“Fazla Şaapma” diyerek gösteriye başladım

FÜSUN SAKA / fsaka@gazetevatan.com |  27 Ocak 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 27 01 2018 - 2:30

5 yıl önce twitter’da yazdıklarını okumak takipçileri için günün ilk kahvaltısı gibiydi. Hala çok güzel yazıyor Ömür Özdemir, nam-ı diğer ceriLevis. Şimdi ise tek kişilik bir performans sergiliyor. Yeni gösterimi 26 Şubat’ta Kadıköy Duru Tiyatro’da.


Aslında hayalim değildi böyle bir gösteri yapmak” diye başlıyor söze Ömür Özdemir yeni tek kişilik performansı için ve içtenlikle durumu özetliyor: “Bir süre iş bekledim gelmedi. Gelen işleri de ben beğenmedim. Dedim milletin iki dudağı arasında olmaktansa kendi kendime bir şey yapayım. İlk gösterimi İstanbul Komedi Festivali’nde yaptım. Şimdilerde ise Gergedan yapımla beraberiz.”

Gösterinin çerçevesinden bahseder misin?

-Fazla Şaapma aynı adı taşıyan kitabımdan hikayelerimi anlatıyorum. Yırtma mücadelemi, aşk hayatımdaki saçmalıkları, ilaç sektöründeki günlerimi, sosyal medyayla tanışmamı ve yaşadıklarımı paylaşıyorum. İlk perdede başına bin türlü şey gelmesine rağmen mücadelesine devam eden bir kaybeden var sahnede. İkinci perdede ise bir kazanan geliyor.

Kaybedenlerle kazananların hikayesi var değil mi?

İkinci perde kaybedenle kazananın buluşması şeklinde geçiyor. Kaybeden kazananın hayatına dair merak ettiği soruları soruyor. Seyirci bu esnada çok eğleniyor. Konuğum akustik performans da sergiliyor, şarkılarını söylüyor, güzel bir müzik ziyafeti oluyor salonda. Oldukça ilginç geliyor seyirciye ve çok eğleniyoruz.

 

Konuklarıma her mecrada sorulmayacak şeyleri soruyorum. Pek yapılan birşey değil bu.

Bu sosyal medya işine nasıl sardın?

Sosyal medyaya ikinci karım sayesinde bulaştım. İkinci karımın en büyük isteği çocuk sahibi olmaktı. Uğraştık ama olmayınca da buna bi tiksinti geldi evlilikle ilgili, sonra bana sarmaya başladı. Tam da bu esnada güzide ülkemizde Twitter yeni yeni popi oluyordu. Ben de ufak ufak Twitter’a sırnaşmaya başladım. Evde benden tiksinen “keşke ölsen” bakışları atan bir karım, sanal dünyada ise “sen çok yaşa” diyen takipçilerim vardı. Annannemin bize aşılamaya çalıştığı “sev seni seveni” mottosundan ilerleyerek devam ettim. Sonra da karım beni boşadı. Saygıdeğer başbaşa kaldım.

Olumlama yerine saldırı mı insanı fenomen yapıyor?

Valla sallaya sallaya fenomen oldum. Güzel şeyler yazınca kimse iplemiyordu. Ben de rahatsız olduklarımı yazmaya başladım. Bu kah Ömür Gedik’in aşırı özgüveni, kâh enflasyonu pinpon topu üzerinden hesaplayanlar, kah şu kah bu. Önemli olan herkesin aklından geçenleri 140 karakterde ortaya koyabilmek, anlaşılır şekilde yazabilmekti. Biraz da zeka pırıltısı saçabilirsen süsü oluyordu. Sonra üniversitelere söyleşilere, konferanslara, tv ve radyo programlarına çağrılmaya başladım sosyal medya hakkında konuşmak ve deneyimlerimi paylaşmak için.

Havaya girmiştim

Takipçi sayım arttıkça havaya girdim ama kendimi baskı altında da hissettim. Ama her şeye rağmen geniş kitlelere ulaşmak güzel bir şey. Hele ki benim gibi hayatının bir kısmı köyde geçmiş, istediği iş olan oyunculuğu değil, mecbur kaldığı satış ve pazarlama işini yapmış bir öğretmen çocuğu için.

Sanal hayatın ekmeğini yedim

Gözden düşenler var değil mi twitter aleminde?

Son yıllarda Twitter’ın düşüş trendinde olup popularitesini instagram’a kaptırmasıyla birlikte benim gibi birçok çok takipçili kullanıcı eski etkileşimi yaşayamaz oldu. Siyasetin hakim olduğu, kutuplaşmanın ve linç kültürünün alışıldık bir şey haline geldiği, trollerin krallığını ilan ettiği bir mecraya döndü Twitter. Aslında ben de çok sıkıldım ama kendimi mekanın sahibi gibi hissettiğimden o aktif halime devam ediyorum.

Sanal alemin kazandırdığı insanlardan mısın?

Sanal hayatın ekmeğini en çok yiyenlerden biri olduğum. Sevdiğim işi yapmaya başladım. Birçok üstadla tanıştım, aynı dizide oynadım. Dönüp yüzüme bakmayacak kadar güzel kadınlarla konuşabildim, sevgili oldum. Babam benim ne yaptığımı görmek için 65 yaşında bilgisayar kullanmayı öğrendi.

Instagram trend

Görgüsüzlerin takipçileri

Sosyal medyada yeni trend instagram’daki görgüsüzlükler. Ne kaa görgüsüzlük, o kaa takipçi. Gucci çantanı, prada montunu takipçilerinin gözüne gözüne sokacaksın. Normalde hiç sosyal medya instagram falan kullanmayan hatta nasıl kullanıldığını bile bilmeyenlere yurtdışına çıkınca bir şey oluyor mesela. Günde 200 tane story, bumeranglar, süperzoom’lar. İnstagram’ın Twitter’dan daha iyi yaptığı birçok şey var ama bence en barizi flörtleşmenin kapısını ağzına kadar açması. Dilediğiniz kişiye mesaj yollayabiliyorsunuz. Eski fotoğraflarını beğenip “seninle ilgileniyorum” alt metnini utanmadan sıkılmadan verebiliyorsunuz. Dolayısıyla da özellikle kadınlar eskiye göre daha flörtözler sosyal medyada. Yuvalar yıkılıyor, yuvalar yapılıyor. Tanrı hepimizi korusun. Amin.