AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar

AA |  04 Nisan 2019 Perşembe - 22:18 | Son Güncelleme : 05 04 2019 - 0:42

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, yerel seçime ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, "Vatandaşımız kime yetki vermişse mazbata ona verilecektir. Bu kararı da YSK verecektir." dedi.


Çelik, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında basın  mensuplarının sorularını yanıtladı, değerlendirmede bulundu.

Ömer Çelik, MHP'nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'i vefatının  22'nci yılı nedeniyle rahmetle anarak konuşmasına başladı.

Seçim süreciyle ilgili çeşitli mecralarda Türkiye ile ilgili  açıklamaları takip ettiklerini dile getiren Çelik, "ABD Dışişleri Sözcüsünün  Türkiye'deki seçim süreciyle ilgili yaptığı açıklama kınanacak bir açıklamadır.  Türkiye'deki seçim süreçlerine ve sonuçlarına müdahale algısı doğurabilecek bir  açıklama yapması anlaşılır şey değildir." diye konuştu.

Seçim süreçlerinin, Türkiye'de hukuk prensipleri ve demokrasinin  yerleşik kuralları çerçevesinde büyük bir tecrübeyle gerçekleştirildiğini  belirten Çelik, "Hiçbir yabancı devlet, yabancı devletin herhangi bir organı ya  da herhangi bir açıklaması Türkiye'deki seçim sürecinin ve seçim sonuçlarının  meşruiyetinin kaynağı değildir. Meşruiyetin kaynağı gibi konuşarak, sonuçlarla  ilgili ima edilecek açıklamalarda bulunmak, sadece kendilerinin söyleyip  kendilerinin dinleyeceği hususlardır." değerlendirmesinde bulundu.

"Bütün seçim süreçlerinin patronu hukuk mercisidir"

Eleştirilen hususların, hukukun temel prensipleri içerisinde var olan  unsurlar olduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

"Bütün bir seçim sürecinin hukuk mercileri tarafından yönetilmesi de  demokratik meşruiyetin kaynağıdır. Bütün seçim süreçlerinin patronu hukuk  mercisidir, Türkiye'de de Yüksek Seçim Kurulu'dur. Bu itiraz meselesini, ABD'deki  sözcüler kafa karıştıracak şekilde açıklama yaparak, spekülasyonlara konu etmek  istiyorlar. Çok iyi bilmeleri gerekir ki son başkanlık seçimlerinde yapılan  itirazlar üzerine birtakım eyaletlerde Nevada ve Michigan'da oylar yeniden  sayılmıştır. Aynı şekilde 2004'de başka bir eyalette, Washington'da oylar tam 3  kez sayılmıştır. Bu şekilde sonuca varılabilmiştir. 2000 yılındaki başkanlık  seçiminde Florida'daki oyların yeniden sayılması bile anlaşmazlığı  bitirememiştir. Netice itibarıyla seçimin sonucunda kimin galip olduğuna Federal  Yüksek Mahkeme karar vermiştir.

Demokratik devletlerde, seçim süreçlerinin hakimi, patronu, yönetici  hukuk kurumlarıdır. Şimdiki bu son Başkan Trump'ın seçildiği seçim süreci, 'halen  seçim sürecine Rusya'nın müdahalesi var mı yok mu, kampanyaları yönetenler Rusya  ile ilişki içine girdiler mi girmediler mi?' halen sıcak, gündem olan yargı  süreçlerinin parçasıdır. İki yıl geçmesine rağmen bu adli süreçler hala gündemde  tutulmaktadır ve devam etmektedir. Dolayısıyla, bir başka ülkenin adli  süreçleriyle ilgili yargıda bulunurken, herkesin hukuk mevzuatını, demokratik  temel prensipleri göz önünde tutmasında, bir de kendi ülkelerinde gerçekleşen  hususlarla ilgili olarak bu konuları değerlendirmesinde fayda vardır."

31 Mart seçimlerinde birçok yerde minimum oran yüzde 2 olarak  gerçekleşirken, İstanbul'daki itiraz sürecinde binde 2 civarında bir farktan  bahsedildiğine vurgu yapan Çelik, "Her konuda konuşan CHP sözcülerinin, özellikle  dışarıdan yöneltilen Türkiye'nin demokrasisine, hukuk sistemine, seçim yapma  kapasitesine yöneltilen bu eleştiriler konusunda daha duyarlı açıklamalar  yapmasını bekliyoruz." çağrısında bulundu.

"İtiraz müessesi, demokratik bir müessesedir"

Avrupa Konseyi'ne de bir eleştiresi olduğunu ifade eden Çelik, Avrupa  Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin birtakım yersiz açıklamaları  olduğunu dile getirdi.

Bu kongrenin, Türkiye'nin davetiyle ilk kez Türkiye'deki seçim  sürecini izlediklerini ve yaptıkları ilk açıklamalarda Türk halkının demokrasi  kapasitesinin yüksekliğini öven ifadelere yer verdiklerini belirten Çelik, söz  konusu kongre temsilcilerinin, medyadaki haberlerin nasıl verildiğinden başka  konulara kadar kendi görev alanlarına girmeyen konulara da girdiklerini anlattı.

Çelik, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin  temsilcilerine, "Dünyada hiçbir yerde bizim dışarıdan gelen gözlemcilere  gösterdiğimiz kolaylığı göremezsiniz. Sizlere sağladığımız erişim hakkı, bilgi  verme mekanizmaları, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar aktif ve güçlü bir şekilde  ortaya konulmuş değildir. İktidar partisi olarak bizlere başvurulduğunda da her  türlü bilgiyi veriyoruz, resmi kurumlara başvurulduğunda da bilgilendirme  yapıyoruz. Neden? Çünkü Türkiye'nin seçimlerinin gayet özgür, adil ve şeffaf bir  şekide gerçekleşmesi konusunda bir özgüven problemi yoktur." diye seslendi.

Kongre temsilcilerinin Türkiye'de zaaf varmış gibi "YSK görevini en  iyi, şeffaf ve kararlı bir şekilde yerine getirmeli." çağrısında bulunduğunu  hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ortada herhangi bir boşluk, sıkıntı söz konusu olmaksızın, maalesef  bu Avrupa Konseyi'nden gelen yetkililerin bu tür zaafları vardır. Ya çok  çalıştıklarını göstermek için ya da tipik bir alışkanlıkları kendilerinin  kafasındaki Avrupa haritasının dışındaki bir ülkeye gittikleri zaman standart  olarak bu açıklamaları yapıyorlar. Bunlardan bizim davetimizle 22 kişilik bir  heyet geldi. Bu heyet, birçok yeri gezerek son derece etkilendikleri seçime  katılım oranıyla ve vatandaşlarımızın ülkeyi demokrasi yoluyla yönetme  konusundaki bağlılığına hayranlıkla bu süreci izlediler. Ama şimdi yine itiraz  sürecinin doğallığını kabul etmekle beraber, 'YSK'nin özgür bir şekilde görev  yapması sağlanmalıdır' gibisinden zaaf algısı oluşturabilecek, spekülasyon  olabilecek birtakım açıklamalar yapıyorlar. Bütün yabancı yetkililere  hatırlatıyorum; Türkiye'de YSK, dünyadaki pek çok demokratik ülkeye model  olabilecek mekanizmalara, emniyet mekanizmalarına, vatandaşın sandığa oyunun  yansıması konusundaki mekanizmalara sahiptir. İtiraz müessesi de vatandaşımızın  sandığa oyunun tam olarak yansımasının sağlanması bakımından demokratik bir  müessesedir. Hukuk içerisinde seçim sürecinin bir parçası olarak tanımlanmış bir  müessesidir. Seçim sürecinin tanımı dışında bir müesseseye başvurmuyoruz. Bu  müessese olağandır. Her seçimden sonra bütün siyasi partiler tarafından  kullanılan bir mekanizmadır. Bunu iyi bilmeleri gerekiyor."

"Bunlara harcadığınız bütçeye yazık"

"Gururlu bir demokrasimiz var ve buna saygı bekliyoruz." ifadesini  kullanan Çelik, demokrasiye, vatandaşlara ve YSK'ye saygı gösterilmesini istedi.

Ömer Çelik, Avrupa Konseyi'ne, "Bu kadar gözlemciyi gönderiyorsunuz  her seçimin sonunda seçimlerdeki katılım oranını, demokrasimizin gücünü takdir  edip ondan sonra laf olsun diye bu standart eleştirileri oraya yerleştiriyorlar.  Ya bu kişiler görevlerini yapmıyorlar, bunların görevlerini ciddi emek vererek  yapmalarını temin etmeniz lazım, ya da zaten aynı standart cümlelerle  karşılaşacaksak bunlara harcadığınız bütçeye yazık." tavsiyesinde bulundu.

Gözlemcilerin çalışma biçiminin ve çalıştıktan sonra ortaya koydukları  bu ifadelerin gözden geçirilmesinde büyük fayda olacağına işaret eden Çelik,  şunları kaydetti:

"İlk açıklamalarında takdirlerini ortaya koyarken, arkadan sanki bu  takdirleri ortaya koymalarını dengelemek amacıyla sadece laf olsun diye bu  eleştirileri getirmeleri, demokrasimize hakettiği saygıyı göstermeleri bakımından  kendilerinin bir eksiklikleri olarak ortaya çıkmaktadır."

Türkiye'de ilk defa bir tabloyla karşı karşıya kalındığını dile  getiren Çelik, "İlk defa bir kişi mazbata almadan program düzenliyor, mazbata  almadan resmi bir sıfat, resmi bir unvan kullanmaya kalkıyor." diye konuştu.

Bir kişinin göreve talip olduğu zaman bu göreve talip olmanın  ağırlığını da üzerinde taşıması gerektiğine işaret eden Çelik, "Bunun da temeli  hukuka saygıdır. Kamu görevine meşruiyetini veren ilk kavram ve temel mekanizma  hukuktur." değerlendirmesini yaptı.

Çelik, 30 Mart 2014 seçimlerinde İstanbul adayına mazbatasının 8 gün  sonra verildiğini, aynı şekilde 1999'da da 8 gün sonra verildiğini aktararak,  "Hiç kimsenin hiçbir seçimde normal hukuki süreler tüketilmeden, bu şekilde bir  panik atak siyaseti ortaya koyarak, bir panik atak içerisinde bir mazbata  seferberliği içerisine girmesi görülmemiştir. Ayrıca bu kadar ciddi göreve talip  olan birisinin hak, hukuk, hakkaniyetten bahsederken bunun gereğini yerine  getirmesi gerekir." şeklinde konuştu.

"Kişiye yalan olarak her duyduğunu söylemesi yeter." sözünü hatırlatan  Çelik, şöyle konuştu:

"CHP adayı bir sürü iddiaları ifade ediyor. Büyükşehir belediyesinden  dosya kaçırıldığını söylüyor, başka konular söylüyor. 'Bir deliliniz var mıdır?'  diye sorulduğunda 'hayır bize gelen duyumlar' diyor. Duyumlarla hareket eden,  başkalarını duyumlarla mahkum etmeye çalışan, kendisi de duyumlarla etiketlenir.  Bu kapıyı hiçbir şekilde açmamak gerekir. Bu yakışıksız bir davranıştır.

Bir seçim süreci tamamlanmıştır ama seçim sürecinin hukuki süreci  devam etmektedir. Memlekette her şey normaldir. Bir anormallik varmış algısı  yaratmaya çalışmak, olmayan bir stresin sürekli olarak altını çizmeye çalışmak,  vatandaşlarımız üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışmak, vatandaşlarımızı karşı  karşıya getirecek bir takım imalarda bulunmak doğru bir tavır değildir. Hukuki  süreç devam etmektedir. Bu süreç devam ederken AK Parti'nin oylarının arttığı  yerler olduğu gibi CHP'nin oylarının arttığı yerler de olmaktadır. Bu ne  demektir? Demek ki her vatandaşımızın oyuna sahip çıkılmaktadır."

İtiraz sürecinin, seçimlerin sonucunu sağlıklı bir şekilde ortaya  koyacağını hem de arkasından kimin ne kadar oy aldığını net bir şekilde  göreceğini dile getiren Çelik, "Bu mekanizmaya saygı göstermek gerekirken ikide  bir bu mekanizmayı akamete uğratmaya çalışmak 'sonuç değişmez, sonuçta bir  farklılık olmaz' diyerek hukuki sürecin devam etmesinden bir rahatsızlık ortaya  koymak, üstelik de vatandaşın iradesini tam olarak tecelli ettirecek olan hukuki  süreci sanki vatandaşın iradesine karşıymış ya da gayrimeşruymuş gibi göstermeye  çalışmak doğru bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu sempatik cümleler, hukuki sürecin alternatifi değildir"

CHP adayının konuşmasında,  "hoşgörü", "çoğulculuk", "empati",  "eşitliğe saygı" gibi kavramlara yer verdiğine dikkati çeken Çelik, şunları  söyledi:

"Bunlar güzel ifadeler. Siyasetçilerin bunların altını çizmesi,  bunlara bağlılık göstermesi güzeldir ama bunlar sadece sözden ve retorikten mi  ibarettir yoksa bunlar gerçekten yürekten ve aklen mi söylenmektedir, bu önemli  bir meseledir. Bunların retorikten veya sözden ibaret olup olmadığını gösterecek  şey hukuka saygıdır. Bu sempatik cümleler, hukuki sürecin alternatifi değildir.  Sempatik cümleler kurduktan sonra hukuki sürecin devam etmesinden rahatsızlık  duymak sağlıklı bir yaklaşım değildir. Hukuki süreçlere saygı gösterilmeden bu  gibi cümlelerin kurulması tamamen sözden, retorikten ibaret olduğunu gösterir,  bir siyasi makyaj olarak değerlendirilir."

"Hiç kimsenin oyu yenmemelidir, hiç kimse de oyunu yedirtmemelidir."  diyen Çelik, "Oylar, sadece AK Parti temsilcilerinin önünde yeniden sayılmıyor.  Bu bütün siyasi parti temsilcilerinin önünde yapılıyor. Yani bütün  vatandaşlarımızı temsil eden temsilciler orada bulunuyor. Son derece şeffaf bir  süreçtir." ifadesini kullandı.

"Sürecin yöneticisi Yüksek Seçim Kuruludur"

"Sürekli sempatik cümleler kurup onun arkasından hukuki sürece dönük  bir tutum almaktan bahsetmek hatta katkı versinler diye Sayın Cumhurbaşkanımızı  ve Sayın Bahçeli'yi hukuki sürece müdahale etmeye davet etmenin" son derece  yanlış bir yaklaşım olduğuna işaret eden Çelik, "Zaten bu yaklaşımın yanlış  olduğunun farkında olarak 'biz girişimde bulunun demiyoruz, katkı veriyoruz' gibi  söz oyunlarına başvuruluyor." dedi.

Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Unutmayınız hiçbir parti genel başkanı, hiçbir siyasetçi, hiçbir aday  sürecin şu anda hakimi ya da yöneticisi, karar vericisi değildir. Sürecin  patronu, hakimi, yöneticisi Yüksek Seçim Kurulu'dur. Dolayısıyla YSK, Türkiye'nin  demokrasi deneyimine ve hukuki prensiplere uygun olarak sonucu açıklayacaktır.  Biraz sabretmek yetecek. Vatandaşımız kime talimat vermişse vatandaşımız kime  yetki vermişse mazbata ona verilecektir. Bu kararı da YSK verecektir.  Vatandaşımızın iradesi net olarak gözüktükten sonra da hepimiz diyeceğiz ki  'başımızın üstünde yeri var, saygı duyuyoruz, bu vatandaşımızın bize emanetidir,  bize saygı duymak düşer' ve kazananı tebrik edeceğiz. Bu kadar basit bir mesele.  Olağanüstü, stresli bir durum yok. Memlekette her şey yolunda ama sürekli olarak  bir olağanüstü durum var gibi açıklama yapmak doğrusunu söylemek gerekirse  sağlıklı bir yaklaşım değil."

Devlet geleneği olarak Anıtkabir'in siyasiler, adaylar tarafından  ziyaret edilmesinden memnuniyet duyduklarını dile getiren Çelik, "Fakat Anıtkabir  ziyaretinin ve Anıtkabir Defterinin mazbatasını almamış bir kişi tarafından resmi  unvana, resmi yetkiye sahip olmayan bir kişi tarafından istismar edilmesine  itiraz ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Twitter profiline istenilen unvanın yazılabileceğini, bu durumda  mazbata sorulmadığını aktaran Çelik, CHP adayının, "Anıtkabir herhangi bir yer  değildir. Buraya yaptığımız ziyaret gelişigüzel bir ziyaret değildir." sözlerini  anımsatarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biz de Atatürk'ün aziz hatırasına Anıtkabir'deki protokole,  prosedüre, geleneklere ziyaret teamüllerine uygun davranılmasını beklerdik.  Oradaki komutaya yalan bilgi vererek, sahip olmadığınız bir unvanı kullanarak bu  şekilde Anıtkabir Defteri'ni ve Anıtkabir ziyaretini Atatürk'ün hatırasını  suistimal etmek, siyaseten istismar etmek doğrusunu söylemek gerekirse hiç  kimsenin aklına gelmeyen yakışıksız bir tavır olarak ortaya çıkmıştır. İstediği  kartviziti bastırabilir, Twitter profiline yazabilir, resmi bir şey değil ama  Anıtkabir Defteri'ne bunu yaptığınız zaman bunun eleştirileceğini bileceksiniz.  Bu telaş herkesin gözü önünde gerçekleşiyor. Kişisel hırslara Anıtkabir  Defteri'nin, Anıtkabir ziyaretinin alet edilmesi, siyasi tarihimize maalesef bir  ilk olarak geçmiştir. Umarız bunlardan ders alırlar, daha dengeli, daha sağduyulu  bir tavır gösterirler."

"Süreci siyaset zeminine çekmek istiyorlar"

Ömer Çelik, "Yakışıksız bulduğumuz bir tavır da hukuki süreç devam  ederken 'hukuki süreci mahsus uzatıyorlar, AK Parti içerisinde bir iç hesaplaşma  var' denilerek AK Parti yönetimine, AK Parti camiasına CHP'nin İstanbul adayı  tarafından dil uzatılmasıdır, bunun ima edilmesidir. Çok net söylüyorum, hiç  kimse AK Parti'nin her seçimde gösterdiği birlik ve bütünlüğün gücü konusunda bir  kuşkuya sahip değildir." şeklinde konuştu.

AK Parti'nin siyasi teamüller oluşturma, siyasi kurumlar oluşturma,  son derece özgün bir siyaset tarzını ve stilini yerleştirmiş olmasından hiç  kimsenin kuşku duymadığının altını çizen Çelik, sözlerine şöyle sürdürdü:

"Ama normal hukuki bir süreci AK Parti'nin iç meselesi diye siyasetin  kirli bir tarafına yanaşacak şekilde bir dedikodu malzemesi yaparsanız bu  kürsüden buna cevap vermek zorunda kalıyoruz. Asıl bugün tartışılan mesele AK  Parti meselesi değil, henüz mazbatasını almamış bir CHP adayının, Ankara'da,  İstanbul'da normalde CHP Genel Başkanının yapması gereken toplantıları yapma  konusundaki iştahı tartışılıyor her tarafta."

Çelik, "Herkesi, talip olduğu makamın saygınlığına uygun davranmaya,  herkesin meseleyi siyasi polemikler, partiler arası bir kavga meselesine  çekmekten uzak durmaya ve bu şekilde davranma konusunda hassas olmaya davet  ediyoruz." ifadelerine yer verdi.

Ömer Çelik, AK Parti'de olmayan şeyleri dedikodu malzemesi yaparak  ağza dolanmasının son derece yakışıksız olduğunu vurguladı.

Sürecin hukuk zemininde kalmasını istediklerini belirten Çelik, "İlla  siyaset zeminine çekmek istiyorlar." dedi.

Zamanın suhuletle ve hukuki sürecin sonuçlanmasını beklemek zamanı  olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları ifade etti:

"Sandığa gidip de ilerlemiş yaşına rağmen, engeline rağmen, yer yer  ulaşım konusunda ekonomik imkanı olmayıp sandığa ulaşmak için büyük gayret  göstermesine rağmen, Yusuf kardeşimiz gibi uğradığı hakaretlere rağmen  Türkiye'nin demokrasisine katkı sağlamak için genç yaşta gayret gösteren  kardeşlerimizin emeğine duyduğumuz saygı gereği biz sandık sonucunun hukuk  içerisinde tecelli etmesini bekliyoruz. Onun için sakin, memlekette gayet olağan  bir sürecin yürüdüğünün bilincinde olarak davranılmasını istiyoruz. Herhangi bir  manüplasyon, örtbas etme faaliyeti söz konusu değil. Her şey vatandaşın gözü  önünde gerçekleşiyor. Her şey siyasi parti temsilcilerinin gözünün önünde  gerçekleşiyor. Bundan korkmayın, bundan çekinmeyin.

Sonuçta kazanan demokrasi olacak. Demokrasi, vatandaşın her hal ve  şart altında kazandığı hiçbir zaman kaybetmediği rejimin adıdır. Sonuçta  vatandaşımız kazanacak. Biz siyasiler olarak, vatandaşımızın kime ne talimat  verdiğini net olarak anlayacağız. Dolayısıyla büyük bir stres yaratmaya çalışarak  sokak imalarında bulunarak bu yakışıksız tavırlara girmemek lazım. Sakin bir  şekilde sonuç beklenecek. Sürece saygı göstereceğiz. Sonuç ortaya çıktığında da  hepimiz sonucu selamlayacağız. Vatandaşımızın talimatı budur, 'vatandaşımız  görevi şuna vermiştir' diyeceğiz. Zaten YSK da hukuki prensipler içerisinde bu  yetkiyi ve mazbatayı o kişiye verecektir. O kişi de görevine başlayacaktır,  İstanbul'da ve diğer yerdeki itirazlar sonuçlanınca da görevlerini yerine  getireceklerdir."

Provokatif haberler

Sosyal medyada her gün bir sürü yalan haber çıktığını, bir sürü  provokatif şeyler, manipülasyon ya da bilgi eksikliği olabildiğine işaret eden  Çelik, sürekli olarak bunların etiketlenip partiye sorulduğunu aktardı.

Partinin yetkili kurumları ve genel başkan tarafından görevlendirilmiş  yetkili kişilerin belli olduğuna işaret eden Çelik, açıklamaların da bu çerçevede  yapıldığına değindi.

Ömer Çelik, "Bize gün içerisinde gelen çok fazla sorudan herhangi bir  şekilde biz başka dışımızda partinin, resmi yetkililerin dışında yapılan  açıklamalarından sorumlu değiliz. Bunların bize mal edilerek bize sorulması ya da  böyle bir spekülasyonun parçasıymışız gibi sunulması da söz konusu değil. Sosyal  medyada herkes her şeyi yazıyor. Orası özgürlüğün tam olduğu ama adalet ve  hakkaniyetin zor bulunduğu bir mecra. Dolayısıyla biz orayı kontrol edebilecek  durumda değiliz. O kendi ritmini kendi içerisinde sağlıyor. Oradaki tartışmaların  parti olarak parçası değiliz. Bunu özellikle belirtmek istiyorum bu gelen sorular  karşısında." açıklamasında bulundu.

ETİKETLER