Kurtulmuş: Bakanlara saldırsınlar diye PKK'ya izin verdiler!

16 Ağustos 2016 Salı - 23:40 | Son Güncelleme : 16 08 2016 - 23:40

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, "Mutlaka bu darbenin bir yerlerde, bir şekilde bir siyasi ayağının olması gerekir. Türkiye'nin siyasi tecrübesi bunu söylüyor. Kimdir, nedir o bizim işimiz değil. Biz siyaset olarak bu tespiti yaparız." dedi.


 
Kurtulmuş, 24 TV'de gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları  cevapladı.
 
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından tehlikenin  tamamıyla geçip geçmediğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, "Tehlikeden ne  anladığımıza bağlı. Bir silahlı kalkışma anlamında Türk Silahlı Kuvvetleri zemin  olarak kullanılarak yeniden bir darbe teşebbüsünün yapılabilmesi artık imkansız."  diye konuştu.
 
Kurtulmuş, örgütün, 40 yıl hazırlık yaptığını, birçok yerde kripto  elemanlarının olduğunun bilindiğini ifade ederek, bu örgütün hala içeride  dışarıda çok farklı bağlantıları harekete geçirebilme imkanının bulunduğunu dile  getirdi.
 
"Artık bir darbe tehdidi, yakın planda Türkiye için kalmamıştır. Ama  tehlike olarak görürsek, devlete karşı bir saldırıda bulunan, devleti ele  geçirmek için halkın üstüne ateş açmaktan dahi çekinmeyen bu eli kanlı terör  örgütünün sonuna kadar kazınabilmesi de bir vakit alacaktır" değerlendirmesinde  bulunan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
 
"Kararlılıkla bu mücadele devam ediyor. Devlet olarak, hükümet olarak  bu mücadele devam ediyor. Ama bütün bunlardan çok daha önemlisi devleti ve  hükümeti ciddi şekilde destekleyen, kuvvetlendiren; FETÖ örgütüyle mücadelede  sürekli arkasında duran bir halk desteği var. Bunlarla birlikte Allah'ın izniyle  kökünü kazıyacağız, bunların hepsinin burunlarından fitil fitil getireceğiz."
 
"Birtakım kontrol edilemeyen bireysel eylemler içerisinde  olabilirler"
 
FETÖ’nün bu aşamadan sonra Türkiye üzerinde olumsuz algı operasyonları  yapabileceğine vurgu yapan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
 
"Türkiye'de 'ekonomi kötüye gidiyor' gibisinden bir algı  oluşturabilirler, bunun için çalışabilirler ya da Türkiye'de insan hakları  ihlalleri, bu OHAL ile ortaya çıkan uygulamaları istismar edebilirler. Ya da çok  sayıda firari asker olduğunu, emniyetin içerisinden çok sayıda firari olduğunu  biliyoruz. Bunlar, birtakım kontrol edilemeyen bireysel eylemler içerisinde  olabilirler. Bunları bir 'korku olsun' diye söylemiyorum, çok disiplinli olarak  bunlar takip ediliyor, kontrol ediliyor ama sonuçta uyanık olmamız lazım. Hükümet  olarak bunlara fırsat vermeyeceğiz. Nerede olurlarsa olsunlar, Türkiye'deki  toplumsal hayatın her tarafından ayıklanmaları için üzerimize düşen sorumluluğu  yerine getireceğiz."
 
"Örgütle ilgisi olmayan vatandaşlarımız hiç çekinmesin, korkmasın"
 
FETÖ'nün nereye kadar nüfuz ettiğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, çok  titiz bir şekilde bütün kurumlar nezdinde bu örgütle irtibatlı olanların  listelerinin yapıldığını belirtti.
 
Bunların da çok büyük oranda isabetli bir şekilde yapıldığını ifade  eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Kurunun arasında yaşlar varsa onlar düzeltilecektir. Örgütle ilgisi  olmayan vatandaşlarımız hiç çekinmesin, korkmasın. Kimsenin kılına zarar  gelmeyecek. Herkes, bulunduğu yerde işlerini yapmaya devam edecek. Çok büyük bir  tahribat olduğu aşikar. Hem halkın kurumlara bakımından hem kurumların  içerisindeki insanların birbirine güveni bakımından hem de kurumlar arası güven  bakımından çok ciddi bir kayba uğradığımız aşikardır. Örneğin TSK içerisindeki bu  eşkıyaların, asker elbisesi içerisindeki bu darbecilerin sadece darbe yapma  dolayısıyla Türkiye'ye verdiği bir zarar değil, aynı zamanda da TSK içerisinde  ortaya çıkardığı çok büyük bir tahribat var. Kurumun hem kendisinin bu tahribatı  hızla kapatması hem de TSK'nın gerçekten itibarlı bir şekilde yeniden  Türkiye'deki toplumsal hayatın, devletin bir kurumu olarak içinde yer alması  gerekiyor."
 
Şifreli mesajlar
 
FETÖ elebaşının hala Pensilvanya'dan birtakım şifreli mesajlarla ne  yapmaya çalıştığı yönünde bir soruya cevap veren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
 
"Gördüğüm kadarıyla öncelikli meselesi, Türkiye’ye iade edilmemek.  Türkiye'ye iade edilmemek için kendisine muhtemelen destek vermiş olan birtakım  çevrelere diyor ki 'Benim hala belli bir gücüm var. Türkiye’de hala belli şeyleri  yapabilme, karıştırabilme kabiliyetim, yeteneğim var. Bir takım adamlarım var.'  Bu şifreli mesajların bu amaçla da kullanıldığını düşünüyoruz. İkinci olarak da  kendisine destek olan kitlesine, ümit ediyorum ki artık çok büyük bir kısmı  buradan çözülmüştür, ama kalanları derleyip toparlamaya çalışıyor. 'Yıkılmadık,  ayaktayız. Hesabını soracağız' mesajı vermeye çalışıyor. Dolayısıyla çok taraflı,  çok politik bir haleti ruhiye içerisinde sürekli politik mesajlar verebilen bir  durumda. Ben bunların hem kendisini destekleyenlere, hem kendi örgütünün  mensuplarını ayakta tutmak için söylenmiş olan psikolojik sözler olduğunu  düşünüyorum."
 
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye’de bu kadar çok üzerine nefret  toplayan bir grubun olmadığına dikkati çekerek, hem "Feto"nun kendisi hem bu  grubun yaptığı işler hem de halkın üzerine bu kadar acımasızca ölüm kusmuş  olmalarının, bunların, büyük bir nefretin de altında bulunduğunu gösterdiğini  ifade etti.
 
FETÖ elebaşının Amerika’da tutunup tutunamayacağı sorusuna karşılık  Kurtulmuş, şöyle konuştu:
 
"15 Temmuz'u bir milat olarak görürsek, 7 Ağustos da Türkiye için bir  milattır. 7 Ağustos'taki mitingde ortaya konulan milli birlik ve beraberlik  tablosu, Türkiye'nin bütün siyasi partilerinin liderlerinin meydana gelmesi,  farklı bütün kanaatlerden insanların meydana gelmesi ve orada varlıklarını çok  yüksek sesle ortaya koymaları bir milattır. Artık hiç kimsenin, dünyanın en büyük  mitingindeki bu mesajı görmezden gelme, duymazdan gelme şansı kalmamıştır. Ayrıca  aynı gün Türkiye'nin diğer 80 ilinde yaklaşık 10 milyon insan sokaklara çıktı.  Herkes şunu söyledi; 'Feto’yu iade edeceksiniz, bu örgüte olan desteğinizi  ortadan kaldıracaksınız.' Bu mesaj, 6 Ağustos'a göre 7 Ağustos'tan sonra çok daha  kuvvetli bir şekilde ortadadır. Çok açık bir kere daha ifade ediyorum, Amerika  Birleşik Devleti'nin yöneticileri herhalde kendi milli menfaatlerini korumasını  bilen insanlardır. Bu anlamda saf insan olduklarını zannetmiyorum. Şöyle bir  tercihle karşı karşıyalar; ya bir terörist başı, eli kanlı, kendi halkından 240  kişiyi bir gecede katletmiş örgütün lideri ya da 79 milyon Türk halkı. Bu kararı  verecek olan Amerikalı yöneticilerdir. 7 Ağustos’tan sonra bu kararı verme  noktasında bizim açımızdan çok daha olumlu bir noktaya geldiklerini düşünüyorum.  Eğer böyle davranmazlarsa kendi milli menfaatleri bakımından da yanlış yapmış  olurlar."
 
"Hiçbir darbe ya da darbe teşebbüsünün siyasi ayağının olmaması  düşünülemez"
 
Kurtulmuş, "Darbe girişiminin siyasi ayağı yok mu? Varsa nerede? Siz  bu darbenin siyasi ayağının olduğunu düşünüyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine  şunları kaydetti:
 
"Türkiye’de çok sayıda darbe oldu, çok sayıda da darbe teşebbüsü oldu.  Herhalde Türkiye’de hiçbir darbe ya da darbe teşebbüsünün siyasi ayağının  olmaması düşünülemez. Dolayısıyla kimdir, nedir demiyorum. Sonuç itibarıyla bu  savcılarımızın önünde önemli bir konudur. Mutlaka bu darbenin bir yerlerde, bir  şekilde bir siyasi ayağının olması gerekir. Türkiye'nin siyasi tecrübesi bunu  söylüyor. Kimdir, nedir o bizim işimiz değil. Biz siyaset olarak bu tespiti  yaparız. Bunlar darbede neyi planladılar? Üç ayaklı bir plandı. Önce yönetim  değişecek. Değişecek de kim gelecek? Buralarda birilerinin planlanıyor olması  lazım. Cumhurbaşkanı, Başbakan kim olacak gibi... Ya da başka bir şey mi  öngörüyorlar? Bunları bilmiyoruz. Nasıl ki listeler çıktı, falanca ilin sıkı  yönetim komutanı şu olacak, belediye başkanı bu olacak gibi... Dolayısıyla buna  benzer bir yapılanma planının olması lazım. İkinci adım da bunlar Türkiye'de bir  iç savaş öngörüyorlardı ve arkasından da Türkiye'nin bir işgale hazırlanma,  yabancı işgale hazırlanmanın da alt yapısını hazırlayacaklardı. Böyle  bakıldığında mantık, siyasi tecrübe, Türkiye'nin geçmişteki darbelerle yüzleştiği  dönemler göz önünde bulundurulursa mutlaka bunun bir siyasi ayağının var olması  lazım. Bunların da araştırılması, ortaya çıkarılması gerekir. Nasıl bu listeler  çıktıysa, birtakım yerlerde ya listeler çıkar ya da bu sorgulanan darbecilerin  içerisinden de herhangi bir bilgi belgesi olanlar da bunları ortaya koyar."
 
FETÖ'nün siyasi partilere ne kadar nüfuz ettiğine ilişkin soruyu  yanıtlayan Kurtulmuş, bunun ne kadar olduğunu söylemenin güç olduğunu, ancak  FETÖ'nün siyasete de çok nüfuz ettiğini söyledi.
 
"17/25 artık Kızıldeniz'in yarılmasıdır, Kızıldeniz yarıldıktan sonra  pişmanlık fayda etmez" diyen Kurtulmuş, "Daha öncesi var; 7 Şubat hikayesi var,  Oslo görüşmelerinin deşifresi var, MİT baskınları var, MİT tırlarının  durdurulması hikayesi var. Hatta daha ilerisine gitmek lazım, 28 Şubat sürecinde  FETÖ ve ekibinin hangi haletiruhiye içerisinde siyasete nasıl müdahale ettiğini,  28 Şubat sürecinin nasıl 28 Şubat siyasetinin maymuncuğu olarak kullanıldığını  hepimiz biliyoruz" ifadesini kullandı.
 
Kurtulmuş, "Ne diyor, 28 Şubat Refah Partisi'ni kapatma kararı almış  'Sakın ha bu partiyi kapatmayın. Kapatma tehdidiyle seçime sokun ki oy almasın'  diyor. 28 Şubat, imam-hatipleri kapatıyor, 'Din sadece imam hatiplerde mi  okutuluyor?' diyor. Yani bu demeçleri o gün sıradan siyaset dışı demeçler gibi  belki birileri gördü ama tam tersine 28 Şubat siyasetinin kilit cümleleriydi."  görüşünü dile getirdi.
 
28 Şubatın gerçek bir darbe olduğunu ancak bunu hafifletip milletten  kaçırmak için "post modern" dediklerini vurgulayan Kurtulmuş "O darbenin en  önemli siyasi sözlerini kim söylemiş; bakıyorsunuz Gülen söylemiş. Dolayısıyla  başından itibaren siyasetin içerisinde." diye konuştu.
 
FETÖ'cü kriptolar
 
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, siyasi partiler içerisinde  FETÖ'cü kriptoların olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken bunun mümkün  olabileceğini söyledi.
 
Örgütün esas amacının siyaseti bir türlü etkilemek olduğunu anlatan  Kurtulmuş, orada bir iktidar gördükleri için 28 Şubat'a "yaltaklandıklarını"  belirtti.
 
Kurtulmuş, "28 Şubat'taki iktidarın kanatlarının altına girerek orada  bir zemin alıyor, kazanıyor. 12 Eylül siyasetinin içerisine girerek o darbeci  mantığının içerisinde, orada da zemin kazanıyor. Demokratik Sol Parti, Anavatan  Partisi, Doğru Yol Partisi iktidardayken ve AK Parti iktidardayken bu iktidar  partilerinin hepsinin koltuğunun altına giriyor, kendisini gizliyor hatta  bazılarında açık bir şekilde bunları yapıyor ve iktidarın nimetlerinden istifade  ederek, kendi örgütünü güçlendiriyor. Dolayısıyla Türkiye'de bütün iktidar  partileri içerisinde bu örgütün elemanları olmuştur, herhalde sadece Refah  Partisi'nin, rahmetli Erbakan'ın partisi içerisinde böyle bir yapılanma olmadı."  dedi.
 
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, FETÖ'nün sadece legal partilerle değil  illegal örgütlerle de ilişkisi olabildiğine dikkati çekerek, bu yapının çok  çeşitli siyasi örgütler içerisinde yer alabildiğini yineledi ve kripto kişilerin  bulunabileceğini söyledi. Kurtulmuş, bu kişilerin ortaya çıkartılabilmesi için  çalışıldığını da vurguladı.
 
"Dini, kişisel, ruhsal sapkınlık"
 
Numan Kurtulmuş, FETÖ ile hareket eden, 30-40 yıl içerisinde yer alan  bir şekilde kendisini çeken birtakım insanların ekranlara çıkıp değerlendirme  yapması ile ilgili görüşünün sorulması üzerine "Bu örgütün birtakım dini  sapkınlıkları ya da başındaki kişinin birtakım kişisel ruh hallerine ilişkin  birtakım sapkınlıklarının olması mümkündür. Burada anlatılanlarının hepsinin  doğru olduğunu varsayalım ama konumuz o değil. 'Sırtında ıslak bir fanilası vardı  bunu falancaya hediye etti, bir ceketi vardı onu falancaya hediye etti'. Bunlar  işi magazinleştirmektir ve doğru değildir" dedi.
 
FETÖ'yü İslam'ın dışına çıkmış bir dini kült olarak niteleyerek,  Batı'daki Hristiyanlığın içerisinden çıkmış birtakım sapkın tarikatlara benzeten  Kurtulmuş, "Bizim esas meselemiz bu hurafelerin magazinleştirilmiş kısmını  konuşmak değil, esas işimiz; sapkın bir dini kült üzerinden hareket ederek  millete hayatı zindan etmeye çalışan, tanklarıyla helikopterleriyle uçaklarıyla  millete ölüm kusan eli kanlı bir örgütü deşifre etmektir." diye konuştu.
 
FETÖ'nün eli kanlı bir terör örgütü olduğunun altını çizen Kurtulmuş,  bu örgütün halk nezdinde terör örgütü olduğunun görülmesini engelleyecek ya da  bunu örtecek olan birtakım magazinsel sözlerin televizyonda "çok uzun uzun  anlatılmasını" doğru bulmadığını bildirdi.
 
MİT'le ilgili düzenleme
 
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, bundan sonra yayımlanacak  kararnamelerde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile ilgili düzenlemelerin  olabileceğini belirtti.
 
Darbe teşebbüsünün bazı konularda gözlerini açtığını vurgulayan  Kurtulmuş, şunları kaydetti:
 
"Senelerdir konuştuğumuz bazı meselelerin artık tehir edilemeyecek  kadar hayati önemde olduğu ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi devletin yeniden  yapılanmasıdır. Bunun içerisinde asker-sivil ilişkilerinin gözden geçirilmesi,  Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün gücü sadece vatan savunması olan ve bunun içinde  gerçekten çok üstün savaşma nitelikleri, kabiliyetleri olan bir yapı haline  dönüştürülmesi. Bu anlamda Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması,  farklı istihbarat birimlerimizin arasındaki koordinasyonun sağlanması,  istihbarattaki önceliklerin tespit edilmesi, devletin şeffaflaştırılmasına  ilişkin atılacak adımların süratle tamamlanması gibi ayrıca demokratikleşme  bakımından halka vadetmiş olduğumuz reformların gerçekleşmesi, anayasa  değişikliği olmak üzere diğer alanlarda neler yapılabilir, bunların  hızlandırılması."
 
"MİT'e dair yapısal birtakım değişiklikler mi olacak? İç ve dış  istihbaratı kontrol edecek, iki ayrı birim mi olabileceği konuşuluyor?" sorusuna  Kurtulmuş, "Bunlarla ilgili eksiğimizin ne olduğunuz biliyoruz. Nelerin yapılması  gerektiğini biliyoruz ama bunlar netleşmeden kamuoyuyla paylaşmanın doğru  olmadığı kanaatindeyim." cevabını verdi. Kurtulmuş, "Milli İstihbarat bakımından  da ciddi bir şekilde gözden geçirmek ve yeniden yapılandırma şart gözüküyor."  ifadesini kullandı.
 
"Öyle bir sistem kuralım ki, bir daha hiç kimse darbe yapmayı aklının  ucundan dahi  geçiremesin" diyen Kurtulmuş, yapılan bütün çalışmaların amacının  bu olduğunu söyledi.
 
"Devletin, kendi içindeki tehlikeleri bertaraf etme noktasında  refleksi zayıfmış, buna katılıyor musunuz?" sorusu üzerine ise Kurtulmuş, bu  görüşe katılmamanın mümkün olmadığını, yapısal bir zafiyetin ortaya çıktığını  aktardı.
 
Memuriyete 2010 KPSS ile girenlerden kimlerin memuriyetten  çıkartılacağının tespit edilip edilmediğine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Bir kısmı  tespit edildi, bir kısmı da tespit edilecek. Belli yerlerden gelmişler.  Bakıyorsunuz hepsi aynı puanı almışlar. Birisi 73, 75, 68 alırken öteki 98, 99  hatta 100 almış. Bütün bunların nereden kaynaklandığını, bunlara muhtemelen  verildiği yerler araştırılıyor, görülüyor." yanıtını verdi.
 
Bu konuya ilişkin tespit çalışmalarının sürdürüldüğünü anlatan  Kurtulmuş, "'Bu adam mutlaka soru çalmıştır' vehmiyle hareket edilmeyecek. Somut  bilgilerle verilerle nereden, ne şekilde sınava girmişler, hazırlanmışlar bütün  bunlar ortaya konulacak. Çok hassas bir konu, kimseye haksızlık yapmayacaksınız.  Kimsenin de hakkını yedirmeyeceksiniz. Böyle bir durumla karşı karşıyayız.  Dolayısıyla tespit edildikçe bunlar memuriyetten uzaklaştırılacak." diye konuştu.
 
657'nin yeniden düzenlenmesi
 
Hükümetin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda bir değişiklik  düşünüp düşünmediğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:
 
"Şu anın meselesi değil. Ama yıllardır konuşuluyor, AK Parti  iktidarında da konuşulmuştu. 1980'lerden sonraki Türkiye'deki özel devlet  piyasalarının liberalleşmesi sırasında da konuşulmuş bir meseledir. Bu bir adama  devlet memuriyeti vereceksiniz ve hayat boyu bir iş garantisi vereceksiniz. Bu  doğru mudur, değil midir? Artık çalışmadığı, Türkiye'nin bugünkü şartlarıyla uyum  sağlamadığı aşikardır. Bununla ilgili bir düzenleme zaten uzunca süredir  siyasetin konuştuğu meseledir. Ama şu andaki esas meselemiz bir an evvel FETÖ  unsurlarının devletin içinden temizlenmesi, ayıklanmasıdır. Burada da adaletle  davranarak, hakkaniyetle davranarak bu sürecin tamamlanmasıdır."
 
"Anın vacibi bu işin bitirilmesidir" ifadesini kullanan Kurtulmuş, "Bu  657 ile ilgili düzenleme evet gündemimizde olan bir konudur ama şu anda  gündemimizde olan bir konu değildir." şeklinde konuştu.
 
Kurtulmuş, olağanüstü hal (OHAL) uygulamasının FETÖ ile irtibatlı  memurların kamudan uzaklaştırılmasına imkan sağladığına işaret etti.
 
FETÖ-PKK ilişkisi
 
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "FETÖ-PKK arasında doğrudan bir ilişki  olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine şunları ifade etti:
 
"Bir ilişkinin olduğu görünüyor. Ama bunun 'şu adamla şunun ilişkisi  vardır, şu çevreyle bunun ilişkisi vardır' şeklinde değil. Türkiye'deki bütün  terör örgütlerinin ortak noktası neresi, ara kesiti neresi? Türkiye'yi  istikrarsızlaştırmak. DAEŞ ne kadar Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak istiyorsa  FETÖ de o kadar istiyor, PKK da o kadar istiyor. İstikrarsızlaştırırsa kendi  zeminini ortaya koyabilecek, zeminini genişletebilecek. DAEŞ ne yapacak,  Türkiye'yi istikrarsızlaştırırsa çok daha fazla diyelim ki Türkiye'de Alevi-Sünni  çatışmasını körükleyebilecek, Türkiye'de, şehirlerde insanların birbirleriyle iç  çatışmaya tutuşmasının zeminini hazırlayacak ya da bombalı eylemlerini çok daha  üst seviyeye çıkararak Türkiye'yi terör üzerinden kuşatacak. PKK ne istiyor?  Zeminini genişletirse belli yerlerde kendi tabirleriyle 'serhildan' yapacaklar,  başkaldırı yapacaklar, belli yerleri ele geçirecekler, Türkiye'yi bölecekler.
 
FETÖ ne istiyor? FETÖ de Türkiye istikrarsızlaşsın, kendileri yönetimi  ele geçirmeye çalışsınlar. Bunu yapabilirlerse yaparlar, yapamazlarsa  Türkiye'deki iç savaşın arkasından Türkiye'nin dışarıdan işgal edilmesinin  zeminini hazırlamak. Baktığınız zaman üçü de aynı hedef için uğraşıyorlar. Üçünün  ortak noktası Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak, insanları bölmek, parçalamak,  insanlar arasında mezhebi, meşrebi, etnik bir takım farklılıklar ve çatışmalar  oluşturmak ve bunların üzerinden de Türkiye'yi bir Suriye gibi yapmak, bir Irak  gibi yapmak. Dolayısıyla bunların nihai hedeflerinde çok ciddi müştereklikler  var, bunlar bu müştereklikler üzerinden de öyle görünüyor ki bir takım hesapları  beraber yaptıkları anlaşılıyor. Özellikle belli yerlerde terör örgütlerinin rahat  hareket etmesi için emniyetteki ve belki de Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki  elemanları vasıtasıyla onların zeminlerini de genişlettikleri görülüyor."
 
Bugün tesadüfen televizyondan Şanlıurfa Emniyet Müdürünün ifadelerini  izlediğini dile getiren Kurtulmuş, ilk bakan olduğu dönemde Suriye'nin Kobani  bölgesinden bir gün içerisinde gelen 90 bine yakın Suriyeliyi karşılamak için  gittikleri Mürşitpınar Sınır Kapısından dönerken beraberindeki bakanlarla beraber  bölücü terör örgütü mensuplarının taşlı saldırısına maruz kaldıklarını söyledi.  Kurtulmuş, "Emniyet müdürü diyor ki 'o gün oradaki askeri yetkililer bilerek  önlem almadılar, tedbir almadılar, bir zaafiyet oluştu.' Orada üç bakanın  taşlanması büyük bir olay, daha vahim bir olay da olabilirdi. Bunun önü açıldı.  Allah'tan, anladığım kadarıyla emniyet müdürü kendisince sivil bir takım  polislerle tedbirler almış. Bu bir tanesi, buna benzer kim bilir hangi olaylar  oldu." değerlendirmesinde bulundu.
 
Hudut karakollarındaki komutanların FETÖ ile bağlantısı
 
Hudut karakollarındaki komutanların FETÖ ile bağlantılı çıkması  konusuna ilişkin Kurtulmuş, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki maalesef komutanların  tamamına yakınının bunlarla irtibatlı olduğu ortaya çıktı. Kim bilir hangi terör  örgütünün, hangi faaliyetine zemin hazırlandı, görmezden gelindi, müsamaha  edildi? Bunları bilmiyoruz. İnşallah soruşturmalar ile bunlarda ortaya çıkar.  Ayrıca bir takım faili meçhulle ilgili zaten öteden beri var olan şüphelerin  şimdi gündeme geldiğini görüyoruz. Mesela Hrant Dink davası, Rus uçağının  düşürülmesi bunlardan birisidir. Bütün bunları araştıracağız ve gerçeği ortaya  çıkaracağız." ifadelerini kullandı.
 
Kurtulmuş, Uludere olayında da bir takım soru işaretlerinin olduğunu,  bunların araştırılacağını söyledi.
 
"Bu milleti hesap etmeden hiçbir hesabınızı yapmaya kalkmayın"
 
"Suriye ile birlikte yeni bir Sykes-Picot devreye sokulmak isteniyor"  sözleri hatırlatılarak, "Sizce bu darbe planı bunun bir parçası mı?" sorusu  üzerine Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Hiç şüphesiz, ilk Irak'ın işgali ile  birlikte bunları söylüyor, düşünüyor ve sürekli takip ediyoruz. Bir üst akıldan  bahsettiğimiz zaman, bu bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyen bir niyetin  varlığından bahsettiğimiz zaman hep birileri bize 'amma da komplocusunuz'  dediler. Projenin arkasındaki asıl niyet güçlü, büyük bir Türkiye'nin varlığına  müsaade etmemektir." şeklinde konuştu.
 
Güçlü Türkiye'nin varlığının herkesi rahatsız ettiğine dikkati çeken  Kurtulmuş, şunları kaydetti:
 
"Eğer Sykes-Picot Suriye'yi, Irak'ı bölecekse bu aslında Türkiye'nin  bölünmesini hazırlama projesidir. Türkiye'de çok şükür millet, 15 Temmuz'da 'siz  bu milleti, küçük bir millet olarak görmeyin, bu milleti hesap etmeden hiçbir  hesabınızı yapmaya kalkmayın, bir daha hesaplarınızı gözden geçirin' dedi. Bu  aziz millet, bu topraklarda var olduğu sürece, bir büyük medeniyetin varisi  olarak var olduğu sürece sizin istediğiniz hesaplar değil, bu milletin istediği  hesaplar geçerli olur. Allah'a çok şükür bu da gerçekleşmiş oldu."
 
ABD ve Avrupa'nın, darbe girişiminde milletin destan yazmasını  görmezlikten gelmesi konusunda ise Kurtulmuş, "Görsünler, görmesinler ortada bir  gerçek var. Çok net söylüyorum, 15 Temmuz 2016, Fransız devrimi kadar önemli,  muhteşem, tarihi değiştiren bir dönüm noktasıdır. Bu millet, 15 Temmuz ruhuna  sahip çıkmaya devam ettiği sürece bu sadece Türkiye için bir dönüm noktası  olmayacak, Türkiye demokrasisinin devamı için olmayacak, bölgeye de bir model  olacaktır." değerlendirmesini yaptı.