Gazetevatan.com » Yazarlar » Kulaktan Kulağa’da sezon finali

Kulaktan Kulağa’da sezon finali

26 Temmuz 2015 Pazar


Son iki bölüme giriyorum 3’üncü sezon için. 26 il, 26 konuk, 39 düet. Elimde muhteşem bir arşiv oluştu. Seneye ilk işim bunu bir belgesel haline getirmek olacak. TRT Müzik’e, müziğe inandıkları için teşekkür ederim. Bu akşam ekranda Bolu bölümünü izleyeceksiniz. Orada bir kez daha anladım ki; ben dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyorum. Hiçbir güç bu ülkeden umudumu yitirmeme mani olamayacak. 

 

Mavi Sakal

2001 yılıydı, biz Ankara’da Limon Bar’da çalmak için provalardaydık. Gazetede bir ilan gördüm “Sing Your Song” diye. “Besteni kaydet İstanbul’a gel” diyordu ilanda. Hemen ne menem bir şeydir diye araştırmaya başlayınca, jürisinde hayranı olduğum isimler çıkmaya başladı bir bir. Fuat Güner, Koray Candemir ve Mavi Sakal’ın davulcusu Murat Tümer. Charles Richards yönetmenliğindeki “İki Yol” seneler sonra bile dilimizdeydi hâlâ. Bu grubun davulcusunun yarattığı bir organizasyon bize mutlaka değer verir dedim, ve yanılmadım. O yolculukla beraber bütün hayatımız değişmeye başlayacaktı... 
Uzun bir aradan sonra Kan Kokusu kadrosuna geri dönüyor Mavi Sakal. Genç Osman Yavaş’ın herkesten ayrılan büyülü sesini Mavi Sakal’ın kendine has senfonik rock geçişleri arasında tekrar duymak için gün saymaya başlayın. Aynı binanın bir katında biz maNga, bir katında onlar Mavi Sakal kayıtlardaydık dün geceye kadar. Biz gitar kayıdı yaparken top sesleri duymaya başladım yoldan. “Bizim babalar top oynamaya başladı, kayıt bitti sanırım bir uğrayayım” diye uzadım stüdyodan. Kaan Abiyi o geceye kadar görememiştim. Kısa bir hasret gidermeden sonra hemen topu pasladılar ayağıma. 
 
Genç Osman’ın gazete kağıtlarından yaptığı topa ben de başladım Türk misali hareketlerle ayakkabılarımı artistçe dokundurmaya. Sonra ön miksi dinlemek için stüdyoya tekrar girdiklerinde beni de davet ettiler. 95 yılındaki İki Yol’dan aylar sonra kaldıkları yerden devam ediyorlarmış gibi hissettim. Demode kalmadan aynı karakteri koruyabilmek ustalık ister sanatta. Mavi Sakal işte bunu yapabilen gruplardan biri. Türkçe rock’ın nereye gideceğini bilemediği şu sıralarda, sihirli bir abi dokunuşu geliyor çok yakında…
 
Haftanın filmi
 
Stephan Hawking tükendi artık söylemekten; “Şu yapay zeka olayına dikkat edin, sonumuz olacak” diye. Bunun nasıl olabileceğine dair bir kurguyu Ex MACHINA’da bulabilirsiniz. Uyarmadı demeyin; film bittiğinde rahatsız olacaksınız.
 
 
Türk sinemasının figüran problemi
 
Yeşilçam filmlerine bir bakın. 30 saniyelik rol için bile bulunan figüranlar hep iyidir. İyi oynarlar, gerçektirler. Bir de şimdi bakın dizilere ve filmlere. Restoran sahnesi, süper çekimler, dev kadro. Hesabı getiren garson o kadar kötü oynuyor ki, kameraya baktı bakacak. Adamın günahı yok, az bir maaşa çalışan figüranlardan biri. Ama oyuna dahil olduğunda benim için film orada bitiyor. İnanınırlığını kaybeden bir sahneden sonra yönetmene de bir inancım kalmıyor. Yeşilçam ruhunu desteklemek, yaşatmak için oradaki kültürü, ciddiyeti iyi anlamamız gerekiyor. 
 
Haftanın şarkısı
 
“Rihanna-Bitch Better Have Money (Korn Remix)” Müzik oldukça hızlı değişen, gelişen ve türlerinin arasındaki duvarları alçıpana dönüştüren bir sanat dalı haline gelmeye başladı. Biz burada “Yahu olur mu bu, yakışmaz” diye kalın çizgilerimizle böbürlenmeye devam ededuralım, okyanus ötesi aldı başını gidiyor...