Gazetevatan.com » Yazarlar » İstanbul’da üç güzel Sokak, kedi, moda!

İstanbul’da üç güzel Sokak, kedi, moda!

16 Ağustos 2015 Pazar


 
Uyuşamayız seninle, yollarımız ayrı
 
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi
 
Senin yiyeceğin kalaylı kapta
 
Benim ki aslanın ağzında...
 
 
Hep hatırlarım bu dizeleri; birileriyle, bir şeylerle aramızda onulmaz farklılıklar hissettiğimde. Her defasında, çelişkilerin gelişmeye dönüşmesini dilerim. Sokak kedisi, benim özgürlük mantram. Yaratıcılığın, yaratımın, tasarımın, tükenmez kaynağı sokaklar…
 
Dünyanın kalbi sokaklarda atıyor. Nasıl bir ritim tutturursa o kalp; sallıyor, titretiyor, hasta ediyor, heyecanlandırıyor. Sokağın ritmi kuşkusuz modayı çok etkiliyor. Çelişkiler yaratıyor, bireyselliği şaha kaldırıp, toplumsallığa öncülük ettiriyor, geleneksel moda kalıplarının ileri vitesi oluyor. Sokak modasında ben, Orhan Veli’nin şiirlerinin tadını buluyorum. Bazen çocuksu, naif, dalgacı, tuhaf, neşeli, renkli, asi unsurlar öne çıkıyor. İdeolojiler, zaman zaman kıyafetlerde baş tacı, zaman zaman çöp oluyor. Sokak modası protest bir olgudur. Ehlileştirme çabasını kaldıramaz.  Karakteri özgürlüktür. Sokak modasında bireyin kendisi kadar şehirler de önem taşır.
 
Bir şehrin, hatta bir semtin; yaşam biçimi, sokaklarına havasını veren sakinlerinin eğilimleri, tarihi, geçmişinden taşıdığı sanat hareketleri belirleyici rol oynar. Yaşadığımız ve/veya  yaşamak istediğimiz şehrin mesajları stylinglere yansır genellikle. Paris, Newyork, Milano, Londra, Stockholm ilham veren ve başı çeken şehirlerdir. Japon sokak modası ‘harajuku’ ise, başlı başına upuzuuuun bir konu.
 
Türkiye’de sokak modasının öncü şehri, her daim İstanbul olmuştur, kuşkusuz. Hatta, “İstanbul havası’’ diye bir tarz deyimi girmiştir dilimize. Her ne kadar ortak bir payda varsa da, İstanbul’un sokak modası, semt semt farklılıklar gösterir bazen. Sokak modası alternatif olarak, doğmuş olsa da, şu an ana akımın ilham kaynağıdır. Dünya, bayılıyor sokak modasına.
 
En büyük markaların çoğu, sokaktan esinlenip, büyük koleksiyonlara imza atıyorlar. Sokak tarzı, büyük trend dalgaları oluşturmaya devam ediyor. Sokakların büyüsü, stylinglere yansıyor. Haydi, şimdi özgür ve olabildiğince öznel birkaç  kombin yapalım birlikte.
 
Şahsiyetimiz, o günkü ruh durumumuz, hedeflerimiz, vermek istediğimiz mesajlar, yaşam biçimimiz, kısacası istediğimiz her şeyi estetik anlayışımız doğrultusunda, giyimimizle yansıtabiliriz.
 
Kafamızın çok karışık olduğu, doğu ile batıyı, kırsal ile kenti, birleştirmek istediğimiz bir günde, ayağımıza stilize bir şalvar geçirip, içimize renkli yüzücü atlet, üzerimize kot bir mont giyebiliriz, süet bootie’lerimizi çekip, heybe çantamızla kıyafetimizi tamamlayabiliriz.
 
 
Benim çok sevdiğim, dünyada trend olmaya devam eden, büyük beden ceketi ya da gömleği; dizleri yırtık jeanle ve renkli, çiçekli stillettolarla, belimize, büyük  bir deri kemer takıp kombinleyebiliriz.
 
Özgün parçalarla birlikte, bazı marka ürünler de kullanabiliriz. Böylece, tezatları çarpıştırıp stilimizde dinamizm oluşturabiliriz. Örneğin, düz lacivert bir elbiseyi, sneakerlarla veya koşu ayakkabılarıyla birlikte değerlendirebiliriz. İstediğimiz takıları ve aksesuarları, bol bol kullanmak bize özgü bir hava yaratacaktır.
 
Bu seneki sokak modasında, kırmızının çoğu zaman leke olarak kullanıldığını gördüm. Sneakerlar ve lacivert elbiseyle, boynumuzda kırmızı bir eşarp, giyimimize sokaktan bazı çağrışımları katacaktır. Kot şort, merserize bir üst, gri kumaş bootieler ve kırmızı ince deri kemer. Bize, bu rahat tarzın içinde, büyük bir cazibe kazandırır.
 
Prototip olmayan, kendimize yakıştırdığımız, kurallar üstü, bu giyim tarzının ilelebet süreceğini ve hep trend olacağını biliyoruz. Konu sokaklar olunca, çok şey var söylenecek, ama yine sohbetin sonuna geldik. Bu günlerde, bir çoğumuz gibi ben de, güzel ülkemin mutlu ve aydınlık günlerini diliyorum. Gönül telim fena titriyor, giderayak. Büyük şair, Orhan Veli’nin ‘dedikodu’su, Levent Yüksel’in muhteşem yorumuyla kulaklarımda. Ben de onunla beraber;
 
“Geç bunları, anam babam, geç bunları;
 
Geç bunları bir kalem;
 
Bilirim ben yaptığımı’’
 
Diyorum, içli içli…