comScore
Gazetevatan.com » Gündem » Atatürk'ün sansürlenen yazısı!

Atatürk'ün sansürlenen yazısı!

Atatürk'ün sansürlenen yazısı!

Ulu Önder Atatürk'ün ölümünün 75. yılında ortaya çıktı...


Atatürk'ün sansür engeline takılan ve yayını yasaklanan makalesinin öyküsünü Habertürk yazarı Murat Bardakçı kaleme aldı.

İşte Bardakçı'nın o yazısı:

Mustafa Kemal Paşa'nın arkadaşları ile 1918'de çıkarttığı ama parasızlık yüzünden yedi hafta sonra yayınına son vermek zorunda kaldığı Minber Gazetesi'nde yayını engellenen makalesinin öyküsü...

Başkumandan ve devlet kurucusu Mustafa Kemal'in hayatı bütün ayrıntıları ile incelenmiştir ama gazeteciliği hakkında derin bir araştırma yapılmamıştır. İşte, Mustafa Kemal Paşa'nın 1918'de çıkarttığı Minber Gazetesi'nin ve bu gazetede yayınlanması için kaleme aldığı, Damad Ferid Paşa'dan "saygısız", "küstah", "asabî" ve "gaflet içinde" gibi sözlerle bahsettiği ama sansürün yayınına izin vermediği başmakalesinin öyküsü...

ATATÜRK'ün vefatının üzerinden 75 yıl geçti ve bu 75 yıl boyunca hayatının hemen her safhası araştırıldı, hakkında dünya kadar yayın yapıldı, hattâ 57 senelik ömrünün günü gününe tesbitine bile çalışıldı.

Bu çalışmalarda bir ara gazetecilik, daha doğrusu "gazete patronluğu" yaptığından da, yayınladığı bir gazetede başmakale olarak yayınlanmış bazı yazılarından da bahsedildi ama zamanın sansürüne takılıp yasaklanan bir makalesi pek bilinmedi...

RESMEN ORTAK OLDU

İlk sayısı 1918'in 1 Kasım günü çıkan ve yayın hayatına yedi hafta sonra, 22 Aralık 1918'de parasızlık yüzünden son vermek zorunda kalan gazetenin adı "Minber", imtiyaz sahibi sonraki senelerin başbakanı Fethi Bey, yani Fethi Okyar, sorumlu müdür de Mustafa Kemal'in hayatı boyunca en yakın dostlarından olan Dr. Rasim Ferid idi. Gazetenin bu ilk sayısında "Osmanlı Hürriyetperver Avam Fırkası"nın programı da vardı.

Fethi Bey gazetenin sahibi olarak gösterilmiş ise de, arkadaki asıl güç Mustafa Kemal Paşa idi. Atatürk'ün askerlik ve siyaset hayatı dışındaki çalışmaları üzerinde sonraki senelerde yapılan araştırmalarda, Mustafa Kemal Paşa'nın gazeteye yatırdığı sermayeyi Suriye ve Filistin taraflarında başta Cemal Paşa olmak üzere bazı arkadaşları ile beraberce yaptığı at ticaretinden elde ettiği paradan karşıladığı, gazeteyi siyasi arenada sesini duyurmak için çıkarttığı ve daha sonra resmen ortak olduğu yazılacaktı.

TAM SAYFA MÜLAKAT

Yayın hazırlıkları yapıldığı sırada "Mirliva", yani tuğgeneral olan Mustafa Kemal, Filistin'deki 7. Ordu'ya kumanda etmekte idi. 1913'ün 13 Kasım'ında Filistin'den İstanbul'a gelmiş ve Minber Gazetesi'ne bazen imzasız, bazen da başka isimlerle makaleler yazmıştı. Gazetenin yayınlanma maksatlarından birinin dikkatleri o sırada 37 yaşında olan Paşa üzerine yoğunlaştırma faaliyeti olduğu Minber'in iki gün sonraki nüshasında da görülecek ve Ahmet Hulki imzasıyla çıkan bir yazıda "Yurdun geleceği, Mustafa Kemal'den büyük hizmetler beklemekte haklıdır" denecek, 17 Kasım 1918 tarihli nüshada da "Mustafa Kemal Paşa ile Mülakat" başlıklı uzun bir röportaj yeralacaktı.
Paşa'nın makalelerinde ele aldığı konular, genellikle henüz imzalanmış olan Mondoros Mütarekesi'nin ortaya çıkardığı durum karşısında alınması gereken tedbirler, memleketin siyasi geleceği ve iktidara düşen görevler idi...

O günlerin İstanbul basını, sıkı bir sansür altındaydı... Sansür heyeti çıkacak gazetelerin ve dergilerin prova baskılarını satır satır okumakta, muzır bulduğu yerlerin üzerine kurşun kalemle boydan boya bir çarpı koymakta idi ve matbaaya üzerinde böyle bir çarpı işareti ile dönen yazıların yayınlanması mümkün değildi.

KOSKOCA BİR ÇARPI İŞARETİ

Yazıları sansüre kurban gidenler arasında "gazeteci" Mustafa Kemal de vardı...
Paşa'nın Minber için kaleme aldığı kaç yazısının sansür tarafından engellendiğini bilmiyoruz. Ben yayınlanmasına izin verilmeyen sadece tek bir yazısından, sansür heyetinin üzerine koskoca bir çarpı yerleştirdiği bir başmakalesinden, başmakalenin prova baskısının orijinali elimde olduğu için haberdarım...

DEMEDİĞİNİ BIRAKMADI

Mustafa Kemal'in yayınlanmasına izin verilmeyen yazısının konusu ve hedefi, o günlerde "Âyân Meclisi Âzâsı", yani "senatör" olan sonraların meşhur sadrazamı Damad Ferid Paşa idi. Mustafa Kemal Paşa, Ferid Paşa'ya Senato'ya verdiği bir yüce divan önergesi için veryansın etmekte ve saygısızlıktan cahilliğe, gafletten cür'ete kadar çeşit çeşit sıfatlar yakıştırmaktaydı. O tarihten bir sene kadar sonra Sevr Anlaşması'nı imzalayacak olan Rıza Tevfik de yazıda unutulmamış ve nasibini almıştı...

"Gazeteci" Mustafa Kemal'in "Minber" Gazetesi için 1918 Kasım yahut Aralık ayında imzasız olarak kaleme aldığı ama sansüre takılan başyazısının günümüzün Türkçesi'ne naklettiğim bazı bölümlerini bu sayfada okuyabilirsiniz...



İŞTE SANSÜRE UĞRAYAN YAZI

"...VAKTİYLE bir bütçe görüşmesinde yaptığı müthiş gafletle hesaptan hiç anlamadığını gösteren Damad Ferid Paşa, bu defa da Anayasa'ya da pek o kadar aşina olmadığını ispat etti... İki meclisin birbirine karşı son derece saygılı olması parlamento hayatının en temel kuralı iken, paşamızın bu nezakete de omuz silkerek milletvekilleri hakkında 'itham altındaki sanık' tâbirini kullanması, siyasi terbiye adına bir musibettir...

Damad Ferid Paşa, iki esasa dayanan önergesinde, önce Meclis'in Yüce Divan teşkil etme veya bir konuyu Yüce Divan'a gönderme yetkisi olmadığını söyledi... Topçu Feriki Rıza Paşa ise basit bir formül bularak 'Hükümdarın muhatabı olmuş bir hükümete güvenoyu vermiş ve böylelikle hükümeti görevde tutmuş olan Meclis nasıl olur da Yüce Divan ile alâkalı konuları inceleyemez ve bazı kişileri Yüce Divan'a gönderemez?' dedi... Anayasayı iki-üç defa sadece yüzünden okumuş olanlar bile, bu savunmanın doğruluğunu hemen anlarlar... Halbuki, Damad Ferid Paşa bu cevabı kabul etmedi ve karşısındakini hafife alan o meşhur davranışıyla, yani başkalarını hiçbir şey bilmez ve kendisini çok derin gören o yüksek bakışıyla milletvekillerine şöyle bir cevap verdi: 'Hayır, aldanıyorsunuz. Hükümet, Meclis'in güvenoyuna dayanarak değil; hakkaniyet gereği yerinde duruyor' dedi...

Paşamızın bu takdiri ile uygulanması sadece padişahımız efendimizin elinde olan bir hakkı kendi adına ortaya atması sadece saygısızlık değil, aynı zamanda küstahlıktır... Ama, Âyân Reisi Ahmed Rıza Bey'in acı ve etkili ihtarı, Paşa'nın gafletine karşı bir sille gibi patladı. Bir müddetten buyana kendisine bazı sıfatlar ve yetkiler veren Ferid Paşa, şimdi de asabî hareketler içerisinde hayli telâşlı görünüyor...

Ama biz, Paşa'ya bu sözü söyleten cür'etin bilgisizlikten ve takdirsizlikten başka bir kaynağı olmadığını biliyoruz... Son günlerde Filozof Rıza Tevfik Bey'in siyasî dostu oluveren Paşa hazretleri, bu filozofumuz gibi Meclis'i küçültüp zayıflatmak şeklinde şiddette bulunmaya kalktı... Lâkin filozofun kurnazlığı kendisinde olmadığı için, bu defa meydana atılınca adımlarını toplayamadı... Bir noktada tutunamayınca daha yüksek bir noktaya el uzattı, büsbütün gülünç ama gaflet içerisinde gülünç oldu, yuvarlanıp gitti...

Paşa hazretlerinin, parlamenter olmak için daha pek çok kitap okumaya muhtaç bulunduğu anlaşılıyor. Ancak biz, Paşa'ya bunlardan da önce siyasi nezaket, saygı, dostluk ve nihayet değerbilirlik denen ama maalesef temel hukuk kitaplarında bulunmayan bazı esasları talim etmesini ihtar edeceğiz. Filozof Rıza Tevfik Bey, Paşa dostunu faka bastırmak istemezse, bunları kendisine bir gecede öğretmelidir..."

ATATÜRK'ÜN EN YAKIN DOSTUNDAN ÇİLLER'E UZANAN YALININ ÖYKÜSÜ

MİNBER Gazetesi'nin sorumlu müdürü olan Dr. Rasim Ferid, Atatürk'ün en yakın dostlarından idi...

1899'da Trablusgarp'ta doğdu, İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra Paris'e gitti ve genel cerrahi uzmanı oldu, sağlık okullarında öğretmenlik yaptı, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kızılay'ın çeşitli heyetlerine başkanlık etti, sonraki senelerde sağlık alanında idarecilik işlerinin yanısıra doktorluk ve cumhuriyet döneminde de milletvekilliği yaptı.

6 Mart 1965'te İstanbul'da ölen Dr. Rasim Ferid Bey, yahut cumhuriyet dönemindeki ismi ile Dr. Ahmed Rasim Talay, Meşrutiyet öncesinden tanıştığı Mustafa Kemal'in hayatı boyunca en yakın ve en samimi arkadaşlarından biri olarak kaldı. Paşa'nın Dünya Savaşı'nın son senelerinde İstanbul ile temaslarını ve devletin üst düzeyi ile özel şekilde haberleşmelerini de o sağlamıştı.

Dr. Rasim Ferid'in tek çocuğu olan 1923 doğumlu kızı Feyha Talay, Türkiye'nin önde gelen viyolonselcilerinden idi. Hiç evlenmedi, hayatı boyunca yalnız yaşadı ve
hayata babasından üç sene sonra, 25 Şubat 1968'de Teşvikiye'deki apartmanında veda etti.
İstanbul'da daha önce Talay ailesine ait olan bir mülk, basınımızda ileriki senelerde çok sık yeralacaktı: Eski başbakanlardan Tansu Çiller'in Yeniköy'deki yalısı...

Talay ailesi yalıyı armatör Manioğlu ailesine satmış, Manioğulları'ndan Tansu ve Özer çifti satın almış, yalı Tansu Çiller'in 1993 ile 1996 arasındaki başbakanlık döneminde Türk siyasetinin önemli merkezlerinden biri olmuş ve basınımızda çok sık yeralmıştı.

TÜRKİYE'NİN KONUŞTUĞU YÖNTEM, BAKIN İNGİLİZCE'Yİ NASIL ÖĞRETİYOR! TIKLAYIN!



Yorum Yap Yorumlar (2)