Türk Bilim Üssü nedir, neden kurulmuştur? İşte beyaz kıta Antarktika hakkında bilinmeyenler…

09 Şubat 2020 Pazar - 10:29 | Son Güncelleme : 09 02 2020 - 10:29

Türkiye, Ulusal Kutup Programı kapsamında geçtiğimiz yıl Antarktika'da Türk Bilim Üssü'nü kurdu. Antarktika'da kurulan Türk Bilim Üssü'nün Göktürk uydusu ile çekilen fotoğrafı paylaşıldı. Paylaşılan fotoğraftan sonra pek çok vatandaş tarafından araştırılan Türk Bilim Üstü nedir? Neden kurulmuştur? İşte Türkiye'nin geçici bilim üssü kurduğu Antarktika hakkında bilinmeyenler…


Geçen yıl ocak ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın himayesinde, İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi (PolReC) koordinasyonu ile Antarktika'ya 3.Ulusal Antarktika Bilim Seferi düzenlenmişti. Araştırma seferi sırasında Antarktika'ya ilk defa geçici Türk Bilim Üssü kuruldu. Geçtiğimiz günlerde ise Türk Bilim Üssü'nün Göktürk uydusu ile çekilen fotoğrafı paylaşıldı. Paylaşılan bu fotoğraftan sonra Türk Bilim Üstü nedir? Neden kurulmuştur? sorularına cevap arayan vatandaşlar, Antarktika ile ilgili de araştırma yapmaya başladı. Antarktika, zorlu coğrafyası ve doğasıyla kaşiflerin ve bilimsel araştırma ekiplerinin ilgi odağı. Dünyanın en soğuk, rüzgarlı ve kurak kıtasında, sadece bilimsel araştırmaların yapıldığı 30 ülkenin 100'e yakın üssü bulunuyor. İşte Türkiye'nin geçici bilim üssü kurduğu beyaz kıta Antarktika hakkında bilinmeyenler…
 
 
TÜRK BİLİM ÜSSÜ NEDEN KURULDU?
 
Antarktika, zorlu coğrafyası ve doğasıyla kaşiflerin ve bilimsel araştırma ekiplerinin ilgi odağı. Dünyanın en soğuk, rüzgarlı ve kurak kıtasında, sadece bilimsel araştırmaların yapıldığı 30 ülkenin 100'e yakın üssü bulunuyor. Antarktika’da, Antarktika Anlaşması’nı imzalayan bütün ülkeler araştırma yapabiliyorlar. Türkiye, 1995 yılında Antarktika Anlaşması’nı imzaladı. Antarktika Anlaşması'na dayanarak geçen sene şubat ayında kurulan Türk Bilim Üssü’nde 3 yıl boyunca araştırmalar devam edecek.
 
Türkiye'nin de bilim üssünü kurduğu, 14 milyon kilometrekarelik alanıyla dünyanın 5'inci büyük kıtası olan Antarktika, Güney Yarımküre'nin en güneyinde yer alıyor. Yüzde 98'i, ortalama kalınlığı 1,6 kilometre olan buz tabakasıyla kaplı kıtada, yeryüzündeki kullanılabilir tatlı suyun yüzde 67'si buzul olarak bulunuyor.  Kış mevsiminde yaklaşık 18 milyon kilometrekareyi bulan deniz buz alanı, yazın 2-3 milyon kilometrekareye kadar düşüyor. Deniz buzları iklim sistemini dengelerken, besin zincirinin başlangıcı olan alglerin birikimini sağlıyor, çeşitli canlılara yuva ve üreme alanı oluyor.
 
DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇÖLÜ
 
Antarktika, dünyanın en soğuk, rüzgarlı ve kurak kıtası olarak tanımlanıyor. Kıtada rüzgarın hızı saatte 327 kilometreye kadar çıkabiliyor. Kıtadaki en düşük sıcaklık Rusya'nın Vostok İstasyonu'nda 1983'te eksi 89,2 derece olarak kaydedilirken, ölçülen en yüksek sıcaklık 14,5 derece oldu.  Antarktika'da yaz mevsimi, kasım-şubat aylarında yaşanıyor. Dünyanın en büyük çölü olarak da tanımlanan Antarktika, resmi bir zaman dilimi içinde yer almıyor.
 
 
DOĞAL LABORATUVAR
 
Antarktika'nın el değmemiş doğası dünyanın geleceği için büyük önem taşıyor. Kıtanın barındırdığı canlı deniz kaynakları ve buzullarında saklı su potansiyeli, yeryüzünün gelecekteki su ve gıda güvencesi olarak görülüyor.  Kıtanın biyolojik yapısı, dünya ekosisteminin dengesi bakımından önem taşıyor. Antarktika, barındırdığı zengin doğal kaynakların yanı sıra iklim araştırmaları, jeofizik, biyoloji, uzay bilimleri ve diğer birçok bilim dalları için "doğal laboratuvar" özelliği taşıyor. Bilim insanlarının çeşitli alanlarda araştırmalar yaptığı kıtada, zengin maden rezervlerinin de bulunduğu tahmin ediliyor.
 
DÜNYA TARİHİNE İLİŞKİN İPUÇLARI
 
Kıtada dünya tarihine dair ipuçları içeren buz ve tortu kalıntıları da bulunuyor. Bölgenin canlı organizmalarının zor koşullarda hayatta kalacak genetik sırları içerdiği belirtiliyor.
Son yıllarda yaşanan önemli teknolojik gelişmelerle kıtada önemli iklim modellemeleri ve ilaç araştırmaları hayata geçiriliyor. Kıta üzerinde bulunan buz tabakaları içine hapsolmuş ve geçmişe ait verileri içeren hava kabarcıkları ve tortular incelenerek iklim değişiklikleri öngörülebiliyor. Ayrıca, Antarktika'da olağan dışı koşullarda oluşan kimyasal maddelerden ise kanserden antibiyotik dirençli enfeksiyonlara kadar çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanabilecek ilaçlar üretilebiliyor.
 
İNSANLIĞIN ORTAK YARARINA ADANMIŞ TEK TOPRAK PARÇASI
 
Antarktika, zorlu coğrafyası ve gizemli yapısıyla 18. yüzyıldan bu yana kaşifler ve bilimsel araştırma ekiplerinin gözde noktalarından birini oluşturuyor. Yerli halkı olmayan ve hiçbir ülkenin yönetimi altında bulunmayan Antarktika, "bilim ve barış kıtası" olarak adlandırılıyor. Kıtaya penguenler, foklar, balinalar, kuşlar ve çeşitli hayvanlar ev sahipliği yapıyor. 1959'da imzalanan Antarktika Antlaşması, kıtayı barış ve bilime adanmış doğal koruma alanı olarak güvence altına alıyor. Antarktika bu özelliğiyle insanlığın ortak yararına adanmış yegane toprak parçası ve deniz alanı olma özelliği taşıyor.
 
 
30 ÜLKENİN 100' YAKIN BİLİM ÜSSÜ VAR
 
Halihazırda 53 ülkenin taraf olduğu antlaşmayla kıtada sadece bilimsel çalışmaların ve araştırmaların yapıldığı istasyonların faaliyet göstermesine izin veriliyor. Ulusal Antarktika Programları Yöneticileri Konseyi verilerine göre, Antarktika'da, ABD, Çin, Birleşik Krallık, Rusya, Hindistan, Bulgaristan, Ukrayna, Şili ve Arjantin'in de aralarında bulunduğu 30 ülkenin 100'e yakın bilim üssü bulunuyor.
 
Üslerin neredeyse yarısı ulaşımı kolay ve yaşama elverişli olan Antarktik Yarımadası'nda konumlanırken, Güney Kutup Noktası gibi zorlu koşulları olan bölgelerde de üsler yer alıyor. Çoğu bilim üssü yalnızca yaz aylarında faaliyet gösterirken, bazı üslerde yıl boyunca çalışılabiliyor.
Türkiye de son yıllarda Antarktika'da önemli bilimsel çalışmalara imza atıyor. Kıtaya bu yıl Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde 3. Ulusal Bilim Seferi'ni düzenleyen Türkiye, bilim üssü kurma girişimiyle Antarktika'daki araştırmalarını bir üst seviyeye çıkarmayı ve danışman ülke statüsüne geçmeyi hedefliyor.
 
Antarktika'da bilimsel araştırma üssü bulunan ülkeler ise şunlar:
 
ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Belarus, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Bulgaristan, Çekya, Çin, Ekvador, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, Hollanda, İspanya, İsveç, İtalya, Japonya, Norveç, Peru, Polonya, Rusya, Şili, Ukrayna, Uruguay, Yeni Zelanda.
 
ANTARKTİKA ANTLAŞMASI
 
Hiçbir ülkenin yönetimi altında bulunmayan Antarktika'nın "kanunlarını" 53 ülkenin taraf olduğu Antarktika Antlaşmalar Sistemi belirlerken, bu sistemin parçalarından biri olan Çevre Koruma Protokolü kapsamında kıta ve çevresindeki canlı yaşamını korumaya yönelik katı kurallar uygulanıyor. 
 
Zengin doğal kaynaklara sahip Antarktika'da aktif çalışmalar yürüten bilim insanlarının bağlı olduğu 12 ülke (ABD, Sovyetler Birliği, Japonya, Arjantin, Avustralya, Belçika, Fransa, İngiltere, Şili, Yeni Zelanda, Norveç, Güney Afrika) tarafından 1 Aralık 1959'da imzalanan antlaşma, 1961'de yürürlüğe girdi. Günümüze kadar 53 ülkenin taraf olduğu Antarktika Antlaşması, kıtanın tüm insanlığın yararı için sonsuza kadar barışçıl amaçlarla kullanılmasını amaçlıyor. 
 
Türkiye'nin 1995'te taraf olduğu anlaşmayla bilimin desteklenmesi dışındaki faaliyetler yasaklanırken, bilimsel çalışmalar ve bunun sonucu elde edilen verilerin paylaşımı destekleniyor. Ayrıca, kıtada ülkelerin hak iddialarının önüne geçiliyor. Antlaşmanın imzalandığı 1 Aralık ise her yıl "Antarktika Günü" olarak kutlanıyor.  Bulgaristan'da 2015'te düzenlenen 38. Antarktika Antlaşması Danışma Toplantısı'nda ise kıtadaki doğal kaynakların bilimsel amaç dışında çıkarılması süresiz olarak yasaklandı.
 
 
ANTARKTİKA ANTLAŞMALAR SİSTEMİ
 
Hükümleri 60 derece güney enlemine kadar tüm buz tabakaları ve adacıklarda geçerli olan antlaşmaya ilave 3 anlaşmayla Antarktika Antlaşmalar Sistemi oluşturuldu. Hiçbir ülkenin yönetimi altında bulunmayan kıtada kurallar Antarktika Antlaşmalar Sistemi ile belirleniyor. Sistemin merkezinde ise Antarktika Antlaşması bulunuyor. 
 
Sistemdeki diğer anlaşmalar 1972'de imzalanan Antarktika Ayı Balıklarını Koruma Sözleşmesi, 1980 tarihli Antarktika Deniz Canlı Kaynaklarının Korunması Hususunda Sözleşme ve 1991 tarihli Madrid Protokolü olarak da adlandırılan Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolü olarak sıralanıyor.
Antarktika Antlaşmalar Sistemi kapsamında 29 danışman ülke, 24 gözlemci ülke bulunuyor. Türkiye ile birlikte Avusturya, Belarus, Kanada, Kolombiya, Küba, Danimarka, Estonya, Yunanistan, Guatemala, Macaristan, İzlanda, Kazakistan, Malezya, Kuzey Kore, Monako, Moğolistan, Pakistan, Papua Yeni Gine, Portekiz, Romanya, Slovakya, İsviçre ve Venezuela sistemde gözlemci üye statüsünde yer alıyor. Sistemde karar alma süreçlerinde yalnızca danışman ülkeler söz sahibi olabiliyor. 
 
BARIŞ VE BİLİME ADANMIŞ DOĞAL REZERV
 
Madrid Protokolü, Antarktika'nın tabi olduğu ayrıntılı düzenlemeleri içermesi nedeniyle özel önem taşıyor. Danışman ülke statüsü alabilmek için söz konusu protokole taraf olmak gerekiyor. 
Protokol, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 14 Şubat 2017'de kabul edilirken, 8 Mart 2017'de ülkenin Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolü'ne katılımının uygun bulunduğuna dair kanun Resmi Gazete'de yayımlandı. Protokol, tüm ekleriyle birlikte 24 Mayıs 2017'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye'nin hedefinde sistemde "danışman ülke" statüsüne geçmek bulunuyor. 
 
Antarktika ve çevresindeki canlı yaşamı, Madrid Protokolü'nün katı kurallarıyla korunuyor. Söz konusu protokol, çevresel etki değerlendirmesi, Antarktika hayvanlarının ve bitkilerinin koruma altına alınması, atıkların bertaraf edilmesi ve atık yönetimi, deniz kirliliğinin önlenmesi, saha korunması ve yönetimi ile çevresel felaketlerden doğan sorumluluklar olmak üzere 6 ekten oluşuyor. 
Kıtada, tarihi koruma alanları, hayvan yaşamı koruma alanları gibi birçok girilmesi ve faaliyette bulunulması yasak alan bulunuyor. Söz konusu protokol, Antarktika'yı "barış ve bilime adanmış doğal rezerv" olarak tanımlıyor. Protokol hükümlerine göre, çevresel etki oluşturacağı öngörülen aktiviteler için detaylı çevre değerlendirme raporu hazırlanması gerekiyor. 
 
 
KITADAN HAYVAN YA DA BİTKİ ÇIKARMAK YASAK
 
Yerli hayvan ve bitki türlerinin kıtadan izinsiz çıkarılması, aynı şekilde kıta yerlisi olmayan hayvan veya bitki türlerinin izinsiz şekilde antlaşma bölgesindeki kara, buz sahanlığı veya suya getirmesine izin verilmiyor. Bu kapsamda, kıtaya gideceklerin kara ya da buz sahasına çıkmadan önce ve sonra botlarını dezenfekte etmesi gerekiyor. İzin olmadan kıtadan küçük bir taş parçası hatta bir tüy bile alınamıyor. 
 
Kıtada faaliyet yürüten tarafların atık yönetim planları oluşturması zorunlu kılınıyor. Saha kamplarında oluşan atıkların mümkün olduğu ölçüde uygun şekilde bertarafı için destek istasyonlarına veya gemilere götürülmesi gerekiyor. Steril olmayan toprak ve böcek ilaçlarının kara, buz sahası veya suya sokulmasının önüne geçiliyor. Yağlı karışımlar, zararlı maddeler, çöp ve plastiklerin denize atılmasına kesinlikle izin verilmiyor.
 
PENGUEN YOLLARINA DİKKAT
 
Kıtanın ev sahipleri hayvanlara dokunulmasına izin verilmezken, geçiş hakkının daima hayvanlarda olması gerekiyor. Penguenlerin yürüyüş yolları hayvanların psikolojileri için önem taşırken, bu yollardan yürünmemesi isteniyor. Kuşların ve diğer yabani hayvanların insanlara nasıl tepki verdiğine dikkat edilmesi ve penguenlere 5 metreden fazla yaklaşılmaması gerekiyor. Kürklü foklardan en az 15 metre ve deniz fillerinden en az 25 metre uzakta durulması önem taşıyor. Kıtada araştırmalarına devam eden Türk bilim insanları, bu kurallar ışığında çalışmalarını yapıyor.