Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Saklı’ hayatlar

‘Saklı’ hayatlar

22 Nisan 2016 Cuma


Benim notum: *****

‘İki Çizgi’ ve ‘Rüzgarlar’ adlı filmleriyle tanınan Selim Evci’nin yazıp yönettiği 3. uzun metraj filmi ‘Saklı’, kendi içimizde derin bir yolculuğa çıkmamızı sağlıyor. Kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız duygularımızla yüzleşmemizi istiyor

Saklı, konusu itibariyle, son yıllarda üzerimize üzerimize gelen birbirinden komik olmayan ancak ‘komedi’ amacıyla çekilmiş filmler içinde çok farklı bir konuya sahip. Neredeyse Türk sinemasının artık sadece bu filmlerden ibaret olacağını hissederken neyse ki nefes almamızı sağlıyor.

İlk olarak filmin oyuncu kadrosu etkilemeyi başarıyor: Daha çok müzisyen kimliğiyle tanıdığımız ancak oyuncu tarafını da kanıtlayan İlhan Şeşen, altından kalkamayacağı rol olmadığını düşündüğüm Settar Tanrıöğen, dizilerden dizilere koşabilecekken seçici davranıp kendini özlettirmeyi başaran Türkü Turan, ‘Arka Sıradakiler’den gün geçtikçe ön sıralara geçmeyi başaran ve temiz oyunculuğu ile izleyeni mutlu eden Pelin Akil…

Film, birbirinden oldukça farklı iki ailenin, birbirleriyle, ilginç ve bir o kadar da dramatik kesişme hikayesini anlatıyor. Mahir Bey (İlhan Şeşen), ünlü bir müzisyen. Karısı henüz genç denecek bir yaştayken vefat etmiş. Koca evde kızıyla (Pelin Akil) tek kalmış. Kızının da öyle çok arkadaşı yok. Hatta film boyunca yalnızca bir arkadaşından bahsediyor ve evine davet ediyor, o da okuldan arkadaşı Duru (Türkü Turan). Duru, bir yanda arkadaşının sakin ve modern yaşamını, diğer yanda iletişim kurmakta zorlandığı ailesini görüyor. Duru’nun babası Ali Bey (Settar Tanrıöğen), her ne kadar ‘geleneklerine bağlı, ailesine düşkün’ bir Türk erkeği olarak tanımlansa da aslında bu şekilde görünmeye çalışan, kendi birçok hata yaparken aynı şeyleri kızlarının yapmasından korkan bir baba. Elbette ‘namusu’ için yaşıyor ve bu konuda en ufak bir sorunu bile kaldıramıyor. Ara ara kızlarına bekaret kontrolü yaptırmayı da ihmal etmiyor.   

Aralarında çok büyük yaş farkı olan Duru ve Mahir Bey arasında, karşı koyamadıkları bir yakınlaşma başlıyor. Herkesten saklı bir şekilde yaşanan bu duygular, ikilinin korkuları nedeniyle bir noktadan öteye gidemiyor.

Saklı, Cezayir’de gerçekleşen Annaba Film Festivali’nde ‘En İyi Oyuncu Ödülü’ne (İlhan Şeşen), 52. Uluslalarası Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen Ödülü’ne, 3. Antakya Altın Defne Film Festivali’nde de ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ödülüne layık görüldü. 
 
- Filmin asıl olayı olan Mahir Bey ve Duygu arasındaki yakınlaşmanın süreçlerini filmde göremiyoruz. Duru’nun Mahir Bey’e nasıl bir şeyler hissetmeye başladığını, kimin açıldığını, birbirlerinin nelerinden etkilendiklerini, birlikte zaman geçirmeye nasıl cesaret ettiklerini vs…

- Duru’nun babasıyla iletişim kuramaması, onun yaşlarında bir erkeğe ihtiyaç duyması, Mahir Bey’in ünlü bir müzisyen olması gibi etkenler ya da etkenlerden biri bu ilişkinin yaşanmasını sağlamış olabilir. Ancak bunları da görmekte zorlanıyoruz. Çünkü Duru karakteri aşırı sessiz, her şeyi kendi içinde yaşayan, az biraz da dengesiz biri… Bir yandan Mahir Bey’e hayranlık duyup onunla olmak istese de sık sık yaşıyla ilgili kendince espriler yapmaktan ve Mahir Bey’in yaşındaki birini zorlayıcı şeyler istemekten kendini alıkoyamıyor.

- Filmdeki yer yer gereksiz sahneler, yer yer de eksik sahneler rahatsız ediyor. Örneğin filmin daha ilk girişinde masada sadece Mahir Bey ve kızı kahvaltı ediyorken bir anda Duru’nun kahvaltıya dahil olması şaşırtıyor. 

- Settar Tanrıöğen oyunculuğuna bir kez daha hayran bırakıyor. Bir dakika önce sert, kuşkucu bir dakika sonra şeker mi şeker baba rolüyle filme hareket getiriyor. 

Konusu, oyunculukları, görüntüleri itibariyle izlenecek güzel yapımlardan Saklı… Ancak biraz daha karakterlerin neler yaşadıklarını, düşündüklerini anlayabilsek, olayların öncesi ve sonrasını görebilseydik harika olurdu.

 

 

Sevişme sahneleri dozunda

Film henüz vizyona girmeden İlhan Şeşen ile Türkü Turan arasındaki sevişme sahneleri hakkında Şeşen’in “Bu sahnelerde zorlandım” açıklamasını filmin PR şirketi tarafından basına servis edilmesi harika bir tanıtım atağıydı. Mutlaka haberi yapılacak bu sahneleri, en azından bir açıklama ile yayınlatmak olumlu bir etki yaptı. Meraklar önden giderilmiş oldu. Bana sorarsanız sevişme sahnelerinde rahatsız edici hiçbir şey yok. Asıl anlatılmak istenen duygular olduğundan zaten dozu çok iyi ayarlanmış.