"Çocuklar günde en az bir saat fiziksel aktivite yapmalı"

AA |  18 Eylül 2019 Çarşamba - 12:46 | Son Güncelleme : 18 09 2019 - 12:46

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Pediatrik Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Yıldırım, "Sağlıklı bir nesil için çocukların oturarak geçirecekleri zamanı azaltmaya yönelik girişimlerde bulunmalıyız. Fiziksel aktivite yapabilecekleri seçenekler sunmalı ve oyun oynayabilecekleri alanlar sağlamalıyız." dedi.


Doç. Dr. Ayşe Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 20 yılda tüm dünyada  obez ve kilolu çocuk sayısında artış gözlendiğini söyledi.
 
Bu artışın büyük kısmını şehirlerde yaşayan okul çağı çocuklarının  oluşturduğunu ifade eden Yıldırım, "Kilo alımı ve obezitenin en önemli nedenleri  arasında kalorisi yüksek yiyecek ve içecek tüketimi ile sedanter yaşam yer  alıyor. Çocuklar evde, okulda ve arabada daha fazla oturarak zaman geçiriyorlar.  Bilgisayar, tablet, cep telefonu kullanımı, uzun televizyon izleme süresi gibi  birçok neden, hareketsiz geçirilen zaman miktarını arttırmaktadır." diye konuştu.
 
Yıldırım, fiziksel aktivitenin, sağlıklı büyüme ve kardiyak-metabolik  risklerin azaltılması için gerekli olduğunu, şeker ve yağ metabolizması üzerinde  olumlu etkileri bulunduğunu hatırlattı.
 
Fiziksel aktivitenin, vücuttaki yağ dokusunu azalttığını, bel  çevresindeki incelmenin bunun en iyi göstergesi olduğunu belirten Yıldırım,  şunları kaydetti:
 
"Fiziksel aktivitenin çocuğa yararlı biyolojik etkilerinin yanı sıra  birçok faydalı psikolojik etkileri de bulunmaktadır. Çocuğu depresyondan ve  anksiyeteden korur, kendine güven duymasını, çevreden saygı görmesini sağlar.   Ayrıca çocuğun kötü alışkanlıklar edinmesine engel olur.  Düzenli yapılan  fiziksel aktivite çocuğun okul başarısını da arttırır. Sağlıklı yaşayabilmek  için, ilerde gelişecek kalp damar ve şeker gibi metabolik hastalıklardan korunmak  için 5 ile 18 yaş arasındaki okul çağı çocuklarının en az orta şiddette olmak  üzere 1 saat düzenli fiziksel aktivite yapmalarını öneriyoruz. Fiziksel aktivite  sırasında çocuğun terleyerek, yorularak efor harcaması gerekiyor. Çocuklar günde  en az 1 saat bisiklete binmek, oyun alanı aktiviteleri gibi orta şiddetli, koşmak  ve tenis oynamak gibi daha ağır şiddetli aktiviteler yapmalıdır. Haftada 3 kez  yüzme, tenis ve jimnastik gibi daha ağır fiziksel aktiviteler çocuğun güçlü kemik  ve kas yapısına sahip olmasını sağlar. Oyun alanlarında bulunan aletlerle yapılan  hoplamalı, zıplamalı, atlamalı, tırmanmalı aktiviteler de haftada 3 kez  yapılabilir. Bu aktiviteler de kemik ve kas gelişimi açısından önemlidir."
 
"Sabah kahvaltısı çok önemli"
 
Yıldırım, çocuklarda azalmış fiziksel aktivitenin yanı sıra kötü  beslenme alışkanlığının da ileride kalp damar hastalığına yol açabileceğini  vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Bundan korunmak için özellikle doğumdan itibaren anne ve babalar  çocuklarına dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmaya çalışmalıdır. Ebeveynler  çocukları sofraya oturmaya başladığı andan itibaren günün en önemli öğünü olan  sabah kahvaltısını yaptırmalıdır. Sabah kahvaltısını yapmayan çocuklarda kilo  alımı ve obezite daha fazla görülmektedir. Ayrıca sofradaki tuz tüketimine de  dikkat edilmeli, çocuklar aşırı tuz kullanımından uzak tutulmalıdır.  Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında başlayan aşırı tuz kullanımı, ilerde kan  basıncında artmalara ve hipertansiyon hastalığına neden olacaktır. Genetik açıdan  kalp damar hastalığına yatkın olan ebeveynler daha fazla dikkat etmeli düzenli  fiziksel aktivite ve sağlıklı besleme alışkanlıklarını çocuklarına mutlaka  kazandırmaya çalışmalıdır."
 
Kilolu çocukların yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde kronik sağlık  sorunları ile karşılaşabileceğini anımsatan Yıldırım, obezitenin Tip 2 diyabet,  kalp damar hastalıkları, uyku bozuklukları, hipertansiyon ve eklem hastalıklarına  da neden olabileceğini söyledi.
 
Yıldırım, kalp hastası çocuk sahibi ebeveynlerin aşırı koruyucu  davrandığını, çocukların normal fiziksel aktivitelerini bile kısıtlayabildiğini  belirterek, "Bu durum çocukların sosyal ortamlardan uzaklaşmalarına, yalnız  kalmalarına neden olmaktadır. Doğumsal kalp hastalıkları oldukça geniş bir  yelpazeye sahiptir. Hastalığın şiddeti çocuktan çocuğa değişmekle birlikte  hastalık zaman içinde de değişiklikler gösterebilir. Her çocuğun kendine ait  farklı bir kalp hastalığı bulunur, bu nedenle her çocuk kendi özelinde  değerlendirilmelidir.  Yapılacak fiziksel aktivitenin tipi ve şiddeti, kalp  hastalığının durumuna göre değişmekle birlikte çoğu kalp hastası şiddeti değişen  oranlarda ve farklı kategorilerde bir fiziksel aktiviteyi yapabilir. Seçilecek  fiziksel aktivitenin ayrıntılarını belirlemek için çocuk kardiyoloji uzmanı ile  karar vermek uygun olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
Bazı kalp ritim sorunlarında, kalp yetersizliğinde, önemli kalp kapak  ve kalp kası hastalıklarında çocukların fiziksel aktivite yapmalarına izin  verilmediğini söyleyen Yıldırım, fiziksel aktivite yapan kalp hastası çocukların  kalp sağlıklarının, yapmayanlara göre çok daha iyi durumda olduğunu kaydetti.
 
Çocuklara fiziksel aktivite yapma alışkanlığı kazandırılması  gerektiğini vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi:
 
"Sağlıklı bir nesil için çocukların oturarak geçirecekleri zamanı  azaltmaya yönelik girişimlerde bulunmalıyız. Fiziksel aktivite yapabilecekleri  seçenekler sunmalı ve oyun oynayabilecekleri alanlar sağlamalıyız. Sağlıklı  beslenme alışkanlığını da yaşam tarzı olarak benimsemeleri için çaba  göstermeliyiz. Ana öğünlerde sandviç, fast food, abur-cubur yerine ev yemekleri  tercih etmesi, yüksek kalorili ve asitli içeceklerden uzak durması, doğal  meyvelerden hazırlanmış ev tipi içecekler ve günde en az 2 litre su tüketmesi  için özen göstermeliyiz. Televizyon izleme, tablet, bilgisayar gibi elektronik  cihazların kullanım süreleri azaltılmalı, bu sırada yiyecek ve şekerli  içeceklerden uzak durulmalıdır. Çocukların okula araba ya da servisle gitmeleri  yerine yürüyerek ya da bisikletle gitmeleri sağlanmalı, bisiklet kullanımı  yaygınlaştırılmalıdır. Çocukları ilerde oluşabilecek kalp damar hastalıkları,  hipertansiyon ve şeker hastalıklarından korumak için bugünden gereken önlemleri  almalıyız. Aksi taktirde sağlık sorunlarında ciddi artışlar, çalışan ve üreten  genç bireylerde ağır kalp damar hastalıkları ve ölümler görülebilir. Sağlıklı  nesiller için el ele vermeli toplumca çaba göstermeliyiz."

ETİKETLER