"Hipertansiyon görülme sıklığı son derece yüksek"

AA |  12 Mart 2019 Salı - 17:11 | Son Güncelleme : 12 03 2019 - 17:11

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, hipertansiyonun Türkiye'de de önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirterek, "Türkiye'de hipertansiyonun görülme sıklığı son derece yüksek. 140-90 mmHg eşik değer alındığında ülkemizde erişkin nüfusun yüzde 31,2'sinde hipertansiyon var. Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30 oranındadır." dedi.


Erol, Taksim'de bir otelde düzenlenen basın toplantısında, Türk  Kardiyoloji Derneği olarak hipertansiyon bilincini artırmak amacıyla "Değerini  Bil" sloganıyla sosyal medya üzerinden yürütülecek bir kampanya başlattıklarını  söyledi.
 
  
Her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden  Erol, yaşla birlikte hipertansiyon hastası sayısının arttığını, 70'li yaşlarda  her üç kişiden ikisinin hipertansif hale geldiğini aktararak, konuşmasını şöyle  sürdürdü:
 
 "Ülkemizde hipertansiyondan haberdar olma oranları, eskiye göre bir  miktar düzelme olmakla birlikte yeterli değil. Hipertansiyonu olan hastaların  ancak yüzde 55'i tansiyonunun yüksek olduğunu biliyor, yani her 100  hipertansiyonlu vatandaşımızın 45'i tansiyonunun yüksek olduğunun farkında dahi  değil. Türkiye'de hipertansiyonun görülme sıklığı son derece yüksek. 140-90 mmHg  eşik değer alındığında ülkemizde erişkin nüfusun yüzde 31,2'sinde hipertansiyon  var. Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30 oranındadır.
 
Tabii ki bu hastalar tanı alamadıkları için tedavi de alamıyorlar.  Bunun ana nedeni hipertansiyonun belirtilerinin silik olmasıdır.  Hipertansiyon  baş ağrısı, kulak çınlaması gibi genel belirtiler veriyor ancak kronik  yükseklikte bu belirtiler de olmayabiliyor, bu durum tanı konmayan hastaların  tedavisiz yaşamalarına yol açıyor. Ancak kronik kan basıncı yüksekliği kalp damar  hastalığı, böbrek yetersizliği, kalp yetersizliği, beyin kanamaları ve felç için  ana risk faktörü.  Bu nedenle hipertansiyon hastalarının olabildiğince tamamının  saptanıp tedavilerinin yapılarak toplumda hipertansiyona bağlı gelişebilecek  birçok hastalığın önlenmesi mümkündür."
 
  
 "Değerini Bil sloganıyla kampanya başlatıyoruz"
 
Prof. Dr. Erol, Türkiye'de, hipertansiyon konusuna dikkati çekmek,  bilinci artırmak, tanı almamış, hastalığının farkında olmayan bireylerin  saptanması amacıyla harekete geçtiklerini ifade ederek, "Türk Kardiyoloji Derneği  olarak 'Değerini Bil' sloganıyla ağırlıklı sosyal medya üzerinden yürüteceğimiz  bir kampanya başlatıyoruz." şeklinde konuştu.
 
  
 Bir yıl devam edecek kampanya hakkında bilgi veren Erol, şöyle devam  etti:
 
  
"Bu kampanyada sosyal medyadan olabildiğince daha fazla kişiye  ulaşarak olabildiğince fazla kişide kan basıncının ölçülmesi ve tanı almamış  hipertansiyon hastalarının ortaya çıkarılması ve uygun tedavilerinin yapılmasının  sağlanması amaçlanmaktadır. Hedef kitlemiz tabii ki toplumumuzun tümü ancak bu  kampanya ile sosyal medyayı nispeten daha sık kullanan gençlerimiz ve  çocuklarımızda bilinçlendirerek hem kendilerinin hem de ebeveynlerinin  tansiyonunu ölçtürmelerini, yani değerini bilmelerine ve bu bilincin  geliştirilmesinin gelecekte de hipertansiyon bilincinin artırılmasına katkı  sağlayacağını düşünmekteyiz."
 
 Erol, sosyal medya ağlarında, haftada üç kez farkındalığı artıracak  mesajlar yayınlanacağına dikkati çekerek, "Ayrıca www.degerinibil.net mikro  sitesi üzerinden halkın hipertansiyonla ilgili bilgilendirilmesi amacıyla, kısa  videolar ve bilgilendirme yazıları paylaşılacaktır. Yine bu kampanyayı halkımızın  günlük yaşamda sıklıkla karşılaşabileceği yerlerde billboardlar, hastane  ekranları ve benzeri görsellerle de destekleyeceğiz. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon  Günü'nde ise kampanyamızı daha da zenginleştirmek istiyoruz." bilgisini paylaştı.
 
 "Tansiyon ölçümlerini halkımız kendisi yapabilir"
 
Prof. Dr. Vedat Aytekin de tansiyon ölçümlerinin her evde rahatlıkla  yapılabileceğini anlatarak, "Tansiyon yani kan basıncı ölçümlerini halkımız  kendisi de yapabilir. Kullanılacak tansiyon aleti tercihen üst kol ortasına veya  el bileğine yerleştirilen klasik, yarı otomatik veya otomatik bir cihaz olabilir.  Ancak ölçüm hatalarını azaltmak için üst kol ortasına yerleştirmek ve otomatik  bir cihaz kullanmak daha doğru olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
İlk kullanımlarda birkaç kez tecrübeli, profesyonel bir kişinin  ölçümüyle kendi ölçümlerini eş zamanlı olarak karşılaştırmanın uygun olduğunu  aktaran Aytekin, şöyle devam etti:
 
 "İlk ölçümde her iki koldan ölçüm yapılmalıdır, iki kol arasında 5  mmHg'ya kadar fark olabilir. Daha sonraki ölçümlerde yüksek ölçülen taraftan  takip yapılmalıdır.  Ölçüm yapılmadan önce 5 dakika kadar sakin bir ortamda ve  oturur konumda istirahat edip ardından ölçüm yapmak daha doğru rakamı verecektir.  Tansiyon ölçmeden önceki son yarım saatte kafein alınmamalı, sigara içilmemiş  olmalıdır. Ölçüm birkaç dakika arayla 2 kez tekrarlanmalı ve çelişkili bulunursa  bir kez daha yapılmalıdır.  Evde ölçüldüğü zaman, normal tansiyon değerleri büyük  tansiyon için 135 mmHg'nin altı, küçük tansiyon için 85 mmHg'dır. Doktor ofisinde  yapılan ölçümlerde bu oranın ise biraz daha yüksek çıkabilmektedir."
 
"Hastaların tedavisi kadar, takibi de tedavinin bir parçasıdır"
 
Prof. Dr. Atila Bitigen ise hipertansiyon hastalarının takibinin çok  önemli olduğunu vurgulayarak, "Hastaların tanı ve tedavisi kadar tanı konulduktan  sonra takibi de tedavinin bir parçasıdır. Hastanın takibi, hastanın ve  yakınlarının bilinçlendirilmesi, kan basıncı değerinin takibi, ilaç ve ilaç dışı  tedaviye uyumun artırılmasını içerir. Tedavi başlanan hasta, ilacın kan basıncı  üzerine olan etkisinin ve muhtemel yan etkilerinin değerlendirilmesi amacı ile  tedavinin başlanmasını takiben 2-4 hafta aralıklarla görülmelidir. İlaçların  maksimum etkileri genellikle günler veya haftalar içinde görülür." şeklinde  konuştu.
 
Kan basıncı açısından hedeflenen değerlere ulaşıldığında kontrol  vizitelerinin araları açılıp, hastanın birkaç ayda bir görülebileceğinin  bilgisini veren Bitigen, şunları kaydetti:
 
"Hasta takibinde bir amaç da düzeltilebilir risk faktörlerinin kontrol  edilmesidir. Hipertansiyon tedavisinin eşittir ilaç tedavisi olmadığı bilinci  hastalara verilmelidir. Yaşam tarzı değişiklikleri diye özetlediğimiz  düzeltilebilir risk faktörlerinin ortadan kaldırılması her vizitte kontrol  edilmeli ve hastaya bunun önemi tekrar tekrar vurgulanmalıdır. Şişman bir kişinin  10 kilogram vermesinin bir ilaç kadar tansiyonu düşüreceği, yine sporun, tuzsuz  yemenin, uygun beslenmenin, sigaranın bırakmanın önemi her doktor ziyaretinde  kontrol edilmelidir.  Viziteler sırasında kan basıncı yüksekliğinin devam ettiği  tespit edilen hastalarda bunun sebepleri araştırılmalıdır."
 
Konuşmaların ardından "Değerini Bil" kampanyası kapsamında hazırlanan  video sunumu gösterildi.
 

ETİKETLER