Gazetevatan.com » Yazarlar » Koronavirüs iş kazası olarak değerlendirilir mi?

Koronavirüs iş kazası olarak değerlendirilir mi?

11 Mart 2020 Çarşamba

Koronavirüs Türkiye'de de görüldü. Çalışan herkesi çok yakından ilgilendiriyor. Koronavirüs iş kazası olarak değerlendirilecek mi? İşyerlerinde alınacak önlemlerin işverenler açısından en önemli noktası bu sorunun cevabı. Hastalık ülkemizde daha ilk vakasını göstermiş olsa da daha önce yaşanmış ve Yargıtay tarafından kararı verilmiş benzer bir vaka üzerinden durumu ele almamız gerekiyor.


Ne yılmışsın 2020…Tarihe geçeceksin her takvim gününle…Bir virüsümüz eksikti o da geldi başımıza... Tehlike sınırları aştı ve artık kapımıza dayandı. Bilmeyen duymayan araştırmayan kalmadı. Yine de kısaca bilgi vermek gerekirse,Koronavirüs (2019-nCoV), ilk olarak Çin’in Vuhan eyaletinde aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileriyle (ateş, öksürük, nefes darlığı) bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlandı.

 

Önce Hubei eyaletindeki şehirlere sonra Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine, akabinde İtalya, Güney Kore, Japonya, İran, Fransa, Almanya, Amerika derken seyrüseferde ki gemilere kadar yayıldı. Dün, tüm süreci her ayrıntısıyla takip ederek vatandaşıyla her gelişmeyi paylaşan Sağlık Bakanımızın yaptığı açıklamayla hastalığın artık bizim sınırlarımızı da aştığını öğrenmiş olduk.

YA ÇALIŞMA HAYATI?

Bütün dünyayı etkisi altına alan virüs birçok ülkede hayatı durdurmuş durumda.Özellikle kalabalık alanlarda bulunmak risk haline geldi. Plazalar, iş ve alışveriş merkezleri ile üretim alanlarında yani virüsün yayılabileceği yerlerde olmak şimdiden endişeye neden olmuş durumda.

Şimdi herkese oldukça önemli görevler düşecek;

  • Tüm işletmelerin İSG kurullarını acilen toplayarak durumu her ayrıntısıyla değerlendirmesi gerekecek. İşyeri ve çalışma alanlarında alınacak önlemleri belirlenmesi gerek. Dezenfaktanların temini, konumlandırması, hijyen kurallarının takibi, maske temini ve kullandırma zorunluluğu gibi kararlar alınması ve ivedilikle hayata geçirilmesi gerekecek.
  • Koronavirüs hastalığı belirtileri ve korunma yöntemleriyle ilgili bilgilendirme yapılması ve duyurulması yararlı olacaktır.
  • İşyeri hekimlerimiz için yoğun bir mesai dönemi başlayacak. Tüm çalışanların gözetim altında tutulması gerekecek. Mevzuat kapsamında belirli süreler dahilinde yapılması gereken sağlık kontrollerinin ve periyodik muayenelerin arttırılarak virüs tanılarının ve tespitinin yapılması önem arz edecek.
  • Virüs riski olan ülkelere veya şehirlere seyahat zorunluluğu olan personellerin,14 gün kuralına riayet edilerek çalışma alanlarına dönmelerine dikkat edilmesi gerekecek. Tekrar işe başlamada ise hekim onayı veya tam teşeküllü olarak temin edilecek çalışabilir sağlık raporunun alınması koruyucu önlem olarak alınması gerekecek.

EVDEN ÇALIŞMA MÜMKÜN MÜ?

İş Kanunu’nun 14. maddesinde uzaktan çalışma düzenlenmiş. Buna göre, işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi uzaktan çalışma olarak tanımlanıyor.

Bu çalışma şekli elbette ki tüm sektörlere uygun olmayacak. Ancak bu kararı alacak işverenlerin, geçici olarak evden çalışmayı yazılı olarak kural altına alması, çalışanların evden çalışma biçimlerin belirlemesi ve buna yönelik olarak gerekli çalışma düzenini kurması gerekecek.

KORONAVİRÜS VAKASI İŞ KAZASI OLARAK DEĞERLENDİRİLECEK Mİ?

İşyerlerinde alınacak önlemlerin işverenler açısından en önemli noktası bu sorunun cevabı.Hastalık ülkemizde daha ilk vakasını göstermiş olsa da daha önce yaşanmış ve Yargıtay tarafından kararı verilmiş benzer bir vaka üzerinden durumu ele almamız gerekiyor.

TIR şoförü olarak çalışmakta iken ölen sigortalının mirasçıları tarafından açılan dava bu konuda emsal niteliktedir. Yargıta’ya intikal eden davada işçinin tır şoförü olarak Ukrayna'ya gittiği, iş yerinin bulunduğu Trabzon iline dönerken kendisini iyi hissetmediği için hastaneye müracaat ettiği ve söz konusu hastanede muayene edilerek raporun teşhis kısmına; “akut üst solunum yolu enfeksiyonu, tanımlanmamış” yazıldığı, iki gün sonra KTÜ Hastanesi'ne “bir haftadır öksürük, balgam, hâlsizlik, 2 gündür 40 derece ateş” şikâyetleri ile başvurduğu, hastane tarafından H1N1 (domuz gribi) ve ARDS (akut solunum sıkıntısı sendromu) teşhisiyle tedavi altına alındığı ve 10 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat ettiği belirtilmiştir.

Yargıtay'ın 21. Hukuk Dairesine intikal etmesi üzerine verilen kararda; “Yasada iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlandığından, olayın etkilerinin bir süre devam ederek zaman içinde artması ve buna bağlı olarak sonucun daha sonra gerçekleşmesi mümkündür. Yani, iş kazası ani bir olay şeklinde ortaya çıkıp, buna bağlı olarak zarar, derhâl gerçekleşebileceği gibi, gazdan zehirlenme olayında olduğu şekilde etkileri daha sonra da ortaya çıkabilir. Sonradan oluşan zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunması şartıyla olay iş kazası kabul edilmelidir. Yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hâl ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı hâlde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir şartın varlığı aranmamalıdır…

Somut olayda, tır şoförü olan davacı murisinin… tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği, … tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin … tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikâyetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu takdirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır” hükmüne varmıştır.

Tek dileğim endişesini, korkusunu, acısını hissetmeden, iş kazası mıdır sorularına mahal vermeden, bu müsibetin çaresinin bulunması. Ancak;hem ülkemizi hem sosyal hayatı hem de çalışma hayatını zor günler beklediği aşikar.Bana bir şey olmaz demeyin; Alacağınız her önlem önce seni sonra beni koruyacak…