Gazetevatan.com » Yazarlar » Muhteşem 1920’ler

Muhteşem 1920’ler

03 Şubat 2017 Cuma

‘Gecenin Kanunu’ hikayesine inanmakta zorlanmamıza rağmen 1920’leri harika bir görsellikle anlatıyor: Aşk ve suç, iç içe geçiyor.


Oscar ödüllü Ben Affleck’in seveni olduğu kadar sevmeyeni de fazla. Hatta başarısız olmasını bekleyenlerin fazlalığını sosyal medyadaki yorumlardan görebiliyoruz. Ancak kim ne derse desin, 44 yaşındaki Affleck, yaptığı her işle bir adım daha ileri gitmeyi başardı. Batman v Superman filminde Batman’e hayat verip, yeni filmde hem Batman’i canlandırıp hem de filmin yönetmenliğini üstleneceğini açıklarken -yönetmenlikten önceki gün vazgeçti- bir yandan da ‘Live By Night’ (Gecenin Kanunu) filminin çekimlerini tamamladı. Hırsı ve çalışkanlığına saygımız sonsuz!

İntikam için taraf seçmeli

Bugün vizyona giren ‘Live By Night’, Dennis Lehane ve Ben Affleck’in ‘Gone Baby Gone’dan (Kızımı Kurtarın) sonra ikilinin ikinci iş birliği. Affleck, daha önce Lehane’nin yazdığı ‘Gone Baby Gone’ adlı romanı senaryolaştırıp yönetmenliğini de üstlenerek beyazperdeye uyarlamış ve ilk kez yönetmen koltuğuna oturmuştu. Film büyük bir başarı elde etmişti.

‘Live By Night’ da yine Lehane’nin aynı isimle yazdığı romanından uyarlama. Affleck, hem senaryo ve yönetmenliği üstleniyor hem de başrol Joe Coughlin’e hayat veriyor. Dramatik suç gerilimi türündeki film, 1920’lerde geçiyor. Üç kez Oscar kazanan görüntü yönetmeni Robert Richardson ve Oscar adayı kostüm tasarımcısı Jacqueline West’in yarattığı 1920 dünyası muazzam. Özellikle parti sahnesindeki The Great Gatsby’yi (2013) hatırlatan kıyafetler şahane. 

İçki yasağının devam ettiği yıllarda, suça bulaşmış Boston’da, Maso ve Albert White adlı iki mafya patronunun arasındaki içki piyasasını elinde bulundurma savaşı gittikçe büyüyor. İki taraftan da birçok insan ölüyor. Hayatını çalarak kazanan Joe,

Maso’nun hem sevgilisini hem de parasını çalmaya çalışınca ister istemez hayatta kalmak ve intikam almak için kendine bir taraf seçmek zorunda kalıyor. Piyasada var olma mücadelesi başlıyor.

Kendi kurallarını koy!

Joe, büyük ‘Amerikan rüyası’ balonunun sönüşüne şahit olurken diğer yandan güçlü olmak için ‘kendi kurallarını koyması’ gerektiğini de çok iyi biliyor. Ancak ne olursa olsun güçlü olmak için gaddar olunmaması gerektiğini de düşünerek hareket ediyor. Filmde, Joe’nun babasından gelen tavsiye çok önemli: “Bu dünyaya kattığın her şey sana geri döner”.

Loretta Figgis rolünde Elle Fanning, Emma Gould rolünde Sienna Miller ve Graciela rolünde Zoe Saldana resmen döktürüyor. Suç, içki, kumar, aşk, kovalamaca, çatışma... Her şey iç içe geçiyor. Erkeklerin dünyasında kadınların olmazsa olmaz olduğunu, tüm savaşların bir anda bir kadınla ya da ona duyulan aşkla nasıl yön değiştireceğini görebiliyoruz.

Diyaloglar oldukça etkileyici. Her bir cümle özenle seçilmiş, üzerine düşündükçe anlamları artıyor. Ancak aynı şeyi bitmek bilmeyen aksiyon sürecinde yaşanacak heyecan için söyleyemeyeceğim. Affleck’in sakin duruşu, sanki bir ganster filmi izlemiyormuşuz izlenimi yaratıyor. Kendimizi olaya inandırmaya zorlarken buluyoruz.

Yine de bir dönem sıkça beyazperdede gördüğümüz gangster filmlerine iyi bir dönüş öncülüğü yapacağı için mutluluk veriyor.