Göbeklitepe'de tarihi gün!

08 Mart 2019 Cuma - 18:03 | Son Güncelleme : 09 03 2019 - 5:41

UNESCO Dünya Miras Listesi'nde bulunan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Şanlıurfa'daki Göbeklitepe Ören Yeri'nin resmi açılışı yapıldı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Üzerinde  yaşadığımız bu toprakların eşi bulunmaz bir tarih kültür ve medeniyetler beşiği  olduğu zamanla çok daha iyi anlaşılacaktır. Ben şuna inanıyorum, bizim ülkemiz  bir defa bir açık hava müzesidir, onun için de çok yoğun bir çalışmanın ortaya  konulması lazım." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Göbeklitepe Ören Yeri Resmi Açılış Töreni'nde  katılımcılara hitap etti.

Erdoğan, Şanlıurfa'da dolu bir gün geçirdiklerini, gerçekleştirdikleri  mitingde vatandaşlarla bir araya gelerek dertleştiklerini, istişare ettiklerini  söyledi.

Şanlıurfalılara teşekkürlerini sunan Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar  Günü dolayısıyla Şanlıurfalı kadınlarla kapalı spor salonunda bir araya  geleceklerini ifade etti.

Göbeklitepe'nin insanlık tarihinin yeniden yazılmasını gerektirecek  derecede önemli bir yer olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"İnsanlığın ortak kültür hazinesine yaptığı katkılarla Göbeklitepe  Anadolu'daki medeniyet köklerinin derinliğini göstermesi bakımından şimdiden çok  önemli bir referans haline geldi. Göbeklitepe ile birlikte insanlık ailesinin  adeta ana vatanı konumundaki Anadolu sahip olduğu sayısız tarihi değere bir  yenisini daha ekliyor. Burada elde edilen bulgular medeniyetimizin kadim bir  kavramı olan 'medine', yani şehir insanlığın toplu olarak birlikte yaşama  ihtiyacının nasıl ortaya çıktığına da işaret ediyor. İnsanların bunca zamandır  hep öne sürüldüğü gibi önce yerleşik hayata geçip ondan sonra inançlarını  sembolize eden yapılar inşa etmediklerini, sürecin tersinden işlediğini buradaki  kalıntılardan anlıyoruz."

Göbeklitepe'nin insanların inançlarının peşinden giderek yerleşik  hayata geçtiklerinin de ipuçlarını verdiğini anlatan Erdoğan, "Yani buradaki  bulgular insanın dünyada asıl varlık gayesinin ne olduğuna çok güçlü bilimsel  delillerle ışık tutuyor. Bu bilgi insanlığın bizim inancımızla, medeniyet ve  kültür çerçevemizle uyumlu bir geçmişe sahip olduğunu da gösteriyor. Dolayısıyla  bu kazılardan elde edilen sonuçlar arkeoloji ve antropoloji yanında dinler tarihi  başta olmak üzere diğer pek çok bilim disiplini için de çok önemli bir değere  sahip." diye konuştu.

Erdoğan, Göbeklitepe'deki çalışmaların yürütülmesinde emeği geçenleri  tebrik etti.

Göbeklitepe'nin Şanlıurfa'ya ve Türkiye'ye kazandırılmasının uzun  soluklu, her adımı sabırla örülen ince bir çalışmanın ürünü olduğunu vurgulayan  Erdoğan, şunları kaydetti:

"2011'de UNESCO dünya mirası geçici listesine giren Göbeklitepe,  ilgili kurumlarımızın takibi sonucunda nihayet geçtiğimiz yıl kalıcı listeye  ilave edilmiştir. Böylece biraz geç de olsa ülkemizin bir değeri, önemli bir  kültür varlığı tescillenmiş oldu. Daha önce Türkiye'nin 2'si karma, 15'i kültürel  olmak üzere 17 miras alanı bu listedeydi. Göbeklitepe'nin dahil edilmesiyle bu  sayı 18'e yükselmiş oldu. Dünya kültür mirası geçici listesindeki varlık ve alan  sayımız ise 77'ye yükseldi. Elbette Türkiye gibi her karış toprağı insanlık  tarihinin aynası olan bir ülkenin UNESCO dünya mirasında 18 tane geçici listede  77 tane eserinin olması bizim için yeterli değildir, kafi değildir."

Bu sayıların her geçen yıl daha da artacağına inandığına vurgu yapan  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Üzerinde yaşadığımız bu toprakların eşi bulunmaz bir tarih, kültür ve  medeniyetler beşiği olduğu zamanla çok daha iyi anlaşılacaktır. Ben şuna  inanıyorum, bizim ülkemiz bir defa bir açık hava müzesidir. Onun için de çok  yoğun bir çalışmanın ortaya konulması lazım. Çünkü bizim gibi kadim yerleşim  yerlerindeki tarihi eserlerin bulunması, ortaya çıkarılması biraz da nasiple  oluyor."

İstanbul, Hatay, Mardin, Şanlıurfa ve birçok ilde farklı amaçlarla  yürütülen faaliyetler sırasında çok önemli tarihi eserlere rastlandığını söyleyen  Erdoğan, bunun en somut örneğinin de Göbeklitepe olduğunu ifade etti.

Göbeklitepe'de ilk kez 1963 yılında iki üniversitenin yaptığı  araştırmalarda gerekli derinliğe inilmemesi ve yüzey araştırmaları düzeyinde  kalındığı için sonuç alınamadığını hatırlatan Erdoğan, 1986'ya kadar da burada  tam olarak ne olduğunun meçhul kaldığını bildirdi.

Bir çiftçinin 1986'da  tarlasını sürerken bulduğu bir heykeli  sergilenmek üzere müzeye teslim ettiğini anlatan Erdoğan, heykeli 5 yıl önce  vefat eden Alman Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt'in görmesiyle Göbeklitepe'nin  öneminin ortaya çıktığını bildirdi.

Schmidt'i saygıyla yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Turizm  Bakanlığının yeni bilgiler ışığında harekete geçtiğini ve Göbeklitepe'de kazı  faaliyetlerini başlattığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bu gayretlerin sonucunda da işte böyle  bir hazine gün yüzüne çıkmıştır. Bu süreçte ülkemizin önde gelen kuruluşlarından  Doğuş Grubu'nun projeye verdiği destek çok ama çok önemlidir. Doğuş Grubu'na bu  vesileyle bir kez daha yine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.  Türkiye'nin diğer firmalarından da benzer projelere destek vermelerini, sosyal  sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyoruz." dedi.

Böyle projelerde eserleri bulmak ve gün yüzüne çıkarmak kadar onların  tanıtımını yapmanın da çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu gerçeğe  özellikle yurt dışına gerçekleştirdikleri seyahatlerde yakından şahitlik  ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "100-150 senelik mazisi bile olmayan eserlerin  nasıl reklamının yapıldığını, nasıl korunduğunu, nasıl her yıl milyonlarca  turistin ziyaret ettiği bir çekim merkezi haline dönüştürüldüğünü görüyoruz."  değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin tarihi eser, ören yeri, anıt yapılar, gastronomi gibi  özgün kültürel miras ürünleri bakımından bir eksikliği olmadığını, tam aksine  fazlasının bulunduğunu dile getiren Erdoğan, "Ülkemizin tabii güzellikler ve  insan sıcaklığı bakımından da rakiplerinden geri kalır hiçbir yanı yoktur.  Bilakis Göbeklitepe gibi insanlık tarihine ait yerleşik kalıpları ve ezberleri  bozan yeni kültür varlıklarıyla hazinemizi sürekli güçlendiriyoruz. Bizim  eksikliğimiz bunların reklamını, tanıtımını layıkıyla yerine getirememiz  sebebiyledir." ifadelerini kullandı.

Terör ve güvenlik sorununun bir dönem bu çalışmaların önündeki  engellerden biri olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemiz uzun yıllar  çatışmalarla, yasaklarla bölücü terör örgütünün baskılarıyla anılmıştır. Az önce  gelirken onu öğrendim, 'Dün bin kadar ziyaretçi buraya geldi.' dediler. Daha bunu  herkes bilmiyor ama bakın herhalde basit bir seslendirmeyle bir günde buraya bin  kişi geliyorsa, demektir ki bu binler olacaktır. Çok daha mevsimin de inşallah  şöyle yazla birlikte hele hele baharla çok daha farklı bir hale gelecektir."

Devletin ve müteşebbislerin şartları zorlayarak bölgede hayata  geçirdiği yatırımların terör örgütü tarafından bugüne kadar sabote edildiğini  belirten Erdoğan, "Biz terörün istismar ettiği ne varsa hepsini ortadan  kaldırarak işte bu fasit daireyi kırdık." diye konuştu.

"Çok geniş bir turizm potansiyelimiz bulunuyor"

Türkiye'nin turizm alanında uzun bir süre sezonluk olan  deniz-güneş-kum üçgenine hapsolduğunu ifade eden Erdoğan, "Halbuki bizim tarihten  tabii güzelliğe, müzikten gastronomiye kadar çok geniş bir turizm potansiyelimiz  bulunuyor. Bu çerçevede hükümetlerimiz döneminde ülkemizdeki 142 müzeyi  yeniledik, 52 yeni müze açtık. Ülkemizin zenginliklerini yurt dışında geniş  kitlelere göstermek için 68 yurt dışı kültür varlığı sergisi açtık. Sinema ve  dizi sektörüne verdiğimiz desteklerle ülkemizin tanıtımında yepyeni ve gerçekten  etkili bir mecrayı şu anda harekete geçirmiş bulunuyoruz." değerlendirmesinde  bulundu.

Sağlıktan spora, tarihi alanlara kadar pek çok yeni destinasyonla  turizm yelpazesini genişlettiklerini aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece ülkemize gelen turist sayısını, göreve geldiğimizde 13  milyondu, şu anda 46 milyona çıkardık. Turizm gelirimiz de 12 milyar dolardan 30  milyar dolar sınırına geldi. İşletme belgeli tesis sayımız 419'dan bin 506'ya,  bakanlık belgeli tesis sayımızı 4 bin 888'e, turizm bölgesi sayımızı 143'ten  267'ye yükselttik.  Sürdürülebilir turizm amacıyla belediyelerimize bu doğrultuda  yapacakları çevre düzenlemesi ve alt yapı çalışmaları için de yaklaşık 2  katrilyon liralık destek verdik. Şimdi hedefimiz bu yıl 50 milyon turisti geride  bırakmak, 2023'te de 70 milyon turist hedefine ulaşmak. Bunu başaracağız, bunda  kararlıyız. Bunun için de Göbeklitepe gibi gerçekten özel ve önemli bir  hazinemizi çok iyi değerlendirmeliyiz."

"Şanlıurfa tam bir tarih hazinesidir"

Şanlıurfa'nın Göbeklitepe yanında her biri diğerinden kıymetli pek çok  tarihi ve kültürel varlığı bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları belirtti:

"Akad, Sümer, Babil, Hitit, Roma, Emevi, Selçuklu, Osmanlı ve  Cumhuriyet dönemi eserleriyle Şanlıurfa tam bir tarih hazinesidir. Bunların  hepsini birlikte düşündüğümüzde Şanlıurfa'nın her yıl tek başına milyonlarca  turisti ağırlaması gerekiyor. Bunun için de ciddi bir alt yapıyı süratle  geliştirmemiz lazım. Bundan neyi kastediyorum? Tabii buralardaki otel  hizmetlerini de artırmamız gerekecek. Daha önce hiç yokken şimdi tabii burada  gayet lüks otellerimiz de var ama bu sayı yeterli değil. Hedef bu kadar büyük  olunca tabii ki bunun alt yapısı olan otellerimizi de burada artırmamız,  geliştirmemiz gerekiyor. İnşallah bunu da başaracağız. Bir kez daha  Göbeklitepe'deki çalışmalara katkı veren, destek sağlayan herkese teşekkür  ediyorum. İnsanlık tarihinin bir dönemine ışık tutacak bu eserlerin hayırlara  vesile olmasını diliyorum."

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Mısır  piramitlerinden 7 bin 500 yıl daha eski olan Göbeklitepe, adeta tarihin sıfır  noktası, kadim bir anıt ve tapınma amacıyla insan eliyle yapılmış olan en eski  ibadet yeri." dedi. 

Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla  gerçekleştirilen Göbeklitepe Ören Yeri Resmi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada,  tarihin sıfır noktasında Türkiye’nin sahip olduğu kıymetli bir kültürel mirasın  daha turizme kazandırılmasına tanıklık etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

"Bu coğrafya yazının, tarihteki ilk kentlerin ve devletlerin ortaya  çıktığı, uygarlığın başlangıç noktasıdır." diyen Oktay, şöyle devam etti:

"Bulunduğumuz bölge, Fırat ve Dicle’nin bereketiyle beslenmiş, tarihin  ilk yerleşim yerlerinden birisidir. Göbeklitepe, 12 bin yıl öncesine ışık  tutarak, Anadolumuzun uygarlık tarihindeki yerini tüm dünyaya gösteriyor. 1963  yılından bu yana titizlikle yürütülen arkeolojik çalışmalar neticesinde tarihin  en eski anıtı ve ibadethanesinin yanı başımızda, Şanlıurfamız'da olduğunu  öğrendik. Hazreti İdris’ten Hazreti Eyyüp’e, Hazreti İbrahim’den Hazreti  Elyesa’ya, Hazreti Şuayip’ten Hazreti Yakup’a nice peygamberin yaşadığı bu güzel  toprakların bir inanç merkezi olduğu biliniyordu ancak tarihin ilk tapınağının bu  topraklarda bulunması tarihin seyrini tamamen değiştirmiştir."

"Asırlık kadim kentlerimizin de turizmi güçlenecektir"

Oktay, çalışmalara göre insanlık tarihinde ilk tarım faaliyetleri ve  yerleşik yaşama geçişin burada gerçekleştiğini anlattı.

Oktay, "Mısır piramitlerinden 7 bin 500 yıl daha eski olan  Göbeklitepe, adeta tarihin sıfır noktası, kadim bir anıt ve tapınma amacıyla  insan eliyle yapılmış olan en eski ibadet yeri. İnsanlık tarihinin yeniden  yorumlanmasına neden olan Göbeklitepe ile insanlık tarihi açısından böyle  kıymetli bir hazineyi turizme kazandırmak ve herkesin ziyaret etmesini sağlamak  için bir süredir yürütülen gayretli çalışmalar neticesinde Sayın  Cumhurbaşkanımızın zat-ı devletlerinin liderliğinde 2019, Göbeklitepe Yılı olarak  ilan edilmiştir." ifadelerini kullandı.

Bu adımların sadece Türkiye’nin tarihi zenginliği açısından değil,  insanlık tarihi açısından da son derece önemli olduğuna işaret eden Oktay,  şunları kaydetti:

"Göbeklitepe Yılı kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından  yapılacak çalışmalarla, Şanlıurfa’nın yanı sıra Mardin, Adıyaman, Gaziantep ve  Diyarbakır gibi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki asırlık kadim kentlerimizin de  turizmi güçlenecektir. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Adıyaman’daki  Nemrut Dağı ile Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri gibi diğer kültürel miras  alanlarımızın da bu vesileyle yerli ve yabancı ziyaretçilere daha iyi şekilde  tanıtılması mümkün olacaktır.

Medeniyetimizin maddi ve manevi birikimini gelecek kuşaklara  aktarmanın yolu, tarihi değerlerimizi korumaktan geçer. İnsanlar ve devletler  gelip geçmiştir ama tarihin somut mirasları günümüze ulaşmıştır."

Tarihin bugüne ulaşan izlerinin, medeniyetin ve kültürün bu topraklara  vurduğu birer mühür olduğunu ifade eden Oktay, "Bu büyük medeniyet hazinesine  yakışır şekilde davranmak, kültür, sanat ve mimari alanda altına imza atacağımız  yeni eserlerle tarihimize layık olmak istiyoruz. 2023 yılında Şanlıurfa’ya gelen  turist sayısını çok daha yukarılara taşımayı hedefliyoruz. Turizm atılımı,  Şanlıurfa’ya katma değer sağlayacak, ekonomisini canlandıracak ve Şanlıurfa’yı  zenginleştirecektir." diye konuştu.

Oktay, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere insanlık tarihinin  kıymetli hazinesi Göbeklitepe'yi açığa çıkararak millete kazandırılmasında emeği  geçen tüm arkeolog, tarihçi ve araştırmacılara şükranlarını sunduğunu dile  getirerek, yurt içinden ve dışından tüm vatandaşları Göbeklitepe’yi ziyaret  ederek, insanlık tarihine tanıklık yapmaya davet ettiğini sözlerine ekledi.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,  "Göbeklitepe Anadolu'nun medeniyetin beşiği olduğunu ortaya koymaktadır. Stilize  edilmiş insan sembolleri, muazzam hayvan kabartmaları ve mimari yapısıyla  Göbeklitepe, arkeoloji ve tarih dünyasında bildiğimizi sandığımız birçok cevabı  geçersiz kılmış, yerine cevap bekleyen birçok soru getirmiştir." dedi. 

Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla  gerçekleştirilen Göbeklitepe Ören Yeri Resmi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada,  söz konusu mekanın önemine değinerek, çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti.

Şu anda Anadolu'nun kültür mirasının zirve noktasında bulunduklarını  ifade eden Mehmet Nuri Ersoy, şunları kaydetti:

"Göbeklitepe'yi anlatırken 12 bin yıl gibi bir zamanı telaffuz  ediyoruz. Üstelik kazı hala devam ediyor. Toprak altında gün yüzüne çıkarılmayı  bekleyen daha birçok yapı var. Uzmanlar bunlardan bazılarının 15 bin yıllık  olabileceğini söylüyor. Heyecanlanmamak, hayrete düşmemek mümkün değil. Tarih onu  var eden topraklarda adeta tekrar ayağa kalkıyor. Göbeklitepe Anadolu'nun  medeniyetin beşiği olduğunu ortaya koymaktadır. Stilize edilmiş insan sembolleri,  muazzam hayvan kabartmaları ve mimari yapısıyla Göbeklitepe, arkeoloji ve tarih  dünyasında bildiğimizi sandığımız birçok cevabı geçersiz kılmış, yerine cevap  bekleyen birçok soru getirmiştir."

Bakan Ersoy, bugüne kadar ülkenin tarihi zenginliğine sahip çıkmak ve  değerlendirmek noktasında büyük ve kararlı adımlar attıklarını vurgulayarak, kazı  çalışmalarının yıl boyu sürmesinin bu anlamda önemli olduğunu vurguladı.

"Göbeklitepe Anadolu'nun bize hem armağanı hem de emanetidir"

Göbeklitepe'nin 2018 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girdiğini  anımsatan Ersoy, "Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde 2019'un  Göbeklitepe Yılı ilan edilmesi, hem bölgeye hem de kültür varlıklarına verilen  değerin, gösterilen hassasiyetin bir ifadesidir. Şanlıurfa'ya ve çevre illere  tanıtım ve kültürel zenginliklerin ön planda çıkarılması noktasında büyük fayda  sağlayacaktır. Göbeklitepe Anadolu'nun bize hem armağanı hem de emanetidir.  Bugüne kadar son derece titiz çalışmalar gerçekleştirdik, bundan sonraki adımları  da aynı titizlikle atacağız." ifadelerini kullandı.

Bakan Ersoy, Göbeklitepe'de elde ettiği bulgularla insanlık tarihine  ışık tutan ve kalp krizi sonucu 2014'te hayatını kaybeden Prof. Dr. Klaus  Schmidt, Doğuş Grubu ve bölgede çalışma yürüten herkese şükranlarını iletti.

Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk ise bugün çok özel bir  şehirde bulunduklarını ve Göbeklitepe'nin dünya kültürel mirası için son derece  önemli bir alan olduğunu kaydetti.

Tarihin akışını değiştiren Göbeklitepe'ye katkı sunmaktan büyük gurur  duyduklarını vurgulayan Şahenk, Türkiye'nin kültürel mirasına duydukları  saygıyla, bu yöndeki çalışmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.

SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MUSTAFA VARANK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Biz  Harran Ovası'nda uydu takibiyle tarım yapıyoruz. Havadan ve yerden veri  topluyoruz. Uydu teknolojileri kullanıp buğday, mısır ve pamuk nasıl daha verimli  üretilir, çiftçimiz nasıl daha çok kazanır ona kafa yoruyoruz. Ama CHP zihniyeti  çıkıyor, Türkiye'nin 20 yıllık hayali olan Uzay Ajansını engellemek için  uğraşıyor." dedi. 

Bakan Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla  gerçekleştirilen Göbeklitepe Ören Yeri Resmi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada,  tarihi bir ana tanıklık edildiğini ifade etti.

Göbeklitepe'nin dünyanın bilinen ilk kutsal alanına ev sahipliği yapan  bir yer olduğuna dikkati çeken Varank, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının da  Göbeklitepe Ören Yeri'nde önemli çalışmalara imza attığını vurguladı.

Varank, Göbeklitepe'de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek,  "Dünya tarihini değiştirecek bu muazzam mirası en iyi şekilde korumak istedik.  Tarih Yeniden Canlanıyor Projesi kapsamında 8,3 milyonu Göbeklitepe için olmak  üzere toplamda 10 milyon avro harcadık. Göbeklitepe'deki eşsiz eserler özel  mimari tasarımlı örtülerle korunacak. Kendini yenileyebilme özelliğine sahip bu  örtülerin üretiminde nanoteknoloji kullanıldı. Bunun yanı sıra yapıda ayrıca bir  deprem izolatörü de bulunuyor. Dolayısıyla bu eşsiz mirası korumak adına en küçük  detayı bile atlamadık." diye konuştu.

"Harran Ovası'nda uydu takibiyle tarım yapıyoruz"

Bakanlık olarak Göbeklitepe'nin yanı sıra her yerde olduğu gibi  Şanlıurfa'da da farklı çalışmalara imza attıklarını dile getiren Bakan Varank,  şunları kaydetti:

"Biz Harran Ovası'nda uydu takibiyle tarım yapıyoruz. Havadan ve  yerden veri topluyoruz. Uydu teknolojileri kullanıp buğday, mısır ve pamuk nasıl  daha verimli üretilir, çiftçimiz nasıl daha çok kazanır ona kafa yoruyoruz. Ama  CHP zihniyeti çıkıyor, Türkiye'nin 20 yıllık hayali olan Uzay Ajansını engellemek  için uğraşıyor. Türkiye Uzay Ajansını Anayasa Mahkemesine götürdüler. Biz uydudan  tarım yapıyor, Uzay Ajansını kuruyoruz. Onlar Anayasa Mahkemesine yol yapıyorlar.  Şimdi bizim ufkumuz uzayda ama bu CHP zihniyeti maalesef yaya bile değil,  sürünüyor."

AB Türkiye Delegasyonu Birinci Müsteşarı ve Ekonomik ve Sosyal  Kalkınma Bölüm Başkanı Angel Gutierrez Hidalgo da Göbeklitepe'de bulunmaktan  duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Göbeklitepe'de yürütülen çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür eden  Hidalgo, "Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'a 2019'u Göbeklitepe Yılı ilan ettiği  için teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu yıl, Avrupa tarafı olarak da biz bunu  destekleyeceğiz ve bu yerin hak ettiği ilgiyi görmesini sağlayacağız." ifadesini  kullandı.

GÖBEKLİTEPE NASIL BULUNDU?

Göbeklitepe’nin bulunuş hikayesi 1986’da tarlanın sahibi Şavak Yıldız’ın iki kireçtaşı heykel bulup müzeye götürmesiyle başlıyor. Bu iki arkeolog Nevali Çori adlı taş çağı yerleşimi baraj suları altında kalmadan kurtarma kazısı yapan ekiptenler. Burada hem eşsiz heykeller hem de ilk defa T başlı bir tapınak bulunduğu için tecrübeliler ve depodaki heykeller hemen ilgilerini çekiyor. Ve Göbeklitepe neresi aramaya başlıyorlar. 

Klaus Schmidt heykellerin bulunduğu alanda bir süre sonra kazılara başlıyor. 2 yıl sonra nihayet tapınaklara ulaşılıyor ancak arkeologlar tarafından değil. Tarla sahibi alanın diğer bir köşesinde tarlasını sürmek için taşları temizlemeye çalışırken büyük bir taşa rastlıyor. Yerinden oynatamadığı taşı geldiğinde Schmidt’e gösteriyor. Alman arkeolog yerde gömülü taşın Nevali Çori’den aşina olduğu tapınaklara ait T başlı bir dikilitaşın ucu olduğunu hemen anlıyor. Benzeri olmadığı için ne olduğu anlaşılamayan heykeller uzun süre depoda bekliyor. Ta ki Urfa’daki başka bir taş çağı yerleşimini kazan iki arkeolog depoya eser teslim etmek için gelene kadar.

GÖBEKLİTEPE TAPINAKLARI NEYE BENZİYOR?

Yüzyılın en heyecan verici arkeolojik buluntusu gün yüzüne çıkarıldığından beri tüm dünyada ilginin odağı. Göbeklitepe heyecan verici çünkü 12 bin yıllık yaşı ve Taş Çağı için gerçekten de çok büyük olan boyutları ile benzersiz. Toprak altında radarla tespit edilenler dahil 20 kadar tapınak bulunuyor. Dairesel formda büyük yapılardan kare şeklinde olan küçük yapılara kadar burası bir tapınak kompleksi. Tapınakların merkezinde iki büyük dikilitaş bulunuyor. Çevresinde ise on kadar dikilitaş daha var ve alçak çevre duvarına yerleştirilmişler. Üzerleri yırtıcıların ağırlıkta olduğu enfes hayvan kabartmaları ile bezeli.

Ziyarete açık bölümde tapınakları daire şeklinde ahşap bir yol çevreliyor . Yukarıdan tamamen kazılmış 4 tapınak görülebiliyor. Bu tapınaklar A, B, C ve D tapınakları olarak adlandırılmışlar. A tapınağında yılan, B de tilki, C de yaban domuzu ve D de kuş ve yılan kabartmaları yoğunlukta. Bu tapınakların farklı klanlara ait olup olmadığı önemli bir soru. Tapınakların en büyüğü ve süslüsü olan D tapınağının ortasındaki iki dikilitaş hemen dikkat çekiyor. Üzerinde kolları, incecik parmakları, süslü önlüğü ve T şeklinde başı ile bu ululuğu vurgulanmış bir insanı tasvir ediyor. Diğer dikilitaşların yüzü saygıyla merkezdekilere dönük. Bizim yüzümüz de saygıyla taşlara...

Çünkü bu tapınakların yapıldıkları dönemde henüz ne hayvan evcilleştirilmiş ne yerleşik hayata geçilmiş ne de tarım yapılıyor. Göbeklitepe’yi inşa edenler, tarih kitaplarından bildiğimiz uzun saçlı, taş baltalı avcı-toplayıcılar. Ellerinde sadece obsidiyen ve çakıl taşları var ve dikilitaşların üzerlerine çeşitli hayvanlar, hatta soyut semboller işlemişler. Dahası 5-6 ton ağırlıkta ve 5,5 metreye varan uzunluktaki dikilitaşları civardaki taş ocaklarından taşımış ve ana kayadan şekillendirilmiş kaidenin tam ortasına dimdik yerleştirmişler. Bu gerçekten de akıl almaz...

ETİKETLER