Gazetevatan.com » Yazarlar » Girit’te Konya’yı aramak

Girit’te Konya’yı aramak

12 Mayıs 2014 Pazartesi


Girit’e geldiğimden beri düşünüyorum: “Hanya’yı Konya’yı görürsün” lafının kökeni ne acaba?

Ne zaman Facebook veya Instagram’da (@gezginsincap) Hanya’dan bir fotoğraf paylaşsam bir takipçi “Anlarsın Hanya’yı, Konya’yı” lafıyla ile ilgili bilgi veriyor.

Kimi kendi ailesinden referans göstererek “Hanya’ya Konya’dan gelen Türkler yerleştirilmiş. Kandiye’ye de (İraklion) Gebze’den gelenler. Bizim ailenin yarısı Gebze kökenli Giritli, yarısı Konya kökenli Giritli. Laf buradan geliyor” diyor.

Kimi ise lafın esasının “Görürsün Hanya’yı Kandiye’yi” olduğunu söylüyor.

Ama en ilginç iddia şu: Lafın esasının “Hanya’yı Gonya’yı görürsün” şeklinde olduğu.

Gonya?? Evet Gonya. Öyle bir köy varmış Girit’te.

Türkçe sağlam bir şey bulamayınca Yunanca başlıyorum aramaya. Wikipedia’da iki madde çıkıyor karşıma: Gonia Manastırı ve Asigonia.

Gonia Manastırı, Osmanlı’nın adaya ilk çıkartma yaptığı nokta. Hanya’nın 26 kilometre batısında bir koyun kenarında kurulu görkemli bir manastır. Osmanlı topları 1645’te manastırı yerle bir etmiş. Elbette yeniden yapılmış ama daha sonra Girit isyanı sırasında da yine fena tahrip edilmiş. Bu arada bayağı bir katliam da olmuş tabii.

“Asigonia” ise Hanya ile Resmo (Rethimno) arasında, dağlarda bir köy. Başındaki “Asi” Osmanlı tarafından konulmuş. Bildiğiniz isyancı manasında. Silahları her daim ellerinde, Osmanlı’ya her fırsatta isyan eden bir köymüş. 1821’de başlayan Girit isyanı sırasında da aktif bir rol oynamışlar. Muhtemelen Müslüman Türkleri katleden çetelerin çıktığı köylerden biri.

“Anlarsın Hanya’yı (G)Konya’yı” deyimi hangisini kastediyor bilmiyorum. İç Anadolu’daki Konya olması zayıf olasılık gibi geliyor bana.

Peki olumsuz tınısı niye? Neden bu iki yeri görmek dünyanın kaç bucak olduğunu görmek manasına geliyor?

Bir iddia Girit’in sürgün yeri olmasından kaynaklı imiş. Yani “söyle sen o lafı da gör bakalım seni nasıl sürüyorlar Hanya’ya, Gonya’ya” anlamında.

Öbür iddia (bu daha çok Yunan tarafının iddiası) çok fazla katliam yaşanan iki bölge olduğu için “katliam gibi bir felaket gelir başına” manasında söylendiği...

Hanya’da beş minare

1700’lerde Hanya neye benziyormuş da sürgün yeri olmuş (ve bundan üzülüyorlarmış) bilmiyorum ama şu an bildiğim çok çok güzel bir şehir olduğu.

Minicik nefis bir limanı var. Venedikliler inşa etmiş. Hem mendireği, hem deniz fenerini hem de kıyısındaki binaları. O yüzden de adı Venedik Limanı. Mendireğin üzerindeki deniz feneri şimdiye kadar gördüğüm en güzel, en zarif fener. Ve dünyanın ayakta kalmış en eski fenerlerinden. Limanda bir de Küçük Hasan Paşa Camii var. Veya daha çok bilinen adıyla Yalı Camii. Şimdiye kadar gördüğüm en tuhaf camilerden biri. Kocaman bir ahtapot gibi görünüyor. 1923’ten beri kullanılmıyor. Minaresi daha önce yarımmış. Derken hepten yıkmışlar. Sonra binayı restore etmişler ve Yunanistan’daki her cami gibi o da halk sanatları müzesi/sergi salonu olmuş. Fakat daha ilginci şu: Minareyi yeniden dikmeye karar vermişler! Yunanistan’da Batı Trakya dışında ayakta minare pek göremezsiniz. Girit’te ise minareler yeniden yapılıyor!

Limanın etrafı daracık sokaklarıyla tarihi Hanya şehri. İnsanı mutlu eden bir yer. Denize sırtınızı dönerseniz sağ tarafı Türk, sol tarafı Rum mahallesiymiş. Türk mahallesinin eski adı: Tophanas! Yani Tophane! Hanya’nın bir başka mahallesinin de adı “Kumkapı” iyi mi!

Türk turistler buraya henüz akın etmediği için mönüler Türkçe olmamış daha. Ama yakındır... Garsonlar ufak ufak Türkçe konuşmaya başlamış bile...

Yarın: Girit’te Maldivler’den bir köşe: Balos