Cumhurbaşkanı Erdoğan: Vatandaşım bana 'Başkanım, bu seçim yenilenmeli' diyor.

04 Mayıs 2019 Cumartesi - 14:48 | Son Güncelleme : 04 05 2019 - 17:10

MÜSİAD Genel Kurulu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul seçimleri ile ilgili olarak "Bugüne kadar hiç konuşmadım ama artık yeter. Yolsuzluk var ve bunun ortadan kaldırılması YSK'yi aklayacaktır. Vatandaşım bana; Başkanım, bu seçim yenilenmeli' diyor. Yolsuzluk var açık ortada. Gidelim millete, milli irade nasıl bir karar veriyorsa başımız gözümüz üstüne deriz. Olay bu kadar basit" ifadelerini kullandı.

"Ana muhalefetin temsilcileri YSK'yı tehdit ediyor" diyen Erdoğan, "Yüksek Seçim Kurulu'nun Sayın Başkanı kendilerine yapılan tehdit karşısında şu ana kadar niçin acaba bir yazılı açıklama yapmak suretiyle, 'Siz nasıl olur da bizi tehdit edersiniz?' demiyor?" şeklinde konuştu.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD 25'inci Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi. İstanbul seçimlerinin yenilenmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti iktidarlarının yönetimindeki son 17 yılda ülkemiz, yakın tarihimizin en büyük  atılımlarına şahit oldu. Demokrasimizi güçlendirmek için hayata geçirdiğimiz  yapısal reformlarla Türkiye, geçmişte kendisine vakit ve enerji kaybettiren  tartışmaları geride bıraktı." dedi.

Erdoğan, MÜSİAD 25. Olağan Genel Kurulu ve Genel Merkez Binası Açılış  Töreni'nde yeni genel merkez binasının hayırlara vesile olmasını dileyerek,  MÜSİAD'ın Türkiye'nin her köşesinde ve dünyanın dört bir yanında faaliyet  göstererek, benzer kuruluşlardan ayrıştığını anlattı.

MÜSİAD'ın "milletle bağını asla koparmadan büyümeye devam etmesini"  memnuniyetle izlediğini ifade eden Erdoğan, "Bu yönüyle MÜSİAD, hem makro  ekonomik politikaların belirlenmesinde hem de bunların sahadaki uygulamalarında  en etkin sivil toplum kuruluşu olarak öne çıkıyor. Daha kucaklayıcı, daha  toplayıcı toparlayıcı bir kuruluş olması bakımından da önemsiyorum. Devletle  milletimiz ve özellikle de sermaye çevreleri arasındaki güçlü köprü olan MÜSİAD,  verdiğimiz her mücadelede yanımızda yer alarak, milli ve yerli duruşunu da  göstermiştir. Bunun en önemli ispatı da 15 Temmuz olayıdır. 15 Temmuz olayında  beraberce dayanışma içerisinde verilen mücadele asla unutulamaz." diye konuştu.

Erdoğan, yurt dışında 94 ülkede ve 224 noktada aktif faaliyet gösteren  MÜSİAD'ın Türkiye'nin öncü ticaret ve kültürel diplomasi kuruluşlarından biri  haline geldiğini kaydederek, şöyle devam etti:

"Gerek Türk yatırımcılarına ve ihracatçılarına yurt dışındaki  fırsatları gösterme gerekse uluslararası müteşebbisleri ülkemize çekme konusunda  MÜSİAD çok önemli rol oynuyor. Özellikle kendi başlarına böylesine büyük bir  ekonomik ilişki ağı kurma imkanı olmayan KOBİ'lerimiz için MÜSİAD tam anlamıyla  amiral gemisi misyonu üstleniyor. MÜSİAD global ve yerel yapılarıyla bunlar  etrafında kurulan veri ve kaynak portalı, yurt içinde ve yurt dışında geniş bir  alana yayılan bilgi edinme ve işleme süreçlerini ekonomimizin hizmetine  sunmaktadır. Milli serveti ne kadar büyütürsek, bundan iş adamlarımız başta olmak  üzere ülkemizin her bir ferdi o derece fayda elde edecektir. Kaynak ve sermaye  ofisleri yoluyla fon üretmeden şirketleşmeye, ihracatı artırmadan ekonomik  faaliyet alanlarını genişletmeye kadar attığınız hemen her adımı yakından takip  ediyorum. MÜSİAD Akademi altında nitelikli iş gücü yetiştirme çabanızı takdirle  izliyorum. Derneğimizi benzer faaliyetler yürüten diğer kuruluşlardan ayıran en  önemli farklardan biri de tarihimize, değerlerimize, kültürümüze, sanatımıza,  sporumuza verdiği destektir.

İnsanlığın ve toplumumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız iş  dünyasında daha çok görünür hale geliyorlar. Bu bakımdan MÜSİAD Kadın oluşumunu  da doğru yönde atılmış bir adım olarak değerlendiriyorum. MÜSİAD Sanat çatısı  altında yürütülen çalışmaları en az diğerleri kadar önemli görüyorum. Türkiye'nin  2023 hedeflerine ulaşması konusunda MÜSİAD'ın çalışmalarını daha da  yaygınlaştırmasına ve etkinleştirmesine ihtiyacımız vardır."

"Söğüt'te diktiğimiz fidanı, ulu çınara çevirmeyi başardık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca daima önem verilen bir coğrafya  üzerinde bulunulduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

"Söğüt'te diktiğimiz fidanı, 3 kıta 7 iklimi kucaklayan ulu çınara  çevirmeyi yine bu coğrafyada başardık. Bir asır önce adeta tüm dünyanın üzerimize  geldiği bir dönemde gerçekten çok çetin mücadelelerle kendimize yeni bir devlet  kurarak, ümitlerimizi tekrar tazeledik. Genç Cumhuriyetimiz, demokrasiden  ekonomiye, her alanda pek çok sınamadan geçerek, bugünlere ulaştı. Özellikle AK  Parti iktidarlarının yönetimindeki son 17 yılda ülkemiz, yakın tarihimizin en  büyük atılımlarına şahit oldu. Demokrasimizi güçlendirmek için hayata  geçirdiğimiz yapısal reformlarla Türkiye, geçmişte kendisine vakit ve enerji  kaybettiren tartışmaları geride bıraktı. Ekonomide attığımız adımlarla hem  milletimizi zenginleştirdik hem de devletimizi güçlendirdik. Dış politikada  ülkemizin algısını değiştirdik, pasaportumuza itibar kazandırdık. Dünyanın en  güçlü sosyal ve sağlık yardımı sistemlerinden birini kurarak, hiçbir  vatandaşımızın aç ve açıkta kalmamasını sağlamaya çalıştık. Maziden atiye güçlü  bir köprü kurarak, yeni nesillerin tarihlerini, kültürlerini, değerlerini  öğrenmelerini ve buradan aldıkları güçle geleceğe hazırlanmalarını temin etmenin  gayretinde olduk."

Türkiye güçlendikçe, kalbini ve umudunu Türkiye'ye bağlayanların da  yüzünün güldüğünü ifade eden Erdoğan, "Dünyanın neresine gidersek gidelim sırf  Türk olduğumuz için sırf Türkiye'den geldiğimiz için bizi el üstünde tutan, bize  muhabbet besleyen insanlarla karşılaşıyoruz. Bu sevginin hiçbir çıkarla, hiçbir  maddi menfaatle elde edilmesi mümkün değildir. Bizlere verilen kıymet kendimizle  birlikte tüm mazlumların, mağdurların, tüm ümmetin ve tüm insanlığın hakkını,  hukukunu koruyor, derdiyle dertleniyor, çözümü için fedakarlık yapıyor olmamızdan  kaynaklanıyor." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, kerametin millet olarak gösterilen duruşta ve ülke olarak  yapılan işlerde aranması gerektiğini belirterek, "Tabii bu büyük imkan aynı  zamanda ülkemize yönelik tehditlerin kesintisiz bir şekilde sürmesine de yol  açıyor. Ülke ve millet olarak sadece son 6 yılda yaşadıklarımızı dahi pek çok  toplumun asırlık geçmişiyle mukayese etmek mümkün değildir. Sokakların  karıştırılmasından sınırlarımızın tacizine, mahallelerimizi çukurlarla bölme  teşebbüsünden kanlı darbe girişimine kadar akla hayale gelmeyecek saldırılara  maruz kaldık. Balkanlardan Orta Doğu'ya, şimdi de Güney Amerika'ya kadar dünyanın  pek çok yerinde oynanan bir oyun ülkemizde de sahnelenmeye çalışıldı. Hamdolsun  milletimiz bu tezgahı gördü ve birliğine beraberliğine kardeşliğine sımsıkı sahip  çıkarak, oyunu bozdu." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin ve demokrasinin en büyük gücü olan seçimleri, milletin  sandıktan çıkan iradesini tartışma konusu yaparak birliğin çimentosunu çatlatma,  demirlerinin kırılma hesabı yapıldığını vurgulayan Erdoğan, "Şimdi buradan bir  kez daha ilan ediyorum, biz hiçbir zaman milletin iradesinin üzerinde bir irade  tanımadık, tanımayacağız." diye konuştu.

Milletin iradesine olan saygıları sebebiyle seçim süreçlerini yakından  takip edip, sandıktan çıkan her oyun yerini bulması için çalıştıklarını aktaran  Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bütün çabamız milletin oyunun kıymetini millete iadedir. Bütün  çabamız usulsüzlüklerle, yolsuzluklarla bir 31 Mart'ı kurban etmek istemiyoruz.  İşte çıkmış bakıyorsunuz ki ana muhalefetin birkaç temsilcisi ne diyorlar? Çok  enteresan, kime diyorlar? Yüksek Seçim Kuruluna. 'Kızılay'a çıkamazsınız'  diyorlar. Tehdit ediyorlar. Anayasanın 138. maddesine bu tamamen aykırıdır.  Bırakın bu şekilde bir uyarıyı, 'imada dahi bulunamazsınız' der Anayasanın 138.  maddesi. Ben de burada bir şeye üzülüyorum.  Şu anda Yüksek Seçim Kurulunun Sayın  Başkanı kendilerine yapılan bu tehdit karşısında şu ana kadar niçin acaba bir  yazılı açıklama yapmak suretiyle 'Siz nasıl olur da bizi tehdit edersiniz?'  demiyor? İstanbul'da, Ankara'da seçimler yapılmıştır. Bakın biz Ankara'ya  herhangi bir itirazda ileri derecede bir yüklenme yapmadık. Ama İstanbul'da  bindelerle oynan bir oyun var, yolsuzluklar var. Bütün bu yolsuzluklar karşısında  ben bir genel başkan olarak halkımın iradesini, halkımın oyunun arkasını takip  etmek, onun sonucunu kovalamak zorundayım. Ve düşünebiliyor musunuz, 27-28  binden, 13 bine kadar bu sayımlarda oylar düşüyorsa, burada bir yolsuzluğun  olduğu apaçık ortadayken, yani bunu kovalamayalım mı, bunu takip etmeyelim mi?  Vatandaşım bana şunu söylüyor; Başkanım, bu seçim yenilenmeli."

"Ortada bir şaibe, yolsuzluk var"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın birçok yerinde, yarım, 1 puanla olunan  yerlerde bile seçimlerin yenilendiğini dile getirerek, "Niye? Gönüller huzur  bulacak." dedi.

Türkiye'de 1963'te, 1999'ta benzer kararların YSK tarafından  alındığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hele hele burası İstanbul. Bu bir kasaba değil, ilçe, belde değil.  Bakın ben bugüne kadar hiç konuşmadım, hep sustum. Ama diğerleri konuştu ve  'Vurun abalıya' dediler, vurdular ama artık yetti. Burada bir şaibe var, bu açık  ortada. Yolsuzluk var, açık ortada. Gidelim millete milli irade nasıl bir karar  veriyorsa 'başımız, gözümüz üstüne' deriz, onu kabulleniriz olay bu kadar basit.  Çok açık, net, memur noktasında sandıkta memur değil de bankadaki sözleşmeli  işçiler o sandıklarda görevlendirilirse ve bunun üzerinde hala neyi düşünüyoruz?  Maalesef 4-5 tane bankanın işçileri sandıklarda görevlendiriliyor. Peki ne  diyorlar? Diyorlar ki 'bunu bizden kaymakamlar istedi.' İsteyebilir. Eğer  kaymakam böyle bir yanlış yapmışsa sen bu yanlışı uygulamak zorunda değilsin ve  bu yanlışa da hak vermek durumunda değilsin. Çünkü yasa ortada. Ne diyor yasa?  Memur diyor, yani 657. Bunlar 657 değil, bunlar bankada çalışan bir işçi. Şimdi  bunları kabul mü edelim? Ondan sonra bunların verdikleri kararlara 'eyvallah' mı  diyelim? Bizim şu anda buradaki gayretimiz sadece Yüksek Seçim Kurulunun bu  şaibeyi ortadan kaldıracak milli iradeye bu zemini hazırlamaktır. Ortada bir  şaibe, yolsuzluk var ve bu yolsuzluğun, şaibenin ortadan kaldırılması hem Yüksek  Seçim Kurulunu aklayacaktır hem de milletimizin gönlü ferah hale gelecektir."

"Nerede hak, hukuk, adalet?"

Hz. İbrahim'in Tur-i Sina'da yaşadığı olayı hatırlatan Erdoğan, "Bizim  de şu anda kalbimiz mutmain değil, ortada bir şaibe var, ortada bir yolsuzluk  var. Dolayısıyla 'bu şaibenin, bu yolsuzluğun ortadan kalkması gerekir' diyoruz.  Bizim hayatımız desteğini ve gücünü milletten almayan vesayetle mücadeleyle  geçmiştir. Böyle bir müktesebata sahip Tayyip Erdoğan'ın hakkı olmayan bir seçimi  almak için çalıştığını iddia etmek bize yapılmış en büyük bühtandır." ifadelerini  kullandı.

Erdoğan, her şeyin ortada olduğunu, İstanbullunun 39 ilçenin 25'ini  kendilerine verdiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İş daha buradan kopuyor zaten. Büyükşehir Belediye Meclisinin kahir  ekseriyeti aynı şekilde partimin meclis üyelerine verilmiş. Şimdi bütün bunlar  apaçık ortayken kalkıp da daha da ileri gitmek suretiyle orada başkanvekillerinin  odalarının kilitlerinin göbeklerini sökecek kadar iradeye saygısı olmayan bir  anlayış var. Ne oldu? Sonunda bütün çalışmalar yapıldı, başkanvekillikleri falan  hepsi seçimlerle ilan edildi, ondan sonra herkes geldi odalarına yerleşti.  Komisyonlar seçildi. Şimdi bütün bu çalışmalar bu şekilde başladı ama bunlar  başlarken her şeyden önce beyefendi, genel başkanları, 'hak, hukuk, adalet' diyor  23 Nisan'da yaptığı konuşmada. Nerede hak, hukuk, adalet? Hak, hukuk, adalet  istediğiniz şeyler size sunulduğu zaman mı olacak? Her şey açık, net ortada. Hak,  hukuk, adalet diyorsan işte buyrun, meclis de ortada, bütün komisyon seçimleri  ortada.Yani bu komisyonların seçimlerinin nasıl yapılacağına dair her şey ortada.  Sana kimse kalkıp da orada, o seçimlerde 'Ya sana da bir şeyler verelim' demek  zorunda değil. Neticede bunlar oldu, şimdi biz burada Yüksek Seçim Kurulunun  vereceği kararı bekliyoruz, bütün belgeler, bilgiler, evraklar her şey  kendilerine teslim edildi. Temenni ediyorum ki adil bir kararla, bakın bizim  tehdidimiz yok, her ne kadar onlar 'Kızılay'a çıkamazsınız' diyorlarsa da biz  haşa böyle bir şey demedik. Kızılay herkesindir, tüm milletindir ama bunların  hayatları böyle geçti. Sürekli bu tür tehditlerle geçti. Ne yaparlarsa yapsınlar  biz adil bir karar, netice bekliyoruz. Biz sadece milletin emanetine sahip  çıkmanın çabası içindeyiz. Biz sadece milli iradenin gasp edilmesine engel olmaya  çalışıyoruz, yaptığımız iş budur."

Tarihleri boyunca milletin değerleri ve iradesiyle kavga edenlerin  suskunluk içerisine girmelerinin gerisindeki stratejiyi de stratejinin  sahiplerini de çok iyi bildiklerini dile getiren Erdoğan, "Biz milletimizin  hakkı, hukuku, değerleri, iradesi söz konusu olduğunda yedi düvele karşı  koymaktan çekinmedik ki bunların karşısında tereddüde düşelim. Ülkenin hiçbir  meselesiyle ilgili en küçük bir tespitleri, teklifleri, projeleri olmayanları  allayıp pullayıp millete umut olarak pazarlayanların taktiği çökmeye mahkumdur.  CHP'nin gerçek yüzünü milletten saklamaya, CHP'yi milletten kaçırmaya, CHP’nin  faşist zihniyetini perdelemeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir." diye konuştu.

"Bu mesele bir beka meselesidir." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kandil'den nasıl talimatların verildiğini gördünüz, izlediniz. Nasıl  tehditlerin yağdırıldığını gördünüz. Daha şimdiden söyledikleri ne? 'Kürdistani  heyetlerimiz kazandı' diyor. Diyen kim? Eşbaşkanlardan bir tanesi. Her şey bu  kadar açık ve ortada. Böyle bir beka meselesi ortadayken buna karşı biz sessiz mi  kalacağız? Böyle kolay kabul edilebilir bir şey değil. Bu kifayetsiz  muhterislerin ağızları, elleri, kolları daha ne kadar bağlı olarak  tutulabilecektir. İstiklal Marşımızı okumaktan çekinenler, İstiklal Marşımızı  okutulmasına engel olmaya çalışanlar bu ülkede beka meselesinin taklitçileri  değil de nedir? İşte bunun HDP'de olması -alıştık onlara- ama CHP'de de aynı şey  var. İşte Adalar'da Bay Kemal orada İstiklal Marşı'nı okurken kendi adayı  İstiklal Marşı'nı okumuyor. Adalar sakinleri buna rağmen orada bunları seçiverdi.  Düşünün bu bizim İstiklal Marşımız. İstiklal Marşımızın karşısında dahi duruşu  olanlar bir bedel Allah'ın izniyle ödeyeceklerdir."

"Hiçbir fani güç bizim sırtımızı yere getiremez"

Eninde sonunda gerçeğin ortaya çıkacağını kaydeden Erdoğan, "Bunların  gerçek yüzleri ortaya çıktığı, gerçek düşünceleri kelimelere döküldüğü zaman  milletimiz çevrilen tezgahı daha iyi görecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aynı çevreler Gezi olaylarını milletimize ağaç sevgisi diye  yutturmaya kalkmışlardı. Aynı çevreler PKK'lı teröristleri 'çiçek çocuk' diye  pazarlamaya çalışmıştı. Aynı çevreler çukur eylemlerini hak arayışı kılıfına  sokmak için uğraşmışlardı. Hatırlayınız, aynı çevreler 7 Haziran seçimlerini  demokrasinin baharı 1 Kasım seçimlerini demokrasinin kışı hissiyatıyla taktim  etmişlerdi. Aynı çevreler Suriye sınırı boyunca terör koridoru kurma projesini  ‘mazlumların zulümden kurtuluş mücadelesi’ diye pazarlamışlardı. Aynı çevreler  FETÖ ihanet şebekesinin darbe girişimlerini tiyatro diyerek ibra etmenin peşine  düşmüşlerdi. Aynı çevreler 24 Haziran seçimlerinde yüzde 30'u yüzde 52'den büyük  göstermeye kalkarak matematik bilimine dahi ihanet etmişlerdi. Şimdi de aynı  çevreler 31 Mart seçimlerinin sonuçları üzerinden yeni hayaller kuruyorlar.  Cumhur İttifakı yüzde 52 almıştır beyler. İyi tanıdıklarını, çözdüklerini, bundan  hareketle de alt edebileceklerini sananlar ellerindeki malzemenin çürüklüğünün  farkında değiller. Milletimizde gönül ve kafa birliği devam ettiği müddetçe,  Allah'ın izni ile hiçbir fani güç bizim sırtımızı yere getiremez. Vesayetçilerin,  cuntacıların, darbecilerin, içerideki ve dışarıdaki envai çeşit lobinin nice  tuzağını bozduk, bu sinsi oyunu da bozacağız. Çünkü biz hep halkın ve hakkın  hizmetinde olduk, öyle de devam edeceğiz."

Önlerinde cumhurbaşkanlığı ve meclis olarak yaklaşık 4 yıl,  belediyelerde de 5 yıllık icraat dönemi bulunduğunu ifade eden Erdoğan, milletin  kendilerinden sorunların çözümünü beklediğini ve bunun için de çok çalışarak  önlerindeki dönemi verimli şekilde değerlendireceklerini vurguladı.

Cumhur İttifakı

Cumhur İttifakı'nın yeni dönemin lokomotifi ve istikrarın güvencesi  olmayı sürdüreceğine işaret eden Erdoğan, "Cumhur İttifakı üzerinde birçok  spekülasyona girmek isteyenlere de seslenmek istiyorum; Boşuna uğraşmayın. Siz  bizim ittifakımızı bozamayacaksınız. Bizler Cumhur İttifakı olarak, başta Sayın  Bahçeli olmak üzere el ele vererek şu ana kadar nasıl geldiysek, bundan sonra da  aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ekonomiden adalete kadar her alanda yapısal reformların hazırlıklarını  hızla yaptıklarını aktaran Erdoğan, Bunların bir kısmının cumhurbaşkanlığı  kararnameleriyle, bir kısmı mecliste yasa veya anayasa değişikliği olarak  yürürlüğe gireceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yatırım, üretim, ihracat, istihdam  konularında hızlı sonuçlar alacak formüller üzerinde durduklarını vurgulayarak  yerel ve küresel yatırımların hepsine destek vermeye hazır olduklarını belirtti.

"Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız"

Milletin, Türkiye'nin istikrarı ve güvenliği için son dönemde  gerçekten çok büyük bedeller ödediğini dile getiren Erdoğan, şunları aktardı:

"Bize düşen ekonomiyi yeniden yükselişe geçirerek, milletimize karşı  şükranlarımızı ifade etmektir. Kur üzerinden ekonomimizi çökertme hesapları devam  ediyor olmakla birlikte artık kontrol bizim elimizdedir. Geçen yılın ağustos  ayında yaşananların bir daha tekrarlanmamasını sağlayacağız. Küçük inişler  çıkışlar elbette olacaktır ama asla yıkıcı patlamalara izin vermeyeceğiz.  Enflasyonda tüketici fiyatlarında düşüş eğilimi malum sürüyor. Üretici  fiyatlarını da dizginlemeye başladık. Çarşıdaki, pazardaki, mutfaktaki  sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Bunların çözümünü önceliklerimizin en başına  aldık. Milletimizin seçim değil geçim derdinde olduğunun şuuruyla gece gündüz  çalışıyoruz. İhracatta 36 milyar dolarla geldik 17 yıl önce. Şimdi 170 milyar  dolar sınırındayız. İnşallah mayıs ayıyla birlikte bu sınırın üzerine çıkmış  olacağız. İstihdamda ilk üç ayda yavaş seyreden yükselişin nisan ayıyla birlikte  adeta patlama yaptığı anlaşılıyor. İş dünyasıyla 2,5 milyonluk istihdam konusunda  anlaştık. Biz gereken teşvik ve destekleri sağlıyoruz. İşverenlerimizin de biraz  fedakarlık yapmasıyla istihdamdaki kayıplarımızı tamamen kapatıp 30 milyon  hedefine doğru ilerleyeceğimize inanıyorum."

11 bin üyesi olan MÜSİAD'ın her üyesinin iki üç kişiyi istihdam  etmesini isteyen Erdoğan, "Yukarıda da bunun bazı faydalarını size ayrıca  anlatırım. Sizin de birilerine örnek olmanız lazım. Bunun için en az iki veya üç  tane işsizi istihdam sahibi yapıp MÜSİAD bir ekmek kapısı olduğunu da Türkiye'ye  değil tüm dünyaya haykırsın." dedi.

Yatırımcıları cesaretle harekete geçmeye, ellerini taşın altına  koymaya çağıran Erdoğan, "En büyük ve karlı iş fırsatlarının bu tür dönemlerde  ortaya çıktığının unutulmamasını rica ediyorum. İthalatımızdaki düşüş ve  ihracatımızdaki düzenli yükseliş ülkemizde üretimin cazibesinin arttığına işaret  ediyor. Bu durum inşallah tüm kapasite kullanım oranlarının yükselmesine hem de  yeni yatırımların hızlanmasına da yol açacaktır. Velhasıl bu ülkenin çözüm  bekleyen hangi meselesi varsa bunun çaresi yine Cumhurbaşkanı olarak şahsımın  sorumluluğunda olan yönetimdir. Meclisimizle, partimizle, iş dünyamızla, sivil  toplum kuruluşlarımızla hepsinin üzerinde de milletimizle el ele verip ülkemizi  2023 hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız. MÜSİAD ailesinin bu kritik dönemde yine  yanımızda yer alacağına inanıyorum." değerlendirmesini yaptı.

Azez'de şehit

Azez'de bir yüzbaşının şehit düştüğünü, bir binbaşının da  yaralandığını hatırlatan Erdoğan, "Şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum.  Ailesine, milletimize başsağlığı diliyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzbaşının şahsında tüm şehitlerin ruhu için  Fatiha okunmasını istedikten sonra, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yarın akşam malum ilk teravih ve pazartesi ramazana başlıyoruz. Tabii  bütün bunlarla birlikte dayanışmamız, birliğimiz, birlikteliğimiz çok büyük önem  ifade ediyor. Dün güzel bir gün geçirdik, Büyük Çamlıca Camimizin açılışını  gerçekleştirdik. Misafirlerimizle birlikte coşkulu bir açılış oldu. Camimiz  Anadolu Yakası'nda bir buluşma noktası. Ramazan boyu oradan tabii farklı inşallah  nidalarla minarelerimiz bambaşka bir coşkuyla Müslümanların adeta güvence kaynağı  olacak. Biliyorsunuz Anadolu Yakası'nda ilk adımı mimaride idolümüz olan Mimar  Sinan'la, onun adına Mimar Sinan Camisi'ni inşa ederek başlattık ve şimdi de  dedik ki ecdadımız Sultan Ahmet'i yaptı, Süleymaniye'yi yaptı, Fatih'i yaptı,  Yavuz Selim Camisi'ni yaptı, Selimiye'yi yaptı, bizler de onların torunları,  evlatları olarak bir eser ortaya koyalım ve bizler de Büyük Çamlıca Camisi'ni  inşa etmiş olduk. Tüm emeği geçenleri ben tekrar tebrik ediyorum. Rabbim yar ve  yardımcımız olsun. Bu duygularla bir kez daha MÜSİAD 25. Genel Kurulunun  başarılarla dolu olmasını diliyorum. Yeni genel merkez binamızın hayırlı olmasını  temenni ediyorum. Sizlerin şahsında tüm milletimizin ramazan şerifini tebrik  ediyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Aile, Çalışma ve Sosyal  Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih  Dönmez, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat  Albayrak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Ruhsar  Pekcan,  AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, milletvekilleri, iş adamları ve  MÜSİAD üyeleri katıldı.