Gazetevatan.com » Yazarlar » Nolan Oscar yolunda

Nolan Oscar yolunda

21 Temmuz 2017 Cuma


Sinema dünyasının yaşayan efsanesi, yapımcı ve yönetmen Christopher Nolan’ın, 2. Dünya Savaşı’ndaki bir kurtarma operasyonunu ele alan ‘Dunkirk’ adlı filmi vizyona girdi. Yapım, gerçekçi görüntüleri, Hans Zimmer imzalı müzikleri ve Nolan sinematografisi ile bu yılın şimdiden en güçlü Oscar adayı

 

Nolan, 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan Dunkirk olayını, diğer adıyla Dinamo Operasyonu’nu beyazperdede anlatacağını açıkladığında herkeste bir şok etkisi yaratmıştı. ‘Interstellar’ ve ‘Inception’ gibi bilimkurgu alanında kült filmlere imza atan Nolan’ın bu tercihi, bilimkurguya mesafeli yaklaşan Akademi’ye bir göz kırpma bence. Daha önce adaylıklar kazanan ancak alamayan Nolan’ın “Vermediğiniz Oscar’ı eninde sonunda almasını bilirim”ini ben hissettim açıkçası.

Filmin konusu kısaca şöyle: 2. Dünya Savaşı sırasında, 1940 yılının Mayıs ayında Almanya’nın net üstünlüğü söz konusu. İngiltere, Kanada, Fransa ve Belçika askerlerinden oluşan müttefik ordularının 400 bin askeri, Fransa’nın İngiltere’ye çok yakın olan Dunkirk sahilinde köşeye sıkıştırılmış. Deniz ve düşman askerleri arasında sıkışıp kalan askerler istenilse saniyesinde yok edilebilir. Ancak Almanya, askerlerin nasılsa yakında yemek ve susuzluktan öleceğini düşünüyor ve cephaneliğini boşa harcamak istemiyor. Arada havadan bombalayarak askerleri kurtarmaya gelen gemileri ve iskeleyi batırıyor. Ve biz, hayatını kurtarmaya çalışan genç askerlerin çırpınışlarıyla baş başa kalıyoruz.

Bir süre sonra da İngiliz Başbakanı Churchill’in çağrısıyla sivil halkın tekneleriyle askerleri kurtarma macerasını izliyoruz. 

Hava, deniz ve kara…

En baştan söyleyeyim. Nolan’ın da dediği gibi bu bir “Savaş draması”. Yani etrafa saçılan uzuvlar ve kan gölü yok. Hatta oldukları çaresiz durumun içinde ağlama krizlerine giren askerlerin görüntüleri, sevdiklerinin fotoğraflarına bakıp konuyu başka yöne çeken sahneler bile yok. Olaylar birbirine girmiyor. Amaç ve mesaj çok net. Savaşın etkileri, hayatta kalma mücadelesi, sivil halkın cesaret ve dayanışma ruhu… Tansiyon sürekli artarak devam ediyor.

Nolan, olayı üç farklı açıdan anlatıyor. Havadan, denizden ve karadan…

Film, karada (1 hafta), Tommy adlı askerin (Fionn Whitehead) düşmanın çevirdiği alanda su ve yemek ararken açılan ateşten sahile doğru kaçışıyla açılıyor. Diğer askerler gibi sadece evine dönmek isteyen Tommy, Gibson (Aneurin Barnard) ve Alex (Harry Styles) ile hareket etmeye başlıyor. İlk kez bir filmde rol alan Fionn’ın, One Direction grubuyla ünlenen, şu an kariyerine solo devam eden şarkıcı Harry Styles’ın ve Anerurin’in performansı çok iyi.

Denizde (1 gün) sivil halktan Dawson (Mark Rylance), oğlu Peter (Tom Glynn-Carney) ve Peter’in arkadaşı George’ın (Barry Keoghan) tahliye için kendi hayatlarını tehlikeye atmasını izliyoruz. Geçtiğimiz yıl ‘En İyi Yardımcı Erkek’ Oscar ödülünü kazanan Rylance ve ona eşlik edenler harika iş çıkarıyor. 

Havada (1 saat), Royal Air Force pilotlarından Farrier (Tom Hardy) ve Collins’in (Jack Lowden) askerleri kurtarmaya giden gemileri koruması anlatılıyor. Birçok kişinin görmek için sabırsızlandığı Hardy, yine yapacağını yapıyor.   

Nefes kesici görüntüler

IMAX ve 70 mm film formatında çekilen filmin görüntü yönetmenliği koltuğunda ise ‘Interstellar’, ‘Spectre’ ve ‘The Fighter’ gibi filmlerle tanıdığımız Hoyte van Hoytema oturuyor. Özel efektlerin çok sınırlı kullanıldığı filmde doğal ve gerçekçi görüntüler bizi bizden alıyor. Nolan’ın daha gerçek görüntüler uğruna kameraları uçaklara bağladığı da biliniyor. Bu görüntülere, Hans Zimmer’ın tempoyu arttıran, endişe ve gerilimi hissettiren müzikleri eşlik ediyor. Film müziklerinin ustası Zimmer’ın, Dunkirk eserleri, otoritelere göre bugüne kadar yaptığının en iyisi.  

 

Nolan, Hoytema, Zimmer, Hardy, Rylance ve diğerleri… Efsane bir kadrodan efsane bir yapım… Süper kahramanlara boğulduğumuz şu yaz günlerinde ilaç gibi geliyor.