Matematik'te neden sınıfta kaldık?

Burak Kara / bkara@gazetevatan.com  |  02 Nisan 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 02 04 2017 - 2:30

YGS'de fen ve matematikteki başarısızlık tablosu değişmedi. 40'ar soruluk testlerde doğru ortalaması matematikte 5, fende 4,6. Geleceğe yön veren şirketlerin yöneticileri ve bilim insanlarına "Matematiksiz gelecek nasıl olacak?" diye sorduk.


Matematiksel düşünmeyen çocukları kölelik bekliyor (Prof. Dr. Ali Nesin)

Temel eğitimde zekâ aranmaz, ortalama bir zekâ bile temel eğitimde başarılı olabilmelidir. Öğrenci açısından bakacak olursak, başarılı olmak için elbette çalışmak gerekiyor. Çalışmak da büyük ölçüde tek başına yapılan bir iştir, yani başarı yalnızlık gerektirir. Çocuklarımızı uzun süre yalnız kalıp yoğunlaşabilmelerini sağlamalıyız. İlk öğretimin ana amaçlarından biri de bu olmalı.

Bu evrende anlayabildiğimiz şeyleri mantık ve matematik sayesinde anlarız. Anlamanın başka da bir yöntemi yoktur. Gerisi felsefeye, dine, sanata filan girer. Dünyayı anlamak isteyen herkes matematiğe başvurmak zorundadır.

Matematiksel düşünmeyen çocukları kölelik bekliyor! Matematiksel düşünmeyi bilmeyen biri başkasına inanmak zorundadır, başkasının kölesidir yani. Matematiksel kafa kendi doğrularını belirler, hemen inanmaz, kontrol eder, sonra yanılabileceğinin farkındadır, yani aslında daha demokrat ve toleranslı olur. Matematiğin beyin gelişimine katkısı oldukça fazladır. Düşündürtür, sorgulattırır, neden sonuç ilişkisi kurar, ikna eder ve ikna ettirir. En önemlisi çözüm aratarak yaratıcı olmamızı sağlar. Batı dünyasını Batı dünyası yapan matematiktir. Tüm teknolojik yenilikler matematik sayesinde mümkün olmuştur. Uygarlığımızdan matematiği ve katkılarını çıkar, taş devrine geri döneriz.

Çocukların üzerinde başarmak için, ana, baba, mahalle baskısı var. En büyük başarılır yüzlerce başarısızlıktan sonra gelir. Hatta hep başaran hiçbir şey başaramamış demektir. Yüz metre rekortmeni herhalde rekorunu kırmadan önce binlerce defa başarısızlığa uğradı. O yüz metre rekortmeni başarısızlıktan korksaydı rekor kırabilir miydi?

Ebeveynlere tavsiyem; önemli olan çocuğun yoğunlaşma kapasitesini artırmaktır. Bu, ta bebeklikten başlar. Çocuk iyiyse, rahatsız edilmesin, hayal dünyasında yaşasın, tek başına kalsın. Yoğunlaşmayı artırmak için piyano, satranç, lego, pul koleksiyonu, kitap okuma gibi etkinlikler yararlıdır. Televizyon da kilere kaldırılsın lütfen.

Çocuklar kodlama ve matematik öğrenmeli (Cavit Yantaç - Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı)

Fen, matematik ve okuduğunu anlayarak kendini ifade edebilme, eğitim uzmanları tarafından 21. yüzyıl için gerekli en önemli yetkinlikler arasında değerlendiriliyor. Bizim de Türkiye olarak bu konularda mutlaka ileriye adım atmamız gerekiyor. Ezberlemek yerine anlayan, deneyen, deneyimlerini çevresiyle paylaşan, bu paylaşımlara gelen geri bildirimlerden öğrenen öğrenciler yetiştirmemiz gerekiyor. Böyle bir yaklaşım, yani “deneye ve deneyime” yönelik yaklaşım, 21. yüzyılda Türk gençlerinin daha üretken ve rekabetçi olmasını sağlayacaktır.

21. yüzyıl, analitik yeteneklerin çok öne çıktığı bir yüzyıl. Ancak tek başına matematik, fen veya kodlama tarafında gelişmenin yeterli olmayacağını düşünüyorum. Otonom (kendi kendine gidebilen) araçları düşünün. Arabalar kendi kendilerine giderken, insanların, bu konudaki hukuki sistemi, şehir planlamaya etkisini, ticarete etkisini belirleyecekler. Araçların kendi kendine gidebilmesini sağlayacak sistemleri de, yine insanlar kodlayacak ve bunun için matematik, fen, kodlama bilgilerinin olması gerekecek. Yani, gelecekte, hem sosyal konular, hem de hem de matematiksel ve algoritmik konular önemli olacak.

AB, ABD, Güney Kore, Singapur gibi eğitim alanında üst seviyede olan ülkeler, aşağıdaki yetkinlikleri, eğitim sistemlerinin ana değerleri olarak kabul ediyorlar: düşünme ve öğrenmeyi öğrenme; kültürel yetkinlikler, etkileşim ve kendini ifade, özbakım, çok dillilik, bilişim yetkinlikleri (kodlama ve algoritma geliştirme dahil olmak üzere), girişimcilik, sürdürülebilir geleceği inşa etme. Çocuklarının matematik, fen, sosyal bilimler, kodlama konularında dengeli bir eğitim almasını sağlamalarını öneririz.

Gençler STEAM öğrenmeli (Yalım Eriştiren - Intel Türkiye Genel Müdürü)

Bugüne baktığımızda dünyanın çok ciddi bir değişim ve dönüşüm içinde olduğunu görüyoruz. Bunun hızlanarak devam edeceğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu dönüşüm beraberinde yepyeni yaklaşımları ve yetkinlikleri de getiriyor. İşbirliği (Collaboration), dijitalleşme, eleştirel düşünce, Problem tanımlama ve çözümleme gibi özetleyebileceğimiz bu yaklaşım ve yetkinlikleri biz 21. yüzyıl yetkinlikleri olarak tanımlıyoruz. Artık hayat boyu öğrenme yetkinliğini çocuklarımıza aşılamaya calışmalıyız. Bununla da ögrenmeye hevesi artarak çoğalan, meraklı, sorgulayan ve eleştirel bakış açısı geliştirebilen bir nesil yetiştirebilmeyi hedeflemeliyiz.

Bununla birlikte, yaşadığımız bu dijital dönüşüm kapsamında, gelecekte özellikle STEAM (Science  ‘Fen’, Technology  ‘Teknoloji’, Engineering  ‘Mühendislik’, Art  ‘Sanat’, Mathematics  ‘Matematik’) alanları ekseninde düşünebilen ve bu disiplinleri bir araya getirebilen çalışanların daha kolay ve daha yüksek getirili işler bulabileceği konusunda bilinçlendirme kampanyaları yapılması gerekiyor. Burada sadece okulların ve devletin değil velilerin ve öğrencilerin de bilinçlenmesinin önemi çok büyük. Bu başlıklardan da görülebileceği üzere, başarı matematiksel düşünme ile sanatı, yaratıcılığı ve genel anlamda sosyal bilimleri harmanlayarak mümkün olacak.

Çağı algoritmik ve analitik düşünebilenler şekillendirecek (Ufuk Tarhan - Füturist)

Bu sonuçlar bir anlamda, eğitim sistemimizin konkordato ilan etmesi gerektiğini gösterir. Olumsuz tablonun bana söylediği “eğitim sistemimizin, güncel ve gelecek dünyanın gereksinim duyduğu nitelikte insan yetiştirmek konusunda yükümlülüklerini yerine getiremeyecek derecede acze düştüğüdür”.

Ağırlıklı olarak bilim, teknoloji, mühendislik, sanat, matematik, alanlarının (STEAM) kısacası algoritmik ve yaratıcı düşünce sisteminin baskın olarak gerekli olduğu günümüzde ve gelecekte çok radikal adımlar atmamız, paradigmalarımızı değiştirmemiz gerektiğinin acil çağrısıdır. 

Eğitim sistemimiz gelişimin, öğrenmenin ilk adımı olan “merak” ı desteklemek değil, kösteklemek, köreltmek üzerine kurulu. Bu değişmediği sürece “lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmak” ile eşdeğer bir noktada çakılıp kalacağız. Bunların hepsinin ve tabii ki sanat ve sporla beslenen bir bünyenin odaklı, disiplinli, çok çalışması, antrenman yapması gerekir. Bu silsilede yetişen, gelişen insanlar bölük pörçük detaylarda kaybolmazlar. Ancak körü körüne, anlamlandıramadan ezber yapmak beyin intiharıyla eş değerdir.

Olay bu kadar yalın ve sadedir aslında… Geleceği algoritmik, analitik düşünebilenler şekillendirecek ve şekillendiriyor da zaten. STEAM yoksa gelecek de yok!

ETİKETLER