Bakan Çavuşoğlu'ndan AB'ye çağrı!

AA |  15 Mart 2019 Cuma - 15:01 | Son Güncelleme : 15 03 2019 - 15:01

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB'ye Müslümanlara ve İslam'a karşı nefret dilini ifade özgürlüğü ve demokrasi olarak nitelendirmemeleri çağrısında bulundu.


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica  Mogherini ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, AB-Türkiye  Ortaklık Konseyi'nin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.Konuşmasına Yeni Zelanda'daki terör saldırısını "şiddetle kınayarak"  başlayan Çavuşoğlu, "Bu terör saldırısından maalesef olayı gerçekleştiren  alçaklar kadar yabancı düşmanlığını, İslamofobik eğilimleri ve Müslümanlara karşı  nefret dilini körükleyen sorumsuz siyasetçiler ve altını çizerek söylüyorum  basın-yayın organları da sorumludur. Bu olaydan herkesin çıkarması gereken  dersler vardır." diye konuştu.Çavuşoğlu, AB'ye Müslümanlara ve İslam'a karşı nefret dilini ifade  özgürlüğü ve demokrasi olarak nitelendirmemeleri çağrısında bulundu.
 
"İki vatandaşımız yaralandı"
 
Yeni Zelanda'daki terör saldırısında Türk vatandaşların durumuna  ilişkin bilgi veren Çavuşoğlu, "İki vatandaşımızın yaralandığını üzüntüyle  öğrendik. Mustafa Boztaş ve Zekeriya Tuya. Bir tanesi ameliyattan çıktı. Diğeri  de hastaneye kaldırıldı. Hayati tehlikeleri yok, aldığımız bilgiye göre. Bölgede  yaşayan üçüncü vatandaşımızla ilgili de Büyükelçiliğimiz ve arkadaşlarımız bilgi  almaya çalışıyor." ifadesini kullandı.Çavuşoğlu, dört yıl aranın ardından AB-Türkiye Ortaklık Konseyi'nin  gerçekleştirilmesinin kendi başına anlamlı olduğuna dikkati çekerek şöyle devam  etti:
 
"İçeriği de dolu bir toplantı oldu. Her konuda hemfikir olmasak da  düşüncelerimizi samimi bir şekilde karşılıklı olarak paylaşma imkanımız oldu.  Toplantı öncesi gerçekleştirdiğimiz gayriresmi kahvaltıda bölgesel konuları da  değerlendirme imkanı bulduk. Bölgesel konularda AB ile görüşlerimizin büyük  oranda örtüştüğünü söylemek isterim."
 
"Türkiye OHAL'in kaldırılmasının ardından reform gündemine geri  döndü"
 
Çavuşoğlu, toplantıda Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine olan  bağlılığının altını çizdiğini aktararak, "AB'nin 18 Mart mutabakatına dair  yükümlülüklerini yerine getirmesi ve özellikle üzerinde anlaştığımız beş faslın  açılışına ilişkin hazırlıkların tamamlanması konusundaki beklentilerimizi bir  kere daha tekrarladım. Türkiye OHAL'in kaldırılmasının ardından reform gündemine  geri döndü." diye konuştu.
AB'nin Türkiye ile ilişkilerde güvenili bir çıpa görevi üstlenmesi  gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye, AB'den gelen yapıcı eleştirilere karşı duyarsız kalmaz.  AB'nin her önerisini samimiyse dikkate alır, değerlendirir. Çünkü bu süreci  birlikte yürütüyoruz ama çifte standart ve ikiyüzlülük olduğu zaman da bunu kabul  etmemiz mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye'de yargı süreciyle ilgili biraz önce  söylediğiniz ifadeleri de kabul etmem mümkün değil. Çünkü yargı Türkiye'de  bağımsızdır."
Çavuşoğlu, tutukluluk süresi ve yargılamanın uzun sürmesi gibi  konuların tüm Avrupa'nın da gündemindeki sorunlar olduğuna dikkati çekerek,  "Zaten yargı reformu stratejisiyle tüm bu konuları ele alıyoruz bunları da  halletmemiz gerekiyor ama Türkiye'deki bir iddianame ile ilgili ön yargılı bir  şekilde yorum yapmanız doğrudan yargıya müdahale anlamına gelir." dedi.
Belçika'da yargının PKK terör örgütüne ilişkin kararını "ibretle"  izlediklerini belirten Çavuşoğlu, "PKK, AB tarafından da terör listesine  alınmıştır ama Belçika'daki yargı adeta PKK'yı aklamak için çaba sarfediyor. Bunu  yargının bağımsızlığı olarak değerlendiriyorsunuz. Türkiye'de bir şey olduğu  zaman Türkiye'ye ders verir nitelikte açıklamalar yapmaya çalışıyorsunuz.  Doğrudan yargıya müdahale ediyorsunuz. Hani yargının bağımsızlığı, hani hukukun  üstünlüğü ilkesi?" şeklinde konuştu.
Çavuşoğlu, "Türkiye'nin tekrar reformcu kimliğine dönmesi AB  tarafından da görülmeli ve desteklenmelidir." çağrısında bulundu.
 
"Türkiye'nin güvenliği Avrupa'nın geri kalanının güvenliğinden ayrı  tutulamaz"
 
 Çavuşoğlu, 2019'da Romanya dönem başkanlığında bir Türkiye-AB  zirvesinin yapılmasını önemli bulduğunu belirterek, Romanya dönem başkanlığına  tüm çabaları için teşekkür etti. Terörle mücadele konusuna değinen Çavuşoğlu, "Terörle mücadele her iki  taraf için önemlidir. Bu konularda çifte standarttan uzak dayanışma anlayışıyla  terörle mücadelemizi sürdürürsek hem Türkiye hem AB güven içinde olur. Çünkü  Türkiye'nin güvenliği Avrupa'nın geri kalanının güvenliğinden ayrı tutulamaz."  ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, ayrıca AB'ye Türkiye'nin FETÖ, DEAŞ, PKK, YPG gibi terör  örgütleriyle mücadelesine destek vermesi çağrısında bulunarak, "O terör  örgütlerinin Avrupa ülkelerindeki faaliyetlerine de AB'nin ve üye ülkelerin  müsamaha göstermemesi gerekiyor." diye konuştu.
 
"AP'nin sağduyulu bir karar aldığını söylememiz mümkün değil"
 
Türkiye'nin vize serbestisi konusunda kalan altı kritere ilişkin  müzakereleri sürdürdüğüne işaret eden Çavuşoğlu, "Türkiye göç yönetimi konusunda  üzerine düşeni yerine getirmektedir. AB'nin de gönüllü insani kabul programını  hayata geçirmesini bekliyoruz." dedi. Çavuşoğlu, Gümrük Birliğinin güncellenmesinin her iki tarafın yararına  olacağının altını çizerek, Katılım Öncesi Mali Fonlarda (IPA) kesinti  yapılmasının ise AB'nin samimiyetinin sorgulanmasına yol açacağını vurguladı.
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 2018 Türkiye Raporu'nu eleştiren  Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Aşırı akımların ve ideolojilerin kurbanı olmaya başlayan AP'nin  sağduyulu bir karar aldığını söylememiz mümkün değil ama ilk defa olumsuz ve  kabul edilemez rapor aleyhinde oy verenlerin sayısının arttığını görmek de esasen  AP içinde de bu söylediğim akımları sorgulamaya başlayan sağduyulu siyasetçi  sayısının arttığının göstergesidir."
 
 Türkiye-AB ilişkilerinde yakın gelecekte beklentilerin ne olduğunun  sorulması üzerine Çavuşoğlu, diyaloğun önemine değinerek, "Önemli olan her konuda  anlaşmak değil, karşılıklı diyalog ve iş birliğiyle birbirimizi daha iyi  anlıyoruz. Her konuda hem fikir olmasak da düşüncelerimizi karşılıklı  paylaşıyoruz." diye konuştu. Çavuşoğlu, Türkiye ve AB'nin bölgesel, insani ve güvenlik konularında  da birlikte çalıştığını ve karşılıklı bilgilendirmelerde bulunduğunu kaydetti.
 
 "Türkiye'ye yöneltilen eleştiriler Fransa'ya yöneltilmedi"
 
 Çavuşoğlu, bir Yunan gazetecinin insan hakları ve hukukun üstünlüğüne  ilişkin Türkiye'deki duruma yönelik bir sorusuna, "2002 yılında iktidara  geldiğimiz günden bu yana Türkiye'de AB'nin ve Avrupa Konseyinin de tavsiyelerini  dikkate alarak büyük reformlar yaptık." dedi. AB, Avrupa Konseyi ve uluslararası toplumun bu reformları "sessiz  devrimler" olarak nitelendirdiğinin altını çizen Çavuşoğlu, "Dolayısıyla Erdoğan  liderliğindeki hükümetlerimiz her zaman reformcu olmuştur ve bu anlamda da  özgürlük alanlarını genişlettik." açıklamasında bulundu. Çavuşoğlu, 2012'de başlayan Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci ve 15  Temmuz darbe girişimiyle birlikte, Türkiye'nin teröre karşı yaptığı mücadele  kapsamında aldığı tedbirlerden sonra insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanında  eleştirilerin gelmeye başladığını ifade etti.
"Bizim aldığımız her bir tedbir en temel insan hakkı olan yaşam  hakkını, yani insanlarımızın yaşamının korunması için alınmıştır. Ülkemizin  güvenliği ve bekası için alınmıştır." diyen Çavuşoğlu, terörle mücadele konusunda  da Türkiye'nin hiç bir zaman taviz vermeyeceğinin ve kararlılıkla adım atacağının  altını çizdi.
  Çavuşoğlu sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Darbe girişiminden sonra OHAL ile beraber çok sayıda eleştiriler  geldi. Ama aynı eleştiriler Fransa'ya gitmedi. Fransa'daki de ciddi bir terör  saldırısıydı küçümsemiyoruz, ama bizdeki darbe girişimiydi. Fransa aynı OHAL'i  ilan etti. İşte bu 'dayanışma anlayışıyla' içimizde bulunduğumuz bir çifte  standarttır. Farklı yaklaşımların bir göstergesidir." diye konuştu.  OHAL'in kalkmasının ardından Türkiye'nin tekrar reformaları hayata  geçirmeye başladığını belirten Çavuşoğlu, bunun kimseyi ikna etmek için  yapılmadığını, uluslararası toplum ve AB ile iş birliği içinde olmanın herkese  fayda sağladığının altını çizdi.
 
 "Yunanistan azınlık haklarını vermiyor"
 Çavuşoğlu, "Bugün Yunanistan'da yaşayan azınlıklara Yunanistan  haklarını vermiyor. Bugün Yunanistan'daki müftüler haklarını kullanamıyor. Bugün  Yunanistan'daki Türkler kendisine 'Ben Türk'üm' diyemiyor." ifadesini kullandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin buna ilişkin üç kararının  bulunduğunu anımsatan Çavuşoğlu, Yunanistan'ın bu kararlı uygulamadığına dikkati  çekti.
 Türkiye'nin AİHM kararlarını uyguladığını belirten Çavuşoğlu,  Türkiye'nin insan hakları konusunda çok hassas olduğunu ifade etti.
 
  
 

ETİKETLER