'Aynı olmak zorunda değiliz'

31 Ocak 2008 Perşembe - 21:34 | Son Güncelleme : 31 01 2008 - 21:34

Başbakan Erdoğan, yeni yılın ilk Ulusa Sesleniş konuşmasında şu mesajları verdi...


Yeni yılın ilk Ulusa Sesleniş konuşmasını yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, millet olarak farklılıkların kendilerini zenginleştirdiğini iyi bilmek durumunda olduklarını belirterek, “Birbirimizle aynı olmak zorunda değiliz ama bir ve beraber olmak zorundayız” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kendi vatandaşlarını tehdit olarak gören bir devlet ilerleyemez. Korku senaryolarının yoğunlaştığı, demokrasinin kesintiye uğradığı, özgürlüklerin kısıtlandığı dönemlerin ardından daima büyük sıkıntılar, krizler gelmiştir. İşte bu yüzden bugün toplumsal huzur ve istikrarımızı en değerli kazancımız sayıyoruz” dedi.

Başbakan Erdoğan, yeni yılın ilk Ulusa Sesleniş konuşmasında 2007 yılında insanların yaşam kalitesini yükseltmek için her alanda önemli mesafeler kat edildiğini belirterek, Atatürk’ün muasır medeniyetlerin üzerine çıkma hedefine ulaşmak için daha aşılması gereken çok sorun olduğunu söyledi. Erdoğan, bir çoğunun artık daha fazla ertelenmeye, ötelenmeye, görmezden gelinmeye tahammülü olmasa da karşı karşıya bulunulan sorunların, geleceğe olan inançlarını kırmaması gerektiğini kaydetti. Erdoğan, “Biz hep şuna inandık; Türkiye'nin aşılamayacak sorunu, halledilemeyecek meselesi yoktur. Yeter ki, sorundan değil, çözümden yana ortak bir iradeye sahip olalım. Biz, sorunların, gerilimlerin, çözümsüzlüklerin değil, ortak aklın, müşterek çözümlerin parçası olmak için yola çıktık” dedi.

Türkiye'nin temel meselelerinin ya hallolmasının ya da hal yoluna girmesinin çözüm odaklı anlayışları sayesinde olduğunu belirten Erdoğan, “Türkiye'yi normalleştirecek, on yıllarımızın, yeni kuşaklarımızın bir daha aynı sorunlar içinde kaybolup gitmesini önleyecek olan da budur. Unutmayalım ki, her çözüm, birlik ve beraberliğimizi, sosyal barışımızı biraz daha güçlendirecek, huzur ve refahımızı biraz daha artıracaktır” diye konuştu.

ÇETELERLE MÜCADELE

Milletin huzur ve refahını, can ve mal emniyetini tehdit eden “organize suç örgütleriyle, hukuk dışı yapılanmalarla, menfaat şebekeleriyle ve çetelerle” mücadelenin büyük bir önem taşıdığını vurglayan Erdoğan şöyle konuştu:

“Kurumlarımız artan bir kararlılıkla, işbirliği içinde bu karanlık odakların üzerine gidiyor. Bu oluşumların varlığı, modern, çağdaş Türkiye'ye ve onun kurumlarına en büyük haksızlıktır, en büyük kötülüktür. Bu tür yanlış yollara sapanların varlığı, kurumlarımıza olan güveni sarsamayacaktır. Kurumlarımızın yıpratılmasına ve kirletilmesine hiç bir şekilde izin veremeyiz, vermemeliyiz. Bu mücadelede bütün kurumlarımızın yargısı, polisi ve askeriyle, medyası ve sivil toplum kuruluşlarıyla üzerine düşeni yaptığına inanıyor, kurumlarımızın güven ve itibar kazanmasından memnuniyet duyuyorum.”

PKK PANİK İÇİNDE

Terör örgütünün kanlı düzenini sürdürmekten başka bir amacı olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Panik içindeki çırpınışları bunun en açık göstergesidir” dedi. Ocak ayının Diyarbakır’da meydana gelen bombalı saldırıyı anımsatan Erdoğan, saldırıda yaşamını yitirenlerin adlarını okullarda yaşatacaklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, alınan siyasi, askeri, diplomatik, sosyal ve ekonomik tedbirlerle terör örgütünün giderek daha da yalnızlaştığını ve çaresizleştiğini belirterek, olayın hemen ardından Diyarbakır’a gittiklerini anımsattı. Bölgedeki insanların, artık bir an önce terörün getirdiği şartların sona ermesini, normalleşmenin başlamasını ve bölgeye yatırımların artarak devam etmesini beklediğini kaydederek, “Son beş buçuk yılda bölgeye yaptığımız yatırımlar insanlarımızın geleceğe dönük umutlarını canlandırmıştır. Bu değişim, terör örgütünün zeminini kaybetmesi demektir. Yaşadıkları panik bu yüzdendir, yeniden kargaşa çıkararak, yeniden düşmanlıkları besleyerek bu olumlu gidişatı değiştirmek istiyorlar” diye konuştu.

BİRBİRİMİZLE AYNI OLMAK ZORUNDA DEĞİLİZ

Millet olarak farklılıkların kendilerini zenginleştirdiğini iyi bilmek durumunda olduklarını da belirten Erdoğan, “Birbirimizle aynı olmak zorunda değiliz ama bir ve beraber olmak zorundayız” dedi. Sözlerini “Bu topraklar Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin bilgeliğiyle bereketlenmiş topraklar? Bizim gönüllerimizde hoyratın da, deyişin de, uzun havanın da, gazelin de yankısı bir” diye sürdüren Erdoğan, “Muharrem ayı vesilesiyle bu sene bir ilki gerçekleştirerek Alevi vatandaşlarımızla bir iftar sofrasının etrafında buluştuk, matem günümüzde ‘Gelin Canlar Bir Olalım’ çağrısına icabet etmiş olduk. Bir kere daha farkına vardık ki, bu ülkenin bütün canlarının hamuru birdir, mayası birdir, gönlü birdir” dedi.

YILLARDIR KONUŞULAMAYAN TABULAR

Türkiye’nin yıllar yılı tabu olarak görüldüğü için konuşulmamış meseleleri olduğuna işaret eden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu meseleleri aklıselimle aşmak, toplumsal zeminde en geniş mutabakatı sağlayarak bu düğümleri çözmek, bu sorunları arkamızda bırakarak Türkiye'nin gündeminden düşürmek mümkün. Demokrasi ve hukuk düzenimiz içinde her problemin bir çözümü var, yeter ki bu çözümü önyargısız bir biçimde arayalım. Türkiye bir vehimler ve korkular ülkesi olmasın, bir özgürlükler ve idealler ülkesi olsun, istiyoruz. Bütün insanlarımız anayasal meşruiyet sınırları içinde kendilerini, fikirlerini ifade etsinler, eğitim- öğretime, ekonomik ve sosyal hayata dahil olsunlar, bunu istiyoruz. Bilim ve fikir insanlarımızın önünü açalım, müteşebbislerimizin önünü açalım, huzursuzluk ve gerilimleri ortadan kaldıralım ki, milletçe hep birlikte kazanalım, bunu diyoruz.”

KENDİ VATANDAŞLARINI TEHDİT OLARAK GÖREN TÜRKİYE İLERLEYEMEZ

Başbakan Erdoğan, Türkiye son beş yılda toplumsal huzur ve istikrarı demokrasiyle yakaladığını söyleyerek, “Kendi vatandaşlarını tehdit olarak gören bir devlet ilerleyemez. Korku senaryolarının yoğunlaştığı, demokrasinin kesintiye uğradığı, özgürlüklerin kısıtlandığı dönemlerin ardından daima büyük sıkıntılar, krizler gelmiştir. İşte bu yüzden bugün toplumsal huzur ve istikrarımızı en değerli kazancımız sayıyoruz” dedi.

KİMİNİ YÜCELTİRKEN, KİMİNİN ÖTEKİLEŞTİRİLMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokrasi ve adaleti, kalkınmanın temeli saydıklarını söyleyerek “Hiç kimsenin bu ülkenin insanları arasına nifak tohumları ekmesine izin vermeyeceğiz. Hiç kimsenin bu ülkenin vatandaşları arasında bir ayrım yapmasına, kimini yüceltirken kiminin ötekileştirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Birbirimizin hakkına, hukukuna, yaşam biçimine sonuna kadar saygı göstereceğiz” dedi.

"Yetmiş milyon insanın her birinin hakkını, hukukunu en az kendi hak ve hukukumuz kadar koruyarak aziz bileceğiz" diyen Erdoğan, “Devletin bütün vatandaşlarına aynı mesafede durmasına azami dikkat ve hassasiyeti göstereceğiz. Bu ülkeye daima demokrasinin en yüksek standartlarını layık göreceğiz, bunu asla tartışmayacağız” şeklinde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, televizyonlarda yayınlanan Ulusa Sesleniş konuşmasında demokrasi ve adaletin kalkınmanın temeli saydıklarını söyleyerek “Hiç kimsenin bu ülkenin insanları arasına nifak tohumları ekmesine izin vermeyeceğiz. Hiç kimsenin bu ülkenin vatandaşları arasında bir ayrım yapmasına, kimini yüceltirken kimini ötekileştirmesine müsaade etmeyeceğiz. Birbirimizin hakkına, hukukuna, yaşam biçimine sonuna kadar saygı göstereceğiz. Birbirimizin kaygılarını, endişelerini anlayacağız ki, milletimizin hiç bir ferdi kendini dışlanmış ya da baskı altında hissetmesin” dedi.

VATANDAŞLARA AYNI MESAFEDE DURMAYA ÖZEN GÖSTERİYORUZ

"Yetmiş milyon insanın her birinin hakkını, hukukunu en az kendi hak ve hukukumuz kadar koruyarak aziz bileceğiz" diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Devletin bütün vatandaşlarına aynı mesafede durmasına azami dikkat ve hassasiyeti göstereceğiz. Bu ülkeye daima demokrasinin en yüksek standartlarını layık göreceğiz, bunu asla tartışmayacağız. Özgürlüklerin en geniş manada yaşandığı demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak her günü bir öncekinden daha ileride tamamlamak için çalışmak zorundayız. Zira kaybedecek vaktimiz yok, yapacak çok işimiz var.”

MEDENİYETLER İTTİFAKI

Başbakan Erdoğan, toplumsal barışın Türkiye için ne kadar önemliyse, toplumlararası barışın da dünya için o kadar önemli olduğuna işaret ederek göreve geldiklerinden bu yana Türkiye’yi dünya barışının en güçlü savunucularından biri haline getirmek için çaba gösterdiklerini söyledi. 2005 yılında dönemin BM Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan’ın himayesinde, İspanya Başbakanı Sayın Zapatero ile birlikte Medeniyetler İttifakı projesini başlattıklarını anımsatan Erdoğan, bu projenin dünyada önemli yankı bulduğunu vurguladı. Erdoğan, Ocak ayı içinde İspanya’da Medeniyetler İttifakı 1. Forumu’nu gerçekleştirdiklerini anımsatarak, “Bugün dünyanın pek çok yerinde yükselen savaş ateşlerini söndürmenin, acıları dindirmenin yolu inanıyorum ki medeniyetleri buluşturan böyle barışçı adımların sıklaşmasından geçiyor” dedi.

İspanya ziyareti hakkında da bilgi veren Erdoğan, “AB üyeliğimize başından beri açık destek veren İspanya'yla yakın dayanışmamız, inanıyorum ki, karşılıklı çıkarlarımız kadar küresel barış ve refaha da önemli katkılar sağlamaktadır” diye konuştu.

YUNANİSTAN’LA İLİŞKİLER

Başbakan Erdoğan, hükümet olarak göreve geldikleri günden bu yana Yunanistan'la olan ilişkilere büyük önem verdiklerini ve bu çerçevede 49 yıl aradan sonra ilk defa bir Yunanistan Başbakanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesinin ikili ilişkilerin gelişmesine zemin hazırladığını söyledi. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’le yaptıkları temasları anlatan Erdoğan, “Ege ihtilafları, Kıbrıs meselesi, azınlık sorunları, birlikte üzerinde çalışmamız gereken sorunların başında yer alıyor. Ancak biliyoruz ki, bu sorunların çözümü, zorlukların tekrar tekrar vurgulanmasından değil, diyalog ve müzakere kanallarının açık tutulmasından geçmektedir. Görüşmelerimizde Yunanistan'daki kardeşlerimiz Batı Trakya Türklerinin sorunlarından Türkiye’deki Rum Ortodoks vatandaşlarımıza kadar her meseleyi yapıcı bir yaklaşımla değerlendirdik” dedi.

BÜTÇE HEDEFLERİ

Konuşmasında ekonomik gelişmeleri de değerlendiren Başbakan Erdoğan, göreve geldikleri 2002 yılından bu yana bütçe hedeflerinde beklentilerin ötesinde isabet kaydettiklerini söyledi.

Erdoğan, 2007 başında bütçe açığı 16.8 milyar YTL olarak öngörülmesine karşın, 13.9 milyar YTL bütçe açığı gerçekleştiğine işaret ederek, “Böylece hükümet olarak uyguladığımız beşinci bütçede de hedefin altında bir bütçe açığı gerçekleşmesi sağlanmış oluyor” dedi.

2007 yılı başında bütçe açığının GSMH’ye oranının yüzde 2.7 olması öngörülmüş iken, bu oranın da yüzde 2.1 seviyesinde kaldığına işaret eden Erdoğan, 2002 yılında bu oranın yüzde 14.6 olduğunu da hatırlattı.

MAASTRICHT KRİTERLERİ

Türkiye’nin 2005 yılından bu yana bütçe açıklarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı bakımından Maastricht kriterlerine uyumlu hale gelmiş örnek bir ülke olduğunu kaydeden Erdoğan, “Yine hükümetimizin mali disipline verdiği büyük önemin olumlu sonuçlarından biri olarak faiz giderlerinin Gayrı Safi Milli Hasıla’ya oranında da hızlı bir düşüş trendi yaşanmaktadır” dedi.

2002 yılında yüzde 18.8 seviyesinde olan bu oranın, 2007 yılı sonu itibariyle, evet yüzde 7.5 seviyesine kadar düştüğünü belirten Erdoğan şöyle dedi:

“2002 yılında vergi gelirlerimizin yüzde 85.9’u, sevgili vatandaşlarım lütfen buraya dikkat edelim yüzde 85.9’u faiz ödemelerine giderken, faiz giderlerindeki düşüş ve vergi tahsilatındaki artış sayesinde 2007 yılında bu oranı yüzde 31.9 seviyesine kadar çekmiş bulunuyoruz. Bu fark önemli bir farktır, Türkiye artık vergi gelirlerini neredeyse bütünüyle faiz ödemelerine kaptıran bir ülke olmaktan çıkmıştır.”

İHRACATTAKİ ARTIŞ

Erdoğan, ekonominin doğru istikamette kararlı bir biçimde ilerlediğine işaret eden bir başka önemli göstergenin de ihracattaki artış söyleyerek, 2007 başında yıllık ihracatın 100 milyar dolar olarak öngörmüşken, yıl sonunda bu miktarın 106 milyar dolara ulaştığı açıkladı.

Enflasyonun son 2 yıl içinde olduğu gibi, 2007 yılında da tek haneli oranlarda kaldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, ülke genelinde yaşanan kuraklık nedeniyle enflasyon hedefinde bir miktar sapmanın olduğunu belirtti. Erdoğan konuşmasını şöyle bitirdi:

“Türkiye ekonomisi, son 5 yılda gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar sayesinde, geçmişin hiç bir dönemiyle kıyaslanamayacak ölçüde güçlü bir yapıya kavuşmuştur. Finansal sektörde, mali sektörde, sosyal güvenlik sisteminde ve daha bir çok alanda gerçekleştirdiğimiz reformlar, ekonomimizdeki kara delikleri kapatmış, belirsizlikleri yok etmiş ve kırılganlığı önemli ölçüde azaltmıştır. Hükümet olarak dünyada yaşanan gelişmeleri an be an takip ediyor, gerektiği zaman tedbirlerimizi büyük bir kararlılıkla alıyoruz. Bundan önceki yıllarda olduğu gibi 2008 yılında da Türkiye’nin ekonomik kalkınması hız kaybetmeden devam edecektir, bundan asla şüpheniz olmasın. 2008 yılı, inanıyorum ki Türkiye için gelecekte mutlulukla hatırlanacak bir dönüm noktası olacaktır. Bu umutla sözlerime son veriyor, sizlere mutlu, sağlıklı, hayırlı yarınlar diliyorum. Kalın sağlıcakla.”

(A.A.)


ETİKETLER

0