Ameliyatsız kalp kapak tamiriyle hasta riskleri en aza iniyor

AA |  01 Mart 2019 Cuma - 16:29 | Son Güncelleme : 01 03 2019 - 16:34

Marmara Üniversitesi (MÜ) Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Bülent Mutlu, son yıllarda geliştirilen yöntemlerle çok küçük bir kesiyle veya hiç cerrahi kesi yapılmadan ameliyatsız kalp kapak tamiri ya da değişimi yapılabildiğini belirterek, "İşlem sırasında göğsü açmak, kalbi durdurmak gibi hasta açısından riskli durumlar yerine kalp atar durumdayken kapak öncelikle bir balon vasıtasıyla genişletilmektedir." dedi.


Prof. Dr. Mutlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp içerisinde  kanın dolaştığı dört adet odacığın yer aldığını, bunlardan ikisinin sağ, diğer  ikisinin ise sol kalp yarısında bulunduğunu anlattı.
 
Kalp kapaklarının, kanın ileri doğru hareket ettiğinde geri kaçmasına  engel yapılar olduğunu dile getiren Mutlu, kanın ileri doğru gitmesini engelleyen  veya geri kaçmasına neden olan durumlarda ise kalp üzerine fazladan yük  bindiğini, hem kalp hem de kana ihtiyacı olan organlarda hayatı tehdit eden  sorunlar görülebildiğini aktardı.
 
Bülent Mutlu, kalp kapak hastalıklarının özellikle Türkiye'nin  bulunduğu coğrafyada hayat kalitesine ve yaşamın kendisine ciddi bir tehdit  oluşturabildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
 
 "Dünyada tüm ölümlerin yüzde 12'sini kalp kapak hastalıkları  oluşturmaktadır. Kalp kapak hastalığı 3 çeşit bozukluk ile karşımıza  çıkabilmektedir. Birinci tipte kapakların açılımı kısıtlanmıştır. Kapak  açılamadığından darlık oluşmuş, normalde geçmesi gereken kan miktarından az bir  kısım ileri doğru geçebilmektedir. Kapağın kapanmasındaki bozukluk ise bu  kapsamdaki diğer bir sorunun sebebidir. Kapakların tam kapanamaması sonucu ileri  doğru gitmesi gereken kanın bir kısmı geriye doğru kaçmaktadır. Böylece kalp  üzerine yük binmekte kalbi büyütebilmektedir. Kalp kapak hastalıklarının üçüncü  tipi ki aslında en sık olanıdır, hem kapağın açılması hem de kapanması  kısıtlanmıştır. En fazla yakınma oluşturan bu tipteki kalp kapak  hastalıklarıdır."
 
 "Ekokardiyografi en önemli tanı aracı"
 
Prof. Dr. Mutlu, kalp hastalıklarının doğuştan olabileceği gibi  sonradan da gelişebileceğini anlatarak, "Akraba evliliği, anne veya babanın  doğumsal kalp hastalığının bulunması, bebeklikte radyasyona maruz kalınması,  annenin şeker hastası olması, eskiden kilo vermekte kullanılan bazı ilaçlar, bazı  genetik sendromlar kalp kapak hastalığına neden olabilir." ifadelerini kullandı.
 
Kalp kapak hastalığı olan bireylerde yorgunluk, çarpıntı, nefes  darlığı, bacaklarda şişlik, ödem, emboli (pıhtı) ve inme gibi durumların  görülebildiğini dile getiren Mutlu, kalp kapak hastalıklarının tanısında  ekokardiyografinin en önemli tanı aracı olduğunu, kalbin anatomisi, yapısı ve  performansının incelendiğini kaydetti.
 
Bülent Mutlu, ekokardiyografik bulguların, hastanın şikayetlerinin  tedavi protokolünü belirlemede temel unsurlar olduğunu vurgulayarak, tedavi  seçenekleri arasında ilaç ve girişimsel yöntemlerin yer aldığını anlattı.
 
Çoğu zaman ilaçların kapaktaki rahatsızlığın ilerlemesini  engelleyemediğini, sadece hastalığın kalp üzerindeki olumsuz etkilerini belli  ölçüde giderebildiğini ifade eden Mutlu, "İlaç tedavisi yetersiz olduğunda ya da  kalp belirgin şekilde olumsuz etkilenmeye başladığında, olası bozulmaları  engellemek için girişimsel yöntemlere başvurmak gerekir." dedi.
 
Mutlu, cerrahi kararı verildiğinde genel olarak kapağın tamir  edilmesi, bu mümkün olmuyorsa çıkartılıp yerine yapay bir kapak takılmasının  gündeme geldiğini vurgulayarak, tamirin mitral ve triküspit kapak  yetersizliklerinde başarıyla uygulandığını aktardı.
 
 "Son yıllarda ameliyatsız kapak tamiri ya da değişimi yapılabiliyor"
 
 Tamire uygun olmayan durumlarda ise metalik ya da kısmen organik madde  içeren biyoprotez kapakların kullanabildiğini belirten Mutlu, "Son yıllarda  geliştirilen yöntemlerle çok küçük bir kesiyle veya hiç cerrahi kesi yapılmadan  ameliyatsız kapak tamiri ya da değişimi yapılmaktadır. İşlem sırasında göğsü  açmak, kalbi durdurmak gibi hasta açısından riskli durumlar yerine kalp atar  durumdayken kapak öncelikle bir balon vasıtasıyla genişletilmektedir. Kasık  damarından girilerek ya da kalbin uç kısmında apeks denilen bölgede küçük bir  kesi yapılarak özel bir hazne içine sıkıştırılmış kapak da yine o bölgeye  yerleştirilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
 
Prof. Dr. Mutlu, perkütan aortik kapak implantasyonu adı verilen  girişimsel yöntemin, Türkiye'de birçok merkezde uygulanabildiğini, bu işlemle  hastanın ameliyat sonrası iyileşme hızının yüksek olduğunu bildirdi.
 
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji  Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Bülent Mutlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
 
"Son yıllarda yine ameliyatsız olarak göğüs kafesi açılmadan kasık  damarından girilerek mitral kapak tamiri işlemi de kendisine önemli bir yer  edinmeye başlamıştır. Ameliyatsız (anjio-kateter yoluyla) yapılan bu tür işlemler  genellikle yaşı ileri olan ve ameliyatı kaldıramayacak kadar tıbbi sorunları olan  hastalara uygulansa da artan teknoloji ve operatör tecrübesi ile daha fazla  sayıda hastaya umut olacak gibi görünmektedir. Sonuç olarak, kapak  hastalıklarında artan farkındalık ve teknolojik imkanlarla birçok hasta hızlı ve  doğru şekilde tanı almaktadır. Hekimler hastalarına takip konusunda gerekli  uyarıları yapmalı ve hastalar da bu kontrollerini ihmal etmemelidir. Kapak  hastalıklarında erken teşhis ve zamanında yapılan müdahaleler hastaların yaşam  süresini kesinlikle olumlu olarak etkileyecektir. Ayrıca son yıllardaki  gelişmelerle ameliyatsız yöntemler daha sık kullanılacak ve böylece birçok hasta  ameliyatın olumsuz risklerinden de korunmuş olacaktır."
 

ETİKETLER