Azmin zaferi!

İLKER AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ |  17 Eylül 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 17 09 2017 - 2:30

Onlar hayata doğuştan bir-sıfır yenik başladı. Halil Manisa’nın ovalarında, Muhammed Hakkari’nin dağlarında çobandı. Antalyalı Gürkan ise bedensel engeli yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkumdu. Ama bu 3 genç, tüm zorluklara büyük bir azimle göğüs gerdi. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde eğitim gören Halil, Muhammed ve Gürkan şimdi kariyer basamaklarını tek tek tırmanıp zirveye koşuyor


Aba altından çıkan cevher!

Halil Eroğlu bundan tam 7 yıl önce ‘LYS’de derece yapan çoban’ olarak hayatımıza girdi. Manisa’nın Selendi İlçesi’ne bağlı Çampınar köyünde koyun otlatırken 2010 LYS’de TM puan türünde Türkiye 211’incisi olup Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazanan Eroğlu, bugün büyük bir bankanın dijital pazarlama ve iş geliştirme yönetmeni olarak görev yapıyor. Köprünün altından çok sular aktı ama onun hikayesi aynı yolda yürüyen bir çok çocuğa umut olmaya devam ediyor.

 

Merada çalıştı

Halil 1987 yılında Çamdibi köyünde çiftçilik ve hayvancılık yaparak kıt kanaat geçinen Cennet ve Ali Hikmet Eroğlu çiftinin üçüncü çocuğu olarak doğdu. Aile iki abisini ve kendisinden sonra gelen kız kardeşini okuttu. Ancak yöre halkı çok eski zamanlardan beri en küçük çocuğu aileye hizmete ayırırdı. Eroğlu Ailesi’nde de kural farklı işlemedi. Böylece küçük Halil ilkokulu bitirdikten sonra ailenin çiftlik işlerinde çalışmaya başladı. Ancak 16 yaşına geldiğinde çobanlıkla bir yere gidemeyeceğini fark etti. Babasına bile haber vermeden ortaokulu dışarıdan bitirdi, açık liseye kaydoldu.

Hemen işe alındı

Bu sırada vatani görevine başladı, 15 aylık askerliği süresince de sınavlara girmeye devam etti. Askerliği bitirdikten sonra da üniversite sınavlarına girdi ve Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandı. Eroğlu, üniversiteyi bitirdikten sonra başladığı kariyerini ise şu sözlerle özetledi: “Gittiğim ikinci iş mülakatında işe alındım. Şimdi büyük bir bankanın ‘mortgage’ bölümünde dijital pazarlama ve iş geliştirme yönetmeni olarak çalışıyorum. Ailemin aşıladığı ve çocukluktan gelen bir devlete hizmet idealim var. Onun için sınavlara hazırlanıyorum. Kaymakamlık ya da başka bir görev olabilir. Hayattaki en büyük hayalim ise özel bir okul kurmak. Bu okulda köylerden bulacağımız zeki gençleri eğiterek başarı kazanmalarını arzuluyorum.”

Huzuru köyünde buluyor

İstanbul’u çok sevdiğini belirten Eroğlu, ancak aradığı huzuru doğup büyüdüğü Çampınar Köyü’ne gittiğinde bulduğunu söylüyor.

Engelsizsiniz!

Türkiye engelli vatandaşlar için kolay bir ülke değil. Onlar için sorun kapılarının önündeki merdivenden başlıyor, yürüdükleri kaldırımlarda ve okudukları okullarda olmayan asansörlerle devam ediyor. Okumak için azimle mücadele eden birçok engelli birey var. Antalyalı Gürkan Ataoğlu da onlardan biri. Spastik olarak doğan Ataoğlu yaşıtlarıyla oynayamadan büyüdü. Okumayı evde annesinden öğrendi ve yaşıtlarından 3 yıl sonra ilkokula başladı. Ellerini ve ayaklarını kullanamayan, tekerlekli sandalyede ailesinin ve arkadaşlarının yardımıyla ilk ve orta eğitimini tamamladı. Daha sonra girdiği ve Felsefe Kulübü Başkanlığı yaptığı Antalya 75. Yıl Cumhuriyet Lisesi’nden mezun oldu.

 

Evde saatlerce çalıştı

Uzun ve zorlu yolculuğunun en kritik noktalarından biri üniversite sınavıydı. Evde saatlerce çalışarak sınava hazırlandı. Nihayetinde 2009’da girdiği ÖSS’de oldukça iyi bir puan alarak Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı, yatay geçişle Akdeniz Üniversitesi’ne geldi. Bugün 29 yaşında olan Gürkan Ataoğlu, 3.5 yıldır Antalya Vali Saim Çotur İlkokulu’nda memur olarak görev yapıyor.

Master dereceli

Azim sözcüğünün adeta vücut bulmuş hali olan Gürkan Ataoğlu bu kadarla yetinmedi. Çalışırken uzaktan eğitimle yapılabilmesi nedeniyle Gaziantep Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’ne yüksek lisans için başvurdu. Gürkan Ataoğlu geçtiğimiz günlerde Gaziantep Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nden ‘Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlanması ve Ekonomisi’ alanında yüksek lisansını tamamlayarak mezun oldu.

Babası yıllarca sırtında taşıdı

Gürkan Ataoğlu üniversitedeki fiziki engelleri babası sayesinde aştığını belirtiyor: “Ortama alışana kadar babam okula arabamızla götürüyor, beni kucağında merdivenlerden amfiye kadar çıkarıyordu. Ben dersleri tamamlayana kadar ise kendisi otomobilde oturup, kitap, gazete okuyor ya da bulmaca çözüyordu.

Okula alıştıktan sonra beni arkadaşlarıma devredip, kendisi otomobilde yine aynı şekilde bekliyordu. Engelli birim sorumlumuz ile biraz çaba sarf ettik ama sayemde fakülte 2.5 yılın sonunda iki tane asansör kazandı.” Akdeniz Üniversitesi de oğlunu 15 yıl kucağında taşıyarak okutan baba Cemil Ataoğlu’na (67) teşekkür belgesi verdi.

Çatışmaları da aştı dağları da!

Hakkarili Muhammed Cemal Demir, dağ köyü Geçitli’nin imamı Mehmet Demir’in 7 çocuğunun en büyüğü olarak 1993’te doğdu. Geçitli’yi aslında haberlerde defalarca duydunuz. 2010’daki sivil araçların geçişi sırasında patlatılan mayınlar nedeniyle 9 kişi hayatını kaybetmişti. Aralarında Muhammed Cemal’in akrabaları ve arkadaşları da vardı. Muhammed, Türkçeyi ilk defa 8 yaşında gittiği ilkokulda öğrendi. Parlak ve öğretmenlerinin dikkatini çeken bir öğrenciydi. Yazları imam babasına ve hayvancılıkla uğraşan amcalarına yardım ediyordu. Hayvanları otlatıyor ve tarlada çalışıyordu.

 

TÜBİTAK bölge 3’üncüsü

Köyündeki okul kapatılınca dokuz yaşında evden ayrılarak Yatılı Bölge İlköğretim Okulu’na gitti. Ardından yeni açılan Hakkari Fen Lisesi’ne girmeyi başardı. Okul ile ev arasındaki 30 kilometrelik yolu her gün zorluklara, çatışma korkusuna rağmen sabah, akşam aşarak okumaya devam etti. Lise 3’te TÜBİTAK’ın açtığı yarışmaya katıldı. Güneş enerjisiyle çalışan korkuluk ve akıllı sulama sistemi projesiyle bölge 3’üncüsü oldu.

Yanlış tercih yakıyordu...

Üniversite sınav sonuçları açıklandığında ise ilk tercihine puanı daha yüksek olan tam burslu program yerine yanlışlıkla ücretli olan Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce Elektrik ve Elektronik Mühendisliği’ni kazandığını öğrenince dünyası başına yıkıldı. Çünkü okul parasını karşılayamazlardı. O da Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel’e kendini, okuma isteğini, içinden geldiği şartları ve hayalini anlattığı bir mektup yazdı. Mektup Yücel’in dikkatini çekti. Muhammed hemen Bahçeşehir Üniversitesi tarafından İstanbul’a davet edildi. Enver Yücel, bir yılı hazırlık olmak üzere 120 bin lira tutan 5 yıllık eğitim masrafı ve kalacağı yurdun ücretinin karşılanacağını söylediğinde dünyanın en mutlu adamı olmuştu.

İngilizce fizik dersi veriyor

Muhammed Cemal Demir, kendisine verilen şansı iyi değerlendirdi, bir yandan okurken bir yandan da öğrenci işlerinde çalıştı. 2011’de girdiği okuldan hiç zaman kaybetmeden 2016’da mezun oldu. Enver Yücel’in karşısına çıkıp teşekkür etti. Okulda kalıp akademisyen olmayı istediğini söyledi. Enver Yücel onu çok mutlu eden şu cümleyi kurdu: “Sana kapımız her zaman açık.” Muhammed Cemal Demir bugün Bahçeşehir Üniversitesi Fizik Laboratuarı’nda hem öğrencilere ders veriyor hem de fiziğin elektronik ile ilişkisi üzerin çalışmalar yapıyor. Muhammed yabancı dildeki gelişimini ise şöyle özetliyor: “Sıfır İngilizce ile girdiğim üniversitede şu anda İngilizce fizik dersleri veriyorum.”

Hakkari için proje

Muhammed Cemal Demir için Hakkari’nin yeri ayrı. Hemşehrileri için projeler geliştiriyor: “Hakkari’den hiç kopmadım. Hakkari’de yetenekli, zeki ve büyük potansiyeli olan çocuklar var. Onlara ulaşıp eğitimlerine katkıda bulunmak istiyorum. Ayrıca halkımın refahının artması için tarıma yönelik projeler geliştirmeye çalışıyorum.”