteriyor. Ee bu da onun daha fazla görünmesini etkili kılıyor. 
 
-Wolverine severler de kısa da olsa mutlu olacak. Dünyanın en sert maddesi ‘adamantium’ iskeletli ölümsüz Wolverine, en zorlu anlardan birinde ortaya çıkıyor. İleride aşk yaşayacağı Jean Grey ile ilk karşılaşmaları çok romantik olmasa da hikayenin başlangıcını anlatması açısından önemli. ‘Game of Thrones’ dizisindeki Sansa Stark rolüyle büyük bir üne kavuşan Sophie Turner, Jean Grey rolüne yakışmış.        
 
-Yönetmenliğini Bryan Singer’ın üstlendiği film, oldukça hareketli sahneler içermesine rağmen gözü yormuyor. Özellikle söylemeden edemeyeceğim, çok hızlı koşma yeteneğine sahip Quicksilver’ın kurtarma sahnesi ve mutantlarla iletişim kurma anı, klasik müzik eşliğinde muazzam...   
 
-Gelelim başlığımızın hakkını veren sahnelere... Quicksilver, Magneto’nun oğlu. Aslında bu bir sır değil. Babası hariç, önüne gelene bunu söylüyor. Magneto, Quicksilver’a “Neden buradasın?” diye sorduğunda, “Ailem için” cevabını alıyor. Bu anlarda deli gibi baba ve oğulun birbirine sarılmasını, geçmiş yılları telafi etmesini falan bekliyorsunuz. Ve Magneto’nun ailesi ile olan sahnelerde, yani bir X-Men filminde gözünüzden damlalar dökülüyor. Çağan Irmak’ın ‘Babam ve Oğlum’ sahnelerini hatırlıyorsunuz.  
 
Öğrencilikten çıkıp bir takım olma yolunda ilerleyen X-Men elemanlarının hikayesinin anlatıldığı film bence oldukça başarılı. Birçok sorunun cevabını veriyor ve bağlantıları kuruyor.