Gazetevatan.com » Yazarlar » İçimizdeki ‘Tereddüt’

İçimizdeki ‘Tereddüt’

16 Aralık 2016 Cuma


Ecem Uzun ve Funda Eryiğit’in başrollerini üstlendiği Yeşim Ustaoğlu imzalı ‘Tereddüt’, uzun bir festival yolculuğundan sonra bu hafta vizyona giriyor. Dünya Prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan film, özellikle Uluslararası Antalya Film Festivali’nde Uluslararası Yarışma bölümünde ‘En İyi Film’, ‘En İyi Yönetmen’, ‘En İyi Kadın Oyuncu (Ecem Uzun)’, Ulusal Yarışma bölümünde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödüllerini kazandı.

Açıkça söylemeliyim ki Uluslararası Antalya Film Festivali’nde bir türlü boş salon bulup izleyemediğim filmin ödül törenindeki başarısı beklentilerimi hayli yükseltmişti. Bir kısım filmdeki bazı sahneleri fazla erotik bulduğunu anlatırken bir kısım da konuya olan hayranlığını dile getiriyordu.

Çıkmazın içindeki kadınlar

Film, birbirinden bir o kadar farklı ancak benzer hayatlar yaşayan Elmas (Ecem Uzun) ve Şehnaz’ın (Funda Eryiğit) kesişen hayatlarını anlatıyor. Elmas, henüz 18 yaşında. Daha doğrusu kimliğindeki yaşı bu. Ufacık bir kız çocuğu. Köyünde ailesiyle yaşayıp okuluna gidip gelirken bir anda 30’larını aşmış bir adamla zorla evlendirilip sahil kenarındaki kasabaya taşınıyor. Tüm gününü evde, kocasının şeker hastası annesine bakmakla ve ev temizlemekle geçiriyor. Kafasını pencereden çıkarmaya korkuyor. Kendi hayatı yok. Ona çizilen sınırlar içerisinde yaşama tutunmaya çalışıyor. Sadece nefes alıp veriyor ve söylenenleri harfiyen yerine getiriyor.

Şehnaz ise, ilk bakışta Elmas’ın tam tersi bir yaşam sürüyor. Bu sahil kasabasının hastanesinde psikiyatr olarak çalışıyor. Hafta sonları kocasının yanına İstanbul’a gidiyor. Dışarıdan bakıldığında her şey mükemmel. Kendisini seven bir eşi, işi ve sosyal hayatı var. Ancak Şehnaz’ın hayatındaki eksik kısımlar kendini sürekli hissettiriyor. Eşine yetemediği kuşkusuyla kendi kendini yiyor. Aslında o da bir çıkmazın içinde olduğunu anlıyor ve sesini çıkarmaya korkuyor. Konu o kadar bizden, arkadaşımızdan, komşumuzdan, iş arkadaşımızdan izler taşıyor ki kısa sürede içimiz düğüm düğüm oluyor.

Yüzleşme ve yeni başlangıçlar

Şehnaz ve Elmas’ın buluşması tabii ki kötü bir olay sonucu gerçekleşiyor ve iki kadın hayatlarının yüzleşmesini aynı zamanda yaşıyor. 

Gelelim filme gelen ilk eleştiriye... Funda Eryiğit’in yer aldığı sevişme sahneleri, konuyu anlatmak için gerekli olduğu kadar evet biraz daha dengede tutulabilirdi. Fakat, tercihen bu şekilde kullanılan sahneler, bence filmin başarısını ve Eryiğit’in gerçekci oyunculuğunu gölgelememeli. Bu tür sorunlar nerdeyse her evde, her ilişkide yaşanıyor. Bunları göz ardı etmek olayların daha da büyümesinden başka bir sonuç çıkarmıyor.

Ecem Uzun’un aldığı tüm ödülleri sonuna kadar hakettiğini de ayrıca vurgulamak lazım. 1992 doğumlu Uzun, doğal oyunculuğuyla harikalar yaratıyor. Sadece, özellikle Uzun’un canlandırdığı Elmas’ın, bir ara şiveli gibi konuşmasından sonra İstanbul Türkçesi ile “Annem ve babam öyle kararlaştırdılar” demesi filmden bir süre kopmama neden oldu.

Kraliçe’nin yolculuğu

Bu yıl ülkemizdeki festivallerde de kadın ve çocuk odaklı filmlerin ağırlıkta olması nedeniyle 2013 Bollywood yapımı ‘Queen’ (Kraliçe) filmini ayrıca hatırlatmak istiyorum. Hindistan gibi düğüne çok önem verilen bir ülkede, düğünden bir gün önce nişanlısı tarafından terk edilen Rani, balayına tek başına çıkmaya karar veriyor. İlk defa evinden ailesinden uzaklaşıp Avrupa’ya gidiyor. Ve, aslında başka dünyaların da olduğunu keşfedip, kaybettiği güvenini kazanma yolunda müthiş bir içsel yolculuk da yaşıyor. Rani’yi canlandıran Kangana Ranaut’un performansı uzun süre etkisinde bırakıyor.