"Nokta atışı enjeksiyonlar, yaşam kalitesini yükseltiyor"

AA |  26 Mart 2019 Salı - 14:40 | Son Güncelleme : 26 03 2019 - 14:40

Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Yağcı, kas iskelet sistemi sorunlarında uygulanan enjeksiyonların son yıllarda görüntüleme altında gerçekleştirilmesiyle başarı oranlarının yüzde 95'e kadar çıktığını belirtti.


Prof. Dr. Yağcı, "İşlemin tedavi edici özelliği artarken aynı zamanda  istenmeyen durumların önlenmesi nedeniyle bu yöntemler 'nokta atışı' olarak  adlandırılır. Nokta atışı enjeksiyonlar, yaşam kalitesini yükseltiyor." dedi.
 
 
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. İlker Yağcı, kas  iskelet sistemi hastalıklarının büyük bölümünde ana şikayetin ağrı olduğunu  belirterek, bu sorunun hastaların çoğunlukla ilk başvuru nedeni olduğunu aktardı.
 
Prof. Dr. Yağcı, ağrıyla başvuran hastalara yapılan muayene ve  tetkiklerin sonucunda farklı hastalıkların tanısının da konulduğunu dile  getirerek, ağrıya neden olan bu hastalıkların genellikle halk arasında romatizma  olarak adlandırıldığını ifade etti.
 
Romatizmanın, eklem, bağ dokusu ve kasların dışında, birçok organ ve  sistemi tutabilen hastalıkları içerdiğini belirten Yağcı, şu bilgileri verdi:
 
"Romatizma, 200'den fazla hastalığı kapsayan bir terimdir. Bu  romatizmal hastalıkların çoğunda eklem, kas kirişi ve bağlarda ağrıya neden olan  çeşitli durumlar vardır. Bunlar kişinin hayatını oldukça etkiler ve ağrıya  yönelik çeşitli tedaviler uygulanır. Bu tedavi yöntemlerini sigarayı bırakma ve  kilo verme gibi genel önlemler, ilaç tedavileri, egzersiz ve fizik tedavi  uygulamaları, enjeksiyonlar ve cerrahi işlemler olarak sınıflandırabiliriz.  Hastalığa ve hastanın durumuna göre pek çok tedavi yöntemi bir arada veya tek tek  uygulanabilir. Enjeksiyonlar içerisinde uygulanan maddeye göre, ağrı kesici,  iltihap azaltıcı ve onarıcı etkiye sahip olabilir. Enjeksiyon yaptığınız  hastalığa özgü olarak verilecek karışımın içeriği belirlenir. En sık olarak ağrı  ve iltihap nedeniyle enjeksiyon yapıldığından, beklenilen fayda, ağrının ve  iltihabın süratle azalmasıdır."
 
"Amaç, ağrının azaltılarak gerçek nedenin tedavisi için zaman  oluşturmak"
 
  
Prof. Dr. İlker Yağcı, kas iskelet sistemi sorunlarında uygulanan  enjeksiyonların, hastalığa ve uygulama yönteminin yeterliliğine göre oldukça  faydalı olabildiğini belirterek, "Etkinin çabuk görülmesi, kişinin aktif  yaşantısına daha çabuk dönebilmesi avantajları olarak karşımıza çıkıyor. Elbette  bu, hastalığın bir iğne yapılarak geçmesi anlamına gelmiyor. Önemli olan hastanın  ağrısının azaltılarak gerçekte o hastalığa neden olan tedavinin yapılabilmesi  için bir dönem oluşturmak. Bu dönemde uygun egzersiz ve diğer tedavilerle  hastalığın tekrarlamasının önüne geçmektir." diye konuştu.
 
Enjeksiyonların risklerine de değinen Yağcı, şöyle devam etti:
 
 "Riskleri 3 gruba ayırabiliriz. Bunu, hastalığa ait, enjeksiyon  yöntemine ait ve enjekte edilen ilaca ait riskler şeklinde sıralayabiliriz. Hekim  bu noktada risk, fayda oranını göz önünde bulundurarak hastaya durumu açıklar ve  enjeksiyon tedavisi kararı beraber alınır. Doğru seçilmiş hastada ve iyi  uygulamalar ile risk oldukça düşüktür. Önceden bu enjeksiyonlar anatomik  belirteçler kullanılarak yapılıyordu. Ancak çoğu enjeksiyon işleminde iğnenin  hedefe vardığı görülemediğinden işlem başarısı ortalama olarak yüzde 60  civarındaydı. Son yıllarda kas-iskelet sistemi sorunlarında uygulanan  enjeksiyonların, görüntüleme altında yapılmasıyla başarı oranı yüzde 95'e kadar  çıktı. İşlemin başarısı yanında iğnenin ucu işlem boyunca takip edildiğinden  istenmeyen yaralanmaların da önüne geçilmesi söz konusudur. İşlemin tedavi edici  özelliği artarken aynı zamanda istenmeyen durumların önlenmesi nedeniyle bu  yöntemler 'nokta atışı' olarak adlandırılır. Nokta atışı enjeksiyonlar, yaşam  kalitesini yükseltiyor."
 
Prof. Dr. Yağcı, bu işlemlerin en sık floroskopi ve ultrason  görüntüleri kılavuzluğunda yapıldığını, floroskopide X ışınları, ultrasonda ise  ses dalgalarının kullanıldığını, floroskopiyle derin dokularda iğnenin  görünebilirliğinin daha iyi olduğunu anlattı.
 
Floroskopinin büyük ve pahalı bir cihaz olmasının yanında X ışını  içerdiğini, ultrasonun ise yaygın kullanılan, hem uygulayıcı hem de hasta için  daha konforlu bir cihaz olduğunu ifade eden Yağcı, dezavantajının ise uygulama  yapılacak yerin derin ve kemiğin altında olduğu durumlarda iğnenin bulunduğu  yerin görülememesi olduğunu kaydetti.
 
  
 

ETİKETLER