İçişleri Bakanı Soylu'dan 'sahte seçmen' açıklaması!

AA |  09 Nisan 2019 Salı - 16:38 | Son Güncelleme : 09 04 2019 - 19:17

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu İstanbul'daki seçim sonuçlarıyla ilgili açıklamada bulundu. Soylu; "Bu olay bir yolsuzluk ve usulsüzlük olayı. Bugün olmamış, seçime yönelik olmuş." dedi.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Büyükçekmece'deki sahte  seçmen iddialarına ilişkin, "Bir yolsuzluk yapılmış ve seçime yönelik bir  yolsuzluk yapılmış." dedi. 

Türk Polis Teşkilatının 174'üncü kuruluş yıl dönümünü dolayısıyla bir  otelde şehit yakını ve gazi aileleriyle yemekte bir araya gelen Soylu, çıkışta  gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bugün Türk Polis Teşkilatının kuruluş yıl dönümü etkinliklerinin  kutlandığını hatırlatan Soylu, 31 Mart yerel seçimlerinin huzur ve güven  içerisinde geçmesini sağlayan polisleri, jandarmayı, sahil güvenlik birimlerini  ve güvenlik korucularını tebrik etti.

Ekiplerin seçimin hem öncesinde hem de oy verme günü ve akşamı  demokratik bir ülkede seçim güvenliğini sağlayabilmenin en üst düzeyini ortaya  koyduklarını vurgulayan Soylu, "Bir, bizi üzen iki hadise oldu ve o hadiselerin  dışında Türkiye'de herkes özgür ve hür bir şekilde iradesini yansıttı. Seçim  neticelerinden de bunu hep beraber anlayabiliyoruz." diye konuştu.

Soylu, bir gazetecinin Büyükçekmece'deki sahte seçmen iddialarına  ilişkin sorusu üzerine, söylenenleri takip ettiğini, özellikle bazı şeyleri  üzülerek gördüğünü söyledi.

"Sanki devlet kapısından hiç girmemiş insanların yorumlarıyla karşı  karşıyayız." diyen Soylu, şunları kaydetti:

"Yani bunu sayın Kılıçdaroğlu ve sayın CHP Genel Başkan Yardımcısı  için söylüyorum. Sadece yazık diyorum. Bunca yıl devlette öyle veya böyle  çalışmış, bu milletin vergileriyle maaş almış ve bu ülke için bu ülkenin  devletinin bir dönem de olsa hangi statüde olursa olsun emanet edilmiş kişiyle  hiç devlet bilmeden, kurum bilmeden cahilane taraflarını hakikaten üzülerek takip  ediyorum. İstifa falan bunların bir ehemmiyeti yok, bizim şahsımızın da burada  bir ehemmiyeti yok. Bunu hep beraber değerlendirmemiz lazım."

"Bu ya cahilliktir ya da kötü niyettir"

Bakan Soylu, "Eğer devlette bu kadar görev yapmış insanların devletle  ilgili en ufak bilgileri söz konusu değilse ve televizyonların karşısına, halkın  karşısına çıkıp kendilerini sorumlu düzeyde hissedip, hissettirip bir  değerlendirmeyi ortaya koyuyorlarsa bu değerlendirmenin ne gerçekle ne de bir  devlet tecrübesiyle en ufak ilgisi yoksa bu ya cahilliktir ya da kötü niyettir."  ifadesini kullandı.

Seçimi yürüten kurulun Yüksek Seçim Kurulu (YSK) olduğunu dile getiren  Soylu, ilk seçimle 14-15 yaşında tanıştığını, henüz seçmen rüştüne sahip değilken  okullarda buna yönelik bilgilerin öğretildiğini aktardı.

Okullarda "Seçim kurulları seçim zamanında her şeye el koyabilme  yetkisine sahiptir." bilgisinin kendilerine verildiğini belirten Soylu, şöyle  konuştu:

"Hepimize öğretilir. Bu şu demektir; seçim kurulları yönetir,  meselenin güvenliği bize aittir ve seçim kurullarındaki hakimlerin Adalet  Bakanlığı ile ilgili münasebetleri de Adalet Bakanlığı bünyesi içerisinde  bulunmalarından ibarettir. Bu kadar açık ve net. Büyükçekmece'de bir olay söz  konusu oldu. Bu olay bugün olmamış. Bu olay bir yolsuzluk ve usulsüzlük olayı.  Bugün olmamış ama seçime yönelik olmuş. Bu olayın anlaşılması da yine seçim  takvimi içerisinde AK Parti teşkilatlarının seçim kuruluna müracaatıyla, orada  yayılan bir şayiadan ortaya çıkan ve onların da takibiyle gerçekleşen bir  sonuçtan meydana gelmiş. Müracat etmişler demişler ki 'Burada birileri usulsüzlük  ve yolsuzluk yaptı, haksız bir seçmen yazımı söz konusu'. Bunu tespit etmişler.  Nasıl tespit edilmiş? Seçim takvimi içerisinde tespit edilmiş. Bunu yapan oradaki  mevcut belediye başkanının yakınları. Olayın nüfus müdürlüğüyle ilgisi nedir?  İlgisi şu; bir kişinin bir yere nakli beyanıyla ve birtakım belgelerle ilgilidir.  Ama herkes gidip istediği bir arsaya kendisini yazamaz. Çünkü nüfus müdürlüğü  ulusal veri tabanından ve belediyelerden nerenin arsa, nerenin bina, nerenin  mesken, nerenin iş yeri olduğunu çeker. Oraya bir kişiyi yazarken de ikamet  olarak yazarken de ona göre karar verir. Bu bilgiyi oraya belediyeler aktarır.  Belediyelerin de devlet içerisinde görevi budur."

Bakan Soylu, 1 Ocak 2017'de yeni kimliklerin dağıtımına geçtiklerini  anımsatarak, bugün 37 milyon kimliğin dağıtımının yapıldığına değindi.

Aynı zamanda nüfus idarelerinde pasaport da verdiklerini hatırlatan  Soylu, böyle olunca mevcut nüfus idarelerindeki personel sayısını artırmaları  gerektiğine değindi.

O dönem hem bazı devlet kurumlarına hem de belediyelere "Elinizde eğer  imkan varsa valilikler kanalıyla memur alalım." dediklerini anımsatan Bakan  Soylu, şunları kaydetti:

"Şimdi bütün her yerde var ama Büyükçekmece'deki ayrı bir iş.  Büyükçekmece'deki geldi oraya oturdu ve oradaki çalışmasını 2019 yılında  yapılacak seçime dayandırdı. Neticede bilgisayarın başında olan bir adam ve  burada bir arsaya, bir iş yerine veya bir meskenin içerisine oturmayan kişilerin  oturmasını sağlayabilecek bir anlayışı orada bilgisayarlarla beraber yapabiliyor.  Bunu kimsenin anlayacak kabiliyeti söz konusu değil. Ancak ya dedikodu olacak ya  birileri oraya gittiğinde 'Benim evimde başkası görünüyor.' diyecek veya başka  türlü bunu anlayabilmek de mümkün. Neticede seçmen listeleri üzerinden bir  çarpıklık olduğunu gören parti teşkilatındaki seçmen listelerinin askıya  çıkmasının temelinde de bu var."

"Bu mesele ocak ayından beri peyderpey devam ediyor"

Soylu, bir basın mensubunun "Askıya çıktıkları anda tespit edilmiş bir  durum değil midir?" sorusunu şu şekilde cevapladı:

"Askıya çıktığı anda bir kısmını tespit ettiler ama oradaki zaman  limiti ona müsaade etmedi. Çünkü hatırlarsınız Türkiye'nin her tarafına bu muhtar  seçimi münasebetiyle birtakım gidişler söz konusuydu. Biz o dönemde işimizi  gücümüzü bıraktık, emniyet ve jandarma teşkilatı olarak seçim kurullarının bize  'Şu adamlar burada oturuyor mu oturmuyor mu?' diye vermiş oldukları talimatları,  kolluk kuvvetleri olarak uygulamaya başladık. Bu esnada da Büyükçekmece'de  yetiştirebildiğimiz 350'nin üzerinde kişilerin birtakım arsalarda oturduğunu  gördük. Bunu gördükten sonra suç duyurusunda bulunduk. Orada bunu yapan kim?  Oraya geçici olarak görevlendirilen belediye görevlisi. Peki bununla irtibatlı  olan kim? Belediye başkanının yakını. Yine bununla irtibatlı olan kim? Onların  hep beraber oluşturduğu bir sistem. Bu hukuki mesele ocak ayından beri peyderpey  devam ediyor."

Kendilerinin aynı zamanda Bakanlık olarak da oradaki tahkikatı "Bu  nasıl oldu ve bu nasıl gerçekleşti?" diye o günden beri devam ettirdiklerini  vurgulayan Soylu, "Burada suistimal var. Emniyeti suistimal var. Bir görevlinin  emniyeti suistimali var. Üç, orada bir yolsuzluk var. Dört, bunun esas bugünü  ilgilendiren konusu şu; mesela, bugün seçim olmasaydı, biz bunu Büyükçekmece  ilçesinde konuşmazdık. Bugün bunu niye konuşuyoruz? Dışarıdan gelen ve getirilen  birtakım insanları orada seçime tesir edici bir yaklaşım ortaya konulması. Bu  konu, tamamen Adalet ve Kalkınma Partisi Büyükçekmece Teşkilatının bir  şikayetiyle ortaya çıkmış bir konudur." ifadesini kullandı.

Soylu, "YSK'nin bu konuda vermiş olduğu karar yok, Bakanlık bu  soruşturmayı resen mi başlattı?" sorusunu şöyle cevapladı:

"Bir suç ortada, bir yolsuzluk yapılmış ve seçime yönelik yolsuzluk  yapılmış. Bugün olduğu için bunu seçime yönelik tartışıyoruz. Oysa biz normalde  böyle bir şeyi nüfus idarelerinde birtakım eksiklikler veya başka kurumlarda  eksiklikler olmaz mı olur. Onun üzerine ne yapılır? Bununla ilgili gerekli  tahkikatlar açılır idari ve adli... Ocak 2019'da adli tahkikat açılmış zaten. O  günden biz seçimin ne olacağını nereden bilelim. İdari tahkikat da açılmış ve  sürecin içerisinde bu mesele yürüyor. Ama bir taraftan da bir siyasi parti diyor  ki 'Benim burada hakkım gasbedildi ve bunun mesulü sizsiziniz.' diyor belediyeye.  Yanlış bir bilgi verdiniz, siz devletin kendisine emniyetini suistimal ettiniz'.  Yani orada bunu onun dışında yazabilme imkanına kimse sahip değil. Belediyenin  linki bir arsayı bir bina gösterebilir. Buna nüfus müdürlüğünün veya herhangi  birinin yapabileceği bir şey söz konusu değil. Çünkü o hak onun hakkı. Bunu  sağlarken de bütün Türkiye'de MAKS denilen bir sisteme giriyoruz. Tam bunun için  gidiyoruz, bu tip suistimallerin önüne geçmek için."

Soylu, seçim sonuçlarıyla ilgili tek sıkıntının Büyükçekmece'de olup  olmadığına ilişkin soru üzerine, tamamına yönelik tespitlerinin devam ettiğini  belirtti.

Bu konuda kanunun hem kendilerine hem de yargıya görev verdiğini  anlatan Soylu, "Bu konuda yanlış beyan ortaya koyan aynı zamanda bir kamu  görevlisinin suistimalini değerlendiren maddeler çok açık ortada. Her bir işleme.  Diyelim ki bin yaptı, bin 500 yaptı... Bunu total olarak görmez kanun. Her bir  işleme ait ayrı bir cezası var. Kolay bir mesele değil. Bu konu savcılıkta, biz  de idari tahkikatı devam ettirmeye çalışıyoruz. Şu anda arkadaşlarımız bu konuda  gerekli son raporları hazırlıyorlar." ifadelerini kullandı.

"Sandık başkanlarından FETÖ kapsamında ihraç edilenler var mı?" sorusu  üzerine Soylu, bu konuda şikayetlerin olduğunu, görevlilerin bunları  değerlendirmeye çalıştıklarını aktardı.

"FETÖ'cü var mı? Sayı var mı?" sorusuna Soylu, "Var, sayısını veremem.  Biz yapılan şikayetleri değerlendirmek durumundayız." yanıtını verdi.

"Siyaset kimliğimi ve tarihimi yok etmeyeceğim"

Bir gazetecinin, İstanbul'da seçim gecesi İl Başkanlığında AK Parti  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, Adalet Bakanı  Abdulhamit Gül ve kendisinin de katıldığı toplantının tartışmalara neden olduğunu  hatırlatması üzerine Soylu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve kendisinin aynı  zamanda siyasi kimliklerinin bulunduğuna işaret etti.

Siyasi kimliğinin ve tarihinin bulunduğunu anlatan Soylu, sözlerini  şöyle sürdürdü:

"Abdulhamit Bey, yok mu edecek? Biz Binali Bey ile görüşmeyecek miyiz?  Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bir üyesiyim. Bu sorun mu? Bir problem mi? Karşı  taraftaki, kendisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin üyesi olacak. Ben Adalet ve  Kalkınma Partisi'nin üyesi olamayacağım. Biz Binali Bey ile görüşmekte kısıtlı  değiliz. O gece de görüşürüz, o gün de ertesi gün de görüşürüz. Bu kadar açık ve  net. Bunda ne var? Kanuni bir eksiklik mi söz konusu veya bize getirilmiş bir  kısıt mı söz konusu. Elbette değerlendirme ortaya koyacağız. Bugün de yarın da  yaparım."

Bakan Soylu, şu görüşlerini paylaştı:

"CHP veya ilgili siyasi partiler bizim yaptığımız işlerle ilgili  seçime yönelik herhangi bir eksiklik, aksaklık ve bir itiraz ortaya koymuşlar  mıdır? Siyasi kişiliğimiz, kimliğimiz harici. Böyle bir şey söz konusu değil. En  ufak bir güvenlik eksikliği duymuşlar mıdır? Kendi yönettiğimiz kurumların onlara  yönelik en ufak işlemlerinde en ufak bir eksiklik duymuşlar mıdır? Devleti ve  siyaseti bilen bu tip değerlendirmeler yapmaz. Siyaset kişiliğimizi üzerimizden  atmamızı kimse istemesin. Biz dün de öyleydik, yarın da öyle olacağız. Bu siyasi  kişiliğimizle bu görevler bize verildi. Bunların her biri maalesef suç üstü  yakalananların karşı tarafa, çamur atma davranışlarıdır. Toplantı yapmışız da ne  olmuş? Bir araya geldik. Doğru."

   Binali Yıldırım'ın ağabeyi ve büyüğü olduğunu vurgulayan Soylu, "Biz  Binali Bey'den bahsederken, 'ağabey' diye bahsederiz. Onun kabine kurulundaki  üyeleriyiz. Bir önceki kabinede kabine arkadaşlarıyız. Bir mesele ortaya  konulduğu zaman onun değerlendirmesini kendi aramızda yapabilecek kabiliyete  sahibiz. Sanki gizemli bir şey konuşuluyormuş gibi... Biz her gün bir araya  geliyoruz. Yarın da geliriz. Yarın da bunları değerlendirme fırsatına sahibiz."  diye konuştu.

"Sayın Bahçeli'ye katılıyorum"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İstanbul'da seçimin yenilenmesi  önerisiyle ilgili soru üzerine Süleyman Soylu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"İlk tanıştığım seçim, 1984 ve 15 yaşındaydım. Rahmetli Ali Külünk  Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayıydı. Ben de babamlarla beraber sandık, sandık  dolaştım. 1984, 1986, 1987 bütün seçimleri bilirim. Yüzde 90'ının da içerisinde  oldum. Ya sandık kurulu üyesi... Şimdi herkes konuşuyor. Faik Öztrak, ömründe kaç  defa sandık kurulu üyesi olmuş? Kaç defa sandık başkanlığı yapmış bilmiyorum.  Kılıçdaroğlu, kaç defa sandık kurulu başkanı olmuş? Ben hepsini yaptım. Bu  siyasette hangi yer varsa hepsinde bulundum. Ben hayatımda 201 rakamının sıfır  yazıldığı ve bunun üst üste olduğu hiçbir seçim görmedim. Türkiye'de böyle bir  seçim yok."

Türkiye'de ilk kez bir seçim içerisinde bir kişinin oyunun sistematik  ve organize şekilde başka bir tarafa yazıldığına şahit olduğuna değinen Soylu,  konuşmasına şöyle devam etti:

"Boş sözlerden, lakırdıdan anlamam. Herkesin bir işi var. Bizim de  işimiz bu. Bu seçim hangi şekilde biterse bitsin, bunu çok net söylüyorum. Bu  seçimin tartışması sürekli devam edecek. Bu çok net. Bunun demokrasi açısından  faydası da şudur; bir reyin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.  Bir oyun ne kadar önemli olduğunu...Türkiye'de reye ne kadar sahip çıkıldığının  ortaya konulmasının en iyi tezahürüdür. Bu seçimin bu tartışmadan yoksun  bırakılabilmesi için, Sayın Bahçeli'ye katılıyorum, tekrarlanması bu  tartışmaların seçilecek kişileri gölgede bırakmasını ortadan kaldıracaktır."