1.650 YTL’ye gen haritasına bakıp hastalıkları erken teşhis ediyor

08 Ocak 2007 Pazartesi - 15:41 | Son Güncelleme : 08 01 2007 - 15:41

Türkiye’nin en büyük gen araştırmaları merkezini kuran Dr. Serdar Savaş, “Kalp krizi, kanser gibi hastalıklar oluşmadan önceki döneme müdahale ediyoruz” diyor. Merkezde uygulanan testlerle, erken teşhisin de bir adım önüne geçiliyor


Gentestvital’ın sloganı ’Yaşama yıllar, yıllara sağlık, sağlığa keyif katar’. İstanbul’da Avrupa ve Anadolu yakasında birer merkezleri var. Kurucusu ve yöneticisi tıp alanında farklı bir çizgisi olan Dr. Serdar Savaş. Bu merkeze gitmek için hasta olmanıza gerek yok. Bireysel farklılıklarınız nelerdir? Genetik olarak hangi hastalıklara yakalanma riski taşıyorsunuz? Yaşam biçiminiz, beslenmeniz, sizi hangi hastalıklardan koruyor? Hangi hastalıkların riski altına sokuyor? Bunları merak ediyorsanız, Gentestvital’de size “optimum yaşam planı” hazırlanıyor. Malum, son yıllarda anti-aging, doğru beslenme, detoks merkezleri giderek daha fazla ilgi görüyor. Gentestvital, bu merkezlerden farklı olarak sizden alınan bir doku sayesinde öncelikle kişisel özelliklerinizi ortaya döküyor. Daha sonra da, yaşam biçiminize göre bir yol izlemenize yardımcı oluyor.

Ana çıkış noktası üç ana başlıkta özetlenebilir:

* Beslenme, besin destekleri, vitamin ve mineral ihtiyacınız size özeldir.

* Egzersiz ihtiyacınız size özeldir.

* Check-up ihtiyacınız size özeldir.

Türkiye’de gen teknolojisi oldukça yeni. Dr. Serdar Savaş da, yurtdışında çalışırken gen konusunda uzmanlaşıp Türkiye’ye dönüş yapmış bir isim. Geçmişinde Türkiye’nin sağlık politikaları üzerine yoğun emek vermişliği de var. Bu haftaki sohbetimiz Türkiye’ye bu yeni hizmeti getiren Dr. Savaş’la.

ERKEN TANININ ÖNÜNDEYİZ

* Siz tam olarak ne yapıyorsunuz?
– Biz hastalık daha oluşmadan önceki döneme müdahale ediyoruz.

* Erken tanının ötesinde bir şeyden mi bahsediyorsunuz?
– Bu yaptığımız iş erken tanının da erken tanısı.

* Tamamen genlere bakarak mı yapıyorsunuz bunu? Başımıza nelerin geleceği, daha doğrusu bizi hangi hastalıkların beklediği genlerde mi gizli?
– İnsanlarda hastalığın oluşması için bir eşik var, onu geçmek gerekiyor. Tamamen genetik nedenlerle eşik geçilebiliyor. Bunlardan biri genetik bozukluk. Mesela bir kişide genlerinden gelen rahatsızlık olabilir. Bu, doğuştan gelen hastalık. Çocuk doğduğu anda hasta. Diğeri dışarıdan gelen hastalık. Bu bir virüs olabilir ya da yolda yürürken size kamyon çarpmış olabilir. Yani çevresel. Üçüncü grupta ise kişide genetik yatkınlık vardır. Kişi hasta olmamış, o hastalığı geçirmemiş ama o hastalığa yatkın.

Hepimizde var bu yatkınlıklar. Eğer biz bu yatkınlığı olumsuz biçimde destekleyecek bir yaşam tarzını benimseyip eşiğin üzerine çıkarsak hastalanıyoruz. Şeker hastalığı, kalp hastalıkları, kanser, kemik erimesi gibi hastalıklar bu grupta.

* Siz yaptığınız gen testiyle kişinin hangi hastalığa yaklaştığını görebiliyor musunuz?
– Şöyle oluyor; örneğin tek bir gen alalım. Akciğer kanserine neden olan gen olsun. Kişinin birinde yatkınlık yüksek, diğerinde düşük olsun. Akciğer kanserine yakalanabilir ikisi de. Yüksek yatkınlığı olan sigara içmez, iyi beslenirse kansere yakalanmayabilir. Düşük yatkınlığı olan kötü yaşam biçimiyle kanser olabilir.

* Dedem üç paket sigara içerdi, 85 yaşına kadar yaşadı derler mesela...
– Demek ki onun yatkınlığı düşükmüş. Ama yapılanlar yalnızca bunla sınırlı değil. Genetik yatkınlık testi yapıyoruz, sonra da çok iyi tanımak için kişinin yaşam biçimini ortaya koyan bir test yapıyoruz.

* Öncelikle genetik yatkınlık testi nasıl yapılıyor?
– Önce hemşire arkadaşımız, boyu, kiloyu ölçüyor. Yağ oranları belirleniyor. Sonra kişinin nasıl yaşadığını saptayan test yapılıyor. Bu testte her şey soruluyor.

* Ne gibi?
– Çok seçenekli sorular. Örneğin sigara alışkanlığıyla ilgili. Yataktan kalktıktan hemen sonra mı sigara içiyor ya da bir sigarası yanarken farkında olmadan diğerini yakıyor mu? Sigarayla ilgili 27 soru var.

Sigara dışında yine örnek vermek gerekirse; haftada kaç kez makarna yiyor, meyve sebze yeme alışkanlıkları nasıl, alkol, çay, kahve kullanıyor mu, egzersiz yapıyor mu, işi stresli mi, işini nasıl yapıyor, uyku saatleri gibi...

* Çok ayrıntılı sorular.
– Evet. Çünkü kişinin yaşam biçimi böyle belirleniyor. Beslenme alışkanlıkları yaşam kalitesi belirlemek için çok önemli. Türk mutfağı da var, suşi de var. İtalyan tarzı da var. Ayrıca geçirdiği hastalıklar, kullandığı ilaç var mı yok mu?

* Genetik test nasıl yapılıyor?
– Kişinin ağzının içinden doku alınıyor.

* Nasıl? Acıyor mu?
– Hayır. Tükürük gibi görünüyor, içten yanağa sürterek, doku örneği alınıyor. Kulak temizleme çubuğu gibi bir çubuk içten yanağa sürtülüyor. Bu test sonrasında kişinin verdiği yanıtlar bizler tarafından değerlendiriliyor.

* Genetik test için alınan örnek yurtdışına mı gönderiliyor?
– Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’ndeki Teknokent’te bir gen laboratuvarı kuruldu. Her şey orada yapılıyor. Bu gen laboratuvarı için 3 yıl uğraştık. 4 haftada yatkınlık testi ortaya çıkıyor.

* Nasıl bir merkez burası?
İleri tıp teknolojileri merkezi. GENAR biyoteknoloji ve moleküler genetik araştırma laboratuvarı. Hemen yanında da bir merkez var, TOGEN. Toplum Sağlığı Genomiği merkezi. Bu iki merkez sonuçları çıkarıyor. GENAR’da doku örneği inceleniyor. Diğer merkezde ise sorulara verdiğiniz yanıtlar inceleniyor ve iki merkezin çalışması sonucu bir tablo ve rapor ortaya çıkıyor. Sonra doktorların yani bizim elimize bu bilgiler geliyor. Acaba genler risk mi oluşturuyor? Direnç mi gösteriyor? Bunu değerlendiriyoruz. Yaşam tarzı değerlendirmesinde de bir bilgi var. Bunlar da riskli olabilir avantaj da sağlıyor olabilir.

Vitamini avuç avuç alıyorlar, fazlası kalp krizine yol açar

* Yaşam tarzı değerlendirmesini örnekle anlatabilir misiniz?
– Bu elimdeki örnekte A vitamini alımı yüksek. Kalp damar sağlığı açısından iyi, kemik erimesi açısından iyi değil. Bu tabloya bakarak kişiye A vitamini değil de E vitamini almasını önerebiliyoruz.

Biliyorsunuz kulaktan dolma bilgilerle avuç avuç vitamin alıyorlar. Sizle aynı yaşta, aynı çevrede benzer yaşam biçiminde olan, aşağı yukarı aynı biçimde beslenen biriyle aynı vitaminleri almaya kalkmak doğru değil. Genelde arkadaşım içiyor ben de alayım mantığı işliyor bu çok yanlış. Örneğin folik asit. Geçenlerde bir doktor yazmış her gün 400 mg folik asit için. Bu olacak iş değil. Şöyle anlatayım. Kaç beden ceket giyiyorsunuz? (Foto muhabiri arkadaşım ve benim bedenimi soruyor)

* Benimki 34. Burak’ınki ise 54...
– Ben de 56. 144 toplamı. Ortalaması 44.5. Siz bu ceketi giyseniz içinde yüzersiniz. Burak ve bana ise dar gelir, hatta giyemeyiz. Toplum ortalaması olan bir oran olabilir 400 mg. Ama ihtiyacınızın dışında alırsanız vitamini kalp krizi geçirirsiniz.

* O kadar riskli!
– Yok eğer 400 mg iken folik asit yönünden zengin beslenip 400 mg’ı besinlerden alıyor, 400 mg da ek alıyorsa genetik yatkınlık da varsa bağırsak kanseri olabilir. Vitaminlerde esas olan kişiye özel vitaminlerin alınmasıdır. Bunu besinlerden de alabilir, katkı olarak da alabilir. DNA’ya toksik maddeler saldırır. DNA’ya saldırı başarılı olursa erken yaşlanma, kanser olabilir. Biz genlere bakıp riskleri değerlendiriyoruz. Mesela bu örnekte erkek hasta 46 yaşında. Genetik olarak kalp krizi riski var. Kemik erimesine yatkın olduğu göründü. Hareket etmiyor, şişmanlık sınırında.

* Tehlike sinyalleri yanıyor...
Bu kişi için optimum egzersiz programı yapmamız lazım. Kasları güçlendirmemiz, kiloyu düşürmemiz şart. Genetik yapı değil ama yaşam tarzı değiştebilir. “18 haftada 10 kilo vermelisin” dedik.

5 milyon dolara en iyi merkezi kurduk
Serdar Savaş hikayesini şöyle anlatıyor: ’Adanalıyım. Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Diyarbakır’a gittim. Sağlık konusunda eksiklikleri görünce kariyer planımı değiştirdim. Sağlık ocaklarında başarılı çalışmalar yaptım Diyarbakır ve Adana’da. Adana’da Türkiye’nin en genç sağlık müdürü oldum. Rahmetli Özal beni Ankara’ya çağırdı. En genç bakan müşaviri oldum. 38 yaşındaydım. Londra’da sağlık politikaları üzerine okudum. 4 sene Avrupa Bölgesi sağlık sistemleri sonra Avrupa Program Direktörü olarak çalıştım. Sonra Amerika’da bulundum. Genetik alanındaki tecrübelerimi buraya taşıdım. 5 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Türkiye’nin en iyi gen araştırmaları merkezini kurduk.

ETİKETLER

0