Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye olmasaydı felaket yaşanacaktı

AA |  24 Eylül 2018 Pazartesi - 3:52 | Son Güncelleme : 24 09 2018 - 6:31

Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurulu Görüşmelerine katılmak üzere New York''ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜRKEN Vakfı tarafından düzenlenen geleneksel gala yemeğinde konuştu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Halep'teki sivil ölümlerini sadece uzaktan seyrettiğini söyleyen Erdoğan, "Şayet Türkiye'nin çabaları olmasaydı, İdlib'de de muhtemelen aynı felaket yaşanacaktı." dedi


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ruhunu  bir dolara satan alçaklara inat TÜRKEN, faaliyetleriyle ülkemizin gururu oldu."  dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurulu görüşmelerine katılmak için  New York'ta bulunan Başkan Erdoğan, Mandarin Otel'de gerçekleşen "TÜRKEN Vakfı  Geleneksel Gala Yemeği"ne katıldı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan akşam  yemeğinde ''Gençlik Köprüleri'' projesinin tanıtım filmi gösterildi.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, bir yıllık  aranın ardından TÜRKEN ailesiyle tekrar beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile  getirdi. Erdoğan, ''Artık geleneksel hale gelen bu muhabbet sofrasında, bu gönül  sofrasında bizleri buluşturan herkese şükranlarımı ifade ediyorum. Bu akşamki  davete icabet eden, iştirakleriyle bizleri onurlandıran tüm kardeşlerime hoş  geldiniz diyorum. Köklü vakıf geleneğimizin Amerika’daki mümessili olarak  gördüğüm TÜRKEN’i 2014 yılından bu yana elde ettiği başarılardan ötürü  kutluyorum.'' dedi.

Erdoğan, TÜRKEN'in sadece Türkiye'den gelen öğrencilerin akademik,  sosyal ve ilmi girişimlerine katkıda bulunmakla kalmadığını, vakfın aynı zamanda  Türk ve Amerikan sivil toplum kuruluşlarının işbirliklerini güçlendirmeleri için  mümbit bir platform görevini ifa edeceğini söyledi.

Hayata geçirilen projeler ve gerçekleştirilen temaslarla Türkiye ile  ABD arasında yeni beşeri köprüler kurulduğunu belirten Erdoğan şöyle devam etti:

''Tecrübe paylaşımı yanında ortak meselelerde işbirliğine imkan veren  bu çalışmaları yakından takip ediyor, memnuniyetle karşılıyoruz. Hatta Yurtdışı  Türkler Başkanlığıyla müşterek bir çalışmanın içerisine girilmesi de inanıyorum  ki bunu çok daha yaygın, çok daha etkin hale getirecektir. Nitekim bu hafta  içerisinde yaklaşık 100 kişilik bir grup Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gelmiş.  Külliyeyi gezdikten sonra bir tevafuk eseri kendileriyle bir araya geldik, orada  müşterek resimler çektirdik. Onların o andaki heyecanı gerçekten görülmeye  değerdi. Gerek Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni gezip oradaki tabii ki böyle bir  eseri görmeleri onlarda meydana getirmiş oldukları heyecan, onlarda meydana  getirmiş oldukları aşk, onlara farklı bir özgüven aşılayacaktır. Ve şu anda  Türkiye yatırımlarıyla her şeyiyle inanıyorum ki Türkiye'yi gezmemiş olan  buradaki gençlerimiz için de ayrı bir gurur vesilesi olacaktır. Bu bakımdan bu  gezileri çok çok anlamlı buluyorum. Aynı zamanda Türkiye'den de buraya  gönderilecek gençlerimizin buralarda belli bir süre kalmaları ve o süre  içerisinde farklı etkinlikler veyahut da dil eğitim öğretimleri noktasında bir  çalışma içerisine girmeleri de ayrı bir kazanım sağlayacaktır. ''

TÜRKEN’in, kendini sadece öğrenci yurtları ile sınırlandırmayarak,  ihtiyaç sahiplerinin de elinden tutmaya başlaması, hizmet yelpazesinde dayanışma  ve yardım etkinliklerini de eklemesinin takdire şayan olduğunu aktaran Erdoğan  şunları söyledi:

''Bu vizyonuyla TÜRKEN, inşallah önümüzdeki dönemde Amerika’da sivil  toplumun farklı alanlarında adını daha fazla duyuracaktır. 4 yıllık kısa bir süre  içerisinde böylesi güzel projelere, böylesi anlamlı hizmetlere imza atan  vakfımızın tüm emektarlarını tebrik ediyorum. Tabii bu arada inşallah Birleşmiş  Milletler Merkezi'ne yakın mesafede artık temeli atılma durumunda olan bu  muhteşem binasıyla da Amerika'da çok daha etkin hale gelecek olan TÜRKEN, bundan  sonra diğer eyaletlerde yapacağı açılımlarla da bu süreci hızlandıracaktır diye  inanıyorum. ''

"Hiçbir başarı insana altın tepside sunulmaz"

Konuşmasında gençlere de seslenen Erdoğan, şunları söyledi :

''Unutmayın, zahmetsiz rahmet olmaz. Hiçbir başarı insana altın  tepside sunulmaz. Şikayet etmek, etrafımızda hemen her gün şahit olduğumuz  adaletsizlikleri, sıkıntıları, zulümleri eleştirmek, bunlar gayet kolaydır.  Evimizin, okulumuzun veya iş yerimizin konforunda ümmet coğrafyasının  parçalanmışlığından, kimi toplumları esir alan cahillik ve çatışmalardan dem  vurmak da gayet kolaydır. Zor olan tüm bu sorunların, bütün bu sıkıntıların  aşılabileceği inancıyla düşündüklerimizi, inandıklarımızı, söylediklerimizi  hayata geçirmektir. Zor olan eleştirdiğimiz hususların çözümü yolunda küçük de  olsa, basit de olsa bazı adımlar atabilmektir. Mesele, karanlığa kızmak yerine  onu delecek bir mum yakabilmektir. Her insan eserleriyle anılır. Geride güzel bir  miras bırakmak için yapılması gereken 'Bismillah' deyip, halka ve Hakk'a  güvenerek harekete geçmektir. Bizim tarihimiz, başlangıçta önemsiz gibi görünen  kimi çalışmaların, Allah'ın takdiri ve yardımıyla ileride insanlığa yön veren  eserlere dönüşmesinin örnekleriyle doludur.''

Yazılan bir kitabın milyonlarca ilim yolcusunun susuzluğunu  giderdiğini, açılan bir okulun yüzbinlerce öğrencinin yetişmesini sağladığını,  kurulan bir vakfın senelerce ihtiyaç sahiplerinin hacet kapısı olduğunu ifade  eden Erdoğan, "İnşa edilen bir cami, bir medrese, bir çeşme, bir aşevi, kimi  zaman da yol üzerinde yapılan bir kervansaray, asırlar boyu insanlara hizmet  etmiştir. İşte bunun için bizim kültürümüzde hayır işlemek, geride hayırla yad  edilecek eserler bırakmak çok önemlidir.'' diye konuştu.

Ecdadın sosyal ve beşeri hayatta karşılaştığı tüm sıkıntıların  çözümünü devletten beklemek yerine, kurduğu vakıflarla bizzat kendisinin  üstlendiğini belirten Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

''Göçmen kuşların tedavisine yönelik vakıflardan sokak hayvanlarına,   esirleri kurtarma vakıflarından yetim kızlara çeyiz hazırlama vakıflarına kadar  her alanda müesseselerimizin bulunmasının sebebi budur. Amerika’da eğitimlerini  devam ettiren gençlerimiz başta olmak üzere, herkese rehberlik etmesi için bir  yazarımızın şu hikmet dolu cümlelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. 'Bir şey  yap, güzel olsun. Huzura vesile olsun. Rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate  işaret etsin. Bir şey yap, doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına  düşmekten korusun. Bir şey yap, adil olsun. Haktan hukuktan ayrılmasın. Zalime  haddini bildirsin. Mazlumun payını versin. Bir şey yap, iyi olsun. Hizmetten,  hürmetten merhametten müteşekkil olsun. Kalpleri yumuşatsın, garibin yolcunun,  zayıfın derdine  derman olsun. Bir şey yap, barış olsun. İnsanların kin ve  nefretten uzaklaşın, bombalar patlamasın, çocuklar ölmesin.''

Asırlar boyunca ecdadın yaptığı gibi, bir avuç gönül sahibi insanın  halis niyetlerle iyiliğe, barışa, yardımlaşma ve dayanışmaya dair güzel şeyler  yapmak için başlattığı TÜRKEN'in bugün gerçekten takdire şayan bir konuma  ulaştığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''4 yıl önce bu topraklara 'Bismillah' diyerek dikilen fidan artık kök  saldı, meyve vermeye başladı. Ruhunu bir dolara satan alçaklara inat TÜRKEN,  faaliyetleriyle ülkemizin gururu oldu. TÜRKEN, uzun yıllar FETÖ’cü hainlerin  musallat olduğu yurt dışı eğitim alanında gerçekten önemli projelere imza attı.''

"Birbirimizi Allah için sevmeye devam etmeliyiz"

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bazı hususlar olduğuna dikkati  çeken Erdoğan,"Her şeyden önce kibre bulaşmamalı; tevazu, nezaket ve samimiyeti  bir an olsun elden bırakmamalıyız. Şeytanın sağımızdan ve solumuzdan yaklaşarak  bizi gerçek gayemizden saptırmasına müsaade etmemeliyiz. Amaçların yerini  araçların, muhabbetin yerini nefretin, dayanışmanın yerini kavganın ve çatışmanın  almasına fırsat vermemeliyiz. Birbirimizi Allah için sevmeye devam etmeliyiz."  diye konuştu.

 “Ben” değil “biz” demekten, bu şekilde davranmaktan hiç vazgeçilmemesi  gerektiğini, her imkanın aynı zamanda bir imtihan olduğunu vurgulayan Erdoğan,"Şu  an elde ettiğimizi düşündüğümüz başarılar, bizlerin gayretinden daha çok Yüce  Mevla’nın hepimize bir lütfudur, bir ikramıdır. Hassasiyetler kaybolursa,  hasbiliğin yerini hesapçılık alırsa, bu imkânları da kaybederiz." ifadelerini  kullandı.

"İslam coğrafyasının kardeş kavgaları ve iç çatışmalarla gündeme  gelmesi üzüntü verici"

Erdoğan, ümmet ve insanlık olarak gerçekten zor zamanlardan  geçirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Her gün şahit olduklarımız karşısında hem insanlığımız, hem  kardeşliğimiz sınanıyor. Yüzyıllar boyu insanlığın ilim, irfan ve hikmet merkezi  olan kadim şehirler maalesef bugün kan ve gözyaşıyla anılıyor. Asırlar boyunca  ilim âşıklarının susuzluğunu gideren meşhur Musul Kütüphanesi, işgalcilerin  elinde adeta enkaza döndü. Bağdat Kütüphanesi’nin her biri hazine değerindeki  binlerce nadide kitabı ya imha edildi, ya çalınarak yurt dışına kaçırıldı Bugün  Halep’in Şam’ın, Hama’nın, Trablus’un, Sana’nın çatışmalarla gündemde olması ne  kadar acıdır!..

İslam coğrafyasının kardeş kavgaları ve iç çatışmalarla gündeme  gelmesi ne kadar üzüntü vericidir!.. Birbirine kenetlenmiş tuğlalar gibi olması  gereken insanlar, emperyalistlerin kışkırtmalarıyla her gün bir birinin kanını  döküyor. Biz böyle mi böyle hale mi düşmeliydik eğer biz müminsek, müslümansak  biz böyle olamayız.  Ne diyor Kitab-ı Furkan da? "Dünya mersust".  Biz o tuğlalar  gibi birbirine kenetlenmiş müminler olmak zorundayız. Böyleysek bunun da gereğini  yerine getirmemiz gerekir."

Yüzyıllar boyunca barışın sembolu olan Kudüs'ün mahzun bir şekilde  ayakta kalma mücadelesi verdiğini kaydeden Erdoğan,"İsrail yönetiminin yol  verdiği radikal Siyonistler, bu mukaddes şehrin tarihi dokusuna yönelik  saldırılar düzenliyor. Müslümanların güçsüzlüğünden, aralarındaki vahdet  eksikliğinden cesaret alan İsrail, ilk kıblemizin İslami karakterini silmeye  çalışıyor. İşgale karşı direnen Filistinli sivilleri ise 'terörist yaftası'  altında tüm dünyanın gözü önünde katlediyor. Sözüm ona demokrasi havariliği yapan  pek çok ülke, Filistinli sivillerin vahşice öldürülmesi karşısında seslerini dahi  çıkarmıyor. Kendileri söz konusu olduğunda tek bir taşlarının yerinden  oynamasına, tek bir camlarının kırılmasına tahammül edemeyenler, Filistinlilerin  başlarına yıkılan evlerini görmezden geliyor."

"Mesele İsrail olunca tüm hassasiyetlerini rafa kaldırıyorlar"

Başkan Erdoğan, "Yakaladıkları her fırsatı ülkemizi eleştirmek için  kullananlar, mesele İsrail olunca, İsrail’in işlediği cinayetler olunca ne yazık  ki tüm hassasiyetlerini rafa kaldırıyorlar." diyerek BM Genel Kurulunda bugüne  kadar birçok karar alındığını belirterek, bunların kaçının uygulamaya girdiğini  sordu.

İsrail'in BMGK'da önemli bir garantörü olduğunu belirten Erdoğan,  "BMGK’dan kolay kolay aleyhinde karar çıkarmak mümkün değil. Zira bir ülkenin  dudağının arasından hayır çıktı mı bitti iş. Onun için 'Dünya 5'ten büyüktür'  diyorum. Onun için 'artık BM’nin reforme edilmesi gerekiyor' diyoruz. Artık  İkinci Dünya Savaşı'nın dünyası yok. Bu yeni dünyada BM’nin  değişmesi gerekiyor,  reforme edilmesi gerekiyor. Şu anda 194 üyesi olan BM’nin 194 üyesinin de daimi  üye olarak görev alabileceği dönüşümlü bir sistemin BM’de olması gerekir eğer  adil bir dünya istiyorsak. Her kıtanın, her inancın Her rengin temsil  edildiği  bir BMGK sadece belli bir grubun belli bir inancın değil hepsinin yer alabileceği  bir BM. İnanıyorum ki dünyanın o beklenen barış adil kokulu havasının teneffüse  imkan verir." diye konuştu.

"Türkiye’nin DEAŞ’lı ve PKK’lı teröristlere karşı yürüttüğü meşru  operasyonlarını eleştiri yağmuruna tutanlar, devlet terörü uygulayan rejimler ve  yönetimler karşısında hiçbir adım atmıyorlar." diyen Erdoğan benzeri bir  kayıtsızlığa son 7 yıldır Suriye'de şahit olunduğunu belirtti.

Dünyadaki devlerin savaşlarla ilgili ağzını açtığı zaman sadece  kimyasal silahlar dediğini,  sadece kimyasal silahlara karşı tavır koyduğunu  kaydeden Erdoğan sözleri şöyle sürdürdü:

''Kimyasal silahlarla kaç kişi öldü? Bakıyorsunuz yüz, iki yüz, üç yüz  beş yüz, bin, iki bin, beş bin. Peki konvansiyonel silahlarla ne kadar insan  öldü? Yüzbinlerce, yüz binlerin öldürüldüğü bir coğrafyada acaba o konvansiyonel  silahları kullananlara karşı dünyanın bir şey söylediğini duyuyor muyuz?''

Konvansiyonel silahlara vurgu

1915 senesindeki kimyasal silahlarla ilgili kararın hala egemen  olduğunu ve bunun güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

''Böyle adaletsiz bir anlayış olmaz. Kimyasal silahtan şu anda çok  daha fazlası konvansiyonel silahlarla öldürülüyor. İşte bunun şu anda en yakın  deneyimi nerede Ortadoğu’da. Bu kadar açık net ortada. Ama hiçbir zaman bu  ülkelerin ağzından konvansiyonel silahlarla ilgili bir söz duyamazsınız.  Ağızlarını açtıklarında kimyasal silah diyorlar. Bununla ilgili böyle bir karar,  bir yasal düzenleme yapılabilir. Bu her zaman olacak bir şey değil, bunların  güncellenmesi lazım. Ve masaya yatırıldığı zaman kimyasal, konvansiyonel hepsinin  birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yani sonucu insanlığın ölümü olan hangi silah  olursa olsun bunun yasaklanması gerekir buna göre de tedbirlerin alınması  gerekir.''

1 milyon masum Suriyelinin hayatını kaybetmesine, 13 milyon  Suriyelinin evlerini terk etmesine neden olan vahşet karşısında, birçok devletin  kılını dahi kıpırdatmadığını belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimyasal silahlarla yapılan saldırılara gösterilen tepki, her gün  konvansiyonel silahlarla öldürülen binlerce sivilden, varil bombaları altında can  veren çocuklardan esirgeniyor. 3 buçuk milyon şu anda bizim topraklarımızda biz  ev sahipliği yapıyoruz. Şu ana kadar 35 milyar dolar biz harcama yaptık. Ve bize  değişik yerlerden dünyadan gelen yardım yok. AB’nin söz verdiği 3 milyar dolarlık  ilk taksidin tamamı dahi gerekli kurumlara. Zaten bizim bütçemize değil aracı  kurumlar vasıtasıyla tam gelmiş değil.  Bunu da söylediğimiz zaman rahatsız  oluyorlar. Hesap kitap herşey ortada. 3 artı 3 dediniz onu daha ödemediniz. Ardı  gelecek dediler gelmedi.

Aman kapılarınızı açmayın dediler ondan da çok korkuyorlar. Kapılar  bir açılırsa acaba bu mülteciler avrupayı istila ederse işlerine geldiği zaman  türkiye gerçekten ağır bir yükün altında bunu da söylüyorlar. Ama bütün bunlara  nasıl bir katkıda bulunabiliriz buna gelince ona yanaşmıyorlar."

Balistik füzelerin hastanelerde, ekmek kuyruklarında, okullarda  insanlar acımasızca katledilirken, istisnalar dışında bu vahşete sesini  yükselten, tepki koyan olmadığını vurgulayan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

"BMGK Suriye'de de sessizliğe gömülmüştür"

"Burada şu acı verici gerçeği üzülerek ifade etmek zorundayım.  Günümüzde kimliğine bakmadan mazlumun hakkını koruyacak, yine kimliğine bakmadan  zalimden hesap soracak ne bir kurum, ne bir mahkeme,  ne de herhangi bir  mekanizma vardır. Uluslararası güvenliği temin ile mükellef BMGK gibi kurumlar  Bosna’da, Kosova’da, Ruanda’da, Yemen’de, Filistin’de, Arakan’da olduğu gibi  Suriye’de de sessizliğe gömülmüştür. Nerede bunlar? Bunların hiç bu saydığım  yerlere gittiğini duydunuz mu? Hiç buralarda gezdiklerini, gördüklerini buralarda  bir destek verdiklerini duydunuz mu?"

Somali’deki en büyük büyükelçiliğin Türk büyükelçiliği olduğunu, diğer  devlerin büyük elçiliklerinin konteynırlarda ve şehrin dışında olduğunu  vurgulayan Erdoğan, "Somali'de hastaneler okullar açtık. Havaalanın restorasyonun   biz yaptık elimizi oradana orada şu anda Somali ordusunun eğitimini TSK veriyor  ve onların terörle en büyük desteği biz verdik." diye konuştu.

"Srebrenitsa katliamına engel olamayan bu kurumlar, 20 yıl sonra  Halep’teki sivil ölümlerini sadece uzaktan seyretmişlerdir. Şayet Türkiye’nin  çabaları olmasaydı, İdlib'de de muhtemelen aynı felaket yaşanacaktı." diyen  Erdoğan bu bağlamda Soçi, Ankara, Tahran'da zirveler yapıldığını son olarak da  Soçi'de bir mutabakat imzalandığını kaydetti.

Erdoğan Soçi mutabakatı için, "Böylece yeni bir süreci başlattık.  Böylece İdlib’de ürkülen korkulan büyük bir katliamın önüne geçilmiş oldu."  ifadesini kullandı.

"Kanayan bir yarayı sarmak için gerektiğinde ölümü dahi göze  alırız"

"Bizim inancımızda zulme rıza zulümdür." diyen Erdoğan, Türklerin  itikadı gereği mazlumun da zalimin de itikatına bakmadığının sözlerine  ekledi.

Başkan Erdoğan, konuşmasının devamında, Mehmet Akif Ersoy'un, “Kanayan  bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim/ Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte  yerim!/Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım./ Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı  tutar kaldırırım!” dizelerini anımsatarak, "Evet, kanayan bir yarayı sarmak için  gerektiğinde ölümü dahi göze alırız." dizelerini okudu.

‘Kudüs kırmızı çizgimizdir’

ABD'nin Tel Aviv Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını ve İsrail’in  çıkardığı “Yahudi Devlet Yasası"nı eleştiren Erdoğan, “Amerikan ve İsrail  yönetimlerinin kıblemiz, namusumuz, göz bebeğimiz Kudüs’ün hukuki statüsüne  yönelik attığı illegal adımlara karşı da çok kapsamlı bir diplomatik mücadele  yürüttük.” dedi.

Erdoğan, “Kudüs kırmızı çizgimizdir” diyerek başlattıkları mücadeleyi  kardeş ve dost birçok ülkenin desteği ile belli bir aşamaya getirdiklerini  aktardı.

Türkiye’nin geçen yıl aralık ve bu yıl mayıs ayında İstanbul’da ev  sahipliği yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı Zirveleri’nin, tüm İslam dünyasının  Kudüs’e verdiği önemin işareti olduğunu belirten Erdoğan şunları dile getirdi:

 “Amerikan ve İsrail yönetiminin tüm tehditlerine rağmen Birleşmiş  Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen kararlar da bu meselede uluslararası  kamuoyunun hassasiyetini göstermiştir. İlk kıblemiz Kudüs’ü işgalcilerin insafına  terk etmemekte kararlıyız. Barış şehri, üç semavi dinin mukaddes şehri Kudüs’ü,  İsrail’in ihtiraslarına kurban etmeyeceğiz. Kudüs’ün izzetini, Harem-i Şerif’in  onurunu, bu aziz şehrin tarihi karakterini korumaya devam edeceğiz.”

Gençlere mesaj

Konuşmasında gençlere de hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin  dünyanın farklı köşelerinde adalet bekleyen milyonlarca insanın da umudu olduğunu  belirtti.

Gençlere derslerine iyi çalışmaları tavsiyesinde bulunan Erdoğan,  sosyal yönlerini de geliştirmelerini önerdi. Erdoğan, şunları kaydetti:

 “Hazreti Mevlana, 'Denizde inciler derinde olur çer çöp sahilde olur.'  buyuruyor. İnciye, yani değerli olana ulaşmak için meşakkatli ve riskli bir  yolculuğu göze almak gerekiyor. Bugün attığımız adımların, kurduğunuz  dostlukların, çok uzun yıllar sonra meyve vereceğini unutmadan sabırla  yürümeliyiz. Ben karşımda böyle bir vizyona, böyle bir ufka sahip gençler  görüyorum.”

Gençlere eğitimlerini tamamladıktan sonra, çok daha donanımlı bir  şekilde Türkiye dönmeleri çağrısında bulunan Erdoğan “Türkiye’nin kalkınma  hamlesine omuz vermenizi, destek olmanızı bekliyorum.” diye konuştu.

 

ETİKETLER