Anne-babalardan engelli çocuklarına mektuplar

07 Haziran 2018 Perşembe - 2:30 | Son Güncelleme : 07 06 2018 - 2:30


DİN PSİKOLOJİSİ BİLİMİ DİYOR Kİ! ESRA SERDAROĞLU AYDINBAŞ

“Allah’ım emanetini ben ölmeden önce geri al”. Bir anne neden böyle dua eder? Evlat acısı çekebilmeyi hangi anne ne sebeple göze alabilir? Bunu ancak özel evladı olan aileler bilir. Yıllar önce odama gelen bir velimin dilinden döküldü bu dua. Zaman durdu. Sözler sustu. Engelli bir çocuğu olan anne babaların belki en çok durduğu ve düşündüğü yerdi burası. Peki genel düşünceleri böyle miydi? Bundan haberdar olmanın bir yolu olarak o gün odamda bir fikir gelişti. Türkiye’nin dört bir yanına haber saldık. Engelli çocuk annelerinden çocuklarına mektup yazmalarını ve bize göndermelerini istedik. Birçok ilden, aralarında otizm, serebral palsi, down sendromu, mental retardasyon, görme yetersizliği gibi çeşitli tanıları olan çocukların annelerinden tam 74 mektup ulaştı elimize. 2007 yılıydı. Anneler günü yakındı. Bu birbirinden kıymetli mektuplar kitap oldu ve “Anlat Anne” adıyla yayınlanarak annelerimize armağanımız oldu. Ardından babalara seslendik. 67 engelli çocuk babası çocuğuna mektup yazarak yine bizimle paylaştı. 2008 yılı babalar günü armağanımız da hazırdı: “Anlat Baba”.

Rabbimin lütfu

Mektuplarda nice gizli kahraman vardı. Maneviyat vardı. Okudukça güç aldık. Hayatlarını anlatan anne-babaların, çocuklarıyla birlikte ciddi bir eğitim sürecinden geçtiğini gördük. Güçlendiklerini ve Yaradan’a yaklaştıklarını kendi dillerinden anlatıyorlardı. “Her şeye rağmen gerçekleri kabullenip senin bize yüce Rabbimin bir lütfu olduğunu biliyordum. Ve sen beni yüceler yücesi Yaratıcı’ya daha da yaklaştırdın... İnsanları oldukları gibi kabul etmeyi, umudu, sabrı, gereksiz şeylere kaygılanmamayı, hüznü, yetinmeyi, küçük mutlulukları kaçırmamayı, en zorlu anlarda bile gülümseyebilmeyi ve yürekten sevmeyi seninle öğrendim. Yaşıyor olmanın gerçek anlamını bugün biliyorum.”

Bununla birlikte başlangıç herkes için bir değildi, kimse için kolay da değildi. Cezalandıran Yaradan düşüncesinin ve imtihan perspektifinden bakmanın insanı kaygıya sürükleyebileceğini ve insanın kendini suçlamasına sebep olabileceğini gördük. “ Beni anlayan ve destekleyen kimse yoktu. Kendime soruyordum, neyin bedeliydi bu? Neyin cezasıydı? Ne yapmıştım da bu benim başıma gelmişti? Sürekli kendimi suçlamaya başlamıştım... Benim bu dünyadaki en büyük sınavımdın bir tanem. Sadece tek düşündüğüm, bana bir şey olduğunda düşünmek bile çok zor, sana ne olacak? Her imtihan biz insanlar için değil mi?”

Hayatı doğru bir şekilde anlamlandırmanın ve maneviyatın insana her durumda iyi geldiğini biliyoruz. İnsanın Yaradan’la olan bağının insana güç verdiğini, seven ve koruyan bir Yaradan düşüncesinin insanı beslediğini... Çözüm ve dönüşüm için insanların Yaradan’la güvenli bir bağ kurmaya ve ümitvar olmaya ihtiyaçlarının olduğunu, Yaradan ile sevgi temelli güçlü bir bağın bu ümidi beslediğini, hem çocuklar hem anne babalar için iyileşmeyi teşvik ettiğini bu mektuplardan okuduk.

“Anlat Anne Ve Anlat Baba” kitap projesinden hazırlanmıştır.

ETİKETLER