Türkiye’ye minnetin simgesi oldu

28 Ekim 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 28 10 2018 - 2:30

Ravda Nur Cuma ve Remziye Çelebi... Biri savaş, diğeri ise bir katliamın mağduru. Ancak ikisinin adını bilmemize neden olan şey aynı: Başarı, fedakarlık ve azim...


Ravda Nur Cuma, İdlib’de yaşadığı köyde henüz 13 yaşındayken savaşla tanıştı. 9 çocuklu ailesiyle önce kamplara sığındı. 14’üne gelmeden evlenmesi için ailesi ve akrabalarının yaptığı baskılara göğüs gerdi. Türkçeyi yaklaşık 2 ayda öğrendi. Liseyi kampta bitirdi. ABD Kaliforniya Üniversitesi’nden aldığı bursla 4 aylığına İngilizce öğrenmeye gitti. Başarı ve cesaretinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kendisine Türk vatandaşlığı verildi. Dışişleri Bakanlığı’nda staj yaptı. Yüzde yüz bursla Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi okumaya başladı.
Türkiye’ye karşı minnetin sözcülüğünü ve Suriyeli kız çocuklarına yönelik çalışmaların öncülüğünü yapan 23 yaşındaki aktivist Ravda Nur Cuma, önceki  Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nce “Göç, Mültecilik ve İnsanlık” temasıyla düzenlenen Kartepe Zirvesi’ne katıldı.   
 
Mültecilik suçum değil
 
Ravda Nur konuşmasında yaşadıklarını yeniden dile getirdi: “Türkiye’ye ilk geldiğimizde mülteci kampında yaşarken “Suriyeli Mülteciler” kelimesini duymak zoruma gidiyordu. Mülteci olmak benim suçum değil. Kimse keyfi olarak yaşadığı evini ve ülkesini terk edip hiç tanımadığı, başka bir ülkede yaşamak istemez. 14 yaşındaydım artık evlenme çağım geldiğini ve evlenmem gerektiğimi söylediler. Ama ben eğitimimi devam ettirmek istiyordum. Anne ve babamı ikna ettim ama akrabalar da etkili olduğu için çok sıkıntı yaşıyordum. Evlenmek istemediğim gibi benim yaşımda olanların da evlenmemesi için çalışmalar yapıyordum. Kamptakiler benim için, isyancı diyorlardı. TV’ye çıktığım için hakkımda dedikodular yapılıyordu. Kendi geleceğimi hayal etmek istedim. Bakasının hayal etmesini istemedim.”
Kız çocuklarının okuması için sarf ettiği çabaları ise şöyle anlattı: “Kızlarını okula göndermeleri için kapı kapı gezdim. Mücadele ettim. Genç kızlara mesaj yollamak için dergi bastırmak istedim.  Küçük kardeşimle beraber Türkiye sınırına geldiğimizde hava 
çok soğuktu. Türk askeri kardeşime montunu verdi ve yiyecek ikram etti. Bu sahneyi unutamıyorum. Türkiye’yi ve Türkçeyi çok seviyordum ve öğrenmek istedim. Azimle çalıştım ve Türkçe’yi ana dilim gibi öğrendim. Daha sonra aileme de öğrettim. Buna rağmen ben hiçbir zaman mücadeleyi bırakmadım. Ülkemdeki savaş benim suçum değil. Ben mülteci olarak doğmadım. Yaptığım çalışmalardan dolayı Cumhurbaşkanımız bana Türk vatandaşlığı hediye etti. Türk vatandaşlığı aldığım için çok mutlu oldum.” 
 
Hiçbir şey imkansız değildir!
 
Remziye Çelebi, 17 yaşında. Üniversite sınavlarında ilk 15 bine girerek Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni burslu olarak bu yıl kazandı. Önceki gün ise Darüşşafaka Cemiyeti’nin ilk kez düzenlediği “Çatı Konuşmaları”nda kürsüye konuşmacı olarak çıktı. Onu kürsüye çıkartan neden ise küçük yaşına, yaşadığı trajediye rağmen hayata okuduğu meydandı! Çünkü Remziye, 2009 yılında Bilge Köyü katlimanında hamile annesi ve babası olmak üzere toplam 42 akrabasını kaybetti. Sonra Darüşşafaka 8 yaşındayken elinden tuttu ve İstanbul’a getirdi. Doğru düzgün Türkçe bile konuşamazken hayat mücadelesine başladı. Birlikte yola çıktığı 5 arkadaşından ikisi ‘yapamayacağım’ diyerek Mardin’e döndü. O inat etti, çalıştı. 
 
Hayat fedakarlık ister
 
Hikayesini ise kendisini dinleyen yüzlerce kişiye şöyle özetledi: “Hayat herkese eşit davranmaz. Ama önümüze çıkan şansları, fırsata çevirip devam etmek bizim elimizde. Ailemi kaybettikten sonra okumak için Mardin’den İstanbul’a yola çıktığımda üstümde inanılmaz bir heyecan vardı. Kendime ilk sözümü yine İstanbul’da verdim. Ben hayatıma bu şehirde devam edecektim. Her istediğimiz, öyle zamanında gerçekleşmiyor. Fedakârlık yapmak, ödün vermek gerekiyor. Darüşşafaka beni alıp getirdiğinde içi bomboş bir küre gibiydim. Ne konuşulan dili anlayabiliyor, ne ortama uyum sağlayabiliyordum.”
 
Türkçe dersi aldım
 
Arkadaşları beden eğitimi dersindeyken kendisinin özel Türkçe dersleri aldığını ifade eden Remziye, “ Birçok defa pes etmiş ve her seferinde tek bir neden beni ayakta tutmuştu: Ailem. Ödülleri, tüm başarıları onlar için aldım. Kendinize devam etmek için bir neden bulun.  Liseyi bile bitirmek hayalken, üniversiteliyim şimdi. Sabırla hiçbir şeyin imkansız olmadığını gördüm ben” dedi.
 

ETİKETLER