Çanlar balıklar için çalıyor

BURAK TAPAN / brktpn@gmail.com |  10 Nisan 2016 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 10 04 2016 - 2:57

Kontrolsüz avlanma ve çevre kirliliği denizleri kuruttu, balık fiyatlarını uçurdu! Avlanan toplam balık miktarı son 10 yılda yüzde 30 azaldı...


Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde afiyetle tüketilen balıkların akıbeti pek de parlak değil. Neden mi? Çünkü yanlış avlanma teknikleri ve çevre problemleri balıkların yaşamlarını tehlikeye atıyor. Türkiye’de denizlerden avlanan toplam balık miktarı son 10 yılda yüzde 30 azaldı. Ağlara dolan balıklar tatlı bir nostalji olarak hatırlanabilir gelecekte... İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Saadet Karakulak, gıda aktivisti Defne Koryürek ve Trabzon Faroz Balıkçı Barınağı’ndan İbrahim Ayral’la konuştuk.

İbrahim Ayral / Trabzon Faroz Balıkçı Barınağı

Uskumru ve kefal yok oldu

Çocuk yaştan beri balıkçılıkla uğraşırım. Daha eski zamanlarda çeşitli balık türleri vardı. Kalkan, kırlangıç, torik, uskumru, kefal, karagöz, sargana, mavruşgil, kötek... Bunlar artık yok oldu Mezgitin artık yavruları çıkıyor. Büyüklerini göremiyoruz. İstavrit, palamut, çinekop büyüyemiyor, sarıkanat ve lüfer olamıyor. Hamsi, barbon, levrek türleri yok olacak. En büyük sebep Karadeniz kirliliği. Dereler kirlilikler denize ulaşıyor, balıkların hayatını riske atıyor.

Aşırı miktarda balıkçı tekneleri var. Denizlerdeki balık popülasyonunu azaltıyor.

Marmara Denizi, Karadeniz ve Ege’deki balıkların yavrulama noktasıdır. Devletin de buna bir önlem alması gerekiyor. Örneğin, gırgır avcılığının yasaklaması gerekiyor. Bu sene hamsi gırgırları iki ay avlayabildi. Daha sonra bitti.

Trol balıkçılığı da deniz ekolojisini bozuyor.

Defne Koryürek / Slow Food-Fikir Sahibi Damaklar Hareketi Lideri

Lüfer seneye 100 TL’ye satılır

2010’da “İstanbul lüfere hasret kalmasın kampanyası” düzenleyen Defne Koryürek avcılık usüllerinde büyük hatalar yapıldığını ve balık stoklarının ölçülmediğini söylüyor.

Koryürek’e göre balığa yalnızca av olarak bakılıyor. Halbuki söz konusu balıkların diğer canlı türleriyle nasıl ilişki kurduğu da gözetilmeli: “Büyük ölçekli avcılık kesinlikle yasaklanmalı. Gırgır avcılığında kullanılan ağ ve çeper ölümcül düzeyde bir etki yaratıyor. Geçtiğimiz sene lüferin kilosu 15-20 TL, bu sene 40 TL idi. Gelecek sene yavru lüferi 100 TL’den aşağı bulamayacağız. Suç oltacılara atılıyor. Ancak inanın bana oltacıların verdiği zarar söz konusu bile değil. Tam aksine Boğaz’daki biyolojik koridorun zenginliğini korunabilir bu yolla.”

Prof. Dr. Firdes Saadet Karakulak / İstanbul Ünv. Su Ürünleri Fakültesi

2048’de balıkçılık kaynakları kaybolacak

Bölgesel olarak kaybolan türlerimiz var. Karadeniz ve Marmara Denizi’nde kılıç, orkinos balıkları görünmüyor. İstanbul’un sembolü olan ve çiroz yapılan uskumru bu bölgede artık yok. Dipte yaşayan demersal balıklardan kalkan balığının Karadeniz’de stokları çökme noktasına geldi. Çalışmalar, hiçbir önlem alınmaz ve bu yöntemler aynen devam ederse dünya balıkçılık kaynaklarının 2048’de tamamen kaybolacağını gösteriyor,

Denizde aşırı miktarda balıkçı teknesi var dolayısıyla balık popülasyonu azalıyor.

Deniz koruma alanı çok az

Biyolojik çeşitlilik sözleşmesi, ülkelerin deniz koruma alanlarının oranlarının yüzde 12 seviyelerine çıkarmasını öngörüyor. Ancak ülkemizdeki bu alanlar yüzde 4 civarında. Karakulak’a göre biyoçeşitliliği korumak için daha fazla deniz koruma alanı ilan edilmeli: “Bu sene balıkçılık sezonu balıkçılarımız açısından çok kötü geçti. durumun ne kadar ciddi olduğunu göstermekte.”

 

ETİKETLER