Gazetevatan.com » Yazarlar » Hem hızlı ve öfkeli hem de ölümsüz

Hem hızlı ve öfkeli hem de ölümsüz

30 Ekim 2015 Cuma


 
Büyü, cadı, kahramanlık konularını veya Vin Diesel’i sevenler böyle buyursun. Vin Diesel’in başrolünü üstlendiği ‘Son Cadı Avcısı’ tam size göre.
 
Film, 1300’lerin ortasında Kraliçe Cadı’nın yaydığı kara veba salgını nedeniyle ailelerini kaybeden bir grubun, Cadı’nın yaşadığı mekana saldırmasıyla başlıyor. ‘Hızlı ve Öfkeli’ serisinin hırçın karakteri Dominic ile gönüllerde taht kuran Vin Diesel’in canlandırdığı Kaulder, Kraliçe Cadı’yı kılıçla öldürmeyi başarıyor. Ancak hesaplamadığı bir durumla karşı karşıya kalıyor: Kraliçe Cadı, ölmeden hemen önce onu ölümsüzlükle lanetliyor.
 
Kraliçe Cadı’nın ölmesiyle, insanlar ve cadıların barış içinde yaşaması için ‘Balta ve Haç Konseyi’ kuruluyor. Kaulder, 800 yıl boyunca bu konseyin çatısı altında huzuru bozmaya çalışan cadıları avlayarak zamanını geçiriyor. Bu süreçte Kaulder’a tarih yazıcısı 36. Dolan (Michael Caine) dostluk ediyor. Bir yandan Kaulder’ın avladığı cadıların istatistiklerini konseye sunan Dolan, diğer yandan hayatta kimsesi olmayan bu adama arkadaşlık ediyor.
 
36. Dolan’ın öldürülmesiyle gerçekler de ortaya çıkıyor. Kraliçe Cadı, bazı cadılar tarafından intikam amacıyla tekrar diriltilmeye çalışılıyor.Böylece, Kaulder ve Kraliçe Cadı arasında yarım kalan savaş kaldığı yerden devam ediyor.
 
Vin Diesel’e Game Of Thrones’un yaralı güzeli, Jon Snow’un tek aşkı Rose Leslie Cadı Chloe karakteriyle ve Yüzüklerin Efendisi serisinin Frodo Baggins’i Elijah Wood, 37. Dolan karakteriyle eşlik ediyor.
 
Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor ki film; kılıçlar, büyüler ve eşyalar (item) açısından orta dünya terimlerinden esintiler taşıyor. Knight Online, Metin2 ve Word of Warcraft gibi online oyunları oynayanlar bu dili anlamakta hiç zorluk çekmeyecektir.
 
Senaryo konusunda ise Keanu Reeves’in başrolünde olduğu 2005 yapımı Constantine filminden ve İngilizlerin Beowulf destanından izler taşıyor. Konunun ilerleyişi filmle ve destanla aynı. Neredeyse tıpa tıp aynı sahneler bile var. Senaryonun bu kadar klişeler üzerinden gidiyor olması can sıkıcı bir duruma dönüşüyor. Ne zaman ne olacağını kestirmek çok zor olmuyor.
 
Peki, film genel olarak istenileni veriyor mu? İşte burası tartışılır.
 
Şunu söylemezsek olmaz: Bu film, Vin Diesel karizmasını görmek isteyenler için bulunmaz bir nimet. Her ne kadar 800 yıl tek başına yaşıyor olmak karakter üzerinde bir ağırlık yaratmışsa da, bu durum, Vin Diesel’e farklı bir hava katmış diyebiliriz. Fakat bu yeterli olmuyor. Özellikle dövüş sahnelerinde aşırı yakın çekim yapılması seyircinin bütün algısını dağıtıyor. Kim ne yapıyor, kime vuruyor belli olmuyor. Kaulder’ın sürekli 800 yıl önce kaybettiği ailesi ile ilgili flashback’lere yer verilmesi ve bunlarla yaratılmaya çalışılan etki-tepki inandırıcılığı öldürüyor. E insaf yani! 800 yıl geçmiş.Hayatında hiç mi bir şey değişmedi?
 
Ayrıca Kraliçe Cadı ve onun sağ kolu ‘Belial’ karakterinin zayıflığını da söyleyebiliriz. Ölümsüz bir kahramanın karşısında daha güçlü kötüler olmalıydı sanki…
 
Eğer büyü, cadı ve kahraman hikayelerinden hoşlanıyorsanız hele de ‘Vin Diesel olsun yeter’ diyorsanız ‘Hiç kaçırmayın’ derim. İyi seyirler dilerim.
 
Kısa kısa: 90 milyon $’a çekilen filmin ilk hafta hasılatı 11 milyon $. 
 
Filmin ikincisinin geleceği de verilen mesajlar arasında yer alıyor.