İstanbul'da "Kayıt Dışı" bir sergi...

Arter'deki "Kayıt Dışı", Nil Yalter'in en kapsamlı sergisi. Sanatçı, bu coğrafyaya ait düşüncelerini farklı disiplinler aracılığıyla aktarıyor...

Ekim ayına damgasını vuran etkinlik bana göre Nil Yalter’in Arter’de açılan "Kayıt Dışı" isimli sergisi. Türkiye çağdaş sanatının yakın geçmişindeki öncü isimlerden Nil Yalter, 1965 yılından beri ikamet ettiği Paris’te devrimci siyasal akımlara dâhil olup Fransız feminist sanatının 1970’lerdeki önemli temsilcileri arasına girdi. Çalışmalarını daha ziyade Fransa’da gerçekleştirmiş olsa da, üretimlerinde göreceğimiz üzere, Yalter’in bu topraklarla ve bu coğrafyaya ait meselelerle derdi hiç bitmedi.

İstanbulda Kayıt Dışı bir sergi...

Politik yerleştirmeler epey etkileyici

Küratörlüğünü Eda Berkmen’in üstlendiği sergi, Nil Yalter’in Türkiye’de bugüne kadar gerçekleşen en kapsamlı sergisi olma özelliği taşıyor. Yalter’in çok yönlü sanat pratiğinin en başarılı örnekleri niteliğindeki resim, kolaj, fotoğraf, yerleştirme, video, performans gibi farklı medyumlardan eserlerinin bir araya getirildiği seçkiyi çok doyurucu buldum. Sergiye girer girmez, "Göçmenler" isimli video yerleştirmesi ve sanatçının şiirsel sözlerini içeren metin yerleştirmesi bizi karşılıyor. Yalter’in odaklandığı temel konulardan biri olan göç olgusunu irdeleyen çalışma, sanatçının göçmenlerle yaptığı röportajların kayıtlarını içeriyor. Bu dokunaklı hikayelere, duvardaki kadın ve çocuk portreleri kusursuz eşlik ediyor. Nil Yalter’in politik bir konuyu ele aldığı ilk çalışması olan "Deniz Gezmiş" ve Doğu-Batı arasında tematik bir yolculuğun resmini çizen "Orient Express" yerleştirmeleri de giriş katta beni en çok etkileyen işler oldu.

Haberin Devamı

Geleneksel algıyı sorgulayan çalışmalar

Serginin genelinde hakim olan mekan düzenleme stilinin, sanatçının yapıtlarındaki temel motif ve kaynakların bütünsel diyaloğunu çok iyi vurguladığını düşünüyorum. Sırt sırta vermiş iki oda şeklinde sunulan "Harem" ve "Le Cevalier d’Eon" isimli yerleştirmeler, cinsiyet, kimlik ve bu kavramlara yönelik geleneksel algının sorgulandığı çarpıcı çalışmalar olarak ayrı bir ilgiyi hak ediyor. Özellikle, sanatçının Topkapı Sarayı’na yaptığı gezi sırasında çektiği fotoğraflardan ve mimari süslemelere atıfta bulunduğu desenlerinden oluşan kolajlar, "Harem" çalışmasının muhteşem parçaları bana göre. Nil Yalter, belgesel ve şiirsel dili bir arada kullanarak ürettiği çalışmalarında, tümden gelen bir bakışla, toplumsal meseleler üzerinden bireyin gerilimli varoluş öykülerine ışık tutuyor.

Haberin Devamı

Kadın kimliğini yeniden ele alıyor...

Mekana hakim bir konumdaki "Gurbetlik Zor Zanaat Zor" isimli seride, işçilerin fotoğrafları ile Nazım Hikmet ve Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiirleri, vurucu bir birliktelik oluşturmuş. Sistemin ve toplumun daima göz ardı ettiği kimseler olan göçmenler ve işçilere, bireysel kimliklerini öne çıkarma yaklaşımıyla değinen sanatçının bu lirik yerleştirmesinden çok etkilendim. Serginin yıldızı ise kesinlikle "Rahime Türkiyeli bir Kürt Kadın" isimli eserdir benim için. Sanatçının en bilinen işlerinden olan bu çalışma, kadının bitmek bilmeyen mücadelesi, etnik kimlik sorunları, göç ve toplumsal normların bireye baskısı gibi konuları deşiyor. Ana karakterin hem kadın hem de birey olarak kimliğinin elinden alınmasına işaret eden Yalter, izleyiciyi aslında tek bir örnek üzerinden genellenebilen problemli bakış açısıyla yüzleştiriyor. Üretimine konu ettiği kavram, olgu ve olaylarla günümüz sanatının en duyarlı ve yaratıcı isimlerinden olan Nil Yalter’in bu fevkalade sergisini 15 Ocak tarihine dek ziyaret edebilirsiniz.

Haberin Devamı
DİĞER YENİ YAZILAR