Gazetevatan.com » Yazarlar » Hem ruhu hem de bedeni iyileştirmek lazım!

Hem ruhu hem de bedeni iyileştirmek lazım!

27 Ocak 2013 Pazar


Son günlerin en çok sevilen dizilerden biri olan Seksenler’in oyuncusu, STET derneğinin kurucusu, Ashia markasının yaratıcısı ve aromaterapi uzmanı, Can Yael’in annesi Marcel’in karısı; Ayse Tolga! Onu tanıdığım yıllardan beri hep enerjik, daima yardımsever ve çok eğlencelidir. Kendi dursa beyni durmaz, sürekli bir proje üretir, sonra da “Ayşecim biz ikizler burcuyuz, hayatta rahat edemeyiz der!” Onunla tanıştıktan uzun bir süre sonra farkettik ki şaşırtıcı bir şekilde ortak bir kodumuz var. İkimiz de 9 Haziran günü, aynı yıl ve aynı saatte doğmuşuz. Son olarak ikimizin de adı Ayşe... Siz bakın buradaki muhabbete!

Bebek’te buluştuk. Bana biraz aromaterapi dersi verdi. Kimyadan, çocuktan, yemekten konuştuk. Silgi, kitap, kırtasiye ve bebek kafası kokusuna bayılırım; kendimi alamam. Ben de kokuyu ona sordum. Bana formüllerini verdi! Arada da bir kiş çayı tarifini kaptım.

Tek başıma bile yemek yesem sunuma özenirim

O kadar uzun süredir seni tanıyorum ki... Enerjini biliyorum ve hangi birinden başlayacağımı bilmiyorum. Son dönemde rol aldığın 80’ler dizisi TRT1’de tam gaz devam ediyor. Bunun sırrı senin mi ekibin mi?

Biraz da akıllı iş kadını olmak ve proje seçmekle alakalı. 1994 yılında oyunculuğa başladım ve önümüzdeki yıl 20 yıldır bu işi yapıyor olacağım. 20 yıldır televizyon oyunculuğu yapıyorum. Hep başarılı projelerde oldum. Hatta bitmek üzere olan işe dahil olduktan sonra devam etti. Ön görünüzü kullanmanız lazım. Seksenler ikinci yılına başladı. 4-5 sezon daha devam eder bence.

Eşin Marcel ile uzun keyifli yemeklerini ben biliyorum. Sizin masanızın olmazsa olmazı nedir?

Sunum tabii ki. Çok özeniriz ve önem veririz. Kendime bile yemek hazırlarken dikkat ederim. Her şey tam olmalıdır. Kahvaltıda buna dahil. Olmazsa olmazımız bir de dostlar. İyi sunulmuş, taze ve kaliteli yemekler olmasına özen gösteriyorum.

En son ne pişirdin?

Bu aralar tatlı yapmaya başladım. Geçen hafta evde çok fazla balkabağı vardı. Ben de güzel bir balkabaklı turta yaptım. Evde olduğum zaman mümkün oldukça mutfaktayım. Kızımın bir şeyler pişiren becerikli bir annesi olduğunu görmesini istiyorum. Yulaflı kurabiye, çaylı kek de yaptım.

‘Üç ay simit ve kaşar peyniri yiyerek yaşayabilirim’

Ne yemezsen yaşayamazsın?
Yok öyle bir şeyim. Çünkü ben tam tersini düşünüyorum. İnsanoğlunun her şeye adapte olması gerektiğini de... İnsanların yemek konusundaki seçiciliğini anlamıyorum. Ne her şeyle ne de hiçbir şeyle olmayalım. Asla yemeyeceğim şeyler de yok. Sen ve ben 9 Haziran doğumluyuz. O yüzden Haziran ikizleriyle ilgili garip takıntılarımız var. Ben mesela bir şeye takılırım ve devamlı onu yerim. Bir ay boyunca durmadan açık çay içerken, sonrasında hiç içmem, kahveye geçerim. Sadece simit ve kaşar peyniri yiyerek üç ay geçiririm.
Kızın Can Yaelden öncesi ve sonrası değişen şeyler neler?
İnsan sevgisi. Dışarıda birine kızarken bile “O da çocuktu” diye düşünüyorsun. Bir de hayata karşı daha sorumlulukların yüksek hissediyorsun. O yüzden “Sınır Tanımayan Ebeveynler” (STET) adlı topluluğun başkanıyım. Boş oturmadan bir şeyler yapmak gerektiğini düşündüm.
Çocuklarını yetiştiren anneleri eğitmek üzerine yol alıyoruz.

Kış çaylarının içinde baharatlar olmalı

Senden bir kış çayı tarifi alsak...
Kışın en önemlisi olduğunuz mekanın havasını temiz tutmak. Okaliptüs ve nane gibi yağlar çok önemli. İç taraftaki havayı dezenfekte ederler. Yağdanlıklar içinde bunları yakabilirsiniz. Kış çayının içerisine her zaman baharat koymalısınız. Isıtıcı baharatlar tarçın, karabiber, yenibahar, yıldız anason... Bunları karıştırın. Kaynar suyun içinde kısık ateşte 15 dakika kaynatın. İçine portakal dilimleri ekleyin.

Bir tane daha çocuk istiyor musun?

Çok isterdim ama şu an ki hayat tempom için çok zor. Senin yaptığın gibi kısa aralıklarla yapmak lazımdı. Bu dünyaya çocuk getirmek gerçekten zor.

‘Atalarımızdan miras kalan koku’

Koku senin için ne ifade eder?
Koku her şeydir. Geleceğe de bakarsın. Atalarımızdan bize miras kalan en önemli duyu. Görsel imaj devrinde yaşıyoruz. Görünüyorsan varsın. Ama varlığımızın ve yaşadığımızın ispatı koku. Hayvanlarda da görülür bu. Bu koku hissi köreldi. Koku hafıza ile de alakalı. Hiç ummadığın anda Givenchy kokusunu alıp, gençlik aşkını hatırlayabilirsin.

Aşkın kokusu var mı?

Vardır. Kişiden kişiye değişir. Kadın ve erkeğin hormonel salgıları var. Başka bir aşk çocuklarımızın kokusu...

Annelere güçlü kadın olduklarını hatırlatıyoruz

Hem iş kadınısın hem de yarım gün STET’de melek görevi üstleniyorsun. STET nedir?
Önce şöyle çıktık, yardıma ihtiyacı olan ailelere destek olmak. Fakat bunu yapan çok dernek var. Bizim unuttuğumuz şuydu, çocuklar toplumumuzun geleceği ve onları yetiştiren aileleri. Yeni nesil bir dernek duruşu sergiledik. Kadınlara eğitim veriyoruz. Çünkü kadınların istihdam oranı çok düşük. Anneler başarı hissini kaybetmişler ve mutsuzlar. Biz annelere güçlü kadınlar olduğunu hatırlatıyoruz. İnanıyoruz ki dünyanın en zor şeyi doğum yapmak ve çocuk yetiştirmek. Hep rol model
kadınları örnek gösteriyoruz. Annelere eğitim ve danışmanlık eğitimi veriyoruz. “Hayalime Dokun” projesi ile kadınlara kariyer hedefleri belirliyoruz.

‘Kozmetik alanında kadın girişimci olmak zor’



Benim de bağımlısı olduğum AISHA ürünlerini üretiyorsun. Üçüncü hamileliğimde hediye verdiğin yağları karnıma sürmekle geçirdim ve bağımlısı oldum. Bebek ürünlerini kullanmaya başladım. Hatta Amerika’ya giderken, uçak korkum vardı ve bana bir sprey vermiştin. “Spreyi bileğine sık ve yol boyunca kokla” demiştin Ve lavanta beni sakinleştirmişti. Bu tarz formülleri geliştirmek için sabır ve yaptığın işi karşılıksız sevmek lazım. Markayı da öyle büyüttün. Bitkilerin iyileştirici yanı olduğunu biliyorsun. AISHA markan nasıl gidiyor?

Türkiye’de kadın girişimci olmak zor. Özellikle kozmetik alanında iki kat zor. Kozmetik sektörünün köşe başları büyük şirketler tarafından tutuldu. Butik markalara deli gözüyle bakıyorlar. Hiç kolay olmadı. AISHA 2007’de tüketici ile buluştu. Şimdi markayı yeniledik. Formülleri ve içerikleri değiştirdik. Anne ve bebek ürünleri ile gidiyorduk ve orada kaldık. Aromaterapiyi yaygınlaştırmaya başladık. Sadece problem üzerine gitmiyoruz. İnsan ruh ve beden olarak bütündür, o yüzden de herbirimiz farklıyız. Hem ruhumuzu

hem de bedenimizi iyileştirecek ürünler üretiyoruz. Buna uygun özel ürünler ortaya çıkardık. Ürünlerimiz bebeğinizi iyileştirirken sakinleştiriyor da. Derin bir felsefesi olan bir marka yarattık. Şimdi internette satışlarımız, yakın da eczanelerde de satılmaya başlayacak.

Ayşe Tolga’ya buradan ulaşabilirsiniz...

www.stetdernek.org
www.aisha.com.tr

Meraklısına bitkiler

- Biberiye: Biberiye hafızayı ve konsantrasyonu düzenler, baş ağrılarını hafifletir. Biberiye sindirimi kolaylaştırdığı gibi hazımsızlık, mide krampları, şişkinlik ve kabızlıkta kullanılır. Banyo suyuna eklenen çayın romatizma ağrılarını hafiflettiği söylenir. Bir fincan kaynar suya 3 gr kurutulmuş biberiye koyun. 10 dakika bekletin. Yatma zamanı dışında günde 3 fincan için.

- Lavanta: Yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisiyle bilinmektedir. Antiseptik ve antibakteriyel özellikleri sayesinde küçük deri enfeksiyonları ve böcek sokmalarına da iyi gelir. Sinir bozukluklarında stresin yarattığı mide ve bağırsak spazmlarında kullanılır. 3 gr kurutulmuş lavantayı bir bardak kaynar suda 10 dakika bekletip süzün. Stres için günde 3 bardak, sindirim için günde yarım bardak ve uykusuzluk içinse yatmadan önce bir bardak için. Adet sancılarında, tansiyon kaynaklı baş ağrılarında lavanta yağı ile enseye omuzlara ve şakaklara masaj yapılabilir.

- Papatya: Hazımsızlık şişkinlik ve gaz gibi durumlarda kullanılır. Ayrıca göz tahrişi boğazağrısı ve nezle tedavisi için kullanılan gargara ve ilaçların içeriğinde de bulunur. Bir tatlı kaşığı çiçek başı bir bardak kaynar suya koyun. Günde 3-4 bardak için.

- Fesleğen: Yaprakları sindirime yardımcı olur ve iştah açar. Aynı zamanda mide gazına ve şişkinliğine karşı da kullanılır. Merhem olarak yaraların ve kesiklerin tedavisinde kullanılır. Yağı mikroplarla mücadelede yararlıdır.

4 tatlı kaşığı kurutulmuş yaprak kapalı bir demlikte 250 ml suda 10 dakika kaynatın. Süzülüp soğumaya bırakın.

Kuru börülce salatası

Malzemeler

- 200 gr kuru börülce
- 2 adet kırmızı kapya biberi (közlenmiş)
- 1 bağ maydanoz n 1 bağ dereotu
- 1 bağ roka
- 2 çorba kaşığı zeytinyağı
- 2 çorba kaşığı limon suyu
Yapılışı
Kuru börülceleri tuzlu suda 2 saat kadar bekletin. Suda beklettiğiniz börülceyi süzüp bol suda haşlayın. Börülceleri, yumuşadıktan sonra bir cam kaba alın. Limon suyu ve zeytinyağını karıştırıp börülceye ekleyin. Kıyılmış dereotu, maydanoz, nane ve rokayı börülce karışımına ekleyip karıştırın. Küçük doğranmış kırmızı kapya biberleri börülcenin üzerine serpip servis edin.

Zeytinyağlı turp yaprağı

Malzemeler

- 1 demet ayıklanmış turp yaprağı
- 8 su bardağı su
- 4 su bardağı sızma zeytinyağı
- 2 adet limonun suyu
- 100 gr lor peyniri
- 50 gr yaban mersini
Yapılışı
Suyu fokurdamaya başladıkça içine tuz atarak kaynatın. Turp yapraklarını kaynayan suya atıp 8 dakika kadar haşlayın. Haşlanan otu yine bir süzgece alarak soğumaya bırakın. Daha sonra bir kaba aldığınız turp yapraklarına zeytinyağı ve limon suyu karışımını ekleyin. Üzerine yaban mersini ve lor peynirini ilave edip servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

Adaçaylı ve biberiyeli levrek

Malzemeler

- 4 adet levrek fileto
- 4 çorba kaşığı krema
- 50 gr çam fıstığı
- 1 kase adaçayı
- 1 demet biberiye
- 1 adet soğan
Yapılışı
Levrek filetolarını ızgarada pişirin. Geniş bir tavada 1 kaşık zeytinyağı ile birlikte soğanları kavurun. Soğanlar pembeleştikten sonra çam fıstığını ilave edip kavurmaya devam edin. 1 dakika kavrulduktan sonra adaçayı, biberiye ve kremayı ilave edip kaynamaya bırakın. 2 taşım kaynadıktan sonra ızgara yaptığınız levreğin üzerine döküp servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

Lavantalı panna cotta

Malzemeler

- 500 gr süt
- 200 gr krema
- 20 gr jelatin
- 10 gr lavanta esansı
- 200 gr toz şeker
Yapılışı
Süt krema ve şekeri geniş bir tencerede el yakma noktasına gelene kadar ısıtın. Diğer bir kapta ılık su içinde 15 dakika beklettiğiniz jelatini kaynama noktasına kadar gelmiş süt, şeker, krema karışımının içerisinde eritin. Son olarak lavanta esansını ekleyip karıştırın. Karışımı ufak kaplara alıp dolapta 2 saat beklettikten sonra servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.