İstanbul’da narenciye yetiştireceğiz

BURAK KARA / bkara@gazetevatan.com |  21 Ocak 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 21 01 2018 - 2:30

Türkiye 1970’ten beri en kurak yılını yaşıyor. Uzmanlar ülkemizin yarı tropik iklime doğru kaydığını belirterek artık İstanbul’da narenciye yetişeceğini söylüyor. Mısır, pamuk, soya, buğday, ayçiçeği ise kuraklığın kurbanı olacak.


Ocak ayının 21’indeyiz. İstanbul’a hala kar yağmadı. Bırakın kar yağışını, insanı titreten bir soğuk bile henüz yapmadı. Tabii İstanbul’un havasına güven olmaz ama bu tablo tüm Türkiye’de böyle. Meteoroloji uzmanları ülkemizin “yarı tropik” iklime doğru kaymaya başladığını söylüyor. Onun da belirtilerini görüyoruz artık. Artık eskisi gibi kar yağmıyor, mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıklar, ara ara görülen hortumlar, şiddeti artan ve sele neden olan yağışlar, fırtınalar ve tabii kuraklık...

1970’ten beri en susuz yıl

Öyle ki on yılların en büyük kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya ülkemiz. Bu uyarı Türk tarımının patronu olan en üst düzey yetkiliden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’dan geliyor. Fakıbaba, 1970’lerden bu yana en kurak yılın yaşandığının altını çiziyor ama şu an tarımsal kuraklık seviyesinde olmadığımızı da belirtiyor.

Tarımsal verim düşüyor

Uzmanlara göre küresel iklim değişikliği tarımı tehdit eden en önemli sorun olarak görülüyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Yusuf Demir resmi açıklamaların aksine ülkemizin çok ciddi kuraklık yaşamakta olduğunu, mevcut verilerin bu sıkıntının 2018’de de devam edeceğini belirtiyor. Demir, “Şu an ülkemizin önemli bölümünde meteorolojik ve hidrolojik kuraklık evresini yaşamaktayız. Bu sürecin devam etmesi halinde bahar aylarında tarımsal kuraklık riski ile karşı karşıyayız” diyor.

30 şehir risk altında

TEMA Vakfı kuraklığın sadece tarım için değil, su sorunu ile kentleri de tehdit ettiğini söylüyor ve uyarıyor, “Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yüzde 20 ile yüzde 40 arasında, İç ve Batı Anadolu bölgelerinde ise yüzde 40’ı aşan oranlarda yağışların azalacağı öngörülüyor. Yapılan kuraklık riski çalışmalarında Türkiye nüfusunun 50 milyonluk kesimini barındıran 30 şehrin kuraklıktan etkileneceği görülüyor.”

4 derece daha ısınacağız

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Köse, artı bir derece olan sıcaklık değişiminin şimdilerde artı 2 derecelere kadar vardığını 2100 yılına kadar ısınmanın artı 4 derecelere varacağını söylüyor.

TROPİKAL MEYVELER

Küresel ısınma böyle giderse ülkemizde elma yerine jojoba, kiraz yerine papaya, armut yerine mango, üzüm yerine avokado gibi tropik meyveleri her yerde  yetiştirebileceğiz.

2030 yılında kuraklık daha da belirgin hale gelecek

Kuraklık tarımdaki geleceğimizin de belirleyicisi. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör kuraklığın devam etmesi halinde, 2018 yılında tarla ürünlerinde yüzde 10 ila 50 üretim kaybı yaşanacağının altını çiziyor ve direkt olarak kötü senaryoyu anlatarak sözlerine başlıyor. “Yağışların az olmasının yanı sıra şehirlerdeki yapılaşma sebebiyle yağan yağmur ve kar da toprakla buluşmuyor, betonlaşma kuraklığı körüklüyor. Son 20 yılda 26.5 milyon hektar olan tarım alanları 23 milyon hektara düştü. İsviçre büyüklüğünde bir verimli topraktan sözediyorum” diyor.

Elma yerine jojoba, kiraz yerine papaya...

Kuraklığın en çok Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini, kısmen de İç Anadolu’yu tehdit ettiğini söyleyen Güngör, en çok Adana, Antalya ve Şanlıurfa’nın etkileneceğini öngördüklerini Ege Bölgesi’nde Gediz Havzası’nın risk altında olduğunu da sözlerine ekliyor. Bu kentlerde birden çok ürün için “polikültür ziraat” yapıldığını vurgulayan Güngör, “Kuraklık mısır, pamuk, soya, narenciye, fıstık, buğday, soya fasülyesi ve ayçiçeği üretilen alanlarda verimi doğrudan etkiler. Karadeniz ise aşırı yağış olabileceği öngörüsü ile riskli. Yarı tropikal ve kurak iklime geçmemiz bitki örtüsünü, sebze meyve yetiştiriciliğindeki ürünleri de değiştirecektir. Kuraklık böyle giderse en kötü senaryoya göre ülkemizde elma yerine jojoba, kiraz yerine papaya, armut yerine mango, üzüm yerine avokado gibi tropik meyveleri her yerde  üretebileceğiz. Adana ve Urfa gibi pamuk ekilen topraklarda çok su harcanıyor. Bu aşırı su tüketimi verimli toprakların kalitesini düşürdü, toprak tuzlandı. Kuraklık ciddi boyutlara gelince bu alanlarda kuraklık bitkileri ekimi başlayacaktır. Pamuk üretimi yerini daha az su gerektiren patatese ya da nohuta bırakacaktır. Pamukkale Üniversitesi kuraklık görülen bölgelerde jojoba ekimi yaptı ve başarılı da oldu. Bu kötü gidişatın net göstergesidir” diyor.

Konya ovası çölleşiyor

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası ile komşu illeri Karaman, Aksaray ve Niğde’yi kapsayan Konya Kapalı Havza’da yağışlarda bu yıl yüzde 20’lik bir düşüş gözlemleniyor. Son üç aylık döneme bakıldığında  uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 20’lik azalma ciddi bir kuraklık risti içeriyor. Bu yıl metrekareye 101 milimetre yağış düşmüş Konya havzasında, bu geçtiğimiz yıllarda metrekareye 130 milimetre idi. Yeraltı su seviyesinde de 1.5 metrelik bir düşüş var. Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde, son gözlemlere göre en kurak bölge olarak görünüyor.

Karadeniz de ısınıyor

Meteoroloji uzmanları ise kuraklık tablosunu verilerle daha net ortaya koyuyor. Türkiye’nin iklim kuşağının da değişmeye başladığına işaret eden Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Köse, tropikal iklime doğru gidişat yaşandığını, İstanbul’da bile hortumların sıklığının arttığına dikkati çekiyor. Köse, “Küresel ısınmayla ilerleyen süreçte Karadeniz ve İstanbul’da deniz sezonu 4-5 ay sürecek, hatta narenciye yetişecek” tahmininde bulunuyor. Son sözü Özden Güngör söylüyor, 2030’da kuraklık daha da belirginleşecek. Bu nedenle uzun vadeli planlar yapmak lazım!”

ETİKETLER