Gazetevatan.com » Yazarlar » Tarafını seç

Tarafını seç

06 Mayıs 2016 Cuma


 
Marvel Comics’in ‘Civil War’ çizgi romanından uyarlanan Captain America: Civil War (Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı), görsel efekte boğulmamış sahneleri ve gerçek duyguları olan süper kahramanlarıyla rakiplerine fark atıyor.
 
İnsanlığı korumak, tek başlarına yeterli olamayacakları olayların üstesinden gelebilmek için bir araya gelen süper kahramanlar ordusu ‘Yenilmezler’in yeni filmi Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı, yılın en merakla beklenen yapımlarından biriydi. Ekibe dahil olan isimler açıklandıkça heyecan artıyordu. Neyse ki beklenen gün geldi. En baştan şunu belirtmemde fayda var; hiç sıkılmadan, ‘Bu ne yaaa’ demeden 2.5 saat izleyeceğiniz, üzüleceğiniz, sevineceğiniz, güleceğiniz bir yapım sizi bekliyor. 
 
 
‘Yenilmezler’ gruplaşıyor
 
Filmin açılış sahnelerinde iyi bir yapımla karşılaşacağımızın sinyalleri veriliyor. Görevde olan ve kimyasal bir bombayı kaçırmaya çalışanlarla savaşan Yenilmezler, çok uğraşmalarına rağmen masum insanların ölmesine neden oluyorlar.
 
Bakanlığın sabrını taşıran bu olay sonrasında Yenilmezler’in artık Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı çalışılması üzerine karar alınıyor. 117 ülkenin imzaladığı anlaşmanın geçerliliği elbette Yenilmezler’in de imzalamasıyla geçerlilik kazanacakken bu karar ekibi ikiye bölüyor. Kaptan Amerika ve onu destekleyenler (Falcon, Kış Askeri, Hawkeye, Ant Man ve Scarlet Witch) asla bir anlaşmaya bağlı kalarak, otorite altına girmek istemiyor. Iron Man ve destekçileri (Black Widow, War Machine, Black Panther, Vision ve Örümcek Adam) ise zarar verdikleri masum insanları düşünerek belki de böyle bir gücün altında olmanın onları daha otokontrollü yapacağına inanıyor. Aslında iki tarafın da niyeti insanlığı kurtarmakken bunu devletin himayesi altında yapıp yapmamak konusunda fikir ayrılığı yaşanıyor. Siz de içten içe bir tarafı seçmek zorunda kalıyorsunuz.   
 
Bu olayın üzerine, Sebastian Stan’ın canlandırdığı Bucky Barnes, görev adıyla Kış Askeri’nin BM toplantısının bombacısı olarak duyurulması işleri karmaşık bir hale sokuyor. Kaptan Amerika eski dostu Bucky’nin bu işte bir suçu olmadığını hissederek onu korumaya çalışıyor. Iron Man ve ekibi ise artık devlet kontrolünde çalıştıkları için onları tutuklama emri alıyor. Yakın arkadaşların birbirlerini ikna etme ve savaşma sahnelerini izlemek bu andan itibaren büyük zevk veriyor. Yönetmenler Anthony ve Joe Russo’nun çektiği gerçekçi sahneler kendini izlettiriyor. Kahramanların, süper güçlerini bir tarafa bırakıp yumruk yumruğa dövüştükleri sahneleri özellikle çok beğendim.
 
Görsel efekte boğulmuyor
 
Süper kahraman filmleri herkesin tercihi olmayabilir. Bu çok normal. Bunda yıllarca hiçbir kusuru, duyguları olmayan, süper güçlü kahramanların yaratılmasının büyük etkisi var. Ancak artık devir değişti. O masallar da etkisini yitirdi. Bunun farkında olan Marvel, karşımıza kanlı canlı, sinirlenen, gerektiğinde korkan, çok konuşan, arkadaşını korumaya çalışan, seçimler yapan, romantik anlar yaşayan ve yeri geldiğinde canı yanan kahramanlar çıkartıyor. Hatta onları yemek yaparken bile görebiliyoruz. Böylece filmler çok daha izlenilesi bir hale bürünüyor.
 
DC Comics’in geçtiğimiz günlerde yayınlanan ‘Batman ve Superman: Adaletin Şafağı’ filminde de yapılmak istenen aslında buydu. Ancak ortada tam bir konu olmayışı ve filmin görsel efektlere boğulmasıyla hiç de istenilen sonuç ortaya çıkmadı. Kahramanların Savaşı’nda gözü yoran hiçbir görsel efekt yok. Sadece bazı sahnelerin çok hızlı ilerleyişi bir şeyler kaçırmış hissi yaratıyor. Diğer yandan hem Batman ve Superman’de hem de Kahramanların Savaşı’nda ana konunun süper kahramanların masum insanlara zarar veriyor olması, savaşlar sırasında ölen insanların ailelerinin intikam çabasının ele alınması beni şaşırttı. Süper kahramanlar dünyasında ciddi bir konu sıkıntısı çekildiği açık bir şekilde ortada.
 
Örümcek Adam’ın filme dahil olması, resmen neşe getirmiş. Liseye giden Peter Parker, hayranı olduğu süper kahramanlarla bir yandan savaşırken bir yandan sohbet etmeyi de ihmal etmiyor.