"Türkiye'de kalp daha erken yoruluyor"

AA |  13 Mayıs 2019 Pazartesi - 15:00 | Son Güncelleme : 13 05 2019 - 15:00

Türk Kardiyoloji Derneği Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu üyesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Kılıçaslan, kalp yetersizliği bulunan hastaların 5 yılda yüzde 50'sinin kaybedildiğini belirterek "İlerlemiş kalp yetersizliğinde bir yıllık yaşam beklentisi yüzde 50'dir. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği yaş ortalaması 70'e kadar çıkarken ülkemizde ortalama 62'ye kadar iniyor. Diğer bir deyişle Türkiye'de kalp daha erken yoruluyor." dedi.


Kılıçaslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl mayıs ayının  ikinci haftasında birçok ülkede "Kalp Yetersizliği Günü" dolayısıyla etkinlikler  düzenlendiğini belirtti.
 
  
Kalp yetmezliğinin kalbin, vücudun oksijen ihtiyacını sağlayacak  miktarda kan gönderememesi sonucu ortaya çıktığını kaydeden Kılıçaslan, "Kalp  yetersizliğinin temel iki belirtisi, vücutta sıvı birikmesine bağlı şişmeler ve  nefes darlığıdır. Sıvı birikmesi, vücutta doku ve organlarda meydana  gelebilmektedir. Akciğerlerde su toplandığında, özellikle sırtüstü yatıldığında  daha belirgin hale gelen nefes darlığı ortaya çıkmaktadır." dedi.
 
Kılıçaslan, Türkiye'de 1,5-2 milyondan fazla kişiye kalp yetmezliği  teşhisinin konulduğunu, önümüzdeki 10 yıl içinde bu sayının toplum sağlığını  tehdit edecek boyutlara ulaşacağının tahmin edildiğini bildirdi.
 
Erken teşhis ve düzenli tedavi
 
Kalp yetersizliğinde genel olarak erken teşhis ve düzenli tedavinin  çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıçaslan, şunları kaydetti:
 
"Kalp yetersizliği bulunan hastaların 5 yılda yüzde 50'si  kaybedilmektedir. İlerlemiş kalp yetersizliğinde  bir yıllık yaşam beklentisi  yüzde 50'dir. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği yaş ortalaması 70'e kadar  çıkarken ülkemizde ortalama 62'ye kadar iniyor. Diğer bir deyişle Türkiye'de kalp  daha erken yoruluyor."
 
 Kalp yetersizliğinin tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık  olduğunu vurgulayan Kılıçaslan, şöyle devam etti:
 
 "Erken evrede tanısı konulmuş olan hastalığın ilerlemesinin  engellenebilme şansı yüksektir. Fakat tanısı çok geç konulmuş kalp  yetersizliğinde kalbe verdiği zarar durumuna göre tedavide başarı oranları  azalmaktadır. Kalp yetersizliği olgularının yüzde 50'sini 60 yaşın üstündeki  bireyler oluşturuyor. Genel olarak toplumda görülme oranı yüzde 3 iken, bu oran  70 yaş sonrası yüzde 10 ve 80 yaş sonrası yüzde 15-20'ye çıkıyor."
 
Kılıçaslan, hipertansiyon, obezite, şeker hastalığı, kolesterol  yüksekliği ve kalp damar hastalığı nedeniyle toplumda kalp yetersizliği gelişimi  açısından yüksek risk olduğuna işaret etti.
 
 Kalp yetmezliğinde erken teşhisin hayat kurtardığını dile getiren  Kılıçaslan, sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Yaşam boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Sigara ve alkol  kullanımı kesinlikle bırakılmalı, aşırı kilo varsa dengeli beslenme ile kilo  verilmeli ve sıvı alımı vücuttaki ödemden dolayı kısıtlanmalıdır. Hastaların  hafif tempoda, yorulmayacak şekilde egzersiz yapması önemlidir. Kalp yetersizliği  gelişimini engellemek, gelişmişse ilerlemesini yavaşlatmak ve ileri olgularda  yaşam süresini uzatıp yaşam kalitesini yükseltmek toplumun kalp yetersizliği  konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlenmesi ile mümkün olabilir."     
 

ETİKETLER