Derdi tasayı atan festival

EDA SOLMAZ / VATAN |  24 Ağustos 2014 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 24 08 2014 - 12:08

“Özgürlük Ada”sı mottosunu kendine ilke edinmiş bir festivalde sıkılmak ne kadar mümkün olabilir ki! Geçtiğimiz hafta Budapeşte’de gerçekleşen Sziget festivalin yolunu tuttum. İşte alandan izlenimler...


Budapeşte’den geçen Tuna nehri üzerindeki Obudai Adası’nı kapatıp kocaman bir festivale çeviren Sziget ile tanışmam yeni değil. Üç yıl üst üste gittiğim festival bu yıl adeta değişime uğramış gibiydi... Çünkü festival inanılmaz bir PR çalışması gerçekleştirmiş ve 450 bin müziksevere kapısını açmıştı. Bunun 900’ü Türk olduğunu düşünürsek, 7 bini de Hollandalı... Siz düşünün dünyanın dört bir yanından gelmiş insanları...

Bu yıl festivalin line-up’ı da oldukça sıkıydı. Son dönemin önemli isimlerini izleme fırsatı varken, oraya gitmemek olmazdı. 7 günlük festivalin 5 gününe vakıf olmuş biri olarak işte bu yılki izlenimlerim...

- Bir yıl ara verdiğim festival çok değişmiş. Yaş kitlesi düşmüş, sıra beklenilen alanlara sahip olmuş, bayılarak gittiğimiz Chuck Norris barını da kaldırmışlar. Ben bulamadım şahsen...

- Sahneler azalmış, genelde bar standları eğlence alanlarına dönüşmüş.

- En baba sahne her zaman ki gibi A38 yerli yerinde kalmış. Kimi konserlerde içeriye girmek mümkün değil ama dışarıya kocaman bir barkovizyon koymuşlar.

- A38’in yıldızı hiç kuşkusuz acıların çocuğu Tom Odell, İngiliz prens Miles Kane, aniden bastıran yağmur ile o an tek kapalı alanda çalan Klaxons ve şu sıralar yeni albümünü tanıtan Kelis’di. Bana göre ise Darkside muazzamdı. Karanlıklar içinde elektronik dehaları şahane bir müzik ziyafeti sundu. Miles Kane’de saçları üç numara yapmış, Tom Odell için genç kızlar gerçekten ağlıyordu.

- Ana sahnede ise Macklemore&Ryan Lewis’e bayıldım! Hatta festivalin en kalabalık günlerinden biri bugündü... Rap müziğinin yeni yıldızı Macklemore, gerek kostüm gerekse dopdolu orkestrası ile müziğinin hakkını veren bir isim. Sahne aldıkları gün festival alanın her yeri çamurdu ama bunu kimse umursamadı ve ayakları acıyana kadar dans etti. Bu adamlar rap müziğinin indiesi gibi. Gerçek bir eğlence arayan organizatörler Macklemore ve silah arkadaşı Ryan Lewis’i İstanbul’a davet etmeli. Bilet satışı sandıklarından daha iyi olur, mis gibi de konser izletirler. Macklemore’da bitmeyen bir enerji ve hayran sevgisi var.

- Placebo’dan Brian Molko ah ne yaşlanmışsın sen... Sahne enerjini yemişler resmen.

- Korn’un vokali Jonathan Davis inanılmaz kilo vermiş, tulumu yine elinde, çaldı da çaldı.

- Yeni albümlerini çalmaya gelen Lily Allen, The Manic Street Preachers ve Imagine Dragons arasında tabii ki Imagine Dragons konseri muazzamdı. Bu adamlara daha da dikkat edin, sesleri ve müzikleri yükseldikçe yükseliyor.

- Ve festivalin büyük ismi, bu yılın en çok parayı götüren DJ’i Calvin Harris... Artık eminim yurt dışında rap ve elektronik müzik ciddi iş yapıyor. Hatta en dolu günler bu iki müzik türüne ait zamanlardı. Keza festivalin başka DJ’i Skrillex içinde bu geçerliydi. Ama Calvin Harris tek başına inanılmaz bir sahne gösteri sundu. Tamamen görselliğe çalışılmıştı besbelli. Havai fişekler, ateş ve lazer şovları herkesi kendinden geçiren melodiler... Yeni nesil gitarın tonunu değil, elektroniğin ritmine hasta!

- Sziget’de basın mensubuysanız VIP bilet almış olanlar ile aynı yeri kullanıyorsunuz. Aslında çoğu Avrupa festivallerinde bu böyledir. Bir bizim organizatörler problemlidir bu konularda. “Ego.” VIP’de sahneden inmiş ve eğlenmeye gelmiş birçok müzisyenle karşılıklı dans ettiğim doğrudur. Bu lükse seneye siz de VIP bilet alarak sahip olabilirsiniz. Bizimkiler gibi uçarı fiyatlar da yok, ayrıca sahne önü gibi gereksiz bir bilet satışı da yok bu festivalde. Önce gidenindir, sahne önü.

- Evet, bu festivalden mutlu ve huzurlu ayrılıyorsunuz. Çünkü bir hafta bile olsa sorunlarınızı bir kenara bırakıyor ve sadece müziğe odaklanıyorsunuz. Müzik hâlâ dünyayı değiştirecek güce sahip!

 

 

Türklere birkaç uyarı!

Türk müzikseverler, para verip tatilinizi kocaman bir festivale göre ayarlıyorsunuz. Türkiye’deki konserlerde ‘Aman sağımdaki ne der, solumdaki nasıl bakar’ diye eğlenemediğinizden yurt dışındaki konserler daha zevkli oluyor. Ama şunu unutmayın, saygı. Yurt dışındaki konserlerde küfür edene az rastlarsın. Ama hangi Türk’e denk gelsem, sağına soluna umarsızca küfür ediyordu. Para veriyor olman kaba olman anlamına gelmiyor. Oradaki tek Türk de sen değilsin ayrıca. Sıralarda da insanları itelemene gerek yok. Saygılı olmak gerçekten zor değil. Kaba olmak özgürlük değil ayrıca!