TL ile dış ticaret

Haberin Devamı

ABD kökenli paradokslara her gün bir yenisi ekleniyor. Geçen hafta işsizlik başvuruları beklenenin kat kat üstünde açıklandı. Ama kötü haber mali piyasaları uçurdu. FED ortalığa para saçmaya devam edecek diye sevindiler. Bu hikâye kötü biter.

Hükümet üç yıllık Orta Vadeli Program (OVP) metnini yayınladı. 2010-2012 hedeflerinde revizyon yapıldı. İlk kez 2013 hedefleri de verildi. Ekonomideki son gelişmeleri yansıtıyor. Büyüme, dış açık ve enflasyon daha yüksek, bütçe açığı ve kamu borcu daha düşük öngörülüyor. OVP’yi önemsediğimi daha önce yazdım.

Ağustos ödemeler dengesi çıktı. Pazar günü Ağustos 2008’in rekoruna ne kadar yaklaşacağını sormuştum. Sadece 70 milyon dolar kalmış. Revizyonlar sonrasında aşması ihtimali yüksektir. Ayrıntılarına bakacağım.

Kliring anlaşmaları

Dış ticareti dolar (yada euro) ile yürütmek zorunlu mu? Neden iki ülke kendi paralarını kullanmasın? Örneğin Rusya’dan ithalata TL ödenir. İhracatta ruble alınır. Aynı şeyi Çin’le (TL ve yuan) yaparız. Yararlı olmaz mı?

Türkiye geçmişte böyle yöntemler uyguladı. 1950’lerde yüksek enflasyona rağmen Menderes hükümeti devalüasyona yanaşmadı. Büyük döviz sıkıntısı oluştu. Sovyet Bloku ile ticaret kliring (clearing) anlaşmalarına bağlandı.

İki ülke de mal alımını kendi parası ile yapıyordu. İthalatçının ödediği yerli para ihracatçıya veriliyordu. Sistem ithalatın ihracata eşit olmasını gerektiriyordu. İki taraf da malını dünya fiyatının üstünde satıyordu. Dostlar alışverişte görsün misali...

Fazla sürmedi. Devalüasyon yapılınca döviz bollaştı. İhracat ve ithalat normal kanallarına geri döndü. Derken Sovyet Bloku piyasa ekonomisine geçti. Türkiye sermaye hareketlerini serbest bıraktı. Konu gündemden düştü.

Fakat son dönemde tekrar canlandı. Küreselleşme, AB ile Gümrük Birliği, konvertibilite vs. yaşanan büyük dönüşümün kliring anlaşmalarını anlamsız hale getirdiği çok açıktır. Gene de, TL ile dış ticaretten yarar bekleniyor.

Sonuç değişmez

Paranın üç işlevi vardır: Ödeme aracı, hesap birimi ve servet tutma aracı. Küresel düzeyde üçüncüsü öne çıkar. Doların gücü sadece hesap birimi ya da ödeme aracı olması değildir. Rezerv para olmasıdır.

Çinli ihracatçının TL kabul ettiğini düşünelim. Kliringle fark hayatidir. İthalatçı cari kurdan dünya fiyatının üstünde TL fiyatı kabul etmez. Çin’e yuanla ihracatta da bu kural geçerlidir. Kliring dışında ilk iki işlev önemsizdir.

Ya rezerv para? Çin’le yıllık dış ticaret açığı 12 milyar dolar bekleniyor. Yani Çin’in elinde bunun karşılığı TL birikecektir: Çin Merkez Bankası döviz rezervlerinde bu kadar TL tutar mı?

Tutmadığı takdirde TL ile dolar (euro, yen vs.) alır. Dış ticaret açığı fiilen dövizle ödenir. Mevcut durumla aynıdır. TL’nin değeri, Çin’le dış açık ya da sanayinin rekabet gücü değişmez.

Ya tutarsa? Çin Başbakanı 5 milyar TL sözü vermiş. TL’yi devlet tahviline yatırır. Şimdi Çin’e ödenen döviz elde kalır. Yani TL biraz daha fazla değer kazanır. Çin’le dış açık daha da büyür.

Böyle biline...

DİĞER YENİ YAZILAR