Kemikler keçilerin DNA'sına ışık tutacak

AA |  12 Eylül 2020 Cumartesi - 11:21 | Son Güncelleme : 12 09 2020 - 17:30

Tarihi milattan önce 8'inci yüzyıla kadar uzanan Aigai Antik Kenti'nde devam eden arkeolojik kazılarda, çok sayıda keçi kemiği ve bunlardan yapılan objeler bulundu. DNA incelemesi sonrası ise antik dönemdeki keçi türleriyle günümüzdeki keçi ırkları arasındaki ilişki ortaya konulacak.


Manisa'nın Yunusemre ilçesi Yuntdağı bölgesinde Aiol halkı tarafından  Batı Anadolu'da kurulan 12 kentten biri olan Aigai'de "Sanayi Mahallesi" diye  adlandırılan alanda devam eden kazılarda çöplük olarak kullanıldığı belirlenen  bir sarnıç çukurunda çok sayıda kemik bulundu.
 
Bazılarının işlenerek çatal, bıçak, kaşık, saç iğnesi ve çeşitli ev  aletleri ile süs eşyalarına dönüştürüldüğü belirlenen kemikler, ODTÜ ve İstanbul  Üniversitesinden uzman akademisyenler tarafından inceleniyor.
 
Çoğunluğu antik dönemdeki keçilere ait olduğu tespit edilen kemikler,  DNA incelemesine tabi tutulacak.
 
 
Kazı başkanı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi  Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sezgin, AA muhabirine, "Aigai"  kelimesinin eski Grekçe'de keçi anlamına geldiğini, kentin eski dönemde  keçileriyle ünlü bir şehir devleti olduğunu belirtti.
 
Bölgede 16 yıldır yaptıkları kazılarda çok fazla hayvan kemiği  bulduklarını hatırlatan Sezgin, şöyle konuştu:
 
"Bu hayvan kemikleri Evangelia Pişkin hocamız tarafından da  inceleniyor. Kendisi bize bugüne kadar çalıştığı hiçbir kazıda Aigai'deki kadar  keçi kemiğine rastlamadığını söyledi. Bu da bize Aigai için keçinin önemini  gösteriyor. Elde ettiğimiz kaynaklardan kentin ekonomisinde keçinin önemli  olduğunu biliyorduk. 2012'deki kazılarda bulduğumuz atölyelerden biri kemik  işliğiydi. Bundan 4 yıl sonra yaptığımız kazılarda ise çöp çukuru içinde çok  fazla kemikle karşılaştık. Kemik objeler, aletler, kaşık, bıçak, saç iğneleri  gibi buluntular elde ettik. Bunların hepsinin keçi kemiğinden yapıldığını  gördük."
 
 
Buluntular sayesinde Aigai'nin zenginlik kaynağı olan keçinin eti,  sütü ve derisinin yanı sıra kemiklerinin de kullanıldığını anladıklarını  vurgulayan Sezgin, o dönemde bu hayvanların hiçbir şeyinin ziyan olmadığının  görüldüğünü dile getirdi.
 
Ortaya çıkan kemikleri sınıflandırdıklarını belirten Sezgin, "İstanbul  Üniversitesi Veteriner Fakültesinden Doç. Dr. Iraz Akış Akad hocamız  başkanlığında yürütülen TÜBİTAK projesinde bu keçi kemiklerinin DNA'sına yönelik  çalışmalar yapıyoruz. Burada ele geçen kemiklerin DNA'sını inceleyerek,  günümüzdeki keçi ırklarıyla karşılaştırıyoruz. Antik çağdaki keçi türleriyle  günümüzdeki keçi ırkları arasındaki ilişkiyi öğrenmeye çalışıyoruz." ifadelerini  kullandı.