Gazetevatan.com » Yazarlar » Plastik ve halıda büyüdü enerjide termik santrale 500 milyon euro yatıracak

Plastik ve halıda büyüdü enerjide termik santrale 500 milyon euro yatıracak

28 Ocak 2012 Cumartesi


Anadolu Kaplanı olarak nitelendirilen Gaziantepli Naksan Holding, plastik ve halı sektöründeki başarısını enerjiye taşımayı hedefliyor. Holding bünyesindeki Naksan Plastik, Türkiye’de ilk 500 sıralaması içinde 129’uncu. Royal Halı, Pierre Cardin Halı, Atlas Halı gibi markaları olan şirket, enerjide de büyüme planları yapıyor. Bu çerçevede 500 milyon euroluk termik santral projesi hayata geçirilecek. 300 megavatlık santral 2014’te devreye girecek.

Naksan Holding Gaziantep’in en köklü ve güçlü şirketlerinden biri. Geçmişi 1940’a dayanıyor, şirket Mehmet Nakıboğlu tarafından kurulmuş. Hırdavatçılıktan sanayi devliğine yükselen bir hikayeleri var. Naksan Holding’te şu anda 3’üncü kuşak yönetimde. Holding tam bir Anadolu Kaplanı. Şirketin şemsiyesi altındaki Naksan Plastik Türkiye’de ilk 500 sıralaması içinde 129’uncu sırada yer alıyor. Yine holdingin markalarından Royal Halı da Türkiye’nin ilk 500 şirketi sıralamasında. Naksan Plastik, NakPilsa, Royal Halı, Pierre Cardin Halı, Atlas Halı, Adularya Eberji, Elmacı Pazarı, Elma Sepeti, Verimli Plastik, Rinak Lojistik Naksan Holding şemsiyesi altındaki şirketler. Zirve Üniversitesi de Naksan Holding’in.

Biliyorsunuz, Gaziantep geçen yıl patent başvurularıyla rekor kırdı, Akıllı sanayi projeleri Gaziantep’e basamak atlattı. Gaziantep’in başarısının önemli oyuncularından biri de Naksan Holding. Holdingin 3’üncü kuşak temsilcisi Taner Nakıboğlu’yla İstanbul’da, şirketlerini yeni kattıkları Atlas Halı Genel Müdürlüğü’nde buluştuk.

-Yurtdışında okumuşsunuz...

Evet. İlkokulda Gaziantep’teydim, sonra Anadolu Lisesi’nde okudum. O zamanlar Anadolu Liseleri çok iyiydi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni kazandım. Sonra gittim yurtdışına. 1991’de Gaziantep’ten çıktım, daha sonra Los Angelas’a gittim ve San Diego’da da Uluslararası Ticaret üzerine master yaptım.

-Döndüğünüzde ilk ne yaptınız?

Döner dönmez. 1.000 dolar para harcayıp web sitesi yaptım. Aile büyüklerim çok kızdı o zaman. Şimdi babam da iPhone kullanıyor, mailler atıyor... O zaman karşı çıkılmıştı. Amerika’da internet çok yayılmıştı, ben gelir gelmez şirketin bu anlamdaki alt yapısını değiştirdim. Değeri sonra anlaşıldı.

Plastikte 1 numarayız

-Ne zaman sorumluluk aldınız?

1996’da amcalarımdan biri kendi isteğiyle ayrıldı ve İstanbul’a yerleşti. Şirkette yabancı dil bilen tek amcaydı. Ben amcam ayrıldıktan hemen sonra geldim. İhtacat ve internet konusuyla ilgilendim hemen. Amerika ufkumu açtı. Gelir gelmez dış ilişkilere baktım. Biz hep Avrupa’dan makine alıyorduk. Hâlâ bu makineleri Almanya ve İtalya’dan alıyoruz. O zaman bizim ihracatımız çok azdı. 500 bin dolarlık branda satılmıştı naylon, o kadar.

-Şimdi ne kadar?

Şimdi 150 milyon dolara yakın ihracatımız var. Genç iyi dil bilen bir ihracat ekibimiz var 40 kişilik.

-Yeni yatırımlarınız oldu son yıllarda. Daha öncesinde plastik, polietilen üreterek bu noktaya geldiniz değil mi?

Polietilen, endüstriyel shrink film, strec film, sera örtüleri, palet örtüleri, malç filmleri, mobilya örtüleri, her türlü poşet... Sanayi, tarım ve hizmet sektörünün bu alandaki en büyük tedarikçisiyiz. 1995’te ilk 500 sanayi kuruluşu içine girmiştik.

-Siz de sanırım bu sayede genç yaşınızda sorumluluk almışsınız...

Amcalarımın ve babamın isteğiyle oldu. Endüstriyel film işine girdik. Şirkete yeni gelen biri önce işletme bölümünde çalışıyor, her bölümde de biraz çalışması gerekiyor. Ben de öyle yaptım. Üretimi öğrendim. Yenilikler yapıldı o dönem. Verimli makineler alındı. Fuarlara katıldık. Hammadde ve makine firmalarından aldığımız eğitimler çok yararlı oldu. Babam 2000 yılında by-pass geçirdi. Bu tip ameliyatlar insanın yapısını değiştiriyor. Babam 13 yaşında başlamış çalışmaya. 52 yaşında ‘Artık işletmeden çık, benim işlerimin başına geç, büyük satın almalara da bak’ dedi. İşletmeden çekildim. Yeni bir dönem oldu benim için de şirket için de.

-2000’li yıllarda işleriniz de hızla genişmedi ve yeni sektörlere de girdiniz...

Naksan Plastik, ciroda bir numara oldu alanında. İlk 500’de 136 sıraya yükseldik, sonra daha da yükseldik...

-Markanız oldu daha sonra. Nasıl karar verdiniz halı markası oluşturmaya?

İlk önce halı ipliği yaptık. 2005’te Royal Halı’yla ilk kez tüketiciye direkt hitap ettik. Ve aile ilk kez dışarıdan ortak aldı. Aileden halıcı Kayserili Cihan Dağcı ortağımız oldu. Çok iyi gitti. Daha sonra dünya markası Pierre Cardin Halı’nın lisansını alma şansımız oldu. Royal Halı ve Pierre Cardin halı hızla büyüdü. 2007’de bu büyüklüğe sahip olunca Naksan Holding’i İstanbul’a getirdik. Gaziantep’te büyüdük ama İstanbul’da olmak gerekiyor. Dünyaya İstanbul’dan açılıyoruz.

-Siz madencilik ve enerji işine de girdiniz.. Enerjideki hedefleriniz neler?

Ankara’da maden şirketimiz. Aslında Eskişehir ve Ankara ortasında diyebiliriz, Mihalıççık’ta. Orada enerji santrali kurmaya karar verdik. 2008 krizi çıktı. Biz tam bankalarla anlaşmıştık, onlar durunca biz de durduk ama kısa süre sonra yüzümüzü Avrupa’ya döndük. Demir çelik işlemede dünya firmalarından biri olan büyük bir şirketle anlaştık. Çek Cumhuriyeti’nde Export Bank’la anlaştık. Avusturya, Almanya, Slovakya’dan ekipler gelip incelemeler yaptılar.

-Ne kadarlık bir yatırımla kuruluyor?

500 milyon euro. 300 megavat olacak. Maden de bizim. 2014’te bitecek.

-Kömür madeni...

Evet. Linyit kömürü madeni. Türkiye’de ilk kez yapılıyor bu. Yeraltında çok az insanla çalışıyoruz, dev kırıcılarla çalışıyoruz, bantlarla yukarı çıkıp Termik Santrale geliyor kömürler.

Kyoto Protokolü’ne uygun

-Çevreye büyük zararı var termik santrallerin...

Biz bu konuyla inanın çok uğraştık. Kyoto Protokolleri’ne uygunuz ...

-Nasıl oldu bu?

Kömürün kükürtünü alan bir yatırım yapıldı. Çok uğraştık. Zaten çevreye en ufak bir zararı olsa bankadan kredi alınamıyor. Bacadan çıkan gazı kontrol altına alan bir sistem yapıldı. İnanın bu çevre dostu termik santral. Bu şöyle oluyor. Baca gazı arıtma tesislerinde kömürün yanında kireç taşı veriliyor kazana. Bu kimyasal yapısıyla kükürte bağlanıyor ve çıkışta tutuluyor. Bu toz işe yarayan hale geliyor. Külü topluyoruz, çimento fabrikaları bu atıklarımızı alıyor. Çevreye verilmiyor. Kül havuzumuz var ayrıca, bunun üzeri de ağaçlandırılıyor. Bu işlere girince çevre konusunda uzman oldum. En hassas olduğum konu.

-Yenilenebilir enerjiyle ilgilenmiyor musunuz?

İlgilendim. Rüzgar santrelleri kuşların göç yollarına zarar veriyormuş. Ona da söyleyecekleri var çevrecilerin. Enerji üreteceğiz sonuçta. Yoksa hiçbir şey üretemeyiz. Türkiye’nin en büyük sorunu enerji açığı. Benim de çocuklarım var, ben de ülkemi seviyorum. Dediğim gibi her önlemi de alıyoruz.

ATLI SPOR KULÜBÜ KURDUK

-Siz ne yaparsınız iş dışında?

12 yaşında oğlum, 8 yaşında kızım var. İş dışında arkadaşlarımla zaman geçirmeyi severim. Atlı Spor Kulübü kurduk, ata biniliyor Antep’te. Biz de heves ettik. Atlı Spor Kulübümüz’de engellilere atlarla terapi yapılıyor ayrıca. Bunu çok önemsiyoruz. Yeni başladık bu işe. Bunu da sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Ben İstanbul’u da çok seviyorum. İstanbul ayrı bir keyif. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla İstanbul’da olmak da güzel.

Gaziantep’in başarısının sırrı esnaf tüccar ve sanayici geçmişinde

-Gaziantep’in başarısının sırrı ne?

Tarihinde de hep güçlü bir şehir. Her milleten insan var Gaziantep’te. Yahudi, Ermeni nüfus da vardı geçmişte. Ticareti biliyor Gaziantep’in genleri. İpek Yolu üzerinde. Naksan’ın doğduğu Elmacı Pazarı İstanbul’un Tahtakalesi’dir. Orada Ahilik sistemi vardı. Kökleri ticarete yatkın bu toprakların. Gaziantep’de olumlu mahalle baskısı vardır.

-Ne demek tam olarak bu?

Yanlış yapılamaz. Yanlış ticaret yaptırmazlar, yanlış yapan Gaziantep’te yaşayamaz. Sağlam temeller üzerine oturmalısınız. 1980’de sanayicilik başladı. 5 sanayi bölgesi var şu anda. Sanayiyi atlamadı Gaziantep. Satmayı bilen insanlar satacaklarını ürettiler. Başarının sırrı burada. Esnaf, tüccar, sanayici birleşmesi mükemmel sonucu getirdi. Bence dünyanın her yerine mal satmaya çalışmıştır Gaziantepliler. Antep 170 ülkeye ihracat yapıyor. 5 milyar dolar ihracatı var Antep’in. Yüzde 21’i Avrupa’ya yapılıyor, diğerleri dağınık. Bu arada aileler çocuklarını hep okutmuş. Bu da önemli.

Bambu ipliğinden halı yaptı, rakip şirketi satın aldı

-Royal Halı’nin sektöre getirdiği yenilikler oldu.

2006 yılında büyük bir pazar araştırması yaparak bu işe girdik. 66 yıl üreticiden üreticiye satan bir şirkettik, halı üreterek tüketiciye ulaştık. Çok doğru iş yapmak istedik. Tüketici neye göre halı seçiyor ve ne bekliyor diye araştırmalarla baktırdık. Kadınlar hijyene vurgu yapıyordu. Hijyende yapılanlara baktık. Fransa’da testler yaptırdık. 30 kere halı yıkattık, özelliğini kaybetmiyor. Bizim halılara bakteriler 10 cm’e kadar geliyor, gelince ölüyor. Mantarı da önleyen bir madde kullandık. Tüm belgelerimizi aldık.

-Bambu ipliğinden halı mı yaptınız?

Evet. Bambu ipliğinden yapılan halı doğal olarak antibakteriyel. Güneş gördükçe de soğuyor.

-Üretim kapasiteniz ne kadar?

4 milyon metrekare üretiyoruz. Yüzde 25’ini de yurtdışına satıyoruz.

-Kaç bayiniz var?

Royal Halı 1.200 noktada satılıyor.

-Atlas Halı markasını da aldınız. 3 halı markanız oldu... Rakipleri topluyor musunuz?

Seviyoruz halı işini. Ayrıca tesislerimiz de var. Ama Royal Halı ve Pierre Cardin’e rakipti Atlas Halı. Çok güçlü bir marka. Kayserili 45 yıllık bir marka. İki Anadolu markasının gücü birleşti. Atlas Halı bundan sonra daha hızlı büyüyecek. Endüstriyel tasarımcılarla çalıştık Atlas Halı’da. Yine kadınlar üzerine araştırma yapıldı. Bizim aile fokus grubundan da geçti. Çok farklı bir koleksiyon da hazırlandı. Atlas Halı da bölge bayiliği değil, bayiyle direkt çalışılacak.

Üniversitede hedefimiz büyük

-Zirve Üniversitesi’ni kurdunuz Gaziantep’te. Bu da ailenizin ortak kararı mıydı?

Bizim ailemiz her zaman kazandığının bir kısmını sosyal projelere harcar. Yurtlar, ilköğretim okulları yaptırmış bir aileyiz. Biz Gaziantep’e üniversite de yapmak istedik. İpek Vakfı vardı Gaziantepli işadamlarının, bizim ailemizden de temsilciler vardı. Beni de daha sonra gıyaben başkan yaptılar. Vakıf arsayı da almıştı. Bana ‘hazırla üniversiteyi’ dediler. Hedefi de büyük koydular, adı da bu yüzden Zirve oldu. 2009’da kanunu çıktı. Şu anda 6 fakülte var, 2 bin 700 öğrencimiz var. Dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmeyi hedefliyoruz.

-Bunun için ne yapıyorsunuz?

Bu hedef sizin de bildiğiniz gibi hiç kolay değil. İlk 1000 desek ilk adımda daha kolay olurdu. Türkiye’de kaç üniversite dünyada ilk 100’de? Ama bunu önemsemiyorum. Gaziantep önemli bir bölge. Biz çıtayı yüksek koyduk. Bölgedeki diğer ülkelerden de ilgi görecek bir üniversite kurduk. Bu da Gaziantep’in gelişiminde önemli.